"Biyolojik arıtma"

Siemens Su Teknolojileri, dünyanın en büyük su arıtma ve çamur azaltma tesislerinden birini İnegöl'de hayata geçirdi.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Biyolojik arıtma


Siemens-Alke konsorsiyumu İnegöl Organize Sanayi Bölgesi'ndeki ortak atık su arıtma tesisinin kapasite artışı ve modernizasyonunu üstlendi. En son teknolojilerin kullanıldığı projeyle tesisin kapasitesi yüzde 136 oranında artırıldı. İnegöl'de evsel ve endüstriyel atıkların toplandığı tesisin kapasitesi 55 bin metreküp/gün'den 130 bin metreküp/güne çıktı. Normalde bu tür projelerde ihtiyaç duyulan ilave yapı inşaatına gidilmemesi ise hem yer hem maliyet açısından önemli bir avantaj sağladı. Siemens Su Teknolojileri'nin, mevcut yapının içinde sadece süreci ve elektromekanik sistemi değiştirerek gerçekleştirdiği bu çalışmayla elektrik tüketiminde yaklaşık yüzde 20'lik bir tasarruf elde edildi. Siemens Su Teknolojileri'nin VertiCel uygulamasının kullanıldığı proje, sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'nın en büyük biyolojik arıtma projesi olma özelliği taşıyor. VertiCel, gerek karbonlu maddelerin gerek nütrientlerin giderimi için askıda gelişen kültürlerin kullanıldığı biyolojik bir süreci tanımlıyor. Süreç sonunda doğaya zarar vermeyecek hale getirilen atık su, Kalburt çayına yönlendirilerek DSİ'nin barajlarında toplanıyor. En önemlisi toplanan su da, tarım sulamalarında kullanılabiliyor. İnegöl'deki projenin ikinci önemli ayağı olan çamur azaltma projesi ise dünyanın alanında en büyük projesi. Siemens Su Teknolojileri'nin Cannibal adlı sisteminin kullanıldığı bu çalışmayla oluşan fazla çamur miktarı konvansiyonel aktif çamur sistemlerine göre önemli oranda azalabiliyor. Cannibal'ın İnegöl'deki uygulaması çamur miktarında yüzde 40'a varan azalma sağlarken, tesisin normal koşullarla 130 ton olarak hesaplanan fazla çamur miktarını 90 ton seviyesine düşürdü.

ÖZGÜR MADAK / SIEMENS ENDÜSTRİ SEKTÖRÜ SU TEKNOLOJİLERİ SATIŞ MÜHENDİSİ
"AVRUPA'NIN EN ÖNEMLİ PROJESİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK"

BİYOLOJİK ARITMANIN ÖNEMİ.
Su, her ne kadar etrafımızda çok miktarda varmış gibi görünse de dünyadaki tüm suların yalnızca yüzde 1'i kullanılabilir tatlı su kaynaklarından oluşuyor. Bu nedenle de eldeki mevcut suyun son derece dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve aynı suyun çeşitli arıtma süreçlerinden geçirilerek tekrar tekrar kullanılması gerekiyor. Biyolojik arıtma, işte bu tekrar kullanımlar için gerekli olan teknolojiyi ifade ediyor. İnegöl projesinde VertiCel isimli, kendi geliştirdiğimiz yenilikçi bir teknolojiden faydalandık. VertiCel, gerek karbonlu maddelerin gerekse nütrientlerin giderimi için askıda gelişen kültürlerin kullanıldığı biyolojik süreci tanımlıyor. Süreç sonunda, İnegöl bölgesinde oluşan atık su, doğaya zarar vermeyecek hale getirilerek Kalburt Çayı'na yönlendiriliyor ve DSİ'nin barajlarında toplanıyor. Toplanan bu su, tarım alanlarında rahatlıkla kullanılabiliyor.

ÇAMUR AZALTMA NEDİR?
İnegöl'deki projenin ikinci önemli ayağı olan çamur azaltma projesi, başarısını dünyanın alanında en büyük projesi olmasıyla taçlandırıyor. Siemens Su Teknolojileri'nin Cannibal adlı sisteminin kullanıldığı bu çalışmayla oluşan fazla çamur miktarı, konvansiyonel aktif çamur sistemlerine göre önemli oranda azalabiliyor. Cannibal'ın İnegöl'deki bu uygulaması çamur miktarında yüzde 40'a varan bir azalma sağlarken, tesisin normal koşullarla 130 ton olarak inşa edilmesi gereken kurutma tesisini 70 tonla sınırlandırmak yeterli oldu. Bu da hem inşa maliyetlerinden hem çamurun kurutulması için gereken doğalgaz enerjisinden ciddi oranda tasarruf edilmesini sağladı. İnegöl OSB yakınındaki bu kurutma tesisi, çamurun bölge dışında başka bir yere nakledilmesi ve nakledildiği yerlerde depo oluşturulması ihtiyacını da ortadan kaldırıyor.

BÖLGENİN KAZANIMI. Bu projeyle her şeyden önce hem sanayi bölgesinde hem de ilçedeki evlerden çıkan atık su, arıtılarak yeniden kullanılabilir hale geldi. Yeni bina inşası gerektirmemesiyle bölgenin yeşil hali ve doğallığı korunurken, bu teknolojiler kullanılmasaydı enerji tüketimi ve maliyetlerinde de ciddi bir artış gerçekleşecekti. Mevcut tesiste enerjinin en yoğun kullanıldığı biyolojik arıtma adımında, 900 kW'lık bir kurulu güç ile 55 bin m3/gün'den 130 bin m3/güne aynı teknolojiyi kullanarak büyüdüğünüz zaman, yaklaşık 2.200 kW'lık bir kurulu güce çıkmanız gerekiyor. Oysa Siemens'in getirdiği çözümle aynı kapasite artışında 1.600 kW'lık bir kurulu güce gelinerek yaklaşık 600 kW'lık bir avantaj sağlanmış oldu. Bu da özellikle su teknolojilerinde enerji verimliliği alanında örnek bir çalışmaya imza atmamızı sağlarken daha düşük enerji tüketimiyle bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz