"Yükselen Yıldızlar"

İçinde yaşadığımız döneme, özellikle kriz sürecine damgasını vuran, finansman zorluğu idi. Bu nedenle bazı şirketler zora girdi, bir bölümü de yüksek faizle borçlandı. Ancak, her şeye rağmen bankal...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yükselen Yıldızlar

İçinde yaşadığımız döneme, özellikle kriz sürecine damgasını vuran, finansman zorluğu idi. Bu nedenle bazı şirketler zora girdi, bir bölümü de yüksek faizle borçlandı. Ancak, her şeye rağmen bankaları peşinden koşturtan, kredi kullandırmak için yarıştıran şirketler de vardı. Bankacılık dilinde “prime” denilen bu iş dünyasının “yıldızları”, yeni dönemde de bankaların hedefinde yer alacak. Üstelik değerleri daha da artarak...

 

Artık sıkıntıyı herkes biliyor. Yaşanan ekonomik sıkıntı nedeniyle Türkiye’deki özel sektör finansman darlığı yaşıyor, uygun koşullarda kredi bulmakta ciddi anlamda zorlanıyor. Ancak, bazı şirket ya da gruplar var ki, onların durumu çok farklı. Bir büyük bankanın genel müdürü, “Bazı şirketlerin peşinden biz koşuyoruz. Neredeyse kafa göz yarıyoruz, o şirketi portföyümüze dahil etmek, kredi vermek için iknaya uğraşıyoruz. Mesela, Bursa’da Küçükçalık diye bir grup var. Tekstil işindeler. Süper bir grup. Hepimiz onların ihracat akreditifi ve kredi açmak için uğraşıyoruz” sözleriyle, durumu açıkça gözler önüne seriyor.

 

Çok şubeli bir bankanın genel müdürü, “Çok sayıda şirkete kredi kullandırmıyoruz ama bazı şirketler var ki, onlardan iş alabilmek için birbirimizle amansız rekabet ediyoruz” diyerek “yıldız” şirketler için yapılan rekabetin boyutunu ifade ediyor.

 

Bu sınıfa giren şirketler için "Ortam nasıl olursa olsun, onların kredibilitesi her zaman çok yüksek" diyen bankacılar, genel olarak bu şirketler hakkında bilgi vermekten özenle kaçınıyor. Gerekçe ise net: “Rakip bankalar bu şirketleri öğrenmesin.” Bu nedenle “yıldız” kategorisinde değerlendirilen, “prime” şirketleri kimseyle paylaşmak istemiyorlar. Ancak, biz, bankacılardan bir bölümünü, öyküleriyle almayı başardık.  

 

Bu şirketlerin çoğunun bankalarla uzun süren iş ilişkileri var. Bir kısmı kredi müracaatları sonrasında, yapılan derin araştırmalar da saptanmış. Ama artık ne bankalar onlardan, ne de o şirketler bankalarından vazgeçiyor. Bir bankanın genel müdür yardımcısı, "Bazen bu şirketler için diğer bankalarla kıran kırana bir mücadele içine girebiliyoruz" diyor.

 

 Geçmiş dönemlerde bankaların ilk 500 sanayi şirketinin peşinde olduğunu hatırlattığımızda ise, bankacılar, "Hala öyle, ama artık aralarından seçim yapmak gerekiyor. Çünkü, krizden darbe alan çok şirket var. Ayrıca ilk 500 arasında yer almayan, ancak mali yapısı ve yönetim anlayışıyla bizim için kredibilitesi son derece yüksek olan şirketler de var" diyorlar.

 

Oyak’ın peşinde çok banka var

 

Şu sıralarda bankacıların en çok konuştuğu kuruluşlar arasında Oyak Grubu şirketleri öne çıkıyor. Son dönemlerde finans alanında yaptığı yatırımlarla dikkat çeken gruba ait sanayi şirketleri, bankaların en gözdeleri arasına girdi. Oyak Grubu şirketlerinin mali yapılarının son derece güçlü olduğunu belirten büyük bir bankanın genel müdür yardımcısı, “Bilançoları son derece düzgün, yatırım karaları da yerinde. Üstelik büyüme potansiyeli olan bir grup.

 

Dolayısıyla, bu grupta yer alan şirketlerin çoğu bizim yıldızlarımız arasında yer alıyor" diyor.

 

Bankacılara göre, Oyak Grubu şirketleri arasında en beğenilenler şöyle sıralanıyor: Oyak Renault, Tukaş Konserve, OYPA ve Hektaş.

 

Bankacıların en gözde şirketleri arasında yer alan Oyak Renault, 2000 yılı İSO 500 araştırmasında da 3. sırada yer alıyor. 1969 yılında Oyak ve Fransız Renault grubunun katılımıyla kurulan şirket, Renault marka binek araçlarının ve mekanik parçalarının üretimi ve ihracatını yapıyor. Renault'un en yüksek kapasiteli ikinci fabrikası olan tesiste, yılda 170 bin otomobil üretiliyor. Bir bankanın krediler müdürü, “Mali yapısı oldukça güçlü. Bunun yanı sıra yabancı ortakla çalışıyor ve ihracat potansiyeli şirketin cazibesini artırıyor” diyor.

 

Son ayların gözdesi Tukaş

 

Son zamanlardaki tanıtım atağıyla dikkati çeken gıda şirketi Tukaş, bankacıların yakın markajla izlediği bir başka Oyak şirketi. Bir bankanın kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı, son dönemde şirkette esen hızlı değişim rüzgarlarının bankaların da ilgisini çektiğini söylüyor. Aynı bankacı, “Tukaş’ın yeni yatırımlara odaklandığını ve bazı tesisler almak istediğini biliyoruz. Özellikle İstanbul'daki dağıtım ağını genişletme planları var. Bu nedenle de son dönemde neredeyse bütün bankaları peşlerinden koşturuyor” şeklinde konuşuyor.

 

Tukaş’ın şu anda biri Turgutlu, diğeri de Torbalı’da olmak üzere iki üretim tesisi bulunuyor. Söz konusu tesislerde salça, sebze ve meyve konserveleri, hazır yemek ve turşu üretimi yapılıyor. Almanya başta olmak üzere AB ülkeleri, Kanada ABD, Avusturalya, Japonya ve Rusya ile birlikte 20’yi aşkın ülkeye de ihracat yapıyor.

 

Oyak Grubu şirketleri arasında yer alan ve tarım ilaçları konusunda Türkiye’nin en büyük üreticisi olan Hektaş’ın da finans kesiminde kredibilitesi oldukça yüksek. Özel bir bankanın genel müdür yardımcısı, çok fazla işlem yapmamalarına rağmen, sektörde lider konumda olması, yüksek üretim kapasitesi ve mali yapısının sağlamlığı nedeniyle, Hektaş’ın, özellikle son yılların gözde şirketleri arasında yer aldığını söylüyor.

 

Önceleri sadece Türk Silahlı Kuvvetler Personeli’ne hizmet veren OYPA – Oyak Büyük Mağazacılık, 1998 yılında şirketleştirilerek tüm halkın hizmetine sunuldu. Yeniden yapılanma çalışmalarını tamamlamak üzere olan OYPA'nın, Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış mağazalar zinciriyle hızlı bir büyüme trendi yakalaması bekleniyor. 

 

Koç ve Sabancı her zaman gözde

 

Koç Grubu şirketleri, her zaman olduğu gibi, kriz dönemlerinde de bankaların kredi vermek için yarıştığı şirketler arasında yer alıyor. Özellikle Arçelik, Beko, Tofaş, Migros ve Tat Konserve, bankacıları peşlerinden koşturan şirketler olarak tanınıyor. Bir bankacı söz konusu şirketlerle ilgili düşüncelerini şöyle açıklıyor:

 

"Arçelik iç piyasada lider konumda ve bunu kaptırmaya hiç niyeti yok. Mali yapısı son derece düzgün, yönetimin moralitesi oldukça yüksek. Beko, ihracat konusunda çok önemli adımlar atıyor. Grundig'le yaptığı anlaşma şirketin karlılığına önemli destek olacak. Tofaş, yatırımlarını büyük ölçüde tamamladı ve Doblo'yla ihracatta çok büyük adımlar attı. Tat Konserve’nin büyüme potansiyeli çok fazla ve pazar payı açısından sektörün üst sıralarında yer alıyor.

Migros’un mali yapısı çok güçlü olması ve bulunduğu sektör itibariyle kriz dönemlerini bile yüksek karlarla atlatması çok olumlu."

 

Sabancı Grubu şirketleri de yıldızlar arasında yer alıyor. Bankacılara göre, Sabancı Grubu şirketlerini öne çıkaran çok önemli iki faktör var. Bunlardan birincisi, grubun sağladığı güven. Bankacılar, buna çok önem veriyor. Diğer faktör ise şirketlerin önemli bölümünün halka açık olması. Halka açıklık şeffaflığı da beraberinde getirdiğinden, bankalar için cazibeleri de artıyor.

 

Ancak, tekstil sektöründeki sıkıntılar nedeniyle, tekstil şirketlerinin, grubun diğer şirketlerine göre kredibilitesinin biraz daha az olduğu söyleniyor. Bankacılar, "Yine de sektördeki diğer tekstil şirketlerine göre, avantajları ve tercih edilebilirliği daha yüksek" demekten kendilerini alamıyor.

 

Dış kreditörler de ilgili

 

Eczacıbaşı Grubu yıllardır riskten uzak durmasıyla tanınır. Bu nedenle de grupta çok büyük iniş ya da çıkışlar yaşanmaz. Hatta bu özellikleri nedeniyle, çok da eleştiri alırlar. Ancak, riskten uzak durması, grubu bankaların gözde cazip hale getirmiş durumda.

 

Bankacılara göre, risk almıyorlar, buna karşın küçük de olsa büyümelerini sürdürüyorlar. Büyük bir bankanın krediler müdürü, "Eczacıbaşı Grubu risk almayı sevmiyor. Bu nedenle son derece istikrarlı bir büyüme trendi içindeler. Mali yapıları olumlu. Böyle olunca da hem iç hem de dış kreditörlerden borçlanma imkanları bir hayli fazla" diyor.

 

Aslında bu saptama son derece doğru. Hatırlanacağı gibi, grup şirketlerinden İpek Kağıt, kredi musluklarının kapandığı, reel sektörün durma noktasına geldiği bir dönemde bile, IFC'den kredi alarak dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Bankacılara göre, grubun diğer favori şirketleri arasında Intema, Eczacıbaşı Yapı ve Eczacıbaşı İlaç başı çekiyor.

 

Borçelik, çelik gibi

 

Borusan, Türkiye’nin önde gelen gruplarından bir diğeri. Genel olarak riskten uzak durmaları ve mali yapılarının düzgünlüğüyle tanınıyor. Bu açıdan da bankaların kredi vermek için peşinden koştuğu şirketleri bünyesinde bulunduruyor.

 

Bankacılara göre, Borusan Grubu'nun kredibilitesi en yüksek şirketleri çelik grubunda bulunuyor. Bir bankanın üst düzey yöneticisi, "Borusan Grubu’nun özellikle çelik şirketleri son derece iyi çalışıyor. Bu nedenle biz kredicilerin oldukça sıcak baktığı şirketler” diyerek bu eğilimi belli ediyor.

 

Bankacılara göre, Borusan Grubu’nun en gözde şirketleri şöyle sıralanıyor: “Borusan Boru, Borçelik başta olmak üzere, Birlik Galvaniz, Borusan Otomotiv ve Borusan Mühendislik”.

 

Akfen İnşaat'a dikkat

 

Bankacıların en beğendiği şirketler arasında İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali inşaatında önemli görev üstlenen Akfen İnşaat da var. İnşaat sektöründeki durgunluğa rağmen bankaların geri çeviremediği şirketler arasında olduğu söylenen Akfen İnşaat, Akfen Holding bünyesinde bulunuyor.

 

 Akfen Holding, inşaat, taahhüt, turizm, dış ticaret, savunma sanayi, sigorta brokerliği, doğalgaz dağıtım ve işletmesi ile endüstriyel tesisler konusunda 8 şirketi ve 12 iştiraki ile faaliyet gösteren bir grup. Holding bünyesindeki diğer şirketlerin kredibilitesinin de son derece yüksek olduğunu söyleyen bankacılar, "Ancak favorimiz inşaat şirketi" diyor.

 

2002 yılında ekonomide beklenen canlanmanın inşaat sektörünü de hareketlendireceğini belirten bankacılar, Akfen İnşaat'ın bu hareketlenmeden en fazla yararlanacak şirketlerin başında geldiğini söylüyor. 

 

Akkök emin adımlarla büyüyor

 

Akkök Şirketler Grubu da bankacıların ilgiyle izlediği bir grup. Grup bünyesinde iki şirket var ki, bunların adını yıldızların arasına koymayan bankacı yok gibi. Bunlar da Aksa Akrilik ve Ak Enerji...

 

Aksa, yıllık 250 bin tonluk üretim kapasitesi ile dünyanın tek çatı altındaki en büyük entegre akrilik elyaf üreticisi. Şirketin, 5 kıtada, 40'dan fazla ülkede 250'ye yakın yerli ve yabancı müşterisi bulunuyor. Bankacılar, Yalova'da 450 dönümlük bir alan üzerinde üretim yapan şirketin, mali yapısının son derece kuvvetli olduğunu söylüyor. Ancak, sektörel bazı sıkıntılar yaşadığı da ifade ediliyor. İMKB'de de işlem gören Aksa, yılın ilk dokuz ayını 57.3 trilyon liralık net karla kapatmıştı.

 

Bankacıların Ak Enerji'yi gözde şirketler arasına almasının en büyük nedeni, sürekli artan elektrik talebi. Bir bankacı, "1984-2000 yılları arasında Türkiye'deki elektrik talebi yıllık ortalama yüzde 8.8 büyüdü. Şehirleşme, sanayileşme, artan nüfus ve yükselen gelir seviyesi gibi faktörler neticesinde 2001-2010 yılları arasında elektrik talebinin ikiye katlanacağı tahmin ediliyor. Bu da Ak Enerji'nin büyüme potansiyelini artıracak, karlılığına da ciddi katkı sağlayacak" diyor.

 

Mali yapısı iyi, yönetimi kapalı

 

Habaş, birkaç yıl öncesine kadar Türkiye'de çok fazla tanınan bir şirket değildi. Ancak, özelleştirme kapsamında Anadolubank'ı satın almalarının ardından adı da daha çok duyulmaya başlandı. Habaş'ın sahibi Mehmet Rüştü Başaran, Türkiye'nin nakit zenginleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şirketinin de genel olarak nakit kalmasını istiyor. Bu nedenle Habaş'ın da oldukça likit bir şirket olduğu söyleniyor.

 

Risk almayı çok sevmemeleri nedeniyle bankacılar, Habaş'ın da yıldızlar arasına aday olduğunu söylüyor. Şirketin sadece aday olarak gösterilmesinin en büyük nedeni ise, yönetimin oldukça kapalı olmasıymış. İSO 500 araştırmasına göre, şirketin 2000 yılı üretimden satışları 203.5 trilyon lira. Bu rakamla da listenin 23. sırasında yer alıyor.

 

Çelik kütük ve inşaat demiri üreten Çolakoğlu Metalurji de, bankacıların gözde şirketleri arasında yer alıyor. Tamamen yerli sermayeli olan şirketin, mali yapısının çok güçlü olduğu söyleniyor. İSO 500 araştırmasına göre, 2000 yılında 227.4 trilyon liralık üretimden satış gerçekleştirmiş. Bu sonuçla da listenin 21. sırasına yerleşmiş. Şirketin borçlarının az olması da cazibesini artıran bir başka etken olarak gösteriliyor.

 

ANKARALI YILDIZLAR

 

Bankacılara beğendikleri şirketleri sorduğumuzda,  genel olarak çok bilinen ve herkes tarafından tanınan şirketlerin isimlerini aldık. Ancak, bunlar arasında özellikle Ankara kökenli olanlar dikkatimizi çekti. Bunlardan biri Hızıroğlu Holding'e bağlı Sel Nikel idi. Kamuoyunda pek tanınmayan bu şirketin yanı sıra, Aslan Grubu da “yıldız”lar arasında gösterildi. Bu grup içinde faaliyet gösteren şirketler arasında ise Ortadoğu Rulman Sanayi, Samur Halıları, Burdur ve İskenderun Mensucat var.

 

Ankara’nın “en itibarlısı”

 

1955 yılında kurulan Sel Nikel, ısıtma, klima ve sıhhi tesisat taahhüdü konusunda faaliyet gösteriyor. Alman firmalarıyla teknik işbirliği anlaşmaları yapması nedeniyle teknolojideki gelişmeleri yakından izliyor, bünyesine adapte ediyor. Şirket, tesisat, cihaz ve üniteleri imalât sanayii dalında olduğu gibi, otel, hastane, banka, fabrika ve benzeri modern binaların klima, ısıtma, sıhhi tesisleri, merkezi sistemdeki ısıtma şebekeleri ve sınai işletmelere ait ısı santrallerinin kurulmasında da uzman.

 

Bir bankanın üst düzey yöneticisi, Sel Nikel'i, Ankara'nın en itibarlı şirketlerinden biri olarak niteliyor. Aynı bankacı, "2001 yılında ekonomideki daralmaya paralel olarak bir miktar küçüldü. Ancak mali yapısı oldukça güçlü. Bu nedenle her dönem vazgeçemediğimiz müşterilerden biri olarak karşımıza çıkıyor" diyor.

 

Aslan Grubu’na dikkat

 

Bankacıların favorileri arasında gösterilen diğer Ankaralı grup ise Aslan Grubu. Grubun en bilinen şirketleri Ortadoğu Rulman Sanayi ve Samur Halıları. Ancak grup bünyesinde bulunan Isparta ve Burdur Mensucat şirketleri de mali yapıları nedeniyle bankacıların favori şirketleri arasında yer alıyor. Özellikle Ortadoğu Rulman Sanayi, yıllık 32 milyon adetlik bilyalı rulman üretimiyle sektörün önde gelen firmalarından biri. Aslan Grubu’nun en bilinen şirketi Samur Halıları ise, yıllık 12 milyon metrekarelik üretimiyle, sadece duvardan duvara halı üretimi ile ilgileniyor. Şirket, standart olarak üretilen 15 koleksiyon ve özel üretimler kapsamında yaklaşık 500 parçalık ürün yelpazesine sahip.

 

“PETROL OFİSİ’NİN PEŞİNDEN KOŞUYORUZ”

 

Bankacılar, "2001 yılına kadar uzak duruyorduk, ancak özelleştirme sonrası yıldızı parladı. Şu anda hepimiz peşinden koşuyoruz" diyorlar. Evet, Türkiye'deki en başarılı özelleştirme örneği olarak kabul edilen Petrol Ofisi'nden bahsediyoruz. 2000 yılında özelleştirilen ve Doğan Holding-İş Bankası konsorsiyumu tarafından satın alınan Petrol Ofisi ise, attığı adımlarla bankacıların gözdesi haline gelmiş.

 

Petrol Ofisi’nin kısa sürede zincirlerini kırdığını belirten büyük bir bankanın genel müdür yardımcısı, şirketle ilgili düşüncelerini şöyle aktarıyor:

 

“Yatırımlarını ardı ardına tamamladı. Yeni ürünlerle sektördeki payını her geçen artırıyor. Dibe vuran imajı ciddi ölçüde düzeldi. Mali yapısı oldukça sağlam. Halka açık şirketler arasında en karlı olanı. Tüm bunlar da cazibesini artırıyor."

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz