Müthiş yolculuk

Yıldız, tüm bu sürecin kendisine bir iç huzur verdiğini söylüyor ve hislerini şöyle paylaşıyor...

7.02.2020 12:32:000
Paylaş Tweet Paylaş
Müthiş yolculuk

Elçin Cirik

ecirik@capital.com.tr

Z Zurich Vakfı 35 gönüllü çalışanla Nepal’in iki köyünde 10’ar sınıflık iki okul yaptı. Zurich Sigorta CEO’su YILMAZ YILDIZ da bu projenin gönüllülerinden oldu. “İsmini Google’a yazdığınızda bile çıkmayan, ülkenin güney batısında Hint sınırına yakın bir yerdeydik. Köylüler bizi evlerinde misafir etti” diyen Yıldız, 5 günlük bu macerada farklı bir kültür tanımış olmaktan mutlu. Yıldız, “Başkalarına yardım etmek, insana büyük bir mutluluk veriyor” diyor ve oradaki hayatı görünce kendi hayatını sorguladığını itiraf ediyor.

Zurich Sigorta CEO’su Yılmaz Yıldız, mütevelli heyeti üyesi olduğu Z Zurich Foundation’ın projesiyle Nepal’in uzak bir köyünde okul inşaasına katıldı. Zurich Sigorta’nın dünyadan 35 gönüllü çalışanıyla gerçekleşen projede Nepal’de iki köyde 10’ar sınıflık iki okul yapıldı. Yıldız, “İsmini Google’a yazdığınızda bile çıkmayan, ülkenin güney batısında Hint sınırına yakın bir yerdeydik. Köylüler bizi evlerinde misafir etti” diye konuşuyor. Şehir hayatına göre zorlu olan yaşam koşullarında ekip, 5 günde sadece 8 kürek ve üç kazmayla okulun temelini atmayı başarmış. “Öğleden sonra köylüler ve çocuklarla oturduk, sohbetler ettik. Çocukları okumaya bir nebze ikna etmeye çalıştık” diye konuşan Yıldız, tüm bu sürecin kendisine bir iç huzur verdiğini söylüyor ve hislerini şöyle paylaşıyor:

“Başkalarına yardım etmek, insana büyük bir huşu ve mutluluk veriyor. Çocuklarla ilgilenmek, onlar için bir şeyler yapabilmek mutlu ediyor. Oradaki hayatı görünce, kendi hayatımızı ne kadar karmaşık hale getirdiğimizi, bir sürü noktaya ne kadar çok taktığımızı ve istersek hayatımızı daha basit ama daha mutlu geçirebileceğimizi anladım. Şu an çok değer atfettiğimiz birçok şeye aslında ihtiyacımız yok, onu gördüm.” Zurich Sigorta CEO’su Yılmaz Yıldız, Nepal’de bizzat katıldığı çalışmaları ve ardından Himalayalar’a yaptığı yolculuğu anlattı: 

35 ÇALIŞAN GÖNÜLLÜ “Z Zurich Vakfı ile pilot bir proje yapalım istedik ve dünya üzerinde Nepal’ı seçtik. Nepal, ekonomik ve sosyal gelişme anlamında maalesef oldukça geride kalan bir ülke… Halkı çok misafirperver ama ülkenin kaynakları çok kısıtlı. Finansman desteğinin ötesinde tüm dünyada çalışanlarımızdan oluşan gönüllü bir ekip oluşturalım, Nepal’in iki farklı köyünde fiziksel olarak iki okul inşa edelim istedik. 23 farklı ülkeden 19’u kadın ve 16’sı erkek toplam 35 Zurich çalışanı gönüllü oldu. Birlikte Nepal’a gittik, farklı ülkelerden tüm ekip Katmandu’da buluştuk. Katmandu’yu iki gün boyunca gezdik, mabetleri ziyaret ettik. Nepal kültürünü biraz da olsa görme imkanımız oldu. 

MEZRA HAYATINA HAZIRLIK 

Uçakla Dangri şehrine gittik, temel Nepal sözcükleri öğrendik. Hatta bize orada Nepal’e özgü isimler verdiler. Bana bir tanrı ismi olan Yogendra ismi verildi. Ayrıca orada mezradaki yaşam için çeşitli önlemler aldık. Musluk suyundaki bakteriler bizim için zararlı olabiliyormuş. Bu nedenle yiyecek içeceklerde çok seçici davranın dediler. Tetanoz, Hepatit A-B ve sıtma için hap aldık. Evinde kalacağımız ailelere büyük bir kutu götürdük. İçinde cibinlik, bizim için kap-kacak ve onları yıkamaları için klorlu malzemeler vardı. Dangri’den otobüslerle kalacağımız köye gittik. Burada aynı Anadolu’da olduğu gibi danslı müzikli bir törenle karşılandık. Karşılama töreninde çocuklarla Hint müziğiyle dans ettik. 

GÜN 5.30’DA BAŞLIYOR 50-60 haneli bir bölgede iki ayrı grup halinde kaldık. Nepal’de ismini Google’a yazdığınızda bile çıkmayan, ülkenin güney batısında Hint sınırına yakın bir yerdeydik. Köylüler bizi evlerinde misafir etti. Tabii orada hayat farklı, elektrik gelip gidiyor. Evde su yok, tuvalet, duş imkanı evin dışında. İnsanlar, ekonomik nedenlerden günde 2 öğün yemek yiyor. Geceleri tahtanın üstüne uyku tulumunu serip uyuduk. Kaldığımız sürece her sabah saat 5.30’da kalktık. İlk bir saat yoga yaptık. Sonra altı saat inşaat işçisi olarak çalıştık. 

10 SINIFLIK OKULUN İNŞAASI 10 sınıflık bir okul inşaası için çalıştık. Mevcut durumda tüm sınıfların öğrencileri hep birlikte okuyordu, onları ayırmak için bir bina gerekiyordu. İlk gittiğimiz gün Hindu usulü bir temel atma töreni yaptık. Elimizde inşaat malzemesi olarak da pek bir şey yoktu. Sadece sekiz kürek ve üç adet kazmamız vardı. Bir de bu bölge birinci derece deprem bölgesi yani temel de atmamız lazımdı. Neyse ki zemin yumuşaktı ve kürekle kazılabiliyorduk. 5 gün boyunca günde 6 saat kadar çalıştık. Tabii alışık olmadığımız için ellerimiz su topladı, toz toprak bol olduğundan pek çok ufak kaza geçirdik. 

OKUMAYA ÖZENDİRMEYE ÇALIŞTIK Altı saat iş sonrası öğleden sonra köylüler ve çocuklarla oturduk, sohbet ettik. Nepal’de kırsal bölgede genelde çocuklar 6’ncı 7’nci sınıftan sonra okulu bırakıyor. Hem aileler ekonomik olarak çocuklarını okutmakta zorlanıyor hem okuma kültürü oluşmamış durumda. Bu nedenle çocuklarla sohbet ederek okumaya bir nebze ikna etmeye çalıştık. Ayrıca köyde örneğin çöp toplama gibi günlük hizmetlerde farklı neler yapılabilir, bunları konuştuk. Dört günün sonunda tek katlı binaya yetecek kadar temeli, 2,20 metrelik bir derinlikte kazdık. Temelin dibine büyük taşlar diktik. Ardından en zorlu iş geldi, kum ve çimento kardık, demirleri bağladık. Hepimiz taş kırma, çimento karma gibi tüm işlerde çalıştık. İnşaatta sütunları çıktık, çatıya kadar yaptık. Tabii bizim çatıyı yapmamız mümkün değil, vasıfsız işçilerin yapabileceği tüm işi yaptık. Bizden sonra yaklaşık 90 günde okulu bitirdiler. 

ZORLU YAŞAM KOŞULLARI Sabah ve öğlen yemeklerimizi inşaat bölgesinde yedik. Genelde pirinç lapası ve mercimek gibi yiyeceklerle beslendik. Yanına tuzlu bir turşu, brokoli ve lahana oluyordu. Şehirde ve sonrasında trekking yaparken kaldığımız çay evlerinde içi sebzeli bir momo börekleri vardı, onlardan yedik. Çay olarak da genellikle zencefil çayı ya da sütlü çay içiyorlar. Nepal mutfağında kaküle, karabiber, zerdeçal gibi belirgin baharat tatları var. Zaten Nepal’de az yiyorlar ve akşam yemeğini de 17.00-18.00 gibi ailelerle yiyorduk. Ailelerle aramızda dil sorunu olduğu için yanımızdaki tercümanlar aracılığıyla anlaştık. Tabii hem günün yorgunluğundan hem internet, sosyal medya, televizyon olmadığı için tam bir sakinlik içinde çok rahat uyku uyuyorduk. 

ERKEK SAYISI AZ Nepal’de tarım alanları limitli, ülkede 10’un üzerinde 7 bin metre üstü dağ var. Tarım set set araziler üzerinde yapılıyor. Ülkenin bir numaralı geliri turizm, ardından tarım geliyor. Genelde genç erkekler işçi olarak Hindistan’a, daha eğitimlileri Japonya ve diğer Asya ülkelerine çalışmaya gidiyor. O yüzden özellikle köylerde erkek sayısı çok düşük. Genelde yaşlı erkekler, kadınlar ve çocuklar yaşıyor. Nepal’de halkın yüzde 65’i Hindu, yüzde 30’u Budist ve yüzde 3-5 arasında Müslüman var. Genelde çok renkli giyiniyorlar, ancak kültürleri çok farklı. Örneğin inşaatta bizimle çalışan ve bembeyaz giyinen bir erkek vardı. Nedenini sorduğumuzda anladık ki Nepal’de annesini kaybeden kişi 1 yıl boyunca beyaz giyerek yas tutarmış. 

DEĞER ATFETTİKLERİMİZE İHTİYACIMIZ YOK Başkalarına yardım etmek, insana büyük bir huşu ve mutluluk veriyor. Çocuklarla ilgilenmek, onlar için bir şeyler yapabilmek mutlu ediyor. Oradaki hayatı görünce, kendi hayatımızı ne kadar karmaşık hale getirdiğimizi, bir sürü noktaya ne kadar çok taktığımızı ve istersek hayatımızı daha basit ama daha mutlu geçirebileceğimizi anlıyorsun. Şu an çok değer atfettiğimiz birçok şeye aslında ihtiyacımız yok, onu gördüm. Mutluluk için musluktan suyun akmasına gerek yok. Zorluklar da başta insanı yıldırıyor ama sonra güçlendiriyor. Böyle bir ortamda kendi iç yolculuğuna doğru ilerliyorsun, kafan çok daha açık oluyor. Daha çok kendini dinleyebiliyorsun ve bedensel olarak yorulmak çok iyi geliyor. 

HİMALAYALAR’A YOLCULUK Köyden şehre geçmeden önce yine Vakıf tarafından daha önce yapılmış bir okulu gezdik. Ardından gönüllülerden bir grup döndü, biz kalanlarsa Himalayalar’da trekking yaptık. Bu, orta zor bir parkurdu. 3 bin 400 metreye kadar çıktık. Günde ortalama 25 kilometre yürüdük, 35 bin adım atarak 700-800 metre yükseldik. 2 bin metrenin üstünde oksijen iyice azalıyor, 20 adımla nefes nefese kalınıyor. Bir de sarhoşluk başlıyor, mide karıncalanıyor. Yürüyüş boyunca akşamları çay evlerinde kaldık, 14-15 derecede ısıtmasız uyuduk. En son bu kadar üşüdüğümü askerlik döneminde hatırlıyorum. Ardından inişe geçtik ama inmek çıkmaktan 5 kat daha zor. Dizler çok zorlanıyor. Yolda kaldığımız maceralı bir dönüş sonrası 12 saat gecikmeyle sağ salim İstanbul’a geldim. Fiziksel olarak yorgun ama manen çok iyi geldim.”


“Z ZURICH VAKFI’NIN EN ÖNEMLİ HİBE YARDIMI TÜRKİYE’YE”

4 ANA KONU
Benim birkaç şapkam var. Zurich Türkiye CEO’luğunun yanında geçen yıl Z Zurich Vakfı’nın mütevelli heyeti üyesi seçildim. Bu vakıf, Zurich Grubu’nun hayır işleri yapmak üzere kurduğu, ciddi kaynakları olan bir kurum. Tüm dünyada 4 ana konuda hayır işleri yapıyoruz. Biri, kadın ve gençlik projeleri. Kadınlar ve gençlerin eğitim düzeylerinin artması üzerine projelere hayat veriyoruz.
RUH SAĞLIĞI ODAKTA İkinci başlıkta, ruh sağlığı üzerine çalışıyoruz. Çünkü özellikle gelişmekte olan ülkelerde ruh sağlığı ve depresyon vakalarında çok ciddi artış var. TÜSİAD ile yaptığımız risk raporunda da belirttik, ABD ve Avrupa’da gençlerin yüzde 15’i depresyonda. Türkiye’de de bu oranın yüzde 11-12 olduğu konuşuluyor.
LOKAL ÇALIŞMALAR Üçüncü grup; lokal projeler. Burada Zurich Grubu’nun bulunduğu tüm ülkeler, her ülke için hangi konu önemliyse bu farklı projelere finansman ve teknik destek veriliyor. Dördüncü alan olarak sel felaketlerinin önlenmesi üzerine çalışıyoruz. Sel, dünyada en fazla can ve mal kaybına neden olan afet ve iklim değişikliğiyle frekansı artıyor. Bu çerçevede farklı projeler üretiyoruz.
TÜRKİYE’DE ÖNEMLİ ADIM Vakfın şimdiye kadar en büyük hibe yardımını Türkiye için aldık. Türk Eğitim Derneği (TED) ve Milli Eğitim Bakanlığı ile kırsaldaki kadın öğretmenlerin eğitimine yönelik bir projenin lansmanını yaptık. Burada hedefimiz, 2023 yılına kadar 1.000 öğretmen, 30 bin öğrenci ve 150 bin aile bireyine ulaşmak. 50 kadın öğretmenle başladık, onların teknik bilgilerini artırma ve ötesinde bulundukları köye, kasabaya nasıl katkıda bulunabilir, nasıl sosyal girişimci olabilirler noktasında çalışıyoruz.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz