"Yeni Mega Trendler"

Ekonomik büyüme, nüfus, bilgi teknolojileri, demografi, turizm ve tüketim... Bu alanlardaki köklü değişimler, herkes tarafından yakından izlenir, iş dünyasını derinden etkiler.  World Future S...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni Mega Trendler

Ekonomik büyüme, nüfus, bilgi teknolojileri, demografi, turizm ve tüketim... Bu alanlardaki köklü değişimler, herkes tarafından yakından izlenir, iş dünyasını derinden etkiler.  World Future Society (Dünya Gelecek Topluluğu) adlı kuruluş, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir araştırmayla, bu alanlardaki mega trendleri ve yaratacığı etkileri ortaya koydu. Ekonomiden sosyal yaşama, turizmden demografiye, her alanda etkili olacak bu trendlerin Türkiye’ye yansımalarını da Capital araştırdı...
 
Gelecekte bizi neler bekliyor? Bu soru sürekli olarak zihnimizi meşgul eder. Amerika’nın en saygın organizasyonlarından bir olan “World Future Society” (Dünya Gelecek Topluluğu), gelecek trendleri konusunda yoğunlaşan, farklı disiplinlerden uzmanların bir araya gelmesiyle oluşan bir kuruluş. Geçtiğimiz aylarda “Dünyayı Değiştiren 50 Trend” adlı bir rapor yayınladılar. Geleceğimizi şekillendirecek ekonomik, sosyal, demografik trendleri bir araya getiren bu raporda; petrol fiyatlarından turizme, enerjiden tüketim alışkanlıklarına kadar çok geniş bir yelpaze de yeni eğilimler anlatılıyor. Raporu farklı kılan ise ortaya çıkacak bu yeni trendlerin, bütün dünyayı temelden değiştirecek kadar güçlü etkiler gösterecek olması. Üstelik bu rapor, sadece ABD için değil, Türkiye gibi ülkelere yönelik mesajlar da içeriyor.

Ekonominin yeni gündemi

Gelişmiş ülkelerin ekonomisi olağanüstü performansını sürdürecek. ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan, “ABD ekonomisinde önümüzdeki 5 yıl içinde normlar tabana yayılmış servet, düşük faiz oranları, düşük enflasyon ve düşük işsizlik olacak” diyor.

Endüstrileşmiş dünyanın genelinde uzun vadeli faiz oranlarının yakın gelecekte düşük olması bekleniyor. Diğer öne çıkacak eğilimler ise şöyle olacak:

* ABD’de 1991’den bu yana 17 milyon yeni istihdam yaratıldı, kişi başı milli gelir hızla yükseldi. Ortalama saat başı ücret 17.9 dolara yükseldi, işsizlik oranı yüzde 4’e geriledi.

* Avrupa’daki resesyon dönemi sona ermek üzere. Euro’ya geçiş süreci öncesinde ulusal borçlar bütün ülkelerde kontrol altına alındı.

*Asya ekonomileri de daha dengeli ve sağlam bir yapıya ulaşıyor. Bu durum global ticareti geliştirecek ve Amerika’nın ihracatını önümüzdeki 10 yıl içinde artıracak.

* Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsız olan ve büyük sarsıntılar geçiren çok sayıda ülke ekonomilerine çeki-düzen verecek. Bu olumlu gelişmeler, Batı Avrupa ülkelerinin bu pazarlarla daha fazla önem vermesi sonucunu doğuracak. Uzun vadede Hindistan dünyada çok hızlı büyüyen tek pazar olacak.

* Japon bankaları sonunda kötü borçlarından kurtulacak. Vergi indirimleri ve diğer reformlarla birlikte 2002 yılına kadar ekonomik iyileşme yönünde önemli adımlar atılacak. Bu dönemde Japonya Batı için iyi bir ticari partner olacak. 

İş dünyasını yönlendirecek eğilimler

Sürekli gelişen üretim teknikleri sayesinde verimlilik artacak ve birim maliyetleri düşüş eğilimini koruyacak. Globalleşme, gelişmiş ülkelerdeki ücretler üzerine baskı yapmaya devam edecek. Uzun süreler aynı işte çalışma eğiliminin artması, iş gücündeki yavaş büyümeyi dengeleyici bir unsur olacak.

* Özellikle nitelikli işgücüne yönelik talep artacak, kimi alanlarda nitelikli işgücü açığı bile doğabilecek. Bu nedenle, bilgi çağında daha yaratıcı işe alma, ücret ve ek sosyal olanaklar gibi önemli politikalar öne çıkacak. Yeni iş ortamında hız, yaratıcılık ve yenilikçiliğin ödüllendirilmesine daha fazla önem verilecek.

* Toplumun bir bölümünün refahının temeli, kredi kartlarının aşırı kullanımından kaynaklanacak. Kredi kullanımının sınırlarının aşılmasına hükümetler müdahalede bulunmak ve kredi oranlarını düzenlemek zorunda kalacak.

* Şu sıralarda 9 yıl civarında olan otomobillerin ekonomik ömrü 20 yıla kadar uzayacak. Bu durum otomobil satışlarını yavaşlatacak. Amerikan arabalarının pazar payı kazanmaya devam edecek. “Dot.com kuşağı” spor arabalara olan talebi patlatacak.

Nüfus artışından gelen mesajlar

*Doğum oranı yeterli olmayan bazı gelişmiş Avrupa ülkelerinde ise eğer göçlerin etkisi hesaba katılmazsa, nüfus belirgin biçimde düşecek.

*Endüstrileşmiş ülkelerde doğurganlık oranı artmadığı sürece ya emekliler işlerine devam etmek zorunda kalacak ya da bu ülkeler gelişmekte olan ülkelerden daha fazla göçmen alacaklar.

*Sıkı göç kontrolleri hafifletildiğinde Güney Yarımküre’den Kuzey Yarım Küre’ye göç devam edecek. Özellikle eski koloni ülkelerinden Avrupa’ya göçün hızlanması söz konusu olacak. 

* Rusya, diğer ülkelerden nitelikli işgücü çekmekte fazla başarı gösteremeyecek. Ekonomik ve sosyal politikalarında radikal reformlar yapmadıkça, göçmenler için cazip bir ortam yaratamayacak ve artan yoksulluk, sosyal huzurluk gibi sorunlardan kurtulamayacak. 

* Önümüzdeki 40 yıl içinde insanların beslenme ihtiyacını karşılayabilmek için global tarım sektörü, insanlık tarihi boyunca sağladığı miktara eşit gıda üretmek zorunda.

* Göçmenlerin etkisiyle müşteri tabanı çeşitlenecek. Dolayısıyla onların ihtiyaçlarını karşılayabilecek özel hizmetler tasarlanacak, pazar yeniden şekillenecek.

* Artan nüfus gelişmekte olan ülkeleri ticari kısıtlamaları ve gümrük duvarlarını terk etmeye zorluyor. Gelişmekte olan ülkeler global pazarda daha etkin biçimde rekabet edebilmek için bu yönde düzenlemelere gidiyor. Bütün bunlar pazar-odaklı küresel kültürün gelişimine, yayılmasına ivme kazandırıyor.

Ortalama ömürdeki artışla gelenler

Bugüne dek yapılan araştırmalar uzayan ömürle birlikte sağlıklı yaşam süresinin de arttığını, geç yaşlarda görülen kanser gibi hastalıkların sıklık derecesinin düştüğünü gösteriyor. İnsan ömrünün artmasıyla birlikte ise şu yeni trendler ortaya çıkacak:

* Önümüzdeki 10 yılda yaşlılara yönelik hizmetlere olan talep ve tıbbi bakım hizmetlerine gereksinim artacak. Bu yaşlı insanlar turistik hizmetlerin de en iyi müşterileri olacak. Yaşlılara yönelik tesislere yatırım yapanlar kazançlı çıkacak.

*İleri yaşlardaki insanların kolay okuyabileceği, büyük puntolarla yazılmış tabelalar kullanan, sağlık hizmetleri, terapiler sunan tesisler daha fazla kazanç elde edebilecek. Club Med’in adı Club Medic olarak değiştirilirse, acil durum için uzman doktorlar ve rahatsız müşteriler için hemşirelerle donatılırsa hiç şaşırmayın.

* Varlıklı olmayan insanlar için emekli olmanın bedeli artacak, çalışan insanların emeklilik fonlarına yüklü paralar ödemesi gerekecek. Sağlık hizmetleri de daha pahalı olacak.

Eğer ilaçlar yaşam süresini belirgin biçimde uzatırsa, hükümetler koruyucu ilaçların bedellerini karşılamayı düşünmek durumunda kalacak. 

* Yaşlılık dönemlerine yönelik bir tıp dalı olan “geriatri” alanında heyecan uyandıracak gelişmeler olmadıkça, tedavi ve bakım masrafları gelişmiş ülkelerde jet hızıyla yükselecek.

Batı’da yaşlı nüfus artıyor

Özellikle gelişmiş ülkelerde yaşlılar arasında zenginlik her geçen gün daha fazla yoğunlaşıyor. Bu durum, genç nüfusun ve nispeten daha yoksul yaşlı insanların alım gücünü düşürüyor, ekonomik büyümenin etkilerini dengeliyor.

*Amerika’da 2000 yılında nüfusun yüzde 12.4’ü 65 yaşın üzerindeydi. Yaşlı nüfusun toplamdaki payı 2010’da yüzde 13’e, 2020’de yüzde 16’nın üstüne çıkacak. Almanya’da ise emeklilik çağındaki nüfus şu an toplam nüfusun yüzde 16’sını oluşturuyor, bu oran 2010’da yüzde 19’a, 2020’de ise yüzde 20’ye ulaşacak. Japonya’da ise 2020 yılında nüfusun yüzde 27’si 65 yaşın üzerinde olacak. 

* Önümüzdeki 50 yıl boyunca meydana gelecek göçleri hesaba katmazsak, Amerika’da çalışan insanların emeklilere oranı 5.21’den 2.57’ye düşecek. Almanya’da ise aynı oran 4.41’den 1.75’e gerileyecek.

*Çalışan nüfusun emeklilere oranı İtalya’da 3.72’den 1.52’ye, Rusya’da 5.51’den 2.41’e, Japonya’da 3.99’dan 1.71’e düşecek. “Destek oranı” denilen bu düzey, Avrupa Birliği genelinde ise 4.06’dan 1.89’a inecek.

Bilgi teknolojisi ne getirecek?

*Bilgi teknolojileri endüstrisi global bir toplum yaratacak. Günümüzde telekomünikasyon teknolojileri coğrafi bariyerleri ortadan kaldırıyor. Bilgi pek çok endüstrinin başlıca ürünü haline geldi. 2005 yılına kadar Amerika’daki yönetim personelinin yüzde 83’ü “bilgi çalışanı” olacak. Avrupa ve Japonya’da bu gelişmenin ardında kalmayacak. Gelişmiş dünyada bilgi çalışanlarının yarısı “esnek zaman ve esnek çalışma” esaslarını benimseyecek, evinden çalışacak, ofisine bilgisayar ağları ile bağlanacak.

* ABD’de toplumun alt ve üst sınıflarının teknolojiye erişimindeki eşitsizleri ve bu alandaki sorunları vurgulamak için “digital divide- dijital ayrım”  terimi kullanılıyor. 2000 yılında bu sorunun neredeyse çözüldüğü görülüyor. Beyaz hanelerin yarısında, Afrika kökenli Amerikalı ailelerin evlerinin ise yüzde 43’ünde bilgisayar var. Aradaki fark kapanmak üzere. Latin Amerika kökenli hanelerdeki bilgisayar penetrasyonu ise bu rakamların gerisinde olmakla birlikte hızla artıyor.

* 2003 yılına kadar bilgisayar, faks, görüntülü telefon ve fotokopiden oluşan entegre bir bilgi cihazının maliyeti 2 bin 500 doların altına düşecek. 2005 yılına dek bu üniteler 7-8 dilde sesli simültane tercüme yapabilecek yazılımlarla donatılacak.

* ABD’de en çok talep olan 10 pozisyondan 5’i bilgisayar ile ilgili. Bilgisayar programcısı ve sistem analisti talebi, ABD’de olduğu gibi, Avrupa ve Japonya’da da yüzde 70 oranında artacak.

* 2005’e kadar kolejlerde, liselerde ve orta öğrenimde okutulan tüm metinler internete aktarılacak. 

* Dünyanın belli – başlı kütüphanelerinde henüz dijital forma sokulmamış kart kataloglara erişmek 2005 ve sonrasında mümkün olacak. Kilometrelerce uzaklardaki milyonlarca ciltlik kitap elimizin altına gelecek.

* Bilgi çalışanları az nitelikli personele göre genellikle daha iyi ücret alır. Bilgi çalışanlarının çoğalmasıyla birlikte, toplumun refah düzeyi de yükselecek. 

* 2005’e kadar ABD, Avrupa ve Japonya’da kentsel alanlarda bilgisayar kullanabilme yeteneği yüzde 100’e erişecek. ABD’de şu an yüzde 50 olan bilgisayar sahipliği yüzde 80’e çıkacak.

* İnternetin de etkisiyle İngilizce global iş lisanı olacak.

Global kültür etkisi yükselecek

* İnsanoğlunun duygu ve düşüncelerini, gördükleri ve duydukları biçimlendirir. Teknoloji sayesinde insanlar ortak zevkler etrafında buluşacak. ABD’de toplum uzun süredir aynı filmleri ve TV programlarını izliyor. Bu medya global ölçekte dünyanın dört bir köşesine de ulaşıyor. 1999 yılında toplam 33.4 milyar dolar ciro yapan global film endüstrisinden Amerikan filmleri 29.8 milyar dolar pay aldı.

* Ulaşım kolaylaştıkça, konaklama ve tatil seçenekleri çeşitlendikçe seyahatler artıyor. Bu da insanlar arasındaki kültür ve fikir alışverişini mümkün kılıyor. ABD ve Avrupa’da bölgesel farklılıklar, görüşler, gelir ve yaşam biçimleri arasındaki farklar git gide kayboluyor.

* Farklı milliyetlerden insanların evlilikleri de etnik, sosyal ve ekonomik açıdan kültürlerin kaynaşmasına katkıda bulunuyor.

* Şirketler yakın gelecekte daha fazla azınlık insan istihdam edecek ve muhtemelen onların değerlerine ve ihtiyaçlarına adapte olacak.

* ABD’de küçük işletmeler her geçen gün daha fazla Asya ve Afrika kökenli Amerikan vatandaşını iş alıyor. Avrupa ülkelerinde de aynı trend dikkat çekiyor. Bir zamanlar “konuk işçi” veya sığınmacı olarak buralara gelen insanlar şimdi küçük işletmeler tarafından istihdam ediliyor. Muhtemelen şirket içinde kültürel uyuşmazlıklar ortaya çıkacaktır. Bunları çözmek için bilinçli ve duyarlı bir strateji izlemek gerekiyor.

Entegre bir ekonomiye doğru

Global ekonomi gün geçtikçe daha entegre bir yapıya bürünüyor. Şirketler sürekli artan oranda başka ülkelerde bulunan tedarikçilerle, hizmet ve danışmanlık firmalarıyla işbirliği yapıyor.

* Avrupa Birliği’nde sınırların gevşetilmesi, sermaye kontrollerinin hafifletilmesi ve ortak para birimine geçilmesi işleri kolaylaştırdı. Şirketler ihtiyaç duydukları destek fonksiyonlarını tüm kıtadan sağlayabilme olanağına kavuştu.

* Endüstri standartlarının yaygınlaşması, günümüzün en önemli endüstri trendlerinden biri. Yeni endüstri standartlarının yaygınlaşmasıyla birlikte alıcılar istedikleri tedarikçiden rahatça mal sipariş edebilir hale geldi. Bu eğilim 21’inci yüzyılda daha da güçlenecek.

* Çok sayıda tedarikçi ve üretici firma, müşterilerinin sipariş ve envanter sistemlerine  internet üzerinden doğrudan erişime olanak sağlıyor. Gelecekte pek çok ana firma online erişim olanağı sağlamayan tedarikçilerle çalışmayacak. Teslimatta “just in time” hedefi esas olacak.

* İnternet ve kablolu TV üzerindeki alışveriş kanalları sayesinde perakendeciler ve üreticiler kırsal bölgelerdeki, uzak yerlerdeki müşterilere de satış yapabilecek.

* Devlet ihaleleri de elektronik ortama taşınacak, bu ihalelere katılmak kolaylaşacak.

* Farklı coğrafyalardan gelen işgücü talebi, yabancı dil eğitiminin önemini artıracak. Farklı kültürleri ve farklı ülkelerdeki iş hayatını tanıtan yayınlar, eğitimler büyük ilgi görecek. Doğu Avrupa önümüzdeki 10 yıl içinde personel gelişimi için çok büyük yatırım yapma ihtiyacı duyacak.

* Elektronik ticaretin gelişmesiyle birlikte her türlü malzeme ve hammaddeyi global pazardan sağlanabilecek. İnternet küçük firmaların niş pazarlarda dünya çapındaki dev firmalarla rekabet edebilmesini mümkün kılacak.

* 1998’de Asya krizinde nezle olan ve bu olaydan ders alan Batılı firmalar patentli bilgileri iş ortaklarıyla daha çok paylaşmaya yönelecek.

SOSYAL DEĞERLER HIZLA DEĞİŞECEK

* Son 40 yıldır sosyal değerleri şekillendiren “Baby boomers” (Bebek patlaması)  kuşağının toplumdaki ağırlığı azalacak. “X” kuşağı ve “dot.com” jenerasyonunun değerleri toplumu şekillendirecek.

* Gelecekte, kendine güven ve işbirliği ödüllendirilecek. Kendine güvenmek önem kazanacak. 

* 2008 yılına kadar aileye ilişkin konular Amerikan toplumunda önemini korumaya devam edecek. Uzun dönemli sağlık ve bakım, okul öncesi çocuk eğitimi, uyuşturucu maddelere karşı savaş gibi konular gündemden düşmeyecek. Şirketler yeni doğan bebeklerin, hasta ve yaşlı ana-babaların bakımında çalışanlarına destek olacak.

* Sağ ve sol uçlardaki görüşler ve liderler ilgi görmeyecek. 

* Uyuşturucu kullananlara suçlu gözüyle bakılmaktan vazgeçilecek, çeşitli fonlar kurularak uyuşturucu bağımlılarının tedavi ve eğitimi için harcanacak.  

*ABD’de 1980 ve 1990’lı yıllarda kutuplaşmış olan politik ortam, sonuç odaklı X ve dot.com kuşaklarının etkisiyle yumuşayacak.

* ABD’de X ve dot.com jenerasyonunun çocukları ekonominin iyi olduğu dönemlerde büyüdü, sıkıntı yüzü görmedi. Şimdi kendilerini bir resesyonun beklediğini biliyorlar ama bu durum onları servet edinme hedeflerinden vazgeçirmiyor.

* Girişimcilik ruhu patlama noktasında. Önümüzdeki dönemde iş dünyasına yeni girişimciler katılacak.

* ABD’de her üç lise mezunundan sadece bir tanesi kolej eğitimini finanse etme ve devam etme şansını yakalayabilecek. Çoğunun yüksek eğitim almaksızın hayallerini gerçekleştirmesi neredeyse olanaksız.

EN ETKİLİ TURİZM TRENDLERİ

* Ailede eşlerin her ikisinin çalışması durumunda, hanelerin harcanabilir geliri yükseliyor. ABD’de bugün çok sayıda ailenin harcanabilir geliri oldukça yüksek. 1981’den 1996’ya kadar (Kanada ve Meksika hariç) yabancı ülkelere seyahat eden Amerikalıların sayısı yüzde 5 oranında arttı. Bu artış yakın gelecekte de devam edecek.

* 2002’ye kadar Asya’daki ülkelerin para birimlerinin değeri düşük kaldığı için Uzakdoğu’ya seyahat etmek ucuz olacak.

* 2010 yılına kadar iş ve tatil amaçlı yolculukların oranı 1985 yılının üç katına çıkacak.

* Turizm sektörü interneti etkili bir tanıtım mecrası olarak kullanacak. 

* Kısa süreli tatiller ve yolculuklar sıklaşacak. Uzun iki haftalık tatillerin yerini kısa kısa tatiller alacak. Emekliler ucuz ve sakin olduğu için sezon dışındaki tarihlerde tatil yapmayı tercih edecek.

* Sonuç olarak, konaklama endüstrisi önümüzdeki yıllarda yılda yüzde 5 oranında, hatta biraz daha fazla büyüyecek. Turizm sektörü önümüzdeki yıllarda henüz keşfedilmemiş destinasyonlar için de büyüme fırsatları yaratacak.

PETROL FİYATLARI NE OLACAK?

Alternatif enerji kaynakları yaratma arayışlarına rağmen, petrol tüketimi artamaya devam ediyor. 1973 yılında dünya çapında günde 57 milyon varil benzin tüketiliyordu. 1999’da günde 73 milyon varile çıkan bu rakamın, 2020 yılında 110 milyon varile ulaşması bekleniyor. Bununla birlikte 1999’da toplam enerji tüketiminin yüzde 40’ı petrolden karşılanırken, 2020 yılında bu oran yüzde 37’ye gerileyecek.

* Petrol ihtiyacının çoğunu OPEC karşılayacak. Önümüzdeki 20 yıl içinde OPEC tarafından üretilen petrol miktarı günde 24 milyon varilden 55 milyon varile yükselecek. 2020’de petrol ihtiyacının üçte ikisi OPEC tarafından karşılanacak.

*OPEC dışındaki petrol üreticilerinin rafinerileri henüz tam kapasite ile çalışmıyor. 2010 yılına kadar Kazakistan, Çin ve Rusya’da büyük üreticiler arasına katılacak. Rusya ve Kazakistan’ın bu konudaki yatırımların önünü açabilmesi için öncelikle politik belirsizlikleri çözmesi şart.

*1990’lı yılların ortalarındaki düşük petrol fiyatları Orta Doğu dışındaki bölgelerin büyümesini yavaşlattı. OPEC ülkelerinde petrol üretimini bir varil artırmak 5 bin 500 dolara, diğer ülkelerde ise 10 bin dolara mal oluyor. Petrol fiyatlarındaki son dalgalanmalar sırasında Eylül 2000’de bir varilin fiyatı 37 dolar 80 sent’e çıktı. Bu son on yılın en yüksek düzeyiydi. Bu durum petrol üretiminde yeni alanların geliştirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu ve bu yöndeki çalışmaları ivmelendirdi.

*Yaygın anlayışın tersine petrol rezervleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıya değil. Yoğun araştırmalar sonucu 1985’te 700 milyar varil olan mevcut petrol rezervleri  1990’da 1 trilyon varile ulaştı. Tüketime rağmen o günden bugüne 1 trilyon seviyesi korunuyor. 

* Eğer petrol fiyatları mevcut düzeyin üzerine çıkarsa eski kuyulardan yeniden petrol çıkarma yöntemi kullanılabilir. Çünkü, bugüne dek geliştirilen bu teknolojiler dünyanın recoverable  petrol rezervlerini yüzde 50 oranında artırabilir.

* Önümüzdeki 10 yıl boyunca petrol fiyatlarının varil başına 20 dolar düzeyinde olması bekleniyor. Yeni rezervlerle birlikte petrol fiyatlarında düşüşte yaşanabilir.

* İran Körfezi’nde bir varil petrol üretimi 1.75 dolara mal oluyor. Körfez savaşı petrol fiyatlarının ne kadar hassas, kırılgan olduğunu gösterdi. Bu nedenle, şu an dünyanın en gelişmiş 20 ülkesi kendilerine en az 6 ay yetecek petrol stoğu bulunduruyor.

ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARININ YÜKSELECEK

*Doğalgaz, çok temiz biçimde yanan, çevreye fazla zarar vermeyen bir enerji kaynağı. Dünyanın 200 yıllık tüm enerji ihtiyacını karşılayabilecek kadar doğalgaz rezervi mevcut. Petrol tüketimi yılda yüzde 1.8 oranında artarken, doğalgaz tüketimi yılda yüzde 3.3 oranında artıyor.

* Nükleer enerji santralleri Rusya ve Doğu Avrupa’nın enerji ihtiyacının yüzde 16’sını karşılıyor. Güneş enerjisi, termal enerji, rüzgar ve dalga enerjisi enerji sorununu hafifletecek. Bu kaynaklar doğada çok bol. Bu doğal enerji kaynakları dünyanın enerji ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşılıyor.

* Petrol önümüzdeki 20- 30 yıl boyunca önemini koruyacak. Ancak, hava ve çevre kirliliği endişesi belki 2050’li yıllarda maliyetli ama temiz olan hidrojen ekonomisi pratik hale gelebilir.

TÜKETİM EĞİLİMİ GÜÇLENECEK

* Bilgi ağlarıyla donanan toplumların tüketim eğilimi güçlenecek. Alıcılar fiyatlar, hizmetler, teslimat tarihi gibi bilgilere kolayca erişebilecek. İnternet üzerindeki siteler sayesinde o ürünü daha önce kullanan insanların fikirlerini öğrenebilecek. Pazarlamacılar da rakiplerin fiyatlarını ve sunduğu hizmetleri takip edebilecek. Bu gelişmeler fiyatları düşürecek, müşteriye verilen hizmetin kalitesini yükseltecek ve satış elemanlarına çok daha kritik roller yükleyecek.

*Tüketiciyi korumaya yönelik dernek ve organizasyonlar hızla artacak. Ürünler hakkında daha detaylı bilgiler, içeriğine ilişkin daha iyi etiketler, gıda değerlerine ilişkin daha ayrıntılı açıklamalar yapılacak. Bu bilgilere TV, çeşitli özel raporlar, ürünlerin paketlerinin üzerindeki açıklamalar gibi çeşitli kanallardan ulaşılabilecek.

* Amerika’da Home Depot ve Walmart gibi indirim mağazaları, fabrika satış mağazaları ve yiyecek klüpleri büyümeye devam edecek. Bu treand Avrupa ve Japonya’da yeni yeni kendini belli etmeye başladı. “Categori killer” denilen dev uzman mağazalar önümüzdeki 20 yıl içinde Avrupa ve Japonya’da da yaygınlaşacak.

* Sabit fiyatlar tarih olacak. Çok sayıda ürün ve hizmet ihale ve açık artırma ile satılacak. Her şeye rağmen iyi üne sahip, güçlü markalar sürekli büyüme sağlamak için çok önemli hale gelecek.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz