"Önce CFO’lar Geliyor"

Birleşme veya satın alma yöntemiyle Türkiye pazarına giren yabancı şirketler, finans direktörlüğü koltuğunu ellerinde tutmak konusunda hassas. Genel yönetimi Türk tarafına bırakmakta sakınca görmes...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Önce CFO’lar Geliyor

Birleşme veya satın alma yöntemiyle Türkiye pazarına giren yabancı şirketler, finans direktörlüğü koltuğunu ellerinde tutmak konusunda hassas. Genel yönetimi Türk tarafına bırakmakta sakınca görmeseler de özellikle mali işlerin başına kendi atadıkları bir ismi oturtmakta ısrar ediyorlar. Zaten Türk patronların tercihi de yönetim kurulu başkanlığı veya genel müdürlük gibi daha genel yetkilere sahip koltuklar. Sonuç ise yönetim kadrolarının Türk CEO, yabancı CFO formülüyle paylaşılması olarak ortaya çıkıyor.

Eureko Sigorta, Türkiye’ye Garanti Sigorta’nın yüzde 80’ini 365 milyon dolara satın aldı. Şirketin genel müdürlük koltuğunda halen bir Türk yönetici, Okan Utkueri oturuyor. Şirketin finanstan sorumlu koltuğuna ise Coen van der Lubbe atandı. Hollandalı ortak, bu koltukta kendi işleyişini bilen bir CFO’nun bulunmasını istedi. Lubbe, bu talebin diğer gerekçelerini şu sözlerle açıklıyor:

“Biz süreçlerimizi tüm dünyada aynı şekilde yürütmeyi isteriz. Genel merkezden bir yönetici olarak benim sistemler, süreçler ve uygulama yöntemleri konusunda deneyimim var. Bu da Türkiye organizasyonunun sistemimize daha iyi entege olmasını sağlıyor. Ben yabancı bir CFO olarak diğer ülkelerdeki stratejik planlarla karşılaştırma yapabiliyorum ve farklı finansman çözümlerini daha iyi anlayabiliyorum. Türkiye grup içinde yeni bir ülke ve bu nedenle grubun mantığını kavramalarına yardımcı olacak, bilgi birikimlerini artıracak hatta zaman zaman günlük operasyonlar ve iş planlama sürecinde yer alarak onlara bazı bilgileri aktaracak birine ihtiyaç duyuyorlar.”

Coen van der Lubbe, aslında yalnız değil. Pek çok yabancı şirket, özellikle de ortaklık payı yüzde 50’nin üzerindeyse, CFO’luk koltuğunda kendi bünyesinden birinin bulunmasını tercih ediyor. Nortel Netaş ve Novartis CEO’su Türk, CFO’su yabancı olan şirketlerden sadece ikisi.CFO (Chief Financial Officer) pozisyonu yabancı şirketlerin ısrarla ellerinde tutmaya çalıştıkları bir mevki. Bu mevki, şirketteki organizasyon şemasına göre finanstan sorumlu genel müdür yardımcılığı, mali ve idari işlerden sorumlu genel müdür yardımcılığı veya finans direktörlüğü gibi farklı şekillerde anılabiliyor. Finansbank ve Tesco-Kipa gibi kimi şirketlerde ise yönetim kuruluna finanstan çok iyi anlayan bir üye yerleştirme formülü uygulanıyor.

CFO’lar Neden Kritik?
PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından yapılmış bir araştırmaya göre şirketlerin üst yönetiminde finansal konularda yetki ve sorumluluk sahibi kişi, yüzde 91 oranla CFO’lar. Şirketlerin yüzde 2’sinde bu sorumluluğu COO’lar (Chief Operating Officer), yüzde 1’inde ise CEO’lar (Chief Executive Officer) üstleniyor.

Tepe yönetimdeki en kıymetli iki koltuk olan CEO ve CFO’luk, özellikle 50-50 veya eşite yakın ortaklıklarda taraflar arasında ciddi bir pazarlığa neden oluyor. En önemli konuların başında da bu hassas görev paylaşımı geliyor. Genelde anlaşma; bir taraf için yabancı, diğer taraf için Türk bir ismin atanmasıyla sonuçlanıyor. İşte bu tarz durumlarda yabancıların tercihi genelde CFO’luk oluyor. Eğer çoğunluk hisse alımı söz konusuysa, tabii ki hem CEO hem CFO koltuğunu belirlemeyi istiyorlar.

Yatırım uzmanlarına göre yabancıların tercihlerini CEO’luk yerine CFO’luk tarafında kullanmalarının çeşitli sebepleri var. Bunun önemli nedenlerinden biri, finansın yabancılar için çok daha hassas bir koltuk olması. İş Yatırım Kurumsal Finansman, Şirket Birleşme ve Devralmaları Bölümü Müdürü Efsane Çam, nedenleri şöyle sıralıyor:

“Türk-yabancı ortaklıkların kurulmasının temel sebeplerinden bir tanesi, yabancı tarafın daha çok mali konuların idaresi ve kapital anlamda güçlü olmasıdır. İkinci sebep de bu alandaki deneyimleri ve şirkete katabilecekleri yeni açılımlardır. Yabancı bir CFO, farklı kredi veya finansman sağlama yöntemleri yaratabilir. Zaten bunu yapabilecek düzeyde bilgi ve tecrübeleri de oluyor. Dolayısıyla ortaklıktaki yabancı taraf, tüm bunları sağlayabilmek adına finans yöneticisinin kendi ekibinden biri olmasına özen gösteriyor. Deneyimli bir yabancı CFO, şirkete birçok avantaj sağlayabiliyor.”

Atama Konusunda Israrcılar
Kimi durumlarda ise yabancı şirketler “yabancı bir CFO” konusunda ısrarcı olmuyor ama bu görevi üstlenecek ismi kendileri belirlemek isteyebiliyor. Şirket satın alma ve birleşmeleri konusunda danışmanlık hizmet veren PwC Türkiye’nin İK Hizmetleri Bölüm Yöneticisi Murat Demiroğlu da benzer bir değerlendirme yapıyor. Demiroğlu’na göre, yabancıların tercihi her zaman “yabancı CFO” olmasa da atamayı yapan taraf olmak konusunda ısrarcılar. Bu ısrarın gerekçelerini Demiroğlu şöyle analiz ediyor: “Yabancılar finansa önem verir. Her şey döner dolaşır rakama gelir ve bu rakamların doğru olması, hem bugün hem geleceğin sürdürülebilmesi için çok önemli. O yüzden finans en önemli koltuklardan biri. Yabancılar bunu mümkün olduğunca ellerinde tutmak ister. Ya da kendi dillerinden anlayabilecek birisinin gelmesini tercih ederler. Bu kişinin illa ki yabancı olması gerekmez, bir Türk yönetici de olabilir. Ama yabancılar, finansın başına gelecek yöneticinin atamasında mutlaka söz sahibi olmak ister. “

Türkiye’de ise mali işlere biraz daha muhasebe ve kayıt gözüyle bakıldığı için yabancılarla aynı şeyi görmüyor. Oysa yabancı şirketler konuya farklı yaklaşıyor. Demiroğlu, bu yaklaşım farkını şöyle açıklıyor: “Bir yabancı için mali işler departmanının görev alanına hem maliyet, hem gelir, hem gider, hem de risk yönetimi giriyor. Bunların hepsini düşününce o koltuğun değeri gerçekten artıyor. Türkler ise daha genel yönetimi ellerinde tutmak istiyor. Örneğin genel müdür, yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyesi gibi biraz daha unvan ve prestije yönelik koltuklara yöneliyorlar.”

“Standartlaşma da Önemli”
Yabancıların finans koltuğuna bu kadar değer vermesinin bir diğer nedeni de raporlama standartları. ABD ve tüm Batı ülkeleri uluslararası muhasebe standartlarını kullanıyor. Türkiye’nin mevzuatı ve muhasebe standartları biraz daha farklı. Bu yüzden de yabancılar kendi adamlarını Türkiye’ye özgü bu raporları anlayıp, kendilerine raporlayacak halde kullanmak için getiriyorlar.

Yabancı şirketlerin mevcut ortamda ancak kendilerini anlayan bir finans yöneticisi sayesinde işlerini yürütebildiklerini belirten Murat Demiroğlu, mevcut sistemi ve yabancı yatırımcıların tercihlerini belirleyen unsurları şöyle anlatıyor:

“Türk muhasebe sistemi birçok açıdan Batı standartlarına uygun değil ve eksik yönleri oldukça fazla. Dolayısıyla yabancı ortak, şirketin finansla ilgili tüm verilerini kendine en iyi biçimde ve bildiği dilde aktarabilecek, alıştığı gibi düzenli biçimde raporlayacak bir ismi finans yönetiminde görmek istiyor. Bunun yolu da genellikle oraya yabancı bir CFO veya finans yöneticisi atamaktan geçiyor.”

PwC Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Ortağı Hüsnü Dinçsoy da özellikle çok büyük şirketlerin yabancı CFO atamayı tercih ettiğini doğruluyor. Dinçsöy, “Şirketlerimiz ne kadar iyi ve başarılı olsa da mali açıdan genelde eksiklerimiz var. Uluslararası standartlarda raporlama uygulamalarımız yok ve hem muhasebe sistemimiz zayıf. Dolayısıyla yabancılar, kendi lisanlarında, kendi tarzlarında bir mali tablo hazırlanmasını sağlayacak ve bunu düzenli olarak raporlayabilecek bir ismin mali işlerin başında olmasını özellikle istiyor” diye konuşuyor.

En Fazla Finans Sektöründe
Yabancı CFO tercih eden şirketlerin sayısı hiç de az değil. Özellikle bankacılık ve sigorta sektöründe son birkaç yıldır yaşanan satın alma ve birleşmelerde bu eğilim gözleniyor. Profesyonel yönetimde ağırlıklı olarak Türk isimler bulunmasına rağmen, mali işlerin başındaki kişilerin yabancı yöneticiler olması dikkat çekiyor. Yönetim paylaşımı ise birçok örnekte görüleceği gibi Türk CEO, yabancı CFO şeklinde sonuçlanıyor. Yapı Kredi, Garanti Sigorta, Denizbank (Dexia) bunlardan birkaçı.

Örneğin Koç Finansal Hizmetler ile Unicredit'in yüzde 50-50 eşit ortaklığıyla faaliyet gösteren Yapı Kredi'nin CEO’su ve Genel Müdürü Tayfun Bayazıt. Şirketin 10 kişilik yönetim kurulunda ise 5 Türk 5 yabancı üye bulunuyor. Luca Rubaga ise Finansal Planlama, Mali İşler ve Kontrolden sorumlu üst yönetici CFO olarak geçiyor.

Benzer bir örnek, yüzde 80’i Mart 2007'de Eureka’ya satılan Garanti Sigorta’da karşımıza çıkıyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Özen. Genel Müdürü ise Okan Utkueri. Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ise Hollandalı ortak tarafından atanan Coen van der Lubbe. Garanti Sigorta’nın CFO’su Coen van der Lubbe, yabancı şirketlerin yabancı CFO tercih etmelerini doğal karşılıyor ve şöyle konuşuyor: “Biz süreçlerimizi yabancı ülkelerde yürütülen faaliyetlerimizde de aynı şekilde yürütmeyi isteriz. Genel merkezden sistem, süreç ve uygulama yöntemleri konusuna zaten bilgi ve birikimi olan birisiyle çalışmak, grup bünyesinde daha düzgün çalışan bir entegrasyonu sağlar. Ayrıca ben, yabancı bir CFO olarak, gereklilikleri ve diğer yabancı ülkelerdeki faaliyetlerle stratejik planlara karşı karşılaştırma yollarını daha iyi anlıyor olabilirim.”

Yabancı CFO Tercih Edenler
Türkiye’nin en köklü yabancı ortaklıklarından olan Nortel Netaş’ta, özellikle operasyondan sorumlu profesyonel yöneticiler Türk tarafından seçilmiş. Ancak finans işleri Kanada merkezden atanan bir isme, Roger Rees’e emanet edilmiş. Yönetimdeki yerli-yabancı dengesi böyle sağlanmış. Geçen yıl Nortel’in Kanada’daki merkezinden Türkiye atanan Roger Rees. Finans ve Bilişim Servislerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyor ve şirketin genel müdürü olan Müjdat Altay’ın en yakın çalışma arkadaşı. Şirketin üst yönetimindeki diğer isimler ise uzmanlık alanlarına göre direktör konumunda olan yöneticiler ve hepsi Türk. 

Siemens Türkiye de CFO’sunun yabancı olmasını tercih eden şirketlerden. Şirkette CEO koltuğunda Hüseyin Gelis, CFO koltuğunda ise Martin Krauss oturuyor.

Aynı durum 1997 yılından bu yana Türkiye pazarında faaliyet gösteren İsviçre merkezli ilaç devi Novartis için de geçerli. Novartis Türkiye’nin Ülke Başkanı Altan Demirdere. CFO’su ise bu koltuğu 2005 yılında başka bir yabancı yöneticiden, Stefan Stroppel’den alan Markus Pinter.

2006 yılının Haziran ayında Shell Türkiye ve Turcas AŞ’nin ortaklığıyla kurulan Shell&Turcas AŞ.'de ise durum biraz daha farklı. Şirketin İcra Kurulu Başkanlığı’nı George Spanoudis yürütüyor, Finans Direktörlüğü görevinde ise Gerald Kok bulunuyor.

Yüzde 58 Carrefour, yüzde 38,7 Sabancı Holding ortaklığıyla faaliyet gösteren CarrefourSA’da da Shell&Turcas benzeri bir durum söz konusu. Şirketin Genel Müdürü Thierry Auguste Jean Pierre, Finans Direktörü ise Christophe Emmanuel Rabatel.

Yönetim Kuruluna Finanstan Anlayan Üye Atayanlar da Var

Farklı Çözüm
Bazı satın almalarda ise şirketin mevcut profesyonel yönetimine dokunulmazken, CFO kökenli bir yönetim kurulu üyesi atanarak denge sağlanıyor. Buna en iyi örnek Nisan 2006’da yüzde 85’i Yunanistan’ın en büyük finans kuruluşlarından National Bank of Greece’e (NBG) satılan Finansbank.

Finansbank’taki Uygulama
NBG yönetimi, Finansbank’ın mevcut yönetiminde hiçbir değişikliğe gitmedi. Yönetim Kurulu Başkanlığını halen Hüsnü Özyeğin yürütüyor. CEO Ömer Aras, CFO ise Mehmet Güleşçi. NBG’nin getirdiği değişiklik, yönetim kurulunda gözleniyor. 10 kişiden oluşan yönetim kurulunda 4 yabancı üye var. Bu isimler National Bank of Greece SA.’nın CEO’su Yiannis Pehlivanidis ile bankanın hem COO hem CFO’su olan Anthimos Thomopoulos.

Tesco-Kipa Örneği
Tesco Kipa da finans yönetimini direktörlükten ziyade yönetim kurulu üyeliği üzerinden kontrol altına almış. Şu anda 9 kişiden oluşan yönetim kurulunda 5 Türk, 4 İngiliz üye bulunuyor. Şirketin tüm finans işlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesi ise Elizabeth Doherty. Doherty, aynı zamanda Tesco Plc’de uluslararası grup finans direktörü.

Hüsnü Dinçsoy / Pwc Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Ortağı

“Dezavantaları da Var”

Ciddi Bir Maliyet
Yabancı CFO’nun bazı olumsuz tarafları da var. Öncelikle buraya atanan yabancı CFO’lar çok yüksek maaşlar alıyor. Bu aslında ciddi bir maliyet. Bence şirketlerin illa ki yurtdışından birini göndermesi gerekmiyor. Türkiye’de de çok kıymetli CFO’larımız var. Zaten bazı yabancı firmalar da böyle yapıyor. Ama sonuçta ortaklıklardaki yabancı taraf; ister yabancı olsun ister Türk, mali durumu en doğru ve dünya standartlarına uygun şekilde kendisine raporlayacak bir CFO istiyor. Büyük şirketler daha çok yabancı CFO tercih ediyor ama daha küçük boyuttaki şirketler Türk CFO istiyor.

Türkçe Engeli
Yabancı CFO’nun, şirkete getireceği maliyetin dışında başka handikapları da var. Örneğin yerel mevzuatı, muhasebeyi bilmediği için zorluklar çıkıyor. Sonuçta her şey Türkçe. Tüm bunları en baştan öğrenmesi de ciddi bir süre gerektiriyor. Zaten bu insanlar ancak 2-3 yıllığına gönderiliyor. Sonuçta tüm bilgileri o mevzuatı bilen yerli ekipten alıyor, sadece yurtdışına raporlayan kişi konumunda oluyor.

Yasemin Erdoğan
yerdogan@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz