Pist özlemi sürüyor

Cem Hakko, CEOLife’ın sorularını şöyle yanıtladı...

26 ŞUBAT, 20190
Paylaş Tweet Paylaş
Pist özlemi sürüyor

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Türkiye’de otomobil sporları dendiğinde CEM HAKKO adı anılmadan sohbete bile başlanmaz. Yarıştığı dönemlerde dünyanın en iyi pilotları arasına giren Hakko, iş yaşamına başlamasıyla aktif spor yaşamını da sonlandırdı. Ama hayalleri hiç bitmedi ve Hakko, Türkiye’ye Formula 1 yarışlarını getirerek en büyük hayalini gerçekleştirdi. Bugün hala pist özlemi devam eden Hakko, şimdi yelken sporu yapıyor. Yeni hayaliniyse “Yelkenliyle dünya turuna çıkmak istiyorum” diye açıklıyor.

Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko’nun moda dünyasındaki yeri tartışılmaz. Ancak Cem Hakko adı Türkiye’de otomobil sporları dendiğinde de ilk akla gelen isimdir. Kartingle İsviçre’de okul yıllarında başlayan yarış tutkusunu Türkiye’ye Formula 1 yarışlarını getirme başarısıyla taçlandıran Hakko, ilk offshore yarışlarını da Türkiye’ye getirmişti. Cem Hakko, 15 yaşından 30 yaşına kadar yaklaşık 15 yıl karting yaptı. Sonra Formula 3, ralliler ve motocross ile pilotluk kariyeri devam etti. Dünya Karting Şampiyonası’nda ilk 15’te yer alan isim, böylece dünyanın en iyi pilotları arasında da yer aldı. Daha sonra yarışlara devam etmek yerine Vakko’ya dönen Hakko’nun otomobil sporları tutkusu hiç bitmedi. Türkiye’ye gelir gelmez Cem Güvendiren ile bir karting pistini Tuzla’da kurdu ve Avrupa Şampiyonası’nı düzenledi. F1 ve offshore yarışlarını Türkiye’ye getirmesi ise Türkiye’nin otomobil sporlarıyla anılmasına önemli katkı sağladı. Türkiye’nin en aktif iş insanlarından biri olan Hakko’nun yeni hayali ise yelkenliyle dünya turuna çıkmak. Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko ile Dünya Ralli Şampiyonası’nın (WRC) 2018 yılındaki 10’uncu yarışının gerçekleştiği Marmaris’te konuştuk. Cem Hakko, CEOLife’ın sorularını şöyle yanıtladı: 

Dünya Rallisi, 8 yıl aradan sonra Türkiye’de Marmaris’te düzenlendi. Gözlemleriniz neler?

 Türkiye’ye gelmesi bizi çok mutlu etti. Herkes çok memnun; seyirci, yarışçı ve Marmaris halkı. Parkurlar çok güzeldi, pilotların da unutamayacağı zor parkurlardı. Yarışlar çok zorlu geçti. Kırıcı ama muhteşemdi. Bizim Türk pilotlarımız da çok iyi gelişim gösteriyor.

Otomobil yarışlarıyla ilgili geçmişiniz ve tutkunuzdan bahsedebilir miyiz? Hangi yıllarda yarıştınız? 

Ben Dünya Karting Şampiyonası’nda yarışıyordum. Bildiğiniz gibi bu yarış bütün motor sporlarının ilk okulu olarak bilinir. Bir nevi anaokuldur. On beş yaşımdan 30 yaşıma kadar yaklaşık 15 yıl kartingde yarıştım. Sonra Formula 3 ve Rallyler, Motocross geldi. 

Otomobil sporlarına ilginiz nasıl başlamıştı? Örnek aldığınız biri var mıydı? 

O zaman birçok sporla, bilhassa binicilik sporu ile uğraşıyordum. Bindiğim at maalesef sakatlandı ve sonrasında öldü. Ben de bu üzücü olay üzerine binicilikten tamamen koptum. Kendimi kartingin kucağında buldum. Tabii o zaman çok önemli pilotlar vardı. F1 ve Ralli’yi televizyonlardan, okul hayatım sırasında izliyor, tüm pilotların hayatlarını ezbere biliyordum. O günlerden sonra yarışlara ilgim arttı. Karting ve dünya şampiyonalarına katılmaya başladım. Sonrasında Formula 1’i Türkiye’ye getirdik. 

En önemli başarınız ne olmuştu?

Dünya Karting Şampiyonası’nda ilk 15’teydim. Bu dereceyle dünyada en iyi pilotlar arasına girmiştim. Benim için de iyi bir kariyer başlamıştı. Fakat daha sonra yarışlara devam etmek yerine babamın işine döndüm. Türkiye ye gelir gelmez Cem Güvendiren ile karting pistini Tuzla da kurduk, Avrupa Şampiyonası’nı tertipledik. 

Karting yaparken yaşadığınız ve unutamadığınız bir anınız var mı? 

Çok üzüldüğüm bir anım var. Ölümle sonuçlanan bir kaza oldu. O gün bu kaza beni çok etkiledi. Bunu unutmama imkan yok. Yarışırken aslında her an, her şey, her viraj çok önemlidir. Bu sırada kötü gidebilecek anları düşünmezsiniz. Bir yarışta pistten çıktığınız anda tüm sezondaki puanlarınız yok olabilir. Bu durum sizi en arka sıralara düşürebilir. Bu sporun her anı unutulmazdır diyebilirim. Bir viraja 3 araba birden girmeniz, bazen diğer pilotlarla göz göze gelmeniz, birisini virajda arkada bırakmanız, lastiklerin birbirlerine değmesi... Neler neler… Hele yarıştan bir akşam öncesi ve start anı! 

Formula 1’i Türkiye’ye getirme hayaliniz nasıl gerçekleşmişti? 

2000’li yılların ilk yarısıydı. O zamanlar kurduğumuz bir pist vardı. Mümtaz Tahincioğlu orada kartinge başladı. Oradan TOSFED başkanlığına kadar gitti. O zaman Türkiye Otomobil Sporları Fedarasyonu (TOSFED) Başkanı Mümtaz Tahincioğlu’ydu. Mehmet Karabeyoğlu, Mümtaz ve ben bir akşam yemek yerken Mehmet Bey’in eşi “Türkiye’de Formula 1 olur mu” diye bir konu ortaya attı. Neden olmasın deyince yıllar süren konuşmalar, anlaşmalar, bitmeyen kontratlar, uyumadan geçen gecelerin ardından Formula 1’i Türkiye’ye getirme şansına kavuştuk. 

Kaç yılındaydı? 

2006 yılında getirdik. Her şeyi ile yaptık. Pist yokken hayaliyle yola çıktık. Yalnız Formula 1 ile kalmadık. WTCC, DTM, MOTOGP, Le MANS gibi tüm yarışları getirdik aynı yıl içinde. 

Peki yeniden Formula 1 Türkiye’ye gelir mi? 

O artık Sayın Spor Bakanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın ilgileneceği bir konu. İnşallah olur. Emir verirlerse ilk günkü heyecanla yine canla başla çalışırız. Bakın bugün WRC geldi. Belki tekrar F1’i getirme imkanını buluruz. Keşke…

Peki şu anda aktif olarak spor yapıyor musunuz?

Genel olarak kendime iyi bakıyorum. Her gün sabah 5.30’dan 7.30’a kadar spor yapıyorum. Kardiyo yapıyorum. Formumu korumaya çalışıyorum. Şimdi yelken yarışçısıyım. Vakkorama Sailing Team diye bir takımımız var. Türkiye şampiyonasında yarışıyoruz. Yelken bütün yıl devam ediyor. Belli haftalarda yıl boyunca yarışıyoruz. Eski yaptığım sporların da meyvelerini yiyorum. Bazen şov amaçlı pistlere çağırıyorlar, pistlerin dumanını alıyorum. Yarışa dönmek istiyorum ama artık geç. Gençler var artık. Bu spor her yaşın sporu değil. Burada da tüm etapları izledim. Çok kırıcı, çok zorlu etaplardı. Dünya Rallisi Marmaris ayağı gerçekten çok çok iyi ve başarılı geçti. Ülkemiz adına gurur verici. 

Favoriniz var mıydı?

Yoktu ama dünyanın en iyi pilotları buradaydı, oldukça iyi limitlerde kullanıyorlar. Bu arabalar her gün bindiğimiz arabaların gelişmelerine de güvenlik anlamında katkı sağlıyor. Bu kadar kaza ve takla gördük bir tek ölüm yok. Arabalar artık o kadar güvenli olmaya başladı ki... 

Normal bir iş gününüz nasıl geçiyor? 

5.30-7.30 arası spor yapıyorum ondan sonra 8.30 gibi iyi bir kahvaltıdan sonra işe gidiyorum. Akşam 9.30 gibi sosyal bir aktivite yoksa eve dönüyorum ama bu pek nadir oluyor. Genellikle her akşam bir davet oluyor. Evde pek yemek yiyemiyorum. Evi, çok özlüyorum. Ama hayatımdan gayet memnunum. Hayat hızlı ve yoğun. 

Kaç çocuğunuz var?

 34, 32 ve 24 yaşında 3 çocuğum var. 

Onlar ilgili mi otomobil sporlarına?

Spora ilgililer ama benim sporlarıma değil… İyi ki… Bir tek Can, motocross tutkunu.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.