Uzun vadeli istikrara odaklandık

Türkiye’nin gelecek stratejisinin bir çerçevesini çizdi.

1.06.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Uzun vadeli istikrara odaklandık

Hala AB diyorsak ki bugünlerde Türkiye'de çıkıp bunu açık yüreklilikle söylemek o kadar kolay değil, çünkü AB üzerinden de Türkiye'de iç siyasette tartışmalarımız bazen enteresan boyutlara ulaşabiliyor. Mutlaka o vizyonumuzu kaybetmememiz lazım. Çünkü Türkiye'nin AB üyeliği sadece Türkiye için değil, AB için değil çok geniş bir coğrafya için çok önemli bir projedir

DOĞUDAKİ BÜYÜK DÖNÜŞÜM
Bugün Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da çok önemli bir dönüşüm süreci başladı. Bu dönüşüm sürecinin en önemli nedeni olarak Türkiye gösteriliyor. Nüfusunun önemli bir çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede, eğer demokrasi iyi işleyebiliyorsa, eğer temel hak ve özgürlükler konusunda çok daha ileriuygulamalar yapılabiliyorsa ve bu ülke ekonomik olarak da örnek gösteriliyorsa pek çok ülkede gençler soruyor: “Ya bu ülkenin yaptığını biz niye yapmıyoruz.” Tunus, Libya, Mısır, Yemen, hatta Suriye'de bütün bu dönüşümün, çabanın, zor geçişlerin arkasında bir bakıma bu aynı değerlerin arayışı var. Biz kuvvetle inanıyoruz ki Türkiye'nin kendi içinde daha kuvvetli yaşattığı bu evrensel değerler, ileride pek çok ülke tarafından benimsenip uygulanabilir.

İşte o noktaya geldiğimizde şöyle bir Balkanlar'dan tutun Körfez'e kadar Körfez'den alın Cezayir'e, Fas'a kadar olan coğrafyada, artık hudutlar anlamını yitirmeye başlayacak. Çünkü serbest ticaret diyoruz, vizeleri kaldıralım diyoruz. İnsanlar, ülkeden ülkeye rahatça gidebilsin istiyoruz. Ürünler ülkeden ülkeye serbestçe hareket
edebilsin istiyoruz. Enerji, finansman rahatça ülkeden ülkeye akabilsin istiyoruz. Bunu gerçekleştirdiğimizde herkesin kazanacağı çok geniş bir coğrafya oluşacak dünyada. Biz kuvvetle inanıyoruz ki bu gerçekçi bir hedeftir.

SURİYE’DE DE ISRARLIYIZ
Şu anda Kuzey Afrika, Ortadoğu iç ticaretin dünyada en düşük olduğu bölge. Güney Amerika'ya, Güneydoğu Asya'ya, Sahraaltı Afrika'ya bakın, ülkeler arası ticaret çok daha fazladır. Bu kadar birbirlerine yakın, ortak geçmişe ve kültüre sahip ülkelerin, birbirinden bu kadar uzak olması sürdürülebilir değil. Yeter ki o suni bölünmeleri, kompartıman haline gelmiş ülkeleri birbirine daha açabilelim. Bölge için vizyonumuzun gerçekçi, ama aynı zamanda çok çaba istediğini düşünüyoruz.

3 yıl yerimizde dimdik durduk. İsrail Başbakanı Netanyahu geldi, bizim 3 yıl önce söylediğimiz şartları yerine getirdi ve şimdi yeni bir dönem adım adım başlayacak. Biz ümit ediyoruz ki bundan sonraki dönemde İsrail çözümlerin bir parçası olsun. Aynı ısrarımız ve dik duruşumuz Suriye için de gerçekçi olacak. Bu rejim er ya da geç gidecek. Baskıyla, zulümle, kendi vatandaşını öldürerek bir rejimin meşrutiyetini devam ettirmesi mümkün değil.

Tabii bu bölge, bizim tarihi, kültürel bağlarımızın güçlü olduğu bir bölge. Bunun ötesiyle de çok yakından ilgilenmeye başladık. Bu bölgedeki ekonomik dönüşüme biz destek veriyoruz. Bakın sadece Mısır'a, 2 milyar dolarlık kredi imkanı açtık. Tunus'a 500, Libya'ya 200, Yemen'e 100, Kırgızistan'a 106 milyon dolarlık destek sağladık. Afrika son derece önemli bir bölge. Burada geçen yıl itibarıyla büyükelçilik sayımız 34'e çıktı. Şu anda yükselen ve bağış yapan bir ülke durumundayız. Geçen yıl 1,3 milyar dolar dışarıya nakit hibe bağışımız oldu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz