"Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor?"

Dünya ekonomisindeki dalgalanmalar, her ülkeyi olduğu gibi, Türkiye’yi ve Türk şirketlerini de çok etkiliyor. Dalgalanmaların sayısı ve zaman aralığı da sürekli kısalıyor. Bu durum tahmin yapmayı d...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor?

Dünya ekonomisindeki dalgalanmalar, her ülkeyi olduğu gibi, Türkiye’yi ve Türk şirketlerini de çok etkiliyor. Dalgalanmaların sayısı ve zaman aralığı da sürekli kısalıyor. Bu durum tahmin yapmayı da zorlaştırıyor. Capital, dünyanın önemli ekonomistlerinden önümüzdeki döneme yönelik tahmin ve öngörülerini aldı. Ekonomistler dolardaki düşüşün devam edeceğini, dünyada büyüme hızının da düşeğini söylüyor. Çin’de yavaşlama bekleyenler de var.

AVRUPALI ŞİRKETLER AMERİKAN ŞİRKETLERİNİ UCUZA KAPATACAK

POUND DEĞER KAZANACAK 2005 yılında dolar değer kaybetmeye devam edecek. Hatta Asya ve gelişmekte olan pazarlarda Euro’ya göre daha da hızlı değer kaybedecek. Önümüzdeki dönemde pound’un değer kazanmasını bekliyorum. Yine de İngiltere ikiz açık probleminde Amerika’nın minyatür bir kopyası gibi. Bu nedenle burada da sorunlar olabilir. Euro/dolar paritesi ise 2005 yılında 1,40-1,50 seviyelerine ulaşacak. Hatta bu seviyelere ulaşmazsa oldukça şaşırırım. Ancak birkaç yıl içinde paritenin normale yani 1,10 ve 1,15 seviyelerine gerileyeceğini düşünüyorum.

DÜNYA YÜZDE 4 BÜYÜYECEK Dünyada yaşanan büyüme trendi ise normale dönecek. 2005 yılında satın alma gücü paritesini baz alırsak, dünya GSMH’sının yüzde 4 büyümesini bekliyorum. ABD’nin GSMH’sı ise yüzde 3,5 büyüyecek. Avrupa’nın ise yüzde 2’nin altında bir büyüme kaydetmesini bekliyorum. Amerika’da TÜFE yüzde 2,5, cari açık ise GSMH’nın yüzde 5,5’u olarak gerçekleşecek. Avrupa’ya baktığımızda enflasyon oranı yüzde 2 seviyelerini bulacak. Cari hesap fazlası ise GSMH’nın yüzde 1,5’ini oluşturacak.

ASIL SORUN FAİZ ORANLARI Asıl büyük sorun ise faiz oranlarının seviyesi olacaktır. Benim öngörüm, aksiyonun büyük bölümü Amerika’daki oranların yükselmesiyle oluşacak. Amerikan Merkez Bankası (FED) fonlarının bu nedenle 2005 yıl sonunda yüzde 4’ü geçmesini bekliyorum. Eğer Euro yüksek seviyelerde kalmaya devam ederse de, Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz oranlarının yükselmesine engel olur ve buna karşı harekete geçer. Bu yükseliş Avrupa ve ilgili ülkeleri düşünüldüğü kadar kötü etkilemeyecek. Bana göre Avrupalı pek çok şirket güçlü para birimlerini Amerikan firmalarını ucuza satın almak için kullanacak.

GELİŞMEKTE OLAN PİYASALAR 2005 yılı gelişmekte olan pazarlar için iyi bir yıl olacağa benziyor. Dünya ülkelerinin cari fazlasının yüzde 75’i Amerika tarafından emiliyor. Dünyada herhangi bir ülkenin fazla borçlanmadan dolayı başının daha fazla belaya girmesi oldukça zor. 

DÜNYADA BÜYÜME HIZI YAVAŞLAYCAK

REZERVLERDE DOLAR AĞIRLIĞI AZALACAK Önümüzdeki dönemde dünyada merkez bankalarının rezervlerinde doların ağırlığının azalacağını düşünüyorum. Filipinler ve Rusya zaten bu değişimi gerçekleştireceklerini açıkladı. Yine de dolar rezerv para birimi özelliğini kaybetmeyecek. Euro/dolar paritesi önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde 1,35 seviyelerine gelecek. 2005 yıl sonuna kadar da 1,30’larda dengesini bulacağını düşünüyorum.

DÜNYANIN ÖNÜNDEKİ İKİ BÜYÜK SORU  Önümüzdeki dönemde dünya GSMH’sında da büyüme devam edecek. Yalnız aynı hızla değil. Büyümenin düşeceği belirli bölgeler, hızdaki bu azalmayı tetikleyecek. Özellikle Çin’in yavaşlamasını bekliyorum. Önümüzdeki dönemde dünyanın önünde iki büyük bilinmez var. Birincisi “Çin ne kadar çabuk yavaşlayacak?”, ikincisi ise “Euro bölge ekonomilerinin durumu ne olacak?”

EMEK PİYASASI FAİZ ORANLARINA BAĞLI Amerika’da emek piyasasındaki gelişmeler, Amerika Merkez Bankası’nın faiz oranlarında yaptığı değişimlerle alakalı. Şu ana kadar Amerika Merkez Bankası faizleri kademeli şekilde normale döndüreceğine dair tutarlı sinyaller verdi. Yine de eğer ücretlerde ani artışlar olursa, o zaman faiz oranlarındaki yükseliş ivme kazanabilir. Bizim tahminimize göre ise Amerika Merkez Bankası faiz oranlarını yüzde 2,25’ten yüzde 3,50’ye yükseltecek. Euro bölgesinde ise düşük talebe ve yüksek işsizliğe rağmen, Avrupa Merkez Bankası faiz oranlarında yüzde 3’lük bir yükselme yaşanacak.

AMERİKA AYRICALIĞINI SUİSTİMAL EDİYOR

BORÇ ALMA KAPASİTESİNİ SÖMÜRÜYOR Amerikan ekonomisin şu anki ticari açığının nedeni, bugüne kadar standart olarak güçlü giden dolar sistemidir. Eğer dolara olan güven bu kadar fazla olmasaydı, Amerika hiçbir koşulda bu kadar büyük miktarlarda parayı, bu kadar düşük faizle almayı beceremezdi. Şu anda ise Amerika basit olarak limitsiz borç alma kapasitesini sömürüyor. Bu da doların dünya para birimi olmasından kaynaklanan bir durum. Bana göre Amerika bu anlamdaki ayrıcalığını suistimal ediyor. Bazı noktalarda, Amerika’nın çok miktarda borç yığması problem çıkartabilir.

EURO/DOLAR’DA PANİK VAR Aslında Amerika’nın gelecekteki riskleri karşılamak için ayırdığı güvenlik payı her geçen gün azalıyor. Bu azalmayı durdurmak için de Amerika’daki en önemli politik öncelik, hükümet harcamalarındaki artışı tersine çevirmek olmalı. Euro, dolar cephesinde ise şu anda tam bir panik havası yaşanıyor. Yatırımcılar doları satıp, daha sonra düşünüyor. Bu durum Euro/dolar paritesinin en uç noktaya ulaşacağı zamana kadar bitmeyecek. Bana göre 2005 yılında euro/dolar paritesi 1,43-1,54 aralığında seyredecek.

AVRUPA VE JAPONYA RESESYONA GİRECEK Önümüzdeki dönemde Japonya ve Avrupa’nın resesyona gireceğini düşünüyorum. Bu nedenle Avrupa Birliği’nin büyümesi de beklenenden az gerçekleşecek. Sonuçta Euro güçlenmeye devam edecek. Bu, Euro bölgesi ekonomilerini mahvedecek. Beklenmedik terörist saldırılar olmazsa da önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının varil başına 35 dolara yükseleceğini düşünüyorum. 

İSTATİSTİKLERLE AMERİKAN EKONOMİSİ Bizim tahminlerimize göre, 2005 yılında Amerika’da çekirdek enflasyon yüzde 2,8 olacak. TÜFE ise yüzde 2,5 düzeyinde seyredecek. GSMH’nın da yüzde 4,4’ten yüzde 3,6’ya düşmesini, işsizlik oranının yüzde 5,2 olmasını bekliyorum. 2005 yılında ABD’nin en büyük sorunlarından bir tanesi olan bütçe açığının 350 milyar dolar olarak gerçekleşmesi muhtemel. Ayrıca 430 milyar dolarlık kupon borcunun vadesi geldiği için de, hazine kupon çıkarma planını değiştireceğe benziyor.

EN BÜYÜK SÜRPRİZ ENFLASYON Aslında 2004 yılında Amerika’da yaşanan en büyük sürpriz doların güç kaybetmesi değildi. Hatta işsizlik oranının yüzde 5’in üstüne çıkması da bizi şaşırtmadı. En büyük sürpriz emtia ürünlerin fiyatında artış yaşanırken, diğer ürünlerin fiyatının azalması oldu. Bu nedenlerle 2005 yılında yükselme eğiliminde olan enflasyonun aynı seyri izleyeceğini düşünüyorum. Emtia ürünlerin enflasyonunda muhtemelen bir düşüş yaşanacak. Buna karışın tüketici fiyatlarında bir baskı oluşması çok olası bir senaryo.

AB-AVRUPA İLİŞKİSİ ZAYIFLAYACAK Avrupa’da ise büyümenin 2004’e göre azalacağını düşünüyorum. Yani, 2004 yılında yüzde 1,8 olarak gerçekleşen büyüme, 1,5’e düşecek.  Euro ise dolara karşı değer kazanmaya devam edecek ve parite 1,35 seviyelerine ulaşacak. 

DOLAR REZERVLERİ EURO’YA KAYIYOR

DOLARDA NORMALE DÖNÜŞ VAR Doların dünya para birimi özelliğini kaybedeceğini düşünenlere katılmıyorum. Yaşanan durumu aslında normale dönüş olarak adlandırmak mümkün. Özellikle son yıllarda global rezervler içinde doların payında önemli bir artış yaşanmıştı. Şu anda ise bazı merkez bankaları dolar rezervlerinin bir kısmını Euro’ya çeviriyor. Bu demin de söylediğim gibi olması gereken bir durum.

AMERİKA İKİZ AÇIKLARIYLA UĞRAŞIYOR Dolar şu anda biraz güç kaybetmiş durumda. Önümüzdeki dönemde de az da olsa güç kaybetmeye devam edecek. Amerika’nın uzun yıllardır en büyük problemi kamu ve cari açığının olması. Bu ikiz açıkları kapatmak için Amerika, uluslararası piyasalara hazine bonosu sunmaya devam edecek. Yabancı merkez bankaları ise bu kağıtlara eskisi gibi iştahla bakmıyor. Bu nedenle bu kağıtların fiyatlarında düşüş yaşanacak. Fiyatlarda yaşanan düşüş doların değerinin de düşmesine neden olacak.

ORTA VADEDE ENDİŞELER VAR Orta vadede Amerika’nın bu durumu endişe verici. Eğer merkez bankaları ellerinde bulunan Amerikan hisse senetlerine ilave yapmak istemezse, o zaman Amerika mevcut bütçe açığını farklı yollardan kapatmak zorunda kalacak. Bu da doların düşmesini dolayısıyla enflasyonun yükselmesini tetikleyecek. Amerikan Merkez Bankası da (FED) faiz oranlarını artırmak zorunda kalacak. Tüketimde ve yatırımda daralma yaşanacak. Bütün bu etkenler de büyümeyi olumsuz yönde etkileyecek. Sonuçta önümüzdeki dönemde Amerika ekonomisinde önemli oranda bir faiz yükselmesi, görece yüksek enflasyon ve düşük büyüme bekliyorum. Ticari açığın artması da beklentilerim arasında.

Şeyma Öncel
soncel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz