"Çöl enerjisi"

İklim değişiklikleri ve enerji kaynaklarının hızla tükenmesi, dünyanın geleceğini tehdit ediyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Çöl enerjisi

German Aerospace Center’den (DLR) Prof. Hans Müler Steinhagen’in meslektaşı Dr. Franz Trieb yönetimindeki Stuttgart’lı bir araştırma takımı, Kıtalararası Yenilenebilir Enerji Kurumu (TREC) ile yaptıkları ortak bir çalışma sonunda, solar termal enerji üretimi (CSP) tesislerinin dünyanın tüm enerji ihtiyacı nı karşılayabileceğini saptamıştı. Ancak bunun başarılabilmesi için 90 bin kilometrekare büyüklüğündeki bir alanın aynalarla kaplanması gerekecekti. Ancak ilişkili teknolojileri 30 yıldan fazla süredir araştıran DLR’ye göre, sadece Avrupa’nın enerji talebinin yüzde 15-20’lik kadarının karşılanması yeterli görülürse o zaman, 2 bin 500 kilometrekarelik bir alanın kaplanması da yeterli olabilir. Bu durumda ayrıca 3 bin 600 kilometrekarelik bir alanın da enerjinin Avrupa’ya nakledilmesini sağlayacak yüksek voltaj enerji nakil hatları için tahsis edilmesi gerekecek. 2009 Ekim’inin sonunda, 400 milyar Euro değerinde Desertec Industrial Initiative GmbH (DII) oluşumunun kurulması için bir araya gelen birkaç büyük şirket sayesinde bu vizyon, her geçen gün daha fazla taraftar buluyor. DLR’nin tahminlerine göre, bu projenin enerji tesislerinin kurulması için 350 milyar Euro ve ayrıca enerji nakil teknolojisi için de 50 milyar Euro gerekecek. Bu girişimin içinde, normalde rakip olan şirketlerden tutun da büyük bir bankaya ve dünyanın en büyük reasürans şirketlerinden biri olan Münchener Rück’e kadar farklı katmanlardan kurumlar yer alıyor. Solar termal enerji tesisleri portföyünde, buhar türbinleri ve alıcı tüpleri, enerji tesisleri kontrol teknolojileri ve yüksek voltajlı doğrudan akımı minimum kayıpla taşıyabilen sistemler (HVDC) gibi kilit bileşenlerin tamamını barındırıyor.

Bu açıdan Siemens’in bu girişimin en önemli itici güçlerinden biri olması şaşırtıcı değil. Müler Steinhagen, “Solar termal enerji çalışıyor, burada hiçbir sorun yok” diyor. Gerçekten de Kaliforniya’nın Mojave Çölü’ndeki bir enerji tesisi kümesi, tam 20 yıldır güneş enerjisinden elektrik üretilebileceğinin canlı bir ispatı. Bu tesislerden genel elektrik şebekesine, 200 bin evin ihtiyacını karşılamaya yetecek miktarda, yani yaklaşık 350 megavat besleme yapılıyor. Siemens’in 2009 sonlarında satın aldığı bir solar termal şirketi olan Solel, Mojave Çölü’ndeki bu tesislerin kolektörlerinin ve alıcılarının inşasına katkıda bulunmuştu. Bu şirket ayrıca 2010 ve 2011 yıllarında hizmete alınacak, çoğu İspanya’da bulunan bir dizi projeye de imza attı. İklim dostu enerji arayışlarının yarattığı artan farkındalığın yanı sıra, solar termal teknolojisinin bugün yaygın bir şekilde tartışılmasının ve kabul görmesinin pek çok sebebi var. Elektriğin uzak mesafelere düşük kayı pla iletilmesini sağlayan teknolojilerin kendilerini ispatlaması, son inovasyonlar sayesinde solar termal enerji tesislerinin çok daha verimli çalışmaya başlamış olmaları da tüm dikkatleri bu alana kaydırmış durumda. Petrol fiyatları tekrar artmaya başladığında, solar termal elektrik bir anda müthiş bir cazibe merkezi haline gelebilir. Gerçekten de bugün en gözde bölgelerdeki üretim maliyetleri daha şimdiden kilovat saat başına 0,20 Euro’nun altına çekilmiş durumda. Büyük ittifak. Dr. Gerhard Knies, Desertec’in babası olarak adlandırılıyor. Knies şu anda DII’de rafine edilmeye çalışılan Desertec konseptini geliştiren Desertec Vakfı’ nın Denetleme Kurulu Başkanı. Emekli bir fizikçi olan Knies’ın favori özdeyişi, Albert Einstein’dan alıntıladığı, “Sorunları yaratırken kullandığımız düşünce sisteminin aynısını, onları çözerken kullanamayız.” Knies bu mantığın, CO2 salınımı nedeniyle yaratılan iklim değişikliği sorununa da uygulanabileceğ ine inanıyor. “İklim değişikliğine dur demenin tek yolunun rüzgar enerjisi, jeotermal sistemler ve hepsinden çok solar termal tesisler gibi CO2 barındırmayan teknolojilerden geçtiğini artık hepimiz kavramış durumdayı z” diye konuşuyor. Müler Steinhagen gibi Desertec’in teknoloji tasarımcılarıyla birlikte Knies, bu politik sürecin ilerlemesine katkıda bulundu. Dll, MENA bölgesine (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) ve Avrupa’ya güneş ve rüzgar enerjisi kaynaklarından faydalanılarak üretilen enerji sunmak için iş planları ve finansman modelleri geliştirmeyi amaçlıyor. Burada asıl hedef, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da bir solar enerji tesisleri kuşağı kurmak ve sonra bu kuşakta elde edilen enerjiyi yüksek voltaj hatları aracılığıyla yerel tüketicilere ve Avrupa ülkelerine ulaştırmak.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz