Yaratıcıların keşif sırları

“Evreka!” (Buldum!)… Yunan matematikçi, fizikçi, astronom, filozof ve mühendis Arşimet hamamda yıkanırken suyun kaldırma kuvvetini keşfettiğinde işte böyle bağırmıştı...

13 EKİM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Yaratıcıların keşif sırları

UYKUNUN MUAZZAM GÜCÜ

Peki, siz varsayılan ağınıza, dâhiler konseyine nasıl erişebilirsiniz? iPhone’daki yapay zeka ürünü Siri’nin yaratıcısı Adam Cheyer, Siri’nin programını yazmanın sıralı ve disiplin gerektiren bir proje olduğunun farkındaydı, ancak ortaya çıkan her sorunun üzerine yönetici ağıyla saldırmanın yararsızlığının da bilincindeydi. Cheyer, bize, Siri’yi yaratırken ne zaman bir sorunda takılsa uyuduğunu anlattı. Dali ve Edison gibi Cheyer de uyuma ve uyanmadan hemen önceki zamanların yaratıcı gücünün farkına varmıştı. Bu zamanlar dahiler konseyimizin en güçlü olduğu zamanlardır. Bunun nedeni de yönetici ağımızın yer aldığı beynimizin ön tarafının bu zamanlarda hiçbir işle uğraşmıyor olmasıdır. Bazı detaylara dikkat ederseniz, bu anlara girme ve bu anlarda yaratıcılığınızı kullanma fırsatınız daha fazla olur: 

 Uyuduğunuz odayı tertipli ve temiz hale getirin. 

 Kalem kağıt, ses kayıt aracı, cep telefonu veya başka bir not alma aracını başucunuza koyun. 

 Işıkları loşlaştırın veya bir göz maskesi takın. 

 Sessiz veya sadece beyaz sesin olduğu bir ortam yaratın 

 Pijama giyerek veya yatağa girerek çok konforlu bir hale gelmeyin. 

 Günün ortasında veya yemek yedikten hemen sonrası gibi tam gerektiği kadar yorgun olduğunuz anları seçin. 

 Alarmınızı 10-15 dakikaya kurun. 

 Önce bir an beyninizi önünüzdeki soruna konsantre edin sonra da rahatlayın. 

DAHİ MODUNA ERİŞMEK!

Beyninizde tüm fikirlerinizin, duygularınızın, tahminlerinizin birbiriyle tanıştığı ve sohbet ettiği, devamlı yeni fikirlerle karşılaştığı bir parti olduğunu hayal edin… Beyninizdeki dâhiler konseyinde olan biten tam da bu. Diyelim ki bir rapor üzerinde çalışıyorsunuz. Bir şeyin eksik olduğunu biliyorsunuz ama ne olduğunu bulamıyorsunuz. Bir duvara boş boş bakabilirsiniz, e-postalarınızı okuyabilirsiniz veya yönetici ağınızı tamamen rahatlatacak bitki sulamak, yürüyüşe çıkmak veya bir sandviç hazırlamak gibi bir işle uğraşabilirsiniz. Bunların hepsi de yönetici ağınızı rahatlatıp dahi konseyinize kullanmak üzere daha fazla enerji sağlar. Yaratıcılık üzerine çalışan bilim adamları artık gün içinde bazı boş işler yaparak yaratıcılığı açığa çıkarmayı öneriyor ve devamlı meşgul olan profesyonellerin gün içinde düşünme gerektiren zor işlerle üzerine düşünme gerektirmeyenler arasında gidip gelmesini öneriyorlar. Bizim önerdiğimiz böyle aktivitelerin bazıları bir labirentte yürümek, daha önce defalarca seyrettiğiniz bir filmi yeniden izlemek, duvara plastik bir topu atıp tutmak, ağaçların arasından süzülen güneş ışığını izlemek, pencereden dışarı bakmak, koşmak, bulaşığı elle yıkamak. İyi bildiğiniz bir müziği dinlemek de işe yarayabilir, müzik beyninizi açık bir hale getirecek ve dinlediğiniz şarkıyı iyi tanımanız da önünüzdeki işe daha az konsantre olmanızı sağlayacaktır. Çalışırken bir noktada tıkanırsanız masanızdan kalkın ve yukarıda önerdiklerimizden birini yapın. 

YÜRÜYÜŞLE YARATICILIK KATLANIR! 

Yürümek çok komplike bir iştir, bacaklarımızdan, ayaklarımızdan ve diğer organlarımızdan gelen bilgiyi devamlı değerlendirmek zorunda kalırız. Yapılan bir araştırmaya göre yürürken ve yürüyüşten hemen sonra yaratıcı enerjimiz iki katına çıkıyor. Charles Darwin’in zor sorular üzerinde çalışırken kullandığı yarım kilometrelik bir parkuru olduğu bilinen bir gerçek. Darwin bazen üzerinde çalıştığı problemin zorluğunu bu parkuru kaç kere dönerek soruyu çözdüğü şeklinde tanımlardı. Mason Currey’nin dünyanın en önemli 200 mucit ve yaratıcısı üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre bu kişilerin tek ortak özelliği yürüyüştür. Örneğin Charles Dickens her öğleden sonra 3 saatlik yürüyüşlere çıkar ve dönüşte de direkt yazmaya koyulurdu. Keza Beethoven da her gün öğle yemeğinden sonra yürüyüşe çıkardı. Tchaikovsky ise tam 2 saat yürür ve 120 dakikadan bir dakika bile az yürüse hasta olacağına inanırdı. Yürüyüş Kierkegaard ve Kant’ın da hayatında önemli yer tutardı. 

YARATICI KISITLAR DA FAYDALI 

Dahi birinin çalışma odasının çok dağınık olduğuna inanılır. Amacınız yaratıcılığınızı tetikleyecek ama verimliliğinizi düşürmeyecek kadar dağınık olmak olmalı. İçinde bulunduğunuz ortamı değiştirmek yaratıcılığınızı artırabilir. Taşlar, toprak, bitkiler getirerek doğayı çalışma odanıza getirebilir veya bir arkadaşınızla odalarınızı değiştirerek kendinizi şaşırtabilirsiniz. Önemli olan nerede yaratıcılığınızın ortaya çıktığını anlamak ve olabildiğince fazla oralarda bulunmaktır. Yaratıcı kısıtlamalar da sizin yaratıcı çevrenizi değiştirmenizi sağlar. Belki de buna en iyi örnek arkadaşları kendisinden 5 kelimelik bir roman yazmasını istediğinde Ernest Hemingway’in verdiği cevaptır; “Satılık bebek ayakkabıları, hiç giyilmedi”. Steve Jobs da ilk Apple mouse üretilirken çalışanlarından kendi kot pantolonu dahil her yüzeyde çalışacak ve avuç içine sığacak bir mouse yaratmalarını istediğinde yaratıcı kısıtlar ortaya koyuyordu. Zaman, para veya alan kısıtları koyarak yaratıcılığınızı artırmayı deneyebilirsiniz. Stanford Dizayn Okulu’nda hoca olan Tina Selig, öğrencilerine girişimciliği anlatmak için onları takımlara ayırdı ve her takıma 5 dolar verdi, hedef bu parayla en çok parayı kazanmaktı. En çok kazanan sunuş zamanını Stanford öğrencilerine iş teklif etmek isteyen bir şirkete binlerce dolara satan takım oldu. Ellerindeki en değerli şeyin sunum yapacakları o 3 dakika olduğunu anlamışlardı. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.