"Spontan yaşıyorum"

Namet Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Kayar ile yeni dekore ettiği ofisinde bir araya geldik, iş dışı yaşamını pek çok boyutuyla konuştuk...

6 MART, 20190
Paylaş Tweet Paylaş
"Spontan yaşıyorum"

Namet Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Kayar, birkaç yıl öncesine kadar emeklilik planları yapan ve emekli olana kadar da çok yoğun çalışması gerektiğine inanan bir iş insanıydı. Ancak iş hayatında yaptığı gözlemler emekliliğin çok da iyi bir fikir olmadığını ona düşündürdü. Bunun yerine zaman içinde şirketteki temposunu düşürmeye ve emeklilikte yapacaklarını aktif iş hayatını devam ettirirken yapmaya karar verdi. Bu kararını uygulamaya da geçirdi. Artık yılın 8 ayında hafta sonları Göcek’te çok sevdiği teknesinde soluğu alıyor. Balık tutmak, tuttuğunu yemek, bol bol yüzmek, müzik dinlemek, farklı rotalarda mavinin farklı tonları ile kendini doğaya bırakmak artık onun rutini. Tüm enerjisini yeniden depoladıktan sonra işinin başına geçen Kayar, 8 aylık bu temponun ardından kışları yoğun bir çalışma dönemine giriyor. Aldığı karardan ise oldukça memnun. Haftanın 7 günü emeklilik hayatının zor olduğunu söylüyor. “Bir şeylerle ilgilenmek lazım” diyen Kayar sözlerine şöyle devam ediyor: “Zamanı dengeleyince iş hayatı bir ömür boyu sürdürülebilir hale geldi.” Namet Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Kayar ile yeni dekore ettiği ofisinde bir araya geldik, iş dışı yaşamını pek çok boyutuyla konuştuk: 

Sizin için gün nasıl başlıyor? Nasıl bir rutininiz var?

Ortalama 6-7 saat uyuyorum. Kahvaltısız güne başlamam. Sağlıklı beslenmeye önem veririm. Yulaf ve yoğurtla kahvaltı yaparım. Ancak çoğu zaman AR-GE’den yeni çıkan ürünlerimizin de tadımını yapıyorum. Bazen bir ürünü raf ömrünü de düşünerek 5-6 sabah test ediyorum. Piyasaya sürülen her ürünü önce ben kahvaltıda deniyorum. Kahvaltı sonrası günüm sabah 8 itibarıyla e-maillerime bakmamla başlıyor. 1-2 saat mailleşme ve iç yazışmalar oluyor. Büyük bir grubu yönettiğim için iletişim önemli hatta üretim, satış, pazarlama müdürlerinin yanı sıra bölge müdürlüklerinin de yer aldığı bir WhatsAp grubumuz var. Bu nedenle hem e-mail hem haberleşmede yoğun bir trafik söz konusu oluyor. Çalışma hayatımın da yüzde 30-40’ı elektronik ortamda geçiyor. Onun dışında toplantılarda geçiyor. Şu anda 50 yaşındayım. 20 yıl maraton koşusu yaptım, çok yoğun çalıştım. Şimdi yine yoğun ama geçmişe kıyasla çok yoğun olduğunu söyleyemem. 

Ofise gelişiniz kaçı buluyor? 

Ofise sabah 9’da geliyorum. Çıkmam akşam 8-9’u buluyor. Bazen mesai 15 saati de buluyor. Cumartesileri çalışma tempom hafta içinin yarısına düşüyor. Prensip olarak pazar günleri çalışmıyorum. 

Pazar günleri neler yapıyorsunuz? 

Pazarları çalışmamakla beraber genelde İstanbul dışında oluyorum. 

İstanbul dışında nereye gidiyorsunuz? 

Teknede oluyorum. İşim izin verdiği müddetçe 8 ay boyunca her hafta sonu Göcek’e gidiyorum. Orada ailemle birlikte oluyorum. Tekne Göcek’te bekliyor. Uçakla gidiyorum, sonra belli rotalarda tekneyle gezintiye çıkıyorum. Örneğin Fethiye, Göcek Körfezi, Selimiye, Bozburun, dönem dönem Yunan adaları da benim en çok ziyaret ettiğim rotalar. Aslında rota olarak Avrupa’da birçok yeri gezdim ama Türkiye’den daha güzel bir yer olduğunu düşünmüyorum.

Tekne turlarınız kaç gün sürüyor? 

1 haftalık tur da oluyor bir iki günlük de oluyor. Genelde pazartesi günleri işe döndüğüm için kısa sürüyor. Sadece bayramlarda 10 günü de bulan uzun turlar yapıyoruz. 

Ne zamandır böyle bir rutininiz var? 

6 yıldır böyle... Tekne çok uzun zamandır var ama 6 yıldır daha sık tekneyle seyahat etmeye başladık. 

Tekne gezilerinin sizin için önemi nedir? 

Denizi çok seviyorum, şehirden uzak olmak, temiz hava, iyot iyi geliyor. Teknede sadece yolculuk yapmıyorum. Genellikle balık tutuyorum. Bu yaz çok büyük palamutlar avladım. Genelde kendi tuttuğumuz balığı yeriz teknede. Zaten denizdeyken çok fazla yemek aramıyorum. Yüzmekten de keyif alıyorum. Benim için detoks gibi oluyor. Bu şekilde dinlenip işe döndüğüm zaman pazartesi performansım çok daha farklı oluyor. 

2019 için tekne planlarınızı yaptınız mı? 

Evet, Hırvatistan turu planladık. Kiminle gideceğim henüz belli değil. Nerelere gideceğimizi belirleyeceğiz. Muhtemelen 20 günlük bir tur olacak. 

Kış tatilleri yapıyor musunuz? 

8 ayın açığını kışın kapatmaya çalışıyorum. 8 ay hafta sonları tatil yaptığım için kalan 4 ayda yoğun çalışıyorum. Mesela bir hafta sonunu Urfa’daki çiftlikte değerlendiriyorum. Hem seyahat hem ticaret yapıyorum. Sektörün fuarları da genelde kış aylarında yoğun oluyor. Sektörlerle ilgili fuarlara katılıyorum. Dolayısıyla kışın çok da tatile ayıracak bir zaman olmuyor. 

Yüzme dışında diğer sporlarla aranız nasıl? 

Hafta sonları vakit buldukça açık hava yürüyüşleri yapıyorum. Hafta sonları da genelde Göcek’te olduğum için oradaki yürüyüş parkurlarını kullanıyorum. Günde 12-13 bin adım atıyorum. Salon sporlarını sevmiyorum. 

Stres yönetimi konusunda nasılsınız? Ofiste stresten arınmak için neler yapıyorsunuz? 

Stres yapmamaya çalışıyorum. İşte yoğun ve uzun saatler çalıştığımda iş stresi yine burada kendi kendine dağılıyor. Ayrıca stresimi arkadaşlarımla paylaşarak da atıyorum. 

İş ve özel yaşam dengesi kurma anlamında titiz misiniz?

Özel hayatıma iş taşımam, işi işte çözerim. Bir de sistemli çalıştığımız için sorunları şirket dışına çıkarmıyoruz. 

Ofisinizde her yerde boğalar var. Boğaların sizin için anlamı nedir? 

Boğaları seviyorum. Gücü ifade ediyor. Ama ağırlıklı meslekten dolayı ilgimi çekiyor. 33 yıldır boğa koleksiyonu yapıyorum. Boğa koleksiyonu olan çok azdır. 

Bu nasıl bir koleksiyon, koleksiyonunuzda kaç parça var? 

Koleksiyonumda 700’ü aşkın dünyanın 30 ülkesinden topladığım boğayla ilgili çeşitli objeler var. Bu objelerden bazıları özel sanatçılara ait. Ayrıca bronzdan, gümüşe, mermerden kristale, seramikten ağaca ve altına kadar hepsinin materyalleri de birbirinden farklı. Yurt dışına gidince en büyük hedeflerimden bir tanesi yeni boğalar almak. Ben biraz seçici davrandığım için normal seri üretimden çıkmış objeleri değil özel yapım işleri takip ediyorum. Örneğin önünüzdeki kasenin kenarında boğa figürleri var, şurada gördüğünüz bastonun başı da boğadan… Bende mücevher tasarımcısı bir arkadaşımın hediye ettiği altından yapılmış boğa da var. Sadece boğa değil tablo ve antika koleksiyonu da yapıyorum. Aslında tablolar da ağırlıklı yine boğa resimlerinden oluşuyor. Boğada özel sanatçıların yaptığı eserler denk gelirse alıyorum, bazen özel yaptırıyorum. Mesela bir boğa tablosu 8 ayda yapıldı. Antika koleksiyonumda da genelde mesleki iş makineleri ağırlıklı. Ofisimde 1898’de yapılmış İtalyan elle dilimleme makinesi var. Bunun gibi birçok antika makine bulunuyor koleksiyonumda, üstelik hepsi de çalışır durumda. 

Ofisinizi de yeni dekore ettirdiniz. Yeniden tasarlarken nelere dikkat ettiniz? 

Ofiste 3 materyal çalıştım; bunlar mermer, ahşap ve deri. Bu üç materyalin dışında başka hiçbir şey kullanmadık. Her şeyin doğal olmasına özen gösterdik. Şömine doğal şömine… Akustiğe de önem verdik. Özellikle toplantıların verimi için akustik önemli. Tüm bunları yaparken de hiçbir mimarla çalışmadık. Her şeye tamamen ben karar verdim, tüm tasarım bana ait oldu. 

Ofiste müzik dinliyor musunuz? 

Evet, burada her tür ses sistemini kurdum. Ama çok fazla dinleme şansım olduğunu söyleyemem. Müziği ağırlıklı teknede dinleyebiliyorum. 

Bundan sonra çalışma temposunu daha da düşürme gibi bir planınız var mı? 

Daha uzun vadede emeklilik planları da yapmaya başladınız mı? Emekli olmayacağım. Daha önce emekliliği düşünüyordum ama son 2 yıldır düşünmüyorum. Haftanın 7 günü emekli hayatı zor geldi, bir şeylerle ilgilenmek lazım… Zamanı dengeleyince iş hayatı bir ömür boyu sürdürülebilir hale geldi. Emeklilikte yapmayı istediğim şeyleri şu anda yapıyorum. 

“STRES ATMAK İÇİN MUTFAĞA GİRİYORUM” 

“Çok iyi mangal yaparım. Etle ilgili yemeklerde iyiyim. En iddialı olduğum yemek tas kebabı. Her zaman mutfağa girmem, mutfakla ilişkim biraz ruh halime bağlı. Bir de çok sevdiğim dostlarım gelirse yemek yaparım. Stres atmak için de AR-GE mutfağına giriyorum. Yenilikçi ürünler, farklı çeşitler yapmak kafamı dağıtıyor.” 

TABİTAK'TAN ONAYLI TAT UZMANIYIM

“ÖNEMLİ YETENEK” Ben dil ve koku konusunda TÜBİTAK’tan onaylı bir uzmanım. TÜBİTAK, tat ve kokuları ne kadar iyi ayırabildiğinizi ortaya koyan bir test yapıyor ve sizin bu konudaki yeterliliğinizi onaylıyor. Bu önemli bir yetenek. Piyasaya çıkan ürünleri her şirket kapalı ya da açık bir şekilde test eder. 

“HİÇ YANILMADIM” Burada da uzmanlarla çalışır. İşte bu uzmanlar TÜBİTAK ve benzeri yerlerden onaylı olmalı ki yaptıkları yorumlara güvenelim. İşte ben o onaylı kişilerden biriyim. Bu nedenle AR-GE’den çıkan ürünlerin son testleri benim tarafımdan yapılıyor. Bugüne kadar kendi ürünlerimizde hiç yanılmadım. 

“YAPMAK İSTEDİĞİM HER ŞEY İÇİN MÜCADELE EDERİM” 

“DERBİ MAÇLARINA GİDİYORUM” Galatasaraylıyım. Derbi maçlarına gidiyorum. Genel olarak spontan yaşıyorum, hayalle yaşamıyorum. Yapmak istediğim her şey için mücadele ederim ve yaparım. İş hayatında da böyleyim… Puro tüketirim, Küba’yı merak ediyordum, geçtiğimiz yıl şubatta Küba’ya gittim, puronun nasıl yapıldığını fabrikaları gezerek gördüm. 

KÜBA’DAKİ ATATÜRK HEYKELİ Gerçekten elle sarıyorlar ve çok emek veriyorlar. Hep eski halini anlatıyorlardı, o haline göre değişmiş. Ben gördüklerimden etkilendim. Bir meydanında Atatürk heykelini gördüm. Dünyanın bir ucunda Atatürk’ün heykelinin bir meydanda olması etkileyiciydi.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.