Enerji Borsası ne getirecek?

Geniş Açı’nın bu toplantısı, “Enerji Borsası Ne Getirecek?” başlığıyla düzenlendi.

1.10.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Enerji Borsası ne getirecek?

Elektrik aslında hem ulusal hem evrensel bakımdan insanların yaşam kalitesini artırıyor. Bunu bir an önce serbest piyasada, pazar ekonomisinde uygulamaya başlamış ülkelerde, son kullanıcının kendi tedarikçisini seçebildiğini görüyoruz. Son kullanıcılar için maliyetlerini düşürebilmesi açısından çok önemli bir avantaj. Batu Bey ve Ceyhan Bey’in sorduğu sorular vardı. Pazar ekonomisi aslında enerji sektöründe çok iyi çalışıyor. Arz ve talep dengesi piyasa sinyallerini oluşturmasında çok iyi çalışıyor. Yalnız pazar ekonomisinin tam olarak çalışamadığı bir yer var. O da büyük varlıkların; nükleer santraller, LNG terminalleri, büyük depolama santrallerinde “capital market allocation” sistemi Batu Bey’in bahsettiği kısır döngülerden birinin içine düşerse, yatırımları sekteye uğratıyor. Yatırımın sekteye uğramasında da en büyük dezavantaj özel sektöre oluyor. Çünkü o yatırıma bir şekilde kendinizin girmesi gerekiyor. Orada da nükleer ve LNG terminallerinde olduğu gibi bu yapılamazsa eğer devlet yardımıyla yapılıyor. O soruyu öyle cevaplayalım: Aslında pazar ekonomisinin çok büyük yatırımlara yardım ettiği söylenemez. Esas sorunuza gelecek olursak, Türkiye’de öngörülen enerji borsalarına ilişkin bilhassa İngiltere ve Almanya’dan örnek vererek başlayayım. İngiltere’de 1980’lerde İngiltere TEİAŞ’ının özelleştirilmeye başlanmasıyla birlikte bir serbestleşme sürecine girildi. Bu serbestleşme sürecinin amaçlarından biri de aslında son kullanıcıya hem verimli fiyat vermek hem de bunun tedarikini çevreye uygun şartlarda son kullanıcıya getirmekti. Bugün hem elektrikte hem doğalgaz piyasalarında, Avrupa açısından bakacak olursak, İngiltere piyasası en likit piyasalardan biridir. İngiltere doğru örnektir veya değildir anlamında söylemiyorum. Bence bizim karar vermemiz gereken en önemli konulardan biri zaten bu. Türkiye için İngiltere veya Almanya modeli doğru veya yanlıştır demek bence doğru olmaz. Asıl olan şudur: O piyasaların geçtiği, kullandığı araç-gereçler, sistemler buraya uygulanabilir. Bizim enerji politikası açısından Türkiye’nin kendi realitesini, hem kültürel hem çevresel realitelerini göz önüne alarak bir enerji piyasası, bir EPİAŞ öngörülmesi lazım. Onun için bence altyapı bakımından BT olsun, organizasyonel kısımlar olsun, EPİAŞ Avrupa’dan çok farklı olmayacak ama Avrupa’da çalışan piyasalar şu anda bildiğimiz, gördüğümüz kadarıyla birbirine zaten entegre piyasalar. Bizim Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik konumdan dolayı EPİAŞ’ın ilk önce Türkiye’ye bakması lazım. Mustafa Kemal Bey’in de bahsettiği gibi çalışan bir spot piyasaya ihtiyacımız var. Hemen akabinde bunun yöresel olarak bizi çevreleyen ülkelerdeki cevabını aramamız lazım.

Reha Pamir
Bir de piyasa yapıcılığına değinecektik.
Burak Güler Piyasa yapıcılığının bilhassa İngiltere piyasasında devlet şirketi olan National Grid tarafından yapıldığını biliyoruz. Bu aslında çok önemli. Likit piyasanın ilk önce büyük oyuncular tarafından oluşturuluyor olması diğer oyunculara cazibe oluşturması açısından çok önemli. Burada biz bunu VOB’la yapmaya çalıştık. Çok başarılı olamadık çünkü ortada şöyle bir öğrenilmişlik vardı: Biraz önce Mustafa Kemal Bey’in de dediği gibi ilk önce spot fiziksel piyasanın çalışıyor olması lazım ki onun üzerine türev piyasalarının girmesi gerekli.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz