Sürdürülebilir olmayan rekabette çok zorlanacak

Saffet Karpat, sürdürülebilirliğe yaklaşımlarını, şirket içinde bu konuda ne tür aksiyonlar aldıklarını Green Business’a anlattı.

1 MART, 20130
Paylaş Tweet Paylaş
Sürdürülebilir olmayan rekabette çok zorlanacak


Sürdürülebilirlik raporunu ilk ne zaman çıkardınız? Sürdürülebilirlik raporunu çıkarmak
bir şirkete ne kazandırır?

1999’da çıkardık. Sürdürülebilirlik raporunu çıkarmak, şirketin en üst seviyesinde bilinçli olarak sürdürülebilirlik konusunda hedeflerin saptanmasında ve bu konuyu tamamen iş süreçlerinin içine entegre etme açısından çok önemli oldu. O rapordan sonra P&G içinde yapılan her hareketin içinde sürdürülebilirlik bir kriter oldu. Bu açıdan çok önemli. P&G’nin bu konudaki tavrını, hem çalışanlara hem iş ortaklarına belli etmesi açısından da çok önemli bir atılım.

“ÇALIŞANLARLA SÜREKLİ İLETİŞİMDEYİZ”
BİLİNÇLENDİRİYORUZ
Atıklar konusunda şirket içinde hassasiyet yüksek. Atığı şöyle kullanın, fazla çıkış almayın şeklinde sürekli poster çalışması yapıyoruz. Ofis ve fabrika çalışanlarına bu bilinci sürekli olarak veriyoruz. Geri dönüşümlü ürün kullanımında sürekli çalışanlarımızla iletişim halindeyiz.
HER YIL BİR KONU Bunun dışında projeler olduğunda doğrudan o projelerde çalışıyorlar. Her yıl nisan ayında Dünya Günü diye bir organizasyon düzenliyoruz. 100'den fazla P&G ofisinde ve fabrikasında her yıl bir konu belirliyor, bir aktivite düzenliyoruz.
ÇEVRECİ ÖDÜLLER Örneğin en az çıktı azaltma yüzdesine sahip olan P&G ofisine ödül veriyoruz. Bu P&G'nin globalde düzenlediği en büyük kampanya. O gün buraya TEMA'dan bir konuşmacı çağırıyoruz. Sürdürülebilirlik konusunda birçok işbirliğimiz var. Konferanslara sponsor oluyoruz.

“ÇEVRE İÇİN HIZLA ADIMLAR ATILMALI”
İLK 100 İÇİNDEYİZ
P&G, dünyada sürdürülebilirlik konusunda mutlaka ilk 100 şirket arasına girer. Burada var olduğumuz ülke de çok önemli. Kuzey Avrupa ülkeleri çok daha çevreci. İsveç, Norveç gibi ülkelere gittiğiniz zaman orada zaten hükümet bu konuda zorluyor. Öyle olmazsa şirketi kapattırıyor. Bazı devlet politikaları da şirketleri çok etkiliyor.
TÜRKİYE'DE DURUM Bu konuda Türkiye'de devlet çevre konusunda birtakım adımlar atmak zorunda. Sadece AB'ye uyum değil, yeşil alanları korunması açısından buna ihtiyaç var. Türkiye'deki orman sayısı az, geliştirilmeli. Doğal kaynaklar korunmalı. Bugün 50 milyar dolar enerji ithal ediyoruz. Burada kullanılan enerjide çok büyük noktalarda azaltma yapmak lazım.
ZAMAN GEREKİYOR Sadece çevre açısından değil tüm ekonominin sürdürülebilirliği açısından bu çok önemli. Taşımacılık Türkiye'de hala kamyon ağırlıklı yapılıyor. Bunun tamamen raylı sisteme geçtiğini düşünün... Avrupa bunu, 1970 krizinden sonra yaptı. Tüm stratejilerini demiryolu taşımacılığına çevirdi. Nakliye konusunda demir ve deniz yolunun sanayi için çok önemli olduğunu Türkiye de anladı, ama zaman gerekecek.

“HASSASLAŞMA ORANI YÜZDE 25'LERE ULAŞTI”
DAHA FAZLA VERENLER
Dünyadaki tüketicilerin yaklaşık yüzde 7-8'i, "Sürdürülebilir paketleme ürünü almak için daha fazla para veririm" diyor. "Performansı daha düşük olsa bile veririm" diyor.
PERFORMANSI AYNI OLSUN Yaklaşık yüzde 80'i, "Ben çevreci ürün almak istiyorum ama performansı ve parası da aynı olsun" diyor. Tüketici açısından bu da çok haklı bir yaklaşım. Yüzde 10'u da "Beni hiçbir şey ilgilendirmez. Ben ucuzunu alırım" diyor.
TÜRKİYE'DEKİ TABLO Türkiye'de de benzer bir durum olduğunu düşünüyorum. Tüketicilerin yüzde 80-85'e yakını, çevre konusunda hassaslaşmaya başladı. Yüzde 10'u çok daha bilinçli.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.