Hedefimiz yatırımcıya daha iyi getiri sağlamak

Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Arabacıoğlu ile Deniz Portföy'ün hedefleri konusunda konuştuk.

1.05.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Hedefimiz yatırımcıya daha iyi getiri sağlamak


Bu hedefleri gerçekleştirmek için ne yapıyorsunuz? Sektörde hangi hizmetlerinizle-ürünlerinizle fark yaratıyorsunuz?
Hedeflere ulaşmak için 2012'de ve bu yıl başından itibaren bazı farklılıklar yaratmamız gerekiyordu. Bu çerçevede “Portal Yapısı Felsefesi” ile Denizbank özel bankacılık Bölümü ve iş kollarımızla birlikte mevduat-fon ürününü işlemeye başladık ve başarılı sonuçlarını alıyoruz. Genel hatları ile yatırımcılar bizim fon yelpazemiz üzerinde seçtikleri kendi risk tercihleriyle beklentilerine uygun fona belirlenen bir oranda yatırım yapıp, tasarruflarının diğer büyük kesimi ile daha cazip bir mevduat faizi alıyorlar.

Daha cazip faiz için nasıl bir ürün yapısı oluşturuyorsunuz?
Tercihler en çok özel sektör tahvil/bono ve hisse yoğun fonlarımızda oluşmaya başladı. An itibarıyla piyasadaki toplam ÖST odaklı fon büyüklüğünün yüzde 35 civarı bizim ve burada ilk sırada yer alıyoruz. Bankamız için niş bir ürün olduğunu söyleyebilirim. Bu fonlardaki yatırım stratejimiz özel sektör tahvilleri ve banka bonoları odaklı olup en önemli avantajı, yatırımcıya hazine bonoları ve mevduata oranla diğer sabit getirili fonlardan cazip spreadler sunması. Risk yönü ise bankamızın da içinde olduğu çoklu bir onay mekanizma sürecinden geçirilerek ölçülüp, hesaplanması risk yönetimi yatırım tercihlerimizde olmazsa olmazımız.

Hangi ürünler Türkiye’de yok ve Türkiye’ye gelmesi gerekiyor? Bu ürünlerle ilgili ne gibi çalışmalar yapılıyor?
Aslında ürün yelpazesi henüz arzuladığımız boyutta olmasa da sorun ürün çeşitliliğinin sınırlı olmasından kaynaklanmıyor. Gelişmesi ve derinleşmesi gereken piyasalar; hedge fonlar, Fund of Funds'lar son dönemde tekrar talep görmeye başlayan ETF, türev ürünler raflarda var. Ancak birçoğu fonksiyonel değil, SICAV da geliyor. Birçok yenilik artık yeni yasa ve tebliğler ile uygulanabilecek ve hayata çok çabuk geçirilecek kolaylıkta olacak. Bu kapsamda o ürünlerin likiditesi, hacmi, ikincil piyasalarının oluşması ciddi zaman alıyor. Bunun en önemli, en kapsamlı örneğini özel sektör tahvil ve bonolarında görüyoruz. iki yılı aşkın bir zamandır nedense her hafta 1 2 yeni arz olmasına rağmen ikincil piyasada likidite halen arzu ettiğimiz seviyelerin çok uzağında.

Yeni SPK Kanunu ve tebliğleri sizin sektöre ne gibi yükümlülükler getiriyor?
Yeni yasa ve ardından görüşe açılan ve büyük olasılıkla önümüzdeki aylarda yürürlüğe girecek ve kanunu tamamlayacak tebliğler, sermaye piyasalarının tüm aktörlerinin ve en önemli parçası yatırımcıların kaçınılmaz olarak önünü açacak. Yapılan tüm işlemlerde ana hedef nihayetinde İstanbul Uluslararası Finans Merkezi'dir. Yeni kanun ve tebliğler ile portföy yönetim şirketlerinin fonksiyon ve sorumluluklarının artması, bizim sektörün geleceği açısından son derece olumlu algılanıyor. Bunun yanında sektördeki rekabetin artması, yatırım fonu getirilerini olumlu yönde etkileyeceğinden, yatırımcıların da bu yeni süreçte pozitif olarak etkileneceğini düşünüyorum.

Portföy yönetim sektörünün gelişmesi için nelerin yapılması gerekiyor?
Aslında bu sorunun cevabının büyük kısmının biraz önce açıklamaya çalıştığım nihai hedef İstanbul Finans Merkezi kapsamında ele alınmaya başladığını görmek çok sevindirici. Ancak yeni yasa, tebliğler, AB standartlarına uyumun getireceği artılarla birlikte eksik olan yatırımcı bilinci, alışkanlıkları ve kültürü ve en önemlisi güvenin de zaman içinde yeniden tesisi gerekiyor. Bu çerçevede finans merkezi hedefi ve 2023 vizyonu doğrultusunda süreç içinde çalışmaların en iyi gayret felsefesi ile sürdürülüp olumlu sonuçların kendiliğinden elde edebileceğini düşünüyorum.

Finans merkezi olma yolunda rekabet yönünden ne gibi şartların yerine getirilmesi gerekiyor?
Finans merkezlerinin rekabet yönünden üç temel özelliğinin olması gerekiyor. Bunlar; yaygınlaşma, uzmanlaşma-derinlik ve entegrasyon. Gerek ürün bazında gerekse hizmetler bazında portföy yönetimi, yatırım bankacılığı, varlık yönetimi, sigorta faaliyetleri; gerek yaygınlaşmayı ve gerekse uzmanlaşmayı beraberinde gerektirecek olmasının yanı sıra bilinirliklerinin artması gerekir. Özellikle yabancı yatırımcılar açısından merkezin diğer finansal merkezlere entegrasyonu açısından atılacak adımlar, bu hedef doğrultusunda tüm sektörü derinleştirip arzuladığımız noktalara taşıyacaktır. Ancak bu çerçevede AB UCIT standartlarında bir formatın yanısıra özellikle yatırım fonları ve portföy yönetimine ilişkin bir vizyonun da eş anlı ortaya konması gerekiyor. Luksemburg, Londra veya İsviçre'nin bu açıdan özellikleri çok farklı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz