"İlk Hedefimiz 11'inci Banka Olmak"

Ünal Kabaca / Asya Finans Genel Müdürü    Asya Finans, Özel Finans Kurumları (ÖFK)’lar arasında en genç olanı. Buna rağmen birçok alanda sektörün lideri konumunda. Genel müdür Ünal Kabaca...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
İlk Hedefimiz 11'inci Banka Olmak
Ünal Kabaca / Asya Finans Genel Müdürü  
 
Asya Finans, Özel Finans Kurumları (ÖFK)’lar arasında en genç olanı. Buna rağmen birçok alanda sektörün lideri konumunda. Genel müdür Ünal Kabaca, yılın ilk altı ayını 31 trilyon liralık brüt kârla kapattıklarını söylüyor. Yıl sonunda, 1 milyar dolarlık kaynak büyüklüğüne ulaşmayı planladıklarını, bilanço büyüklüğünün 2,5 milyar dolar, aktif büyüklüğünün ise 1,4 milyar dolar olacağını ifade ediyor. Bu sonuçlarla, ÖFK’lar arasında ilk sırada olacağız diyen Ünal Kabaca, “Önce ilk 10 bankanın arkasında olmayı hedefliyoruz. Uzun vadeli hedefimiz ise ilk 10 banka arasına girmek” diyor.  
 
Asya Finans, Özel Finans Kurumları (ÖFK) arasındaki en genç kurum olma unvanına sahip. Buna karşın, birçok alanda sektörün lideri konumunda. 43 şubesi ve 900’ün üzerinde personeli var. ATM, telefon bankacılığı ve internet şubesiyle de alternatif dağıtım kanalları konusunda ciddi yol almış durumda. Bazı bankalarla ve PTT şubeleriyle yaptığı muhabirlik anlaşmasıyla da ülkenin her yanına rahatlıkla ulaşabiliyor. Dış işlemlerde ise 300’e yakın muhabir bankayla çalışıyor.  
 
2003 yılını 28 trilyon 250 milyar liralık net kârla kapatan Asya Finans, 2004 yılının ilk 6 ayında da büyümesini hızla sürdürdü. Genel Müdür Ünal Kabaca, yılın ilk altı ayını 31 trilyon liralık brüt kârla kapattıklarını söylüyor. Yıl sonunda 1 milyar dolarlık kaynak büyüklüğüne ulaşmayı planladıklarını, bilanço büyüklüğünün 2,5 milyar dolar, aktif büyüklüğünün ise 1,4 milyar dolar olacağını ifade ediyor.  
 
“Bu sonuçlar, yıl sonunda da ÖFK’lar arasında lider olacağımızı gösteriyor. Uzun vadeli hedefimiz ise ilk 10 banka arasında olmak” diyen Ünal Kabaca, Asya Finans’ın mevcut durumunu, hedeflerini ve sektörel gelişmeleri Capital’e anlattı:  
 
2003 yılı bankacılık sektörü açısından değişimin en iyi hissedildiği yıllardan biri oldu. Asya Finans olarak sizde neler değişti?  
 
Öncelikle Özel Finans Kurumları (ÖFK) olarak kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. Çünkü, ÖFK’lar 2003 yılını çok büyük atılımlarla geçirdi. Özellikle, dağıtım kanalı alanında çok ciddi yollar alındı. Bunda da şubeleşme atağı dikkat çekti. Biz de Asya Finans olarak, bu dönemi 15 şube açarak değerlendirdik.  
 
Böylece, 2003 yıl sonu itibariyle şube sayımız 43’e yükseldi. Diğer finans kurumlarının açtığı şubelerle birlikte, sektördeki toplam şube sayısı 180’lere çıktı. Bunun dışında diğer dağıtım kanallarına da ağırlık verildi. ÖFK’lar arasında ATM’lerin ortak kullanımına ilişkin çalışmalar başlatıldı. Sanıyorum, yılın ikinci yarısında, bu sistem devreye girmiş olacak. Kendi özelimizde internet şubemize ağırlık verdik. Çünkü, çok önemsediğimiz bir kanal. Biz özellikle orta vadede EFT ve havalelerin yüzde 30’unu internet üzerinden yapmayı hedeflemiştik. Ancak, bu hedef revize edildi. Çünkü, şu, anda EFT ve havalelerin yüzde 53’ünün internet üzerinden gerçekleştiğini görüyoruz. Bunların dışında çeşitli bireysel ürünleri ve çağrı merkezimizi de devreye soktuk. Bununla birlikte de dağıtım ağımızı tamamlamış olduk.  
 
Rakamsal olarak 2003 yılı sonuçlarından memnun musunuz?  
 
Cari ve kapama hesapları olarak, 2002 yılını 400 milyon dolarlık kaynakla kapatmıştık. 2003 yılı sonunda bu rakam dolar bazında yüzde 75’lik büyüme ile 700 milyon dolar seviyesine ulaştı. Bu aynı şekilde kredilere de yansıdı. 2003 sonu itibariyle toplamış olduğumuz kaynakların yüzde 80’ini reel sektöre kredi olarak tahsis ettik.  
 
Kredi kartlarımız yaklaşık 170 bin adete ulaştı. Kredi kartlarımızla bir ayda ortalama 30 trilyon liralık işlem gerçekleştirildi. Yaklaşık 7 bin civarındaki POS cihazımızdan, aylık bazda 40-50 trilyon civarında işlem hacmi gerçekleştirdik. Aslına bakılırsa bu rakamlar bizim orta vadeli hedeflerimizdi. Sonuçta, tamamını realize etmiş olduk. Vergi sonrası kârımız ise 28 trilyon 250 milyar lira oldu.  
 
Yanlış hatırlamıyorsam, bu sonuçla aynı zamanda kârlılıkta sektör lideri de oldunuz…  
 
Evet, kârlılık olarak yılı ilk sırada kapattık. Asya Finans, nakit ve gayri nakit olarak baktığınız zaman, 2003 yılında yaklaşık olarak 1 milyar 350 milyon dolarlık bir riski idare eder durumdaydı. Şu anda bu rakamlar 1,5 milyar dolar seviyesinde. Yıl sonunda da sanıyorum 2 milyar dolara ulaşacak. Aktif toplamımız da 1,1 milyar dolar oldu.  
 
İlk 6 ayda Kızılcahamam’daki termal tesislerinizi hizmete açtınız. Ancak, Bankalar Kanunu’nda finans dışı iştiraklerin belli bir süre sonunda elden çıkarılması yönünde bir madde var. Bu iştirakiniz konusunda planınız nedir?  
 
Doğru… En önemli iştirakimiz olan Kızılcahamam Projesi’ni yılın ilk 6 ayında devreye aldık. Biz bu yatırıma 1999’da başladık. O zaman Bankalar Kanunu’na tabii değildik. Yatırımcı şirket statüsüyle projeyi başlattık. Yaklaşık 1 yıla yakın sapmayla, geçtiğimiz aylarda tamamladık.  
Şu anda devre mülk olarak satışlarımız gayet iyi. Ayrıca, günübirlik kullanım olarak da doluluk oranlarımız oldukça yüksek. Termal tesis olması nedeniyle kış aylarında da doluluk oranının yüksek olacağını tahmin ediyoruz.  
 
Sizin de söylediğiniz gibi, Bankalar Kanunu’na göre, finans dışı iştiraklerin belli bir süre sonunda elden çıkarılması gerekiyor. Biz de bu iştirakimizi, devre mülk satışlarını tamamladıktan sonra, elden çıkarmayı düşünüyoruz. Tabii tüm bu işlemler yasal süre içinde sonuçlandırılacak.  
 
Rakamsal olarak ilk 6 aylık sonuçlardan memnun musunuz? Yıl sonu hedefleriniz neler?  
 
Kızılcahamam iştirakimiz dışında tamamen fonlama ile ilgili çalışıyoruz. Bizim yıl sonu için 60 trilyon liralık brüt kâr hedefimiz vardı. İlk 6 ayı da 31 trilyon liralık brüt kârla kapattık. 2004 için bütçe rakamlarımız 925 milyon dolar civarındaydı. İlk 6 ayda 878 milyon dolara ulaştık. Yıl sonunda 1 milyar dolarlık kaynak büyüklüğünü yakalayacağız. Bu doğrultuda da 1,4 milyar dolarlık aktif büyüklüğüne ve 2,5 milyar dolarlık bilanço büyüklüğüne ulaşacağız.  
 
Bu sonuçlarla yıl sonunda ÖFK’lar arasındaki yeriniz nerede olacak?  
 
Bu sonuçlarla ÖFK’lar arasında ilk sırada olacağız. Zaten 6 aylık bazda da durum böyle. Diğer risk yönetimi anlamında da aynı şeyler geçerli. Bireysel tarafta da, bireysel kredi olarak değil ama kredi kartlarında ilk sırada olacağız.  
 
Bireysel krediler konusunda çok iddialı değilsiniz…  
 
Çünkü, bireysel kredi tarafında bizim yaklaşımımız, toplam kredi portföyümüzün yaklaşık yüzde 10’unu bireysel kredilere ayırmak. Bu rakamın çok üstüne çıkmak istemiyoruz. Proje bazlı çalışmalarda bu işe girmeyi tercih ediyoruz.  
 
Daha önce Kiptaş’la böyle anlaşmalar yapmıştık. Şu anda ise Soyak Olimpiakent Projesi’nde anlaşmamız var. Önümüzdeki dönemde de bu tür projelere girebiliriz. Çünkü, bu tarz anlaşmalar maliyetleri önemli oranda düşürüyor. Çünkü, tek tek ekspertiz çalışması yapmanıza gerek kalmıyor. Prototip sözleşmelerle çözüme ulaşabiliyoruz.  
 
Bireysel bankacılıkta eksik olduğunuz alanlar var mı? Size gelen bir müşteri klasik bankalardan aldığı her türlü hizmeti alabiliyor mu?  
 
Bankalarda bulunan hemen hemen tüm hizmetleri müşterilerimize sunuyoruz. Fatura tahsilatlarında bazı kurumlarla anlaşmamız yoktu. Ancak, söz konusu kurumlarla da anlaşma yapmak üzereyiz. Sonuç olarak bireysel bankacılığa paket olarak baktığınızda yapamayacağımız işlem pek fazla kalmadı. 2004 yılı tüm bu hizmetlerin yapılanması olarak geçecek. 2005’ten itibaren de tüm finans kurumları olarak hiçbir eksiğimiz kalmayacak.  
 
Bankalar ağırlıklı olarak büyüme planlarını bireysel bankacılık üzerine şekillendiriyor. Sizin bu konudaki stratejiniz nedir?  
 
Bireysel bankacılıkta yaygın şube ağı ve ilgi alanları oldukça önemlidir. Ancak, finans kurumları, yatırım ve üretimle hep bir arada anılır. Dolayısıyla, biz bu geleneksel çizgimizi pek değiştirme niyetinde değiliz. Çünkü, reel sektörle oluşturduğumuz know-how bizim için oldukça önemli.  
 
Bankaların özellikle kredilendirmede ciddi olarak piyasadan çekildikleri dönemler oldu. Ama biz hep piyasadaydık. Özellikle yaygın şube ağı olanlar için kredileri yaymak daha avantajlı. Tabii gelen müşterimizi geri çevirmiyoruz da. Bu konuda hiçbir eksiğimizin kalmaması için çalışıyoruz. Ama büyüme planlarımızı sınırlı tutuyoruz.  
 
Örneğin, kredi kartında çok agresif büyüme hedeflerimiz yok. Zaten rutin olarak her yıl yüzde 30 büyüyoruz. Ancak bizim belirli illerde yoğunlaşma çabamız var. Örneğin, Konya ve Malatya gibi illerde yoğunlaşıyoruz. Oralarda POS ayağını kurduğumuz müşterilerimiz bir hayli fazla. Bu nedenle kredi kartı sayımız da bu illerde daha hızlı artıyor. Biz de bu illere yönelik pazarlama faaliyetlerimizi sürekli artırıyoruz.  
 
Ticari tarafta ne durumdasınız? Bankalar bu konudaki faaliyetlerini hayli artırdı…  
 
Kaynak tarafımız oldukça sınırlı olduğu için, bunu kullandırma ayağında bir problemimiz yok. Kaynak daha fazla olduğunda, sıkıntı çekmeden bunu da kullandırabiliriz. Çünkü, reel ekonomide önemli bir birikimimiz var. Finans kurumlarının toplam bazda kaynak ayağında yüzde 2,5 gibi bir payı varken, kullandırma ayağında bu rakam yüzde 5,5-6 seviyelerinde.  
 
Dolayısıyla, ticari tarafta ciddi bir pay aldığımız görülüyor. Özellikle Anadolu’da faaliyet gösteren KOBİ’lerde bu rakam yüzde 15 seviyelerine yükseliyor. Bu açıdan biz birikimimizi değerlendiriyoruz. Tüm bankaların bu alana girmesi rekabetçi açıdan piyasayı değiştirebilir, ama bizim bilgi birikimimiz çok önemli.  
 
Peki ticari bankacılıkta nasıl bir büyüme hedefiniz var?  
 
Ticari tarafta kaynak artışına paralel olarak payımızı artırmak istiyoruz. Özel projeler geldiğinde, onları da değerlendiriyoruz. Çapraz satış gerektiğinde, bunu başarıyla yürütüyoruz. Müşterimize çözüm ortağı olarak bakıyoruz, bu nedenle de onlarla iç içeyiz. Kurumsal pazarlama ayağımız çok iyi. Sonuçta, müşteri memnuniyetini sağlayarak hem kendi verimliliğimizi hem de müşteri verimliliğini artırarak yolumuza devam etmek hedefindeyiz.  
 
Müşterilerinize nasıl ulaşıyorsunuz? Kendinizi onlara nasıl anlatıyorsunuz?  
 
Finans Kurumları Birliği ve Asya Finans olarak yaptığımız çalışmalara göre, müşteri tabanımızda referans çok önemli. Yani memnun olan bir müşteri, bu memnuniyetini potansiyel müşterilere aktarıyor. Sonrasında ise bunlardan gelen talepler doğrultusunda pazarlama ekibimiz direkt temasa geçiyor ve bizim çalışma prensibimizi anlatıyor. Sonra da birlikte çalışmaya başlıyoruz. Bunun dışında çalışan arkadaşlarımızın portföyü çok önemli. Ama baktığımızda referansın çok ön planda olduğunu görüyoruz.  
 
Şube en önemli dağıtım kanallarınızdan biri. Bu yıl yeni şubeler açacak mısınız? Şubeleşme için tercih ettiğiniz belli iller ya da tercih ettiğiniz bölgeler var mı?  
 
Şubeleşmeye devam etmeyi düşünüyoruz. Bu yıl sonu şube sayımız 60’a ulaşacak. Sonrasında ise her yıl 5-10 arasında yeni şube açmayı planlıyoruz. Şube yeri belirleme konusunda fizibilite çalışmaları yapıyoruz. Ancak, biz, Türkiye’nin neresinde şube açarsak açalım, iş yapacağımızı biliyoruz. Yatırım maliyetinin çok yüksek olması nedeniyle en verimli olacağımız yerleşim yerlerini seçmeye çalışıyoruz. Gittiğimiz her yerde olduğu gibi, şu ana kadar faaliyet göstermediğimiz illerden bile yoğun talepler geliyor. Bu nedenle fizibilite çalışmalarımızda, şu anda şubemiz olmayan illerdeki duruma bakıyoruz.  
 
Örneğin, şubemiz olmadığı halde kaynak girişi anlamında oldukça iyi durumda olan illerimiz var.  Son raporlara göre bu illerin başında Kütahya, Amasya, Hatay, Balıkesir geliyor. Örneğin, bizim Kütahya’da 760 kayıtlı müşterimiz var. Şu anda hiçbir şubemizin olmadığı illerden topladığımız toplam kaynak miktarı 55 trilyon lira seviyesinde. Bu göstergeler çerçevesinde hareket ederek, şubeleşmemizi devam ettireceğiz.  
 
Peki bu illerdeki kaynağı nasıl topluyorsunuz?  
 
Muhabir bankalarımız ve PTT ile anlaşmamız var. Yapı ve Kredi Bankası’yla çok yoğun olarak kullandığımız online bağlantımız var. TEB, Denizbank ve Şekerbank da diğer muhabir bankalarımız. Şubelerimizin olmadığı yerlerde de bu bankalarla çalışıyorlar. Bunun dışında söz konusu bölgelerde internet bankacılığı da yoğun olarak kullanılıyor.  
 
Orta vadeli hedeflerimize büyük ölçüde ulaştığınızı söylediniz. Peki uzun vadeli hedefleriniz neler?  
 
Uzun vadede, ki biz planlarımızı 2010 yılı üzerine kurduk, kaynaklarımızın 5 milyar doları aşacağını düşünüyorum. Bu dönemde aktif büyüklüğümüz 7-7,5 milyon doları bulacak. Özkaynaklarımız ise 1 milyar dolara ulaşacak.  
 
Aynı zamanda kredi kartlarında 1 milyon adedin üzerine çıkmayı, şube sayımızı ise 150’ye ulaştırmayı planlıyoruz. Bu arada mevcut ekonomik şartlarda herhangi bir değişim olmazsa halka açılmayı planlıyoruz. Bunun için de 2006-2007 yıllarını kendimize hedef olarak belirledik.  
 
Gelecekte tüm bankacılık sistemi içinde Asya Finans’ı nerede görmek istiyorsunuz?  
 
Bankacılık sektöründe fon toplama yetkisi olan bankalara baktığınızda 3 kamu bankası, 17 özel sektör bankası olduğunu görüyoruz. 5 adet de ÖFK var. Yani sistem çok daralmış durumda.  
 
Bizim 2004 yıl sonu için hedefimiz, ilk 10 bankanın hemen arkasında olmak. Daha sonrası için ise hep ilk 10 banka arasında olmak gibi bir hedefimiz var. Kriz öncesinde bankacılık sektöründeki oyuncu sayısı bir hayli fazlaydı. Ancak, mevcut rakamlar, 70 milyonluk bir ülke için bana göre yeterli değil. Zaten yabancı bankaların artan ilgisinde de bunun etkisi bir hayli fazla. Stabilite bu şekilde devam ederse, piyasaya yabancı oyuncuların ilgisi artarak devam edecek. Sonuçta rekabet daha da artacak. Asya Finans da her zaman bu rekabetin içinde olacak.  
 
Hedefler hep büyüme üzerine kurulu. Bu büyüme için nasıl bir yol izleyeceksiniz? Gündeminizde satın alma-birleşme var mı?  
 
Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok. Ancak, şartların ne getireceğini şimdiden bilmek mümkün değil. Eğer şartlar gerektiriyorsa ve yönetim kurulumuz bu yönde karar alırsa, biz buna uyarız. Bu nedenle birleşme, satın alma ya da stratejik ortaklık konularına açığız. Şu an için gündemimizde yok, ama olmaz diye de bir yaklaşımımız yok. Biz şartlar ne gerektiriyorsa onu yaparız.  
 
Bence önümüzdeki dönemde birleşme ve satın almaları çok daha yakından yaşayacağız. Bankacılıkta başlayan ve devam edeceğini düşündüğüm bu süreç, daha sonra özel finans kurumlarına da uğrayacağını düşünüyorum.  
 
Sistemden çıkan bankalar nedeniyle özellikle dış işlemler konusunda bazı boşluklar oluştu. Birçok kurumda bu alana yöneldi. Sizin bu konuda çalışmanız var mı?  
 
Evet, özellikle dış işlemlerde uzman bankalar, 2001 krizinde sistemden çıkmak zorunda kaldı. Bana göre bu alanda bir boşluk oldu ve biz de bu noktaya odaklandık. Yani Asya Finans olarak önümüzdeki 5 yıllık süre içinde dış işlemlerde uzman banka imajına kavuşmuş olmayı planlıyoruz. 2004 sonu itibariyle bizim üzerimizden geçen ithalat ve ihracat rakamlarının, Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalat işlemlerinin yüzde 1,9-2’si düzeyinde olacağını düşünüyoruz. Tüm finans kurumlarının kaynak ayağında payının yüzde 2,5 olduğu düşünülürse, bu Asya Finans’ın aldığı yolu daha net gösterir. Önümüzdeki birkaç yılda ise bu rakamı yüzde 5’ler seviyesine çekmek istiyoruz.  
 
Bir anlamda sistemden çıkan bankaların müşterilerine talipsiniz diyebilir miyiz?  
 
Müşterilerine talipten ziyade, hızlı hizmet almak isteyen, kendine özel çözümler sunan bir kurumla çalışmak isteyen kurumlara talibiz. Bizim 7 yıllık bir geçmişimiz var. kendimizi geliştirmek için çok çalışıyoruz ve buna devam edeceğiz. Hedefimiz ise zamanında hizmet almak isteyen herkesin tercih edeceği bir kurum olmak.  
 
“2005’de Seküritizasyona İmza Atarız”  
 
Yurt dışından kaynak getirme konusunda bir çalışmanız var mı?  
 
 
Bazı çalışmalarımız var tabii. Öncelikle limitler noktasında çalışmamız oldu. Özellikle müşterilerimize hizmet açısından, akreditif açma, teminat mektubu gibi çalışmalar yapıyoruz. Bugün özellikle Afrika ve Körfez ülkelerinde Türk firmaları pek çok ihaleyi alacakken, bu konuda sorun yaşıyorlar. Üstelik bu konuda çok ciddi birikime sahip firmalarımız da var. İyi iş yapabilecek olmalarına rağmen, Türk bankalarının limit sorunları nedeniyle bu mektuplar verilemiyor. Biz de bunu görev gibi aldık ve ciddi çalışmalar yaptık. Sonuçta iyi de taahhütleri yüklendik. Bunun için, hem akreditif hem de teminat mektubu açısından çalışmalarımız oldu. Ama bundan sonra bizim sistemimize uygun olduktan sonra yurtdışı kaynak sağlama konusunda da çalışmalarımız olacak. Belki bu yıl olmaz ama, 2005 yılı içinde Asya Finans da bir seküritizasyona imza atacak. Sonuçta bir yurtdışı kaynağı ekonominin hizmetine sunmayı planlıyoruz.  
 
Son zamanlarda özellikle Körfez ülkelerindeki kaynaklar üzerinde durulmaya başlandı. Sizin bu konuda çalışmanız var mı?  
 
Sermaye, menfaatini gördüğü yerde olur. Körfez’den de Batı’dan da olabilir. Türk bankalarına baktığımızda, dış kaynaklarını genel olarak Batı’dan sağladığını görüyoruz. Bence bu özel finans kurumlarında da böyle olacak. Belki daha sonra Körfez sermayesine yönelim olabilir. Tabii Körfez sermayeli kurumlar, zaman zaman bu ülkelerden kaynak getirip, burada kullandırabiliyorlar. Ancak bizim şu ana kadar böyle bir çalışmamız olmadı.  
 
“Herkes Kendini Toparlamak Zorunda”  
 
Bankalar Kanunu’na tabi olmanız ÖFK’ları nasıl etkiledi?  
 
Bildiğiniz gibi, Aralık 1999’da Bankalar Kanunu’na tabi olduk. Mayıs 2001’de yapılan son değişiklikle güvence fonu ve Özel Finans Kurumları Birliği’nin kurulmasıyla tamamen Bankalar Kanunu’na girmiş olduk. Yeni taslakta da bütün maddelerde finans kurumlarına yönelik yükümlülükler var. Yani artık bankalardan çok farkımız kalmadı. Şunu söylemeliyim ki, mevcut düzenlemeler dünyada tek. Bana göre, mevzuat altyapısı olarak en güçlü düzenleme Türkiye’de. En disiplinli çalışmalar da Türkiye’de yapılıyor.  
 
Bu düzenlemeler bankaları nasıl etkileyecekse, finans kurumlarını da aynı doğrultuda etkileyecek. Çünkü profesyonel anlamda bankacılık yapmak çok zorlaştı. Özellikle yaşadığımız tecrübelerden sonra gözetim noktasında da çok ciddi tedbirler alındı. Artık çizilmiş sınırlar içerisinde kalarak bankacılık yapılacak. Bu disiplin de bence sektör açısından oldukça olumlu sonuçlar verecek.  
 
Ancak Türkiye bir bütünse bu işin reel sektör ayağı da göz ardı edilmemeli. Bankalar disiplin altına alındı, adeta izinsiz nefes alınmıyor. Ama reel sektörü buna adapte etmek şu anda çok zor. Hedefimiz AB kriterleri ise, reel sektörü de bu işe adapte etmek zorundayız. Oysa skorlama, raiting gibi kavramlara reel sektörümüz şu anda hiç hazır değil. Buralarda bir sınırlama gelmesi halinde pek çok firmanın bir bankayla çalışamayacağını düşünüyorum. Dolayısıyla herkes kendini toplamak zorunda.  
 
“Komisyon Gelirlerini Artıracağız”  
 
Bankacılık sektöründe komisyon gelirlerinin önemi bir hayli arttı. ÖFK’larda nasıl bir tablo var? Asya Finans komisyon gelirlerinde ne durumda?
 
 
Finans kurumları olarak şu anda kaynak tarafında 3,5 milyar dolara ulaştık. Yılı da 4 milyar dolarda kapatacağımızı düşünüyorum. 2005 yılı için sektör olarak hedefimiz ise 5 milyar dolara ulaşmak.Ancak baktığımızda, bankacılık sektöründe marjların çok daraldığını görüyoruz. Bana göre, bu durum önümüzdeki dönemde de devam edecek. Demek ki önümüzdeki dönemde çeşitlendirme ve çapraz satış çok fazla öne çıkacak. Tabii bunların yanında müşteriye verilen hizmetin maliyetlendirilmesi konusu var. Bu da önümüzdeki dönemde sektörün gündeminde ilk sırada yer alacak. Bu ÖFK’lar için de böyle. Yani artık bankalar da ÖFK’lar da müşterilerine verdikleri hizmeti ücretlendirecek. Çarkın dönmesi için bu şart. Şu anda Asya Finans olarak komisyon gelirlerimizle, personel maliyetlerimizi karşılar durumdayız. 2004 yılında işletme giderlerinin bir kısmını da komisyon gelirlerinden karşılar hale geleceğiz. Hedefimiz ise, hem işletme hem de personel giderlerini komisyon gelirleri ile karşılamak. Bu bankanın hayatiyetini sağlıklı bir şekilde sürdürmesi açısından son derece önemli.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz