Yürek, zeka, cesaret, şans başarıyı hangisi getirir?

Liderlerin karar alma sürecini etkileyen özellikler ve bu özellikleri iyi kullanan liderlerin öyküleri...

1.01.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yürek, zeka, cesaret, şans başarıyı hangisi getirir?


Bu liderler basitlikten kazanıyor

Akıl egemen liderler çok başarılı iş kurucular olarak da biliniyor. eBay’den Meg Whitman ve Amazon’dan Jeff Bezos bu konuda çok iyi örnekler. Whitman, kariyerine Bain&Company’de danışman olarak başlamış bir lider. Bezos ise New York yatırım şirketi olan D. E. Shaw’da kariyerini ilerletiyor. Bezos’un medya sektöründe pişmemesi ise dikkat çekici. Bezos, zekasını kullanarak internetin gelişiminde çok büyük fırsatlar görüyor. Bu sayede de çağımızın en önemli internet girişimlerinden birini yaratma şansı elde ediyor. Kariyerinin ilk yıllarında kitapla yakından uzaktan alakalı bir iş yapmamasına rağmen aklını kullanarak pazarı iyi kokluyor ve ileriye doğru çığır açıcı bir adım atıyor. Bezos gibi akıl egemen liderler için düşüncelerini aksiyona dönüştürmenin anahtarı bazı gerçekler de önemli.. Onlar, ‘Dışarıdaki en büyük pazar hangisi’, ‘Ne tür kara delikler var’, ‘Bizim mavi okyanus stratejimiz ne’ gibi sorular sorarak diğer lider tiplerinden farklılaşıyor.

“Kayıp uzuv deneyi”!
Uzmanlara göre yüksek IQ, bir işin başarısı için en az ihtiyaç duyulan özelliklerden biri... Yine de dünyada başarılı olmuş pek çok girişimcinin sokak, insan ya da yaratıcı zekadan en az birine sahip olduğu biliniyor. Örneğin Dr. Vilayanur Ramachandran, ‘sokak aklı’ olarak adlandırılabilecek bir zekaya sahip. Davranış nörolojisi ve görsel psiko-fizik alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınan bir sinir-bilimci. ‘Olmayan uzuv’ ağrısı için gerçekleştirdiği basit ancak dahiyane fikirle ünlenmiş bir isim. Pahalı terapi seanslarının yer aldığı bu alanda Ramachandran, 5 dolarlık bir aynayla ‘olmayan uzuv’ ağrısını çözüme kavuşturmayı başarıyor. Örneğin hastanın olmayan kolunun yerine bir ayna yerleştiriyor ve kişinin diğer uzvunu o aynada görmesini sağlıyor. Bu sayede hasta, sağlam olan uzvunun bir yansımasını kayıp olan uzvunun yerinde görüyor. Bu sayede beyin hastaya aynadaki yansımanın gerçek olduğunu düşündürüyor. Bu durum da acıda büyük oranda bir azalma gerçekleşmesine neden oluyor.

“Alışveriş sepeti” teorisinin anlamı
Aynı şekilde sokak zekasına sahip bir başka isim de alışveriş antropoloğu Paco Underhill... Binlerce dakika tüketicileri alışveriş yaparken izleyen deneyimli yönetici, eli kolu ürünle dolu olan müşterilerin neden daha az alışveriş yaptığına dair basit ancak oldukça yerinde bir tespit yapmasıyla tanınıyor. Underhill, tüketicilerin bir yardım olmadan alışveriş yaptıklarından bir an önce kasaya gitme eğiliminde olduğunu söylüyor. Yöneticilerin alışveriş sepetlerini mağazanın ortasına koyarak müşterilerin alışveriş yapma zamanlarını artıracaklarına da vurgu yapıyor. Sonuçta tüketiciler bir kez marketin içine girdiklerinde bir sepet almak için nadiren dışarıya çıkıyorlar. Bu basit tespit, gözlem yeteneği olan herkesin aklına gelebilir diye düşünebilirsiniz. Ancak Underhill’in bu önerisi daha önce kimsenin aklına gelmediği gibi pazarlama dünyasında önemli bir çığır açmayı da başarıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz