"5 Yıl Sonra Rekabet Artabilir"

Sinan Şahinbaş /Finansbank Genel Müdürü    Yeni döneme hazır olduklarını, hedeflerinin ilk 5 banka arasında yer almak olduğunu söylüyor. Kısa dönemde bankacılıkta büyük bir “rekabet savaş...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
5 Yıl Sonra Rekabet Artabilir
Sinan Şahinbaş /Finansbank Genel Müdürü  
 
Yeni döneme hazır olduklarını, hedeflerinin ilk 5 banka arasında yer almak olduğunu söylüyor. Kısa dönemde bankacılıkta büyük bir “rekabet savaşı” beklemiyor. “Türkiye’de herkes için yapacak çok iş var” diye konuşuyor. Türkiye’nin 2003 yılındaki performansını 3-5 yıl daha devam ettirmesi durumunda, gidilecek çok yer olduğunu söylüyor. Şahinbaş, “Belki 5 yıl sonra talep azalacak, arz fazlası olduğunda rekabet tekrar kızışabilir” diyor.  
 
Finansbank, 2001 krizinden bu yana sektörde en çok konuşulan bankalardan biri olma özelliğini taşıyor. Bunun en büyük nedeni, kriz dönemi ve sonrasında özellikle krediler kalemindeki hızlı büyüme. Tabii bu büyüme sadece kredilerle sınırlı kalmadı. Hem kredi kartlarında hem mevduatta ciddi büyüklüklere ulaşıldı. Müşteri sayısında hızlı bir büyüme yaşandı. Sonuçta da Finansbank sektörün en büyük beşinci bankası konumuna yükseldi.  
2003 yılının son çeyreğinde ise, Finansbank yönetimindeki değişiklerle gündeme geldi. 1999 yılından bankanın genel müdürlük koltuğunda oturan Onur Umut’un yönetim kurulu murahhas azalığına getirilmesinden sonra, bankanın kurumsal bankacılıktan sorumlu genel müdür baş yardımcısı Sinan Şahinbaş genel müdür oldu.  
 
14 yıldır Finansbank’ta çalışan Şahinbaş, gelecek konusunda da oldukça iddialı. İlk hedeflerinin müşteri sayısını artırmak olduğunu söylüyor. 5-10 yıllık süreç içinde de sektörün en büyük üç bankası arasında olacaklarını ifade ediyor.  
 
“10 yıl önceye gidip Finansbank’a baktığınızda, hiç kimse özel bankalar arasında ilk beşte olacağını söylemezdi. Dolayısıyla, 10 yıl önceye bakıp 5-10 yıl sonrayı görebiliyoruz” diyen Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş, bankayı, hedeflerini ve sektöre ilişkin görüşlerini ilk kez Capital’e anlattı:  
 
Finansbank 2003 yılını nasıl geçirdi? Sonuçlardan memnun musunuz?  
 
2001 ve 2002 yıllarında yaşanan krizden sonra, 2003 yılı bizim için son derece önemliydi. 2003 yılı, 2002 gibi çok kârlı bir yıl oldu. Çünkü, genelde bankacılıkta 2003 yılının daha zor bir geçeceği konuşuluyordu. Ama biz 2002 yılından başlayarak özellikle piyasaya olan penetrasyon açısından çok iyi yerlere gelmiştik.  
 
2002 yılında, hatta 2001 krizinin hemen sonrasında, özellikle kurumsal bankacılıkta büyük krediler vermiştik. Yani 2001’den başlayarak bir “Kriz bankası olduk” diyebilirim. Genelde piyasada “Kriz döneminde bankalar şemsiyeyi kaldırır” diye bir rivayet vardır. Biz tam tersine, reel sektörün yanında olduk. Dolayısıyla, bu 2003 yılı rakamlarımıza da yansıdı. Kârlılığımız gayet iyi gitti. Bilanço büyüklüğümüz istenilen yerlere geldi.  
 
9 aylık performanstan gayet memnunuz. Yıl sonunda da çok iyi bir sonuç bekliyoruz. Ayrıca, 2003 yılında toplam bin 250 kişiyi işe aldık. 26 yeni şube açarak, toplamda 152 şubeye ulaştık. Bu arada son 6 ayımız Pamukbank’la ilgili süreçle geçti. Bu bankaya ciddi zaman ayırdık. Eğer olsaydı, büyüklük açısından çok daha farklı bir yere gelebilirdik.  
 
2003 yılında Finansbank’ta neler değişti?  
 
Aslında bir takım yeni departmanlar kurduk. Kurumsal ve ticari bankacılığı eskiden tek bir çatı altında yapıyorduk. 2003 yılında bunları ayırdık. İşletme bankacılığı adı altında yeni bir bölüm oluşturduk ve ayrı bir genel müdür yardımcısına bağladık.  
Bunun dışında kredi kartlarında gayet iyi bir noktaya geldik. Yıl sonu itibariyle 1 milyon 150 bin karta ulaştık.    
 
Kredi kartı, krediler ve mevduat konusunda nasıl bir büyüme yakaladınız? Sektöre göre bu büyümelerden memnun musunuz?  
 
Kredi kartlarında şu anda 5’inci banka konumundayız. Yıl sonu itibariyle 1 milyon 150 bin kredi kartına ulaştık. Bu da önemli bir rakam. Mevduatta yeterince büyüdüğümüze inanıyoruz. Kredilerde de oldukça iyi bir konumdayız. Aktiflere bakarsak Finansbank’ın bilançosunun yüzde 41’i kredilerde, yüzde 28’i menkul kıymetlerde. Yıl sonuna geldiğimizde, yüzde 41 olan oran, yüzde 49’a ulaşmış durumda. Komisyon gelirlerinin artması ve kredilerin oranının da iki yıl önceye göre çok hızlı bir büyüme göstermesiyle kredilerdeki payımız da artmış durumda. Bu büyümeyi devam ettireceğiz. Çünkü, biz düşen enflasyon ortamında, gerçek bankacılıktan para kazanan bir banka konumuna geldik.    
 
Card Finans’la kredi kartı pazarındaki rekabette daha etkin rol almaya başladınız. Hedeflerinize ulaştınız mı?  
 
Bu yıl Card Finans’ta hedeflerimize ulaştık. Hatta 2003 yılında hedeflerimizi yukarı yönde iki kere revize ettik. Çünkü bizim hedefimiz yıl sonunda 1 milyon adet kredi kartına ulaşmaktı. Yılı 1 milyon 150 bin adet kredi kartıyla tamamladık. Tabii bu rakamlara ulaşmada oradaki arkadaşlarımızın başarısı son derece etkili. 2004’te de 2003 gibi hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyorum.  
 
2004 yılı için hedefleriniz neler? 2003 yılında küçük işletmelere yönelik çalışmalara başlamıştınız. Bu yıl da bu çalışmalar devam edecek mi?  
 
Finansbank, şu anda özel bankalar içinde 5’inci büyük banka konumunda. 2004 yılında da ağırlıklı olarak kurumsal bankacılıktaki piyasa paylarımızı devam ettireceğiz. Ticari bankacılıkta daha fazla büyüme olmasını bekliyoruz. Küçük işletmelere ve KOBİ’lere olan yatırımımız devam edecek.  
 
Şu anda yüzde 50’si kredi olan bir bankayı konuşuyoruz. Ama bu yarışta önemli olan müşteri sayısı. Müşteri sayımız da tatminkar seviyede. Ancak, piyasada uzun vadeli var olmak için müşteri sayısını artırmalıyız. 2004 yılında ana hedefimiz bu olacak.  
    
Beşinci banka konumundan çıkmak için bir çabanız olmayacak mı? Yani daha üst sıralar hedeflerinizde yer almıyor mu?  
 
Şu anda rakamlara baktığımızda, ilk 4 banka ile bizim aramızda ciddi bir fark olduğunu görüyoruz. 2004 yılı için öyle bir hedefimiz yok. Ama önümüzdeki 5-10 yıl içinde bir perspektifi ele aldığımızda, Finansbank ilk 3 banka içerisine girme hedefini devam ettiriyor.  
 
İlk 4 banka ile aranızda ciddi bir fark olduğunu söylüyorsunuz. Hedefiniz ise ilk 3 arasında yer almak. Bu hedefe ulaşmak için nasıl bir strateji izleyeceksiniz? Organik büyüme bu iş için yeterli olacak mı?  
 
Aslında bu organik büyümeyle de inorganik büyümeyle de olabilir. Pamukbank’a olan ilgimizi gördünüz. İleride bu şekilde de olabilir. Ama şu an için böyle bir planımız yok. Zaten hedeflerimizi 5-10 yıl vade için ortaya koyduk. Uzun vadeli bir hedeften bahsediyoruz.  
Bundan 10 yıl önceye gidip Finansbank’a baktığınızda, hiç kimse özel bankalar arasında ilk 5’te olacağını söylemezdi. Dolayısıyla, 10 yıl önceye bakıp 5-10 yıl sonrayı görebiliyoruz. En azından buna göre kendimizi odakladık, hedefimizi belirledik. Ama hem inorganik hem organik büyüme olacaktır.  
 
İlk 4 banka ile hemen arkasından gelen bankalar arasında rakamsal olarak ciddi farklar var. Sizin de aralarınızda olduğunuz bu 5 banka arasında nasıl bir rekabet var?    
 
Aslına bakılırsa bu 5 banka kendi içlerinde rekabet etmekten çok, ilk 4 bankadan pay kapmaya çalışıyorlar. Tabii muhakkak kendi aramızda da rekabet var. Ama Türkiye’de iş çok. Banka sayısı çok olmasına rağmen, bankacılık yapan banka sayısı az. Dolayısıyla, biz her zaman kendimize bir piyasa bulabiliyoruz. Bu nedenle aktif bankalardan biri olarak böyle bir sıkıntımız yok. Yani bizi sıkıştıran kriz öncesi rekabeti yaşamıyoruz.  
 
Önümüzdeki 2 yıl için de yaşayacağımızı pek zannetmiyorum. Çünkü, Türkiye’de de ekonomik gelişmeler doğrultusunda iş artıyor. 2003 yılında çok ciddi iyileşmeler oldu. Bu yıl a aynı iyileşmelerin devam etmesi bekleniyor. Dolayısıyla, herkese iş var. Bu nedenle hem bizim büyüklüğümüzdeki bankalarla olan rekabette hem de bütün bankaları aldığınız rekabette savaş olacağını zannetmiyorum.  
 
2001 krizi öncesinde bankalar arasında ciddi bir rekabet vardı. Tabii o zamanki konjonktür de farklıydı. Bankalar bankacılıktan para kazanmıyordu. Hazine bonosu, devlet tahvili yatırımlarıyla reel bazda çok para kazandıkları için bankacılığı bir kenara bırakmışlardı. Şimdi yeniden bankacılık yapılmaya başlandı. İki yıl ben yurtdışında kaldım. Orada daha çok komisyonlar üzerinde ciddi rekabetler vardı. Burada ise hiç öyle bir şey yok. Yavaş yavaş bankalar faizlerin düşmesiyle bankacılık işlemlerinden aldığı komisyonları artırmaya başladılar. Belki 5 yıl sonra talep azalacak, arz fazlası olduğunda rekabet tekrar kızışabilir diye düşünüyorum.  
 
Ben 14 yıldır Finansbank’tayım. Bu süre içinde Finansbank’ın bu kadar kabul edildiği bir dönem olmamıştı. Kriz dönemindeki davranışımızın bunda çok büyük etkisi var. Herkesin gözünde de sağlam bir banka imajımız var. Bunlar da bizim şu anda müşteri edinmemizi çok kolaylaştırdı. Türkiye’de daha gidilecek çok yer var. Yeter ki Türkiye 2003 yılındaki performansını 3-5 yıl daha devam ettirsin. Burada herkese bol bol iş var diye düşünüyorum.    
 
İştirak yapınızda genel olarak mali iştirakler var. Özellikle yurtdışındaki iştirakleriniz dikkat çekiyor. Önümüzdeki dönemde iştirak portföyünüzü büyütmeyi planlıyor musunuz?  
 
Finansbank’ın bir artısı da Finansbank’ın serbest sermayeye sahip bir banka olmasıdır. Finansbank’ın sabit kıymetleri, şu anda bulunduğumuz bina ve 5-6 şube ile sınırlı. Genelde mali iştiraklerimiz var. Bunlar da hepsi kendi ayakları üzerinde duran, kârlı olan şirketler. Yurtdışında da Hollanda, İsviçre, Romanya ve Rusya’da varız. Bu iştiraklerimiz kendi kuruldukları yerlerdeki regülasyonlara tabii, oradaki mevduatı toplayıp, oradaki firmalara kredi veren ve bu ülkelerden Türkiye’ye olan ticarete aracılık eden bankalar.  
Şu anda iştirak sayımızı artırma gibi bir niyetimiz yok. Olan iştiraklerimizle kârlı bir şekilde yolumuza devam etmek istiyoruz. Zaten söz konusu iştiraklerimizin performanslarından da son derece memnunuz.  
 
Dış ticaret işlemlerinde bir artış bekleniyor. Siz banka olarak bu konuda neler yapacaksınız?  
 
Dış ticarette bir artış bekleniyor. Ama bu dış ticaret işlemlerine nereden baktığınızla ilgili olarak değişiyor. Dış ticarette 48 milyar dolarlık ihracat, 68 milyar dolarlık ithalat var. Dolayısıyla, dolar bazında ihracatta yüzde 38’lik bir büyüme var. Ancak, euro bazında baktığınızda, artış oranı yüzde 11 oluyor.  
 
Diğer taraftan, genelde konuşulmayan bir şey var. Dünyada 2003 yılında hammadde fiyatlarında çok ciddi artışlar oldu. Türkiye hem ithal ediyor, hem de ihraç ediyor. Bu nedenle bence dış ticaret işlemlerinde tonaj bazında adetsel büyümenin ne kadar olduğu önemli. Bu rakamlar da daha az büyüme olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, ihracat ve ithalattaki artışı gerçek anlamda bir artış olarak görmüyorum. Finansbank’a gelince, biz bu konuda aktif olmaya, etkinliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz.  
 
Ekonomideki ve piyasalardaki olumlu hava ile birlikte kredilerde ciddi bir büyüme yaşandı. Daha çok hangi sektörlerden talep geliyor?  
 
Canlanmayı bulmak için ithalatı incelemekle doğru bir iş yapacağımızı düşünüyorum. Buna baktığımızda, yüzde 10’un tüketim mallarında, yüzde 15’in yatırım mallarında, geri kalan yüzde 75’in de ana mamül ya da hammadde şeklinde olduğunu görüyoruz. Bu anlamda kredi taleplerinde otomotiv sektöründe ciddi bir büyüme yaşandığını söyleyebilirim.  
 
Finansbank olarak biz daha çok yatırım mallarında aktifiz. Bu da bize uzun vadeli uzun soluklu müşteri ilişkisi getiriyor. İşletmeyle ilgili alınan hammaddelerde aynı oranda aktif olduğumuzu söyleyebilirim. Biz tüketim mallarından çok, yatırım ve sanayide kullanılan hammadde konusundaki ithalat kısmında varız. İhracatta da aynı şekilde ithalatını yaptığımız firmaların ihracatından pay almaya çalışıyoruz. Ama yatırım malları bizim için çok önemli.  
 
“YABANCILARIN İLK TERCİHİ FİNANSBANK OLACAKTIR”  
 
Geçmişte yabancı bankalarla yoğun bir flört dönemi yaşadınız, ama sonuçlanmadı. Şu anda yabancı bankaların Finansbank’a ilgisi var mı? Yeni teklifler geliyor mu?
 
 
Şu anda gelen bir teklif yok. Ancak, bana göre yabancıların Finansbank’a ilgisi sürmeli. Çünkü, ileride bir yabancı banka geldiğinde ve sektörü incelediğinde, Finansbank’ın ulaştığı büyüklükler nedeniyle tercih edilen bankalardan biri olacağını düşünüyorum. Bu düşüncemin nedeni de BNP Paribas geldiğinde, ki dönemi ve Finansbank’ın piyasa paylarını dikkate aldığınızda bugün geldiği nokta çok daha iyi, ilk ilgilendiği banka olmuştuk. Şu anda her konuda daha güçlenmiş bir Finansbank var. Piyasa paylarımızı büyük ölçüde artırdık. Bu nedenle de Türkiye’ye gelmeyi planlayan yabancı bankaların ilk tercih edeceği bankalardan biri olacağımızı düşünüyorum.  
 
Sizin banka olarak yabancı evliliği konusunda bir niyetiniz var mı?  
 
Şu anda öyle bir niyetimiz yok. Ama gelen her teklifi de değerlendireceğiz. Neticede biz de ticaret yapıyoruz. Teklif çok iyi olursa, hissedarlarımız da satışı düşünebilir. Dediğim gibi, şu anda bize deklare edilen bir satış niyeti söz konusu değil.    
 
“TÜRKİYE’DE HERKESE BOL İŞ VAR”  
 
“YIL SONUNDA VADELER 6 AYA UZAR”  
 
Bankacılık sistemindeki en büyük sorunlardan biri vade uyuşmazlığı. Ağırlıklı olarak da mevduatlardaki vadenin kısalığından söz ediliyor. Siz mevduattaki vade yapısının uzamasını bekliyor musunuz?
 
 
Bence mevduat vadeleri uzayacaktır. Kriz döneminde 20 günlere kadar düşmüştü. Şu anda da çok kısa. Ama genelde hepimize gelen güvenle daha uzun vadeli yatırım yapmaya başlayacağız. Bunu görüyoruz. Özellikle faizlerin düşmesi ve düşmeye devam edeceğinin piyasa tarafından algılanması nedeniyle vadelerde uzama var. Bunu sadece bankalar ya da mevduatlar açısından değerlendirmemek lazım. En son ihraç edilen 2034 vadeli Eurobond’a gelen talepte vadelerin uzayacağına dair önemli bir gösterge. Bankacılıkta da hem TL hem de döviz cinsi mevduatlarda vadeler uzayacak diye düşünüyorum.  
 
Peki şu anda sistemdeki ortalama vade nedir? Size göre yıl sonunda ne olacak?  
 
Şu anda bankacılık sektöründeki ortalama vade 48-49 gün civarında. Bu yıl sonuna kadar vadelerin hızla uzayacağını ve yılı ortalama 6 ay vadeye ulaşacağımızı düşünüyorum.  
 
“TÜM BANKA YOLLARDA”  
 
Banka olarak sizin sektörden farkınız ne? Müşteriyi çekmek için nasıl bir farklılık yaratıyorsunuz?
 
 
Aslına bakarsanız hepimiz bankacılık yapıyoruz. Dolayısıyla çok farklı olamayız. Belki vadelerde, fiyatlarda farklılık olabilir. Ama şu anda özellikle bireysel ve ticari tarafta bankaların önü o kadar açık ki, farklılık oluşturmanız için de neden yok. Piyasada olun yeter. Bizim banka olarak diğer bankalardan farkımız sürekli olarak sahada olmamız diye düşünüyorum. Ben sürekli şubeleri ziyaret ediyorum, sürekli Anadolu’dayım. Bu sadece benimle sınırlı değil. Tüm banka yollarda diyebilirim. Biz koşuyoruz, koşmaya devam edeceğiz. Zaten müşterinin ayağına gittiğinizde de bu iş çok kolaylaşıyor.  

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz