Avcı İş Adamı Bir Adım Öndedir

Işıklar Holding Yönetim Kurulu Başkanı RIZA KUTLU IŞIK'ın Avcılık Hobisi...

4.08.2017 14:29:000
Paylaş Tweet Paylaş
Avcı İş Adamı Bir Adım Öndedir


Özlem Aydın Ayvacı 

oaydın@capital.com.tr

Işıklar Holding Yönetim Kurulu Başkanı RIZA KUTLU IŞIK, haftada 2 gün karate yapıyor. Siyah kuşakta 4’üncü dan sahibi bir sensey. Aynı zamanda çok uzun süredir avlanıyor. Işık, dünyanın pek çok coğrafyasında avlanmış. Av tutkusu sayesinde Peugeot ve Citroen’in patronu Robert Peugeot, JCB’nin patronu Sir Anthony Bamford, Italcementi’nin patronu Carlo Pesenti, AON Sigorta Başkan Yardımcısı Thom van Rickjevorsel gibi pek çok işadamıyla dostluklar kurmuş. Işık’a göre avcılıkla ilgilenenler, iş hayatı için çok önemli olan sabırlı olma duygusunu geliştiriyor. Bu uğraş sayesinde önemli ilişkiler ağı kurmak da mümkün.

Işıklar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Kutlu Işık, iş dışında çok renkli bir yaşama sahip. Haftada 2 gün karate yapıyor. Siyah kuşakta 4’üncü dan sahibi bir sensey. Aynı zamanda çok uzun süredir avlanıyor. Kendisini avcılığa STFA kurucularından Fevzi Akkaya’nın başlattığını söyleyen Işık, av sezonunda hemen hemen her hafta sonunu ava ayırıyor. Işık, bu amaçla dünyanın pek çok coğrafyasında avlanmış. Av tutkusu sayesinde Peugeot ve Citroen’in patronu Robert Peugeot, JCB’nin patronu Sir Anthony Bamford, Italcementi’nin patronu Carlo Pesenti, AON Sigorta Başkan Yardımcısı Thom van Rickjevorsel gibi işadamlarıyla dostluklar kurmuş. 

Avcı işadamlarının rakiplerinden bir adım önde olduğunu düşünen Işık, “Avcılıkla ilgilenen insanlar, iş hayatı için çok önemli olan sabırlı olma duygusunu geliştiriyor. Eşsiz ilişkiler ağı kurabiliyor, işin stresinden kurtulabiliyor ve daha sağlıklı oluyorlar” diyor. 

Üstay İnşaat’ın sahibi Ali Üstay, İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, Alarko Holding CEO’su Ayhan Yavrucu, Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner ve rahmetli Mustafa Koç gibi iş adamlarının avcı olduğunu hatırlatan Işık, avcılıktaki ustası Galip Reis anısına ikinci avcılıkla ilgili “Avcıbaşı Galip Reis ve Çırak” isimli bir kitap da çıkardı. 

Avcılık ve karate dışında sanatla da ilgilenen Işık’ın 100 resimden oluşan yağlı boya Türk ressamları koleksiyonu var. Işıklar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Kutlu Işık, CEOLife’a yaşamını sürdürdüğü Reşat Paşa Konağı’nın eskiden selamlığı olan evinin kapılarını açtı ve iş dışı yaşamındaki tutkularını anlattı. 

  • Bulunduğumuz konağın tarihi nedir? 

Burası Reşat Paşa Konağı’nın selamlığıymış. Uzun yıllardır ailemle burada yaşıyorum. 

  • Evinizde pek çok resim görüyoruz. Kimlerin eserleri? 

Avni Arbaş, Adnan Varınca, Eşref Üren, Ömer Kaleşi gibi pek çok Türk ressamının resmine sahibim. Koleksiyonumda 100’e yakın yağlı boya resmim var. 

  • Hobilerinize ne kadar zaman ayırıyorsunuz? 

Haftada iki gün çarşamba ve cuma günleri işten biraz erken çıkıp karate yapıyorum. Av sezonu başladığında ise her cumartesi ya da pazar ava gidiyorum. 

  • Av sezonu hangi aylar arasında oluyor? 

Ağustostan şubata kadar sürüyor. Tabii ava her hafta gidemediğim de oluyor. Kuşlar da göçtüğü için mesela yağmur yoksa kuş da olmuyor. Mesela çulluk kuşu İstanbul’da birkaç ay kalıyor. Bazen de domuz avına çıkıyoruz. Öyle olunca 3-5 kişi bir araya gelmek gerekiyor. O da bir organizasyon işi. Domuz avına Bolu’ya gidiyoruz hafta sonu da oradaki evimde kalıyoruz.

  • Bolu’da av eviniz mi var? 

Evet, dağlarda. Av mevsiminde hafta sonu bir günümü avda diğerini aileyle geçiriyorum. 

  • Avcılığa ilginiz ne zaman başladı? 

Babamın başlattığı bizim de sürdürdüğümüz Sezai Türkeş ve Fevzi Akkaya ile ortaklığımız 50 yılı geçti. Şimdi rahmetli oldular, onlar avcıydı. Babam onlarla her hafta sonu ava çıkardı. Biz de onlarla beraber piknik yapardık. Yaşımız büyüdükçe önce bir havalı tüfek, sonra 16 kalibre çifte falan derken ava başladım. Bizi avcılığa Fevzi Amca başlattı sonra ben devam ettim. 

Bu insanın geninde var bence. Ava ya meraklı oluyorsunuz ya olmuyorsunuz. Kardeşlerim ilgilenmedi ama ben devam ettim. İlkokuldan beri avlanıyorum. Bunun 30-40 yılı da rahmetli Galip Ağabeyle geçti. Galip Reis Avcılık Atıcılık Federasyonu başkanıydı. Geçen yıl vefat etti. Onunla tesadüfen tanışmıştım, 30 yıl onun çırağı olarak avlandım. Şimdi ikinci kitabım “Avcıbaşı Galip Reis ve Çırak”ı da onun hatırasına yazdım. Kendisi avcılık, atıcılık, balıkçılık ve dalgıçlık sporlarında Türkiye’nin duayeniydi. Bilgi ve deneyimlerini bana mütevazılıkla aktardı. Trapta 200’de 200 atabilen nadir milli sporcularımızdandı. Kadıköy Balıkadam Kulübü’nün de kurucularındandı.

  • Avcılık tepki de çekiyor. Siz bakış açınızı anlatabilir misiniz? 

Kitabımda İspanya’nın en büyük filozofu Jose Ortega y. Gasset’ten bir alıntı yaptım. Avcılığın felsefesini, insanın neden avladığını anlatıyor. İnsanlar eskiden toplu bir şekilde ava çıkar, eve et getirirlerdi. Bu genetik özellik bazı insanlarda hala var. Türkiye’de birkaç milyon ava meraklı insan var. Avcılık düzgün, kontrollü ve usulüne uygun şekilde yapıldığı takdirde avı çoğaltır. Günümüzdeki avcılık, bilinçsiz çevrecilerin hedefi haline geldi maalesef. Bu yüzden sürdürülebilir avcılık konusunda bir örnek vermek isterim. Amerika Birleşik Devletleri’nin kapladığı coğrafyada Kızılderililer zamanında 1 milyon geyik yaşarken, ABD’nin uyguladığı av programları sayesinde bugün bu sayı 52 milyona çıktı. Her yıl lisanslı avcılar tarafından, 5 milyon geyik, belirlenmiş av mevsimlerinde avlanıyor. Bu avcılık faaliyeti sayesinde geyik nüfusu azalmıyor, artıyor. 300 bin Amerikalı da doğrudan bu sektörde rehber olarak çalışıyor. Lisans ücretinden av kıyafetlerine, silahlardan avlanan geyiklerin etlerinin aşevlerinde fakirlere dağıtılmasına varan, 3 milyar dolarlık dev bir endüstri ortaya çıkmış durumda. Neredeyse 80 yıl geyik avını yasaklayan ülkemizde ise geyik neslinin tükenmeye yüz tuttuğunu çevreciler de biliyordur inşallah. Avın, ancak ekonomik bir değeri olduğu takdirde korunup çoğalabileceğini ve bunun için de yaşlı hayvanların trofe avcılığıyla kontrollü olarak hasat edilmesinin şart olduğunu bizim çevrecilere nasıl anlatabileceğiz bilemiyorum. 

  • Avcı işadamlarının farklı özellikleri var mı? 

Avcı olan işadamlarının rakiplerinden bir adım önde olduğunu görüyorum. Avcılık ile ilgilenen insanlar, iş hayatı için çok önemli olan sabırlı olma duygusunu geliştiriyor. Eşsiz ilişkiler ağı kurabiliyor, işin stresinden kurtulabiliyor ve daha sağlıklı oluyorlar. 

  • Türk işadamları arasında avcı arkadaşlarınız var mı? 

Üstay İnşaat’ın sahibi Ali Üstay pirimiz. Kendisinin av müzesi var, pek çok av kitabı var. İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, Alarko’dan Ayhan Yavrucu avcıdır. Rahmetli Mustafa Koç avlanırdı. Cem Boyner de avcıdır. Bir de Kaya Ersu avcıdır. Mustafa Koç, büyük ava da giderdi. İş camiasından epey avcı var.

  • Avlanırken vurmaktan vazgeçtiğiniz anlar oldu mu? 

Tabii çok olur. Genç bir hayvansa vurmam. Kuşta öyle bir şey yok. Yemek için avlıyorsun onu da muhakkak yerim. Yemezseniz günah yani dini inancım böyle. Avcı öldürmek için avlanmaz, avlanmış olmak için öldürür. Eğer öldürmezseniz avı uygulamış olmuyorsunuz. 

  • Tekne merakınız da var değil mi? 

Ben klasik tekneci değilim. Balık teknem var. Denizlerimizde orkinos, kılıç, zargana türü balıklar var. Sonbaharda bunları avlamaya çalışıyorum. 

  • Genellikle hangi hayvanları avlıyorsunuz? 

Türkiye’nin avlanabilen av kuşları var. Bunlar bıldırcın, çulluk, ördek, kaz, sülün ve keklik gibi. Yaban domuzu bol miktarda oluyor çünkü köylüler yemiyor. Dolayısıyla en çok avladığımız av hayvanı yaban domuzu. 

  • Çocuklarınız meraklı mı ava? Genetik miras geçti mi? 

En küçüğü meraklı. Geçen yıl ilk geyiğini avladı, bu yıl daha büyüğünü avlamak istiyor. Artık 18 yaşında, sonbaharda beraber gideceğiz. 

  • Galip Reis’ten sonra siz usta oldunuz mu? 

Ondan çok şey öğrendim. Artık öğrendiklerim bana yetiyor yanımda bir ustaya ihtiyacım yok. Ama arkadaşlarım var, birlikte avlanıyoruz 

  • Karateye ne zaman başladınız? 

İlkokul yıllarında başladım. Doğan Kılıç diye bir hocam vardı, uzun yıllar karate yaptım. Sonra ABD’de üniversitede Japon hocamla karateye devam ettim. Türkiye’ye gelince bir dönem ara verdim. Sonra Moda’da Hakkı Koşar’ı buldum. Karatenin ustalarından, Cüneyt Arkın’a karateyi öğreten, onun filmlerinde oynamış, gerçekten dünyadaki en üst seviyedeki 2 karateciden biridir. 15 yıldır onun Moda’daki karate salonunda çalışıyoruz. En son siyah kuşakta 4’üncü dan oldum. Bu da epey büyük bir seviye çünkü 10’uncu dan olmak için bütün ömrü, 60-70 yılı karateyle geçirmek lazım. 

  • Yıllardır sıkılmadan yaptığınıza göre karatede sürekli ne öğreniyorsunuz? 

Ömür biter karate bitmez. Japonların yarattığı bir spor ve dövüş sanatı. Her bir kuşağın sınavı var, her sınav içinde öğrenmeniz gereken teknikler var. Kata denen muhtelif teknikleri uyguladığınız sanki etrafınızda birileri var gibi simülasyon gibi yaptığınız hareketler var. Bir katada 50- 100 teknik oluyor. Her katanın bir ismi var, inanılmaz zor katalar var. Her bir katayı hakkıyla öğrenmek gerçekten çok ciddi zaman alıyor. Şu an ben 17-18 kata falan yapabiliyorum. Dolayısıyla devamlı öğrenilecek kata var. Bir de tabi her sınavda dövüş oluyor. 4’üncü danda 3 kişiyle dövüşüyorsunuz. Yakın dövüş tekniklerine hakim olmanız gerekiyor. 4’üncü dandan 5’inci dana gelmek tez yazmak gibi. Artık benim için bir sonraki hedef kendi katamı yaratmak. 

  • Karatenin akademik bir tarafı da var mı? 

İşte kendi katanı yaratmak bir hadise. Kill Bill’de kız bir hareket yapıyordu adamı öldürüyordu. Bunun gibi iç gücü kullanmak önemli. Çakralar işin içine giriyor. İşin felsefesine ve iç gücüne ulaşma gibi konular öne çıkıyor. Kendini kilitleyebilme yeteneğini edinmeye çalışıyorsun. Hakkı Hoca 1 metre 60 cm boyunda ufak tefek bir adam. Kendini kilitleyince 5 kişi bir araya gelsek onu yerinden oynatamıyoruz. Dokunmadan sizi devirebilir. O iç gücü kullanabilmek çok acayip bir şey. İleriki dan’larda insan o yeteneğini keşfedebiliyor. Karate derin ve daha çok defansif bir spor. Kimse kimseye vurmuyor, müsabakada vuran puan kaybediyor. 

  • Çocukken birinden mi etkilendiniz yoksa kendiniz mi başladınız karateye? 

Babamın teşvik etmesiyle başladım. Babam Levent Tenis Kulübü başkanıydı. Spor yapmamızı istiyordu. Bizim mahallede karate kulübü açılınca oraya yazıldık. 

  • Tenise devam ettiniz mi? 

Tenise de devam ettim ama karate gibi değil. Birkaç yıldır oynamıyorum. Denk gelirse bazen arkadaşlarla oynuyoruz. Bu tür sporlardan insan bir süre sonra sıkılıyor ama karatede devamlı öğrenilecek bir şeyler var. 

  • Siz de çocuklarınızı karateye yönlendirdiniz mi? 

Büyük oğlum aikido yaptı ondan sonra fazla yapmadı. Küçük oğlum Alp karate yapıyor. O da siyah kuşak oldu milli takıma seçildi. Avrupa ikinciliği ve dünya üçüncülüğü dereceleri var. Gerçi şu an ara verdi vücut geliştirme yapıyor. 

  • Siz de milli karatecisiniz değil mi? 

Hayır ben milli hakemlik yapıyorum. Karate turnuvalarında B kategorisine çıktım inşallah A kategorisi sınavım var. Yani Avrupa şampiyonasında orta hakemlik, dünya şampiyonasında yan hakemlik yapıyorum. 

  • Bundan çok büyük zevk alıyorsunuz ki hakemlik yapıyorsunuz. 

Bu milli bir görev. Ne kadar hakeminiz varsa o kadar kupanız var. Yani birbirlerini tutuyorlar, hak yiyorlar ama siz oradaysanız itiraz edebilirsiniz. Ne kadar çok hakeminiz varsa o kadar haksızlığa mani olabilirsiniz. 

  • İş dünyasından karateyle ilgilenen arkadaşlarınız var mı? 

Mehmet Helvacı’yla beraber almıştık kara kuşağı. Kendisi Galatasaray’ın yönetim kurulundaydı, bir dönem as başkandı. Doktorlar arasında karateyle çok ilgilenen var. Bir de Hakkı Koşar çok uluslararası bilinen bir eğitmen olduğu için çok sayıda yabancı öğrencisi var. Bunların çoğu Türkiye’deki expat’lar.


“HEDEFİM 5’İNCİ DAN”
 

HAKİM YERİNE GEÇİYOR
Karate, sabır, kontrol, çok yönlü düşünebilme gibi iş hayatında çok faydasını gördüğüm bir spor. Özgüven sahibi olma ve kendini koruyabilme diğer olumlu getirileri. Japonya’da 4’üncü dan biri hakim yerine geçebiliyor. Yani o kadar itibar ediliyor.
ARTIK SENSEY 
Dördüncü dana çıkınca ‘sensey’ oldum. Hakkı Hoca’nın güzel bir lafı var: “Kemer belde değil beyinde” diyor, gerçekten öyle. Şu an hedefim 5’inci dana çıkmak. Sağlığım el verdiği sürece karate yapacağım. Hem spor yapmak vücuda endorfin salgılıyor, mutlu oluyorsunuz, hareket olduğu için daha fit kalıyorsunuz.
KADINLARA TAVSİYE EDERİM 
Karatenin önemli öğretileri arasında insanların işini kolaylaştırmak ve birbirini sevmek geliyor. Karateci hiçbir zaman biriyle dövüşmez, kavga etmez. Kavga etse dövebileceğini bildiği için barışa faydası olur. Özellikle kadınlara her ortamda kendilerini koruyabilmeleri için karateyi tavsiye ederim.



“AVCILIK DÜNYADA DAHA ELİT BİR SPOR”

EN SON ARJANTİN’DEYDİM 

Bu zamana kadar Afrika, Avusturya, Macaristan, Belçika, Bulgaristan, Fransa, İngiltere, İskoçya, İsveç, ABD ve en son Arjantin’de avlandım. Arjantin’in Patagonya bölgesine gittim. Çok geniş arazileri var. Tabiat harikası bir yerdi. Geyik avladım, onun dışında bıldırcın, keklik, ördek gibi kuş avları için de uygundu. Bir hafta boyunca büyük avlar yaptım, iki tane geyik avladım.
ASİLLERİN SPORU 
Bizde bir maliyeti olmadığı için her gelir grubundan avcı var. Dünyada böyle değil. Avrupa’da ormanların sahibi devlet değil. Avlanabilmek için ormanın sahibinden izin almalısın. Dolayısıyla avcılık daha elit, daha pahalı bir spor. Avrupa’nın en büyük patronları, en zengin aileleri ava meraklı. Zaten avcılık eskiden kralların, asillerin sporuymuş. Bütün doğu bloğu ava çok meraklı. Avrupa’da hala krallar, asiller, zenginler ava gidiyor.
PATRONLAR AVCIYDI 
Avrupa’da pek çok iş yaptığım büyük patron avcı çıktı. O sayede çok avcı dostum oldu. Avcılık sayesinde dünyanın en önemli şirketlerini yöneten işadamları ve sanayicilerle bir araya geldim. Bunlardan bazıları, Peugeot ve Citroen’in patronu Robert Peugeot, JCB’nin patronu Sir Anthony Bamford, Italcementi’nin patronu Carlo Pesenti, AON Sigorta Başkan Yardımcısı Thom van Rickjevorsel…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz