"Strateji yapıyı nasıl şekillendirir?"

Ortamı tanımlayacak beceride bir strateji geliştirin

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Strateji yapıyı nasıl şekillendirir?
YÖNETİCİLER, KURUMSAL bir strateji geliştirirken daima içinde bulundukları ortam koşullarını veya endüstrilerini analiz ederek işe başlama eğilimindedir. Sonra da karşılarındaki oyuncuların güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirirler. Zihinlerinde, bu endüstri ve rekabet analiziyle birlikte rakiplerini, rekabetçi bir avantajla altedebilecek kendine özgü bir stratejik pozisyon oluşturmaya koyulurlar. Ancak bir şirketin böylesi bir avantaj yakalayabilmesi için ya yüksek fiyat politikası uygulayarak kendisini rekabette farklı bir konuma oturtması ya da düşük maliyetlerin peşinde koşması gerekir. Bu tip organizasyonlar, bu süreçte ayrıca kendilerine üretim, pazarlama ve insan kaynakları stratejileri yaratarak değer zincirlerini de aynı hizaya getirmeye dikkat eder. Bu stratejilerin temelinde de finansal hedefler ve bütçe dağılımları belirlenir.
Bu sürecin altında yatan temel mantık ise bir şirketin stratejik seçeneklerinin ortam tarafından sınırlandırıldığıdır. Bir başka ifadeyle stratejiyi yapı şekillendirmektedir. Köklerini endüstriyel organizasyon ekonomisinin yapı-uygulama-performans paradigmasında bulan ve “yapısalcı” olarak bilinen bu yaklaşım, son 30 yıl içinde strateji uygulamalarına damgasını vurmuştur. Bu bakış açısına göre bir firmanın performansı, onun yönetim tarzına, yani sonuçta tedarikçi sayısı, satın alıcı sayısı ve pazara girişin önündeki engellerin sayısı gibi temel yapısal faktörlere bağlıdır. Son 15 yıldır, bir şirketin performansının illa da endüstrisindeki rekabetçi ortam tarafından belirlenmesi gerekmediğini ileri süren ve Mavi Okyanus teorisi olarak bilinen bir strateji teorisi geliştirmekle meşgulüz. Mavi Okyanus stratejisi çerçevesinde şirketler, kendi endüstrilerini sistematik olarak yeniden yapılandırabilir ve yapı-strateji dizilimini kendi çıkarlarına olacak şekilde tersine çevirebilir.
Mavi okyanus stratejisinin kökleri, aslında temel paradigma olarak tek tek oyuncuların kendi fikirleri ve eylemleriyle ekonomik ve endüstriyel arenayı şekillendirebileceklerini öne süren ve endojen (içten kaynaklanan) büyüme olarak tanınan yeni doğmakta olan bir ekonomi okuluna dayanmaktadır. Bir başka deyişle burada yapıyı strateji şekillendirmektedir. Biz bu yaklaşıma “yeniden yapılandırmacı” diyoruz.
Her ne kadar yapısalcı yaklaşım da çok değerli ve gerekli olsa da belirli ekonomik ve endüstriyel koşullarda yeniden yapılandırmacı yaklaşım çok daha uygun düşer. Aslında günümüzdeki ekonomik zorluklar da yeniden yapılandırmacı bir alternatif ihtiyacını bir hayli güçlendirmektedir. Bu yüzden bir organizasyonun liderlik takımının yapması gereken ilk iş, organizasyonunun yüzleştiği meydan okumaların ışığında kendisine uygun bir stratejik yaklaşım seçmektir. Ancak sadece doğru yaklaşımın seçilmesi yeterli olmaz. Üst düzey yöneticilerin sürdürülebilir bir performans sağlanması için organizasyonun bu stratejinin arkasında aynı hizada durmasını da garantiye almaları gerekir. Yöneticilerin çoğu, zaten yapısalcı bir yaklaşımın düzgün çalıştırılmasının ardındaki mekanizmaları gayet iyi bildiğinden bu makalede, bir organizasyonun yüksek ve sürdürülebilir bir performans göstermesini sağlayacak yeniden yapılandırmacı bir yaklaşıma odaklanılacaktır.

Doğru stratejik yaklaşım hangisi?
Doğru yaklaşımın tespit edilmesinde üç faktör rol oynar: Bir, organizasyonun içinde faaliyet gösterdiği yapısal koşullar, kaynakları ve kapasiteleri ile stratejik akıl-seti.…
Bir endüstrinin veya ortamın sahip olduğu yapısal koşullar, eğer son derece cazipse ve sizin de rekabetçi bir pozisyon oluşturmak için yeterince kaynağınız ve yeteneğiniz varsa o zaman yapısal yaklaşımın iyi sonuç verme ihtimali oldukça yüksektir (“Doğru Stratejik Yaklaşımın Seçilmesi” şekline bakın). Hatta o kadar da cazip olmayan bir endüstride bile şirketin rekabetin hakkından gelebilecek kadar kaynağı ve yeteneği varsa yapısalcı yaklaşım bu durumda da oldukça işe yarayabilir. Her iki durumda da stratejinin odağı, organizasyonun çekirdek güçlerinden birer kaldıraç olarak faydalanılması olacaktır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz