"Türkiye IMF'yi Hayatından Çıkaramaz"

Türkiye’nin IMF ile yaptığı programın süresi 2004 sonunda tamamlanıyor. Herkes yeni dönemi merak ediyor. Harvard Üniversitesi Uluslar arası Kalkınma Merkezi Direktörü ve IMF’nin eski baş ekonomisti...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Türkiye IMF'yi Hayatından Çıkaramaz
Türkiye’nin IMF ile yaptığı programın süresi 2004 sonunda tamamlanıyor. Herkes yeni dönemi merak ediyor. Harvard Üniversitesi Uluslar arası Kalkınma Merkezi Direktörü ve IMF’nin eski baş ekonomisti Kenneth Rogoff ise kesin konuşuyor. Ona göre, şu anda IMF Türkiye için çok gerekli ve yapılması gerekenler ile kaynak ihtiyacı var. Rogoff, “Türkiye’nin şu anda IMF’yi hayatından çıkartması pek de mümkün değil. Türkiye’nin borç yükü çok ağır” diye konuşuyor.  
 
Kenneth Rogoff, gelişmekte olan ülkeler konusunda uzman. Halen Harvard Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Merkezi Direktörlüğü’nü yürütüyor. Bir dönem IMF’nin baş ekonomistliği görevini de yapmış olan Rogoff’un dünya piyasalarına ve Türkiye’ye ilişkin ilginç görüşleri var. Rogoff, genel olarak Türkiye’de son yıllarda yürütülen programdan umutlu. Ancak, yüksek borç stokuna dikkat çekiyor. Ona göre, Türkiye bu stoku çevirebilmek için uluslararası finans çevrelerine güven vermek zorunda.  
 
“Türkiye deflasyonun yaygın olarak yaşandığı dünyada, halen yüksek enflasyonla yoluna devam ediyor” diyen Rogoff, her şey yolunda giderse önümüzdeki dönemde Türkiye’nin tek haneli enflasyonu göreceğini düşünüyor.  
 
Rogoff’un, ABD ekonomisine yönelik de endişeleri var. ABD’nin dünya gelirlerinin yüzde 5’ini, 2004 yılı için kullanmaya hazırlandığını söylüyor. Bu süreçte doların dünya piyasalarına yayılacağına değiniyor. Bu yayılmanın doların değerinden yüzde 15 ila 30 arasında kayıp yaşanmasına neden olacağını kaydediyor. Rogoff, “Dünyanın en zengin ülkesine bu kadar çok para akmasının vicdanen doğru olup olmadığı bir yana, bu sürecin sürdürülebilir olup olmadığının ortaya konulması gerekiyor” şeklinde konuşuyor.  
Rogoff’la dünya ve Türkiye ekonomisini, kriz beklenen ülkeleri, son yıllara damgasını vuran ekonomik olayları konuştuk:  
 
TÜRKİYE İNCELEMEYE DEĞER  
 
Açıkçası Türkiye’nin bugünkü ekonomik performansını ilginç buluyorum. Sonuçta geçmişte söylemlerle tezat düşün pek çok durumla karşılaşmıştık. Şu andaki duruma bakınca ise Türkiye ekonomisi incelemeye değer bir örnek.  
 
Yine de Türkiye’yi son dönem Avrupalı ülkeler kategorisi yerine, Asya ülkeleri kategorisinde değerlendirmek gerek. Türkiye, yüksek borç stokunu çevirebilmek için uluslararası finans çevrelerine güven vermek durumunda. Buna karşın muazzam bütçe açığına rağmen de başarılı oldu. Türkiye’nin büyüme hızı global ortalamanın üzerinde.  
 
TEK HANELİ ENFLASYON MÜMKÜN  
 
Türkiye’nin faiz dışı bütçe fazlasının, dünyadaki birkaç ülke dışında fazla olduğuna dikkati çekmek gerek. Aynı şekilde enflasyonun yüzde 20’nin altına çekilmesi de önemli bir gelişme. Bu son 30 yılın en düşük seviyesi. Bu başarıyı yadsımak mümkün değil.  
Türkiye, deflasyonun yaygın bir şekilde yaşandığı dünyada, yüksek enflasyonun hala hüküm sürdüğü birkaç ülkeden biri. Her şey bu doğrultuda giderse artık Türkiye’nin de tek haneli enflasyon rakamları görme şansı var. Aynı zamanda kamu ve kamu artı özel sektör borç stoku da halen çok yüksek. Bana göre siyasi olarak yüzde 6’lık faiz dışı fazla hedefini tutturabilme hedefi gerçekçi görünmüyor.  
 
HÜKÜMET ÖVGÜYE DEĞER  
 
Yeni hükümetin ekonomik icraatlarını değerlendirirken, farklı bir yaklaşım gerekiyor. Bu, somut olarak nereye bakmamız gerektiğiyle yakından ilgili bir soru. Son dönemdeki hız gerçekten övgüye değer. Bu konuda özel bir yorum yapmayacağım. Ama gidişatın olumlu olduğu ve başarılı bir performans ortaya çıktığı da bir gerçek.  
 
FAİZ DIŞI FAZLA HEDEFİ ZOR  
 
Eğer Türkiye başarılı olursa IMF kaynaklarına ihtiyacı kalmaz. Sonuçta er ya da geç o günün gelmesi hepimizi sevindirir. Ancak, ne yazık ki, Türkiye uygulanan IMF programı dahilinde değerlendirildiğinde sonuç çok da parlak değil. Sonuçta enflasyonda gelinen nokta gerçekten iyi. Fakat daha öncede söylediğim gibi, siyasi olarak yüzde 6’lık faiz dışı fazlanın tutturulabileceğini düşünmüyorum.  
 
IMF İLE YENİ ANLAŞMA  
 
Şu an için Türkiye’nin ekonomik durumu, ülkenin bu kaynaklara ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin bunu şu an IMF’yi hayatından çıkartması pek de mümkün değil. Daha önce de belirtmiş olduğum gibi Türkiye’nin borç yükü çok ağır. Hiç kimse Türkiye’nin, Avrupa’yla entegrasyon konusunda atmış olduğu adımları küçümsemiyor. Bunlar gerçekten Türkiye’ye önemli avantajlar sağlamış durumda. Yine de daha yapılması gereken çok iş var.  
Yine de kimse Türkiye’nin yeniden yapılanma ve dış borç konularında yardıma ihtiyacı olmadığını iddia edemez. Bu nedenle şu an için IMF Türkiye için gereklidir.  
Türkiye bir gün Avrupa’nın en büyük ekonomileri arasına girecek. Bunun yanında hepsinden üstün bir seviyeye geleceğine de inanıyorum. Burada sorulacak tek soru soru bunun ne kadar süre alacağıdır. Bunun henüz belirli olduğunu söylemek mümkün değil.  
 
ABD EKONOMİSİNİN YARINI  
 
ABD, dünyada halihazırda var olan gelirin yüzde 5’ini kullanmayı planlıyor. Bu plan 2004 yılını kapsıyor. Son zamanlarda da bunu uygulamaya başladı zaten. Bu durumda ABD’ye yaklaşık 500 milyar dolar girecek.  
 
Dünyanın en zengin ülkesine bu kadar çok para akmasının vicdanen doğru olup olmadığı bir yana, bu sürecin sürdürülebilir olup olmadığının ortaya konulması gerekiyor. Amerikan parası dünyaya yayıldıkça, ticari bazda ilave yüzde 15-30 değer kaybedecektir. Bunun yanında yuan ve yen gibi Asya paralarının değer kazanacağını, dolar euro paritesinin de, euro lehine 1,35 seviyelerine çıkacağını tahmin ediyorum.  
 
IRAK’IN DÜNYAYA ETKİSİ  
 
Şu anda Irak’ta taşlar yeni yeni oturmaya başlıyor. Türkiye’nin lokasyonu itibariyle bir avantajı olduğu muhakkak. Türk şirketleri bu avantajı iyi değerlendirirlerse iyi sonuç almamaları için bir neden yok. Irak’ta her sektör için yeniden yapılanmanın getirdiği avantajlar oluşuyor, oluşacak da.  
 
PETROL FİYATI VE EKONOMİ  
 
Dünyadaki büyüme trendi petrol fiyatlarıyla çok ilgilidir. Bu geçmişten beri böyle olmuştur. Ülkelerin para ve mali politikaları petrol fiyatlarındaki değişimden anında etkilenir. Bazı ülkeler bu konuda çok büyük sıkıntılar da yaşandı zaten.  
 
Petrol fiyatlarında varil başına 15 dolarlık bir artış dünyada yaklaşık yüzde 1 oranında daha düşük bir büyümeye neden olur. Yine de son zamanlarda varil fiyatlarındaki artışın etkisi daha az hissediliyor. Bunun en önemli nedeni yükselişin kısmen dolardaki genel düşüşü yansıtması. Bu nedenle Avrupa’da petrol fiyatları o kadar fazla yükselmedi.  
 
IMF’E ELEŞTİRİLER HAKLI MI?  
 
IMF için yapmış olduğum araştırmalar arasında en çok değindiğim konu “ahlaki ziyan” konusudur. Bu konuya ilk defa 1980’lerin sonlarında dikkat çekmiştim. Bu sorun Türkiye için hazırlanan pek çok paket için de bazı gözlemcilerin üzerinde durdukları bir konudur.  “Ahlaki Ziyan Teorisi”ne göre, IMF ve Dünya Bankası’ndan borç alan ülkeler, gerekirse yine borç alırız diyerek gerektiği kadar disiplinli davranmıyorlar. Sonuçta her programın başında verilen sözler oluyor. Yapılması gereken düzenlemeler yapılandırılıyor. Fakat yine de yeterince duyarlı davranılmayabiliyor.  
 
Türkiye’nin her seferinde gereğinden büyük paketlerle karşılaşması bununla yakından ilgili. Bazıları bu teorinin yeterince ispatlanamadığını iddia ediyorlar. Eğer Türkiye borç yükünden zamanla kurtulursa, benimki gibi “ahlaki ziyan teoriysenlerinin bu durumun teoriyle uyumsuz olduğunu kabul etmeleri gerekecek.  
 
HANGİ ÜLKELERDE KRİZ BEKLENİYOR?  
 
MÜDEHALELER YETERSİZ KALACAK IMF’nin Eylül ayında yayınladığı “Dünyanın Ekonomik Görünümü” adlı araştırmama göre, OECD ülkeleri uzun vadeli reel faiz oranlarını yükselttikleri zaman, 2 ya da 3 ülkenin piyasası çok ciddi kriz içine girecek. Merkez bankalarının gecelik müdahaleleri krizi önlemeye yetmeyecek. Sonuçta borçluluk oranı yüksek olan ülkeler için bir çözüm üretmek gerekli. Fakat mevcut sistemleri değiştirmek de oldukça zor. Kriz olmasını beklediğim ülkeler de dış borçlarını yeniden yapılandırmaları gerekiyor. Fakat hiçbir hükümet bunu kolay kolay göze alamaz.  
 
ÇİN OLUMSUZ ETKİLENEECEK Aralarında Türkiye ve Brezilya’nın da bulunduğu pek çok ülkenin bütün ölçülere göre büyük ama kabul edilebilir kamu borçları ve dış borçları var. Çin’in de bunlardan olumsuz yönde etkilenme durumu oldukça yüksek. Pek çok piyasa fırtınanın içine girecektir.  
 
REFORMLARDAN SAPMAK TEHLİKELİ Krizin içine girecek olan ülkeler  ekonomik reform sürecinde sapma gösterenler ve Güney Afrika örneğinde olduğu gibi özel ekonomik sorunları olan ülkeler olacaktır. Buna en iyi örnek altın fiyatlarının yükselişinden olumsuz etkilenen ülkeler.  
 
TÜRKİYE’NİN DURUMU ŞARTA BAĞLI Global ekonomik iyileşmeye uygun olarak G-7 ülkeleri faiz oranlarını yükseltecekler. Türkiye ancak şimdiki ekonomik reform programını devam ettirebilirse, bu durumun getireceği olumsuz etkilerden korunabilir.  
 
SON 10 YILIN 4 ÖNEMLİ OLAYI  
 
1. 11 EYLÜL Sondan başa doğru gidersek en etkili olayların başında 11 Eylül olayları geliyor. Bu olay tüm dünyanın ekonomik dengelerinde çok önemli bir etki yarattı. Bu olayla dolaylı bağlantılı Irak’taki yeniden yapılanmanın devam etmesi de son derece önemli.  
 
2. FİNANSAL KRİZLER Bunun dışında Türkiye ve Arjantin dahil olmak üzere dünyada pek çok ülkede meydana gelen finansal krizler de dikkat çekiciydi. Global anlamda bana göre sürpriz bir şekilde deflasyonun başlaması da diğer çarpıcı bir gelişme.  
 
3. EURO’NUN ÇIKIŞI Euro’nun ortaya çıkması da Avrupa ülkelerini ve yakın ekonomileri etkiledi. Başlangıçta “sıfırlama  etkisinin” de görülmesiyle olumsuz bir sonuç doğuracağı düşünüldü. Fakat şu anda bu süreç atlatıldı.  
 
4. ÇİN VE HİNDİSTAN Bunun yanında, ekonomik açıdan en kayda değer olaylardan bir tanesi de, Çin ve Hindistan gibi milyonlarca insanın fakirliğin pençesinde olduğu ülkelerin ekonomik olarak yeniden dirilişleri oldu.  
 
ÇİN SÜPER GÜÇ OLUR MU?  
 
Çin’in önümüzdeki dönemde dünya ekonomisinde çok etkin olacağına yönelik yorumlar var? Sizce Çin önümüzdeki dönemde süper güç olabilir mi?
 
 
GELİRİ YETERLİ DEĞİL Çin’in büyük bir ekonomik atağı olduğu bir gerçek. Ancak, hala piyasadaki döviz kuruna göre kişi başına 1.100 dolarlık milli gelire sahip. Bu da yeterli değil. Satın alma paritesine göre bu gelirin 4 bin dolar civarında olduğu söyleniyor, ama gerçekte bunun yarısı kadar olması lazım.  
 
KRİZ RİSKLERİ VAR Büyümesini sürdürebilmesi için Çin’in daha iyi düzenlenmiş bir finansal sisteme sahip olması gerekli. Şu anki yapısıyla büyümeyi sürdürmesi çok olanaklı değil. Bu yeni sistem de kriz risklerini beraberinde getirecektir. Ayrıca, Çin’in kendisini ticarete daha fazla açması gerekiyor. Şu anda daha kapalı bir görünüm sergiliyor.  
 
ORTA GELİRLİ BİR ÜLKE OLACAK Gelir dağılımındaki dengesizliği gidermek bakımından da sosyal istikrarı sağlamak sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Hepsinden öte, Çin’in geçmiş yıllardaki ekonomik büyümesiyle ilgili tahminlerin fazla abartılmış olduğunu düşünüyorum. Bunu da önümüzdeki yıllarda göreceğiz zaten. Çin, eninde sonunda orta gelirli bir ülke olarak dünya ekonomisindeki yerini alacaktır. Yine de bu süreç on yıllar alabilir.  

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz