"Yeni para politikası"

Para politikasında 2010 yılının son ayı önemli bir değişikliğe sahne oldu.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni para politikası



Bir süredir finansal istikrar konusundaki endişelerini dile getirmekte olan Merkez Bankası sonunda para politikasını bu konuda harekete geçirdi. Şu sıralarda finansal istikrarı tehdit eden en önemli sorun olarak görülen cari açığın daha fazla büyümemesi için para politikası faizinin düşürülmesi ve mevduatlara uygulanan zorunlu karşılıkların artırılması şeklinde ikili bir stratejiye geçildi. Para politikası faizindeki indirim, TL'nin aşırı değerlenmesine yol açarak ithalatı ve dolayısıyla cari açığı büyüten kısa vadeli sermaye hareketlerini caydırma amacını taşıyor. Bu tür sermaye hareketlerine "sıcak para" adı verildiği malum. Zorunlu karşılıkların artırılmasıyla öncelikle politika faizindeki düşüşün parasal bir gevşemeye yol açmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Sonrasında bunun da ötesine geçilerek bu politikanın net etkisinin parasal sıkılaştırma yönünde olması ve böylece kredi hacmindeki büyümenin frenlenmesi amaçlanıyor. Çünkü Merkez Bankası cari açıktaki büyümenin bir nedeninin de kredi hacmindeki hızlanma yüzünden artan iç talebin ithalat üzerindeki yükseltici etkisi olduğunu düşünüyor.

Bu çerçevede aralık ayında para politikası faizinde yapılan indirim 50 baz puan. Bu indirimle para politikası faizi yüzde 7'den yüzde 6,5'e çekilmiş durumda. Zorunlu karşılıklarda ise görünürde bir çeşitlendirme söz konusu. Daha önce tüm mevduatlar için yüzde 6 olarak uygulanan zorunlu karşılık oranları, vadesiz ve 1 aya kadar vadeli mevduatlarda yüzde 8'e, 3 ve 6 aya kadar vadeli mevduatlarda ise yüzde 7'ye çıkarıldı. 1 yıla kadar vadeli mevduatlardaki zorunlu karşılık oranı yüzde 6'da tutulurken, 1 yıl ve 1 yıldan

uzun vadeli mevduatlarda ise bu oran yüzde 5'e indirildi. Türkiye'de kısa vadeli mevduatlar ağırlıkta olduğundan, bu çeşitlendirme toplamda zorunlu karşılıklarda artış anlamına geliyor.

POLİTİK Mİ, DEĞİL Mİ?

Para politikasındaki bu değişiklik ekonomik kamuoyunda çeşitli yankılar buldu.

Bir tarafta Merkez Bankası'nın zaten uzun

zamandır politik kararlar almakta olduğunu düşünenler ve bu faiz indirimini de genel seçim öncesinde ekonomiyi iyice canlandırıp hükümetin kazanma şansını artırmak için yaptığını düşünenler var. Dolayısıyla bunlar, yeni para politikası uygulamasının net etkisinin parasal gevşeme olacağını gözü kapalı kabul etmiş durumda. Bir başka tarafta bunun politik bir karar olduğunu düşünmeseler bile bir işe yaramayacağını, sonuçta yine parasal gevşemeyle sonuçlanacağını ve enflasyonda işleri iyice berbat edeceğini savunanlar bulunuyor. Diğer bir tarafta Merkez Bankası'nın düşüncesinin doğru olabileceğini ama çok riskli bir

işe giriştiğini, sonucun belirsiz olduğunu ve tehlike yaratabileceğini ileri sürenler yer alıyor. Bir başka tarafta da alınan kararların doğru ama yetersiz olduğunu, sıcak para akımlarını caydırmak için Tobin vergisi (kısa vadeli sermaye giriş veya çıkışına vergi koymak) gibi kısıtlayıcı önlemlerin de alınması gerektiğini söyleyenlere rastlanıyor.

Bu görüşlerden en baştakini kafadan eleyebiliriz. Çünkü bizim izlediğimiz kadarıyla Merkez Bankası özellikle son üç yıldır başarılı bir para politikası yürütüyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz