"Sigortanın 10 Yeni Trendi"

Dünyanın önde gelen danışmanlık şirketlerinden Deloitte&Touche, her yıl çeşitli endüstriler için raporlar hazırlar, etkin trendleri ortaya koyar. Sigortacılık da bunlardan biri... “Sigortacılığ...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Sigortanın 10 Yeni Trendi

Dünyanın önde gelen danışmanlık şirketlerinden Deloitte&Touche, her yıl çeşitli endüstriler için raporlar hazırlar, etkin trendleri ortaya koyar. Sigortacılık da bunlardan biri... “Sigortacılığın 10 Trendi” çalışma, dünyada 2002’de sektörü etkileyecek gelişmeleri ortaya koyuyor. Deloitte & Touche’un Ulusal Sigorta Uygulamaları Bölüm Başkanı Owen Ryan ve Deloitte Consulting’in sigortadan sorumlu global direktörü Mike LaPorta’nın hazırladığı çalışmanın, Türkiye için anlamını ise sigortacılara sorduk... İşte sektörü etkileyecek ana eğilimler...

 

1 - BİREYSEL EMEKLİLİK FIRSATI

 

Bireysel emeklilik planı, sigortacılar için altın değerinde bir fırsat olacak. Bunun en büyük nedeni emeklilik planlarının, kamudan özel sektöre doğru geçmesi. Birçok ülkede emekliliğe ulaşan bireyler, kamunun parasal kaynak sağlamasını bekliyor. Fakat bu yapı değişecek. Altın değerindeki bu fırsatı kullanabilme becerisi, kazananlar ve kaybedenler arasında temel ayrıştırıcı olacak.

 

Bu fırsattan yararlanmak için tüm dünyadaki şirketlerin kendilerini geliştirme konusunda çok iyi performans göstermeleri gerekiyor. Bu çerçevede hayat sigortası şirketlerinde şu anda da devam eden bir trend var. Günümüzde müşterilerine bir anlamda finansal ürün sunan hayat sigortası şirketleri, finansal hizmet veren şirketlerle işbirliği içindeler.

 

Türkiye emekleme döneminde

 

Aslında Türkiye’de de bireysel emeklilik konusunda ciddi adımlar atılıyor. Ancak, yasal düzenlemelerin tamamlanmamış olması, sigorta şirketlerinin faaliyetlerini sınırlıyor. Dolayısıyla, her ne kadar tersi görüşler varsa da, bireysel emeklilik, Türk sigorta sektöründe 2002’nin trendi olmayacak gibi gözüküyor. 

 

Garanti Sigorta Genel Müdürü Erhan Tunçay, Türkiye’nin bu konuda geç kaldığı görüşünde. Tunçay, “Uzun vadeli fonların yaratıldığı, insanların ikinci bir emeklilik planı aldığı bu sistem artık Türkiye’ye de gelmeli. Ancak, kanunlar henüz çıkmadı. Bu nedenle, 2002 yılının değil, ama önümüzdeki yılların trendi olabilir.”

 

2 - ŞEFFAF OLAN KAZANIR

 

Yatırımcılar ve müşteriler, artık finansal ve portföy bilgilerine anında ulaşmak istiyor. Sigorta şirketlerinin, “müşterinin kral olduğu” bir dünyada çalıştıklarını göz önünde bulundurursak, başarıyı sağlayan temel unsur şeffaf bir iş modeli olacaktır. Camdan bir şirket yaratmak, ciddi bir bilgi teknolojileri altyapısı ve iş süreci oluşturulmasını gerektirir. Önde gelen bir avuç şirket, açık ve standart finans, muhasebe ve teknoloji sistemleri çevresinde şeffaf iş modelleri uyguluyorlar.

 

“Değişim şart”

 

Şeffaflık konusunun sıkıntısının Türkiye’de yıllardır çekildiğini belirten sektör yetkilileri, 2002 yılında bu yolda önemli adımlar atılmasını bekliyor. Müşteri güvenini sağlamak ve bunu elde tutmanın giderek zorlaştığını belirten Garanti Sigorta Genel Müdürü Erhan Tunçay, bu nedenle şeffaflığın şart olduğunu söylüyor. Tunçay’a göre, şeffaflığın sektöre yerleşebilmesi için, pazarlama ve satış tekniklerinden, alt yapıya kadar pek çok kalemde değişiklik sağlanmalı.

Ray Sigorta Genel Müdürü Çetin Alanyalı ise, sigorta sektöründeki şirketlerin halka açılmalarıyla birlikte sektördeki şeffaflığın artacağı görüşünde.

 

3 - YÜZ YÜZE İLETİŞİM ÖNEM KAZANACAK

 

Uzun vadeli yatırım ve sigorta ürünlerinin satışında insan teması daha önem kazanacak. “Yeni ekonomi” taraftarı sigorta şirketleri bile, 2002’de şüpheleri aşmak için yüz yüze görüşmeyi tercih edecek. Müşterilerin sadece küçük bir bölümü tüm sigorta işlemlerini internet üzerinden gerçekleştirecek. Ancak, internet ortamı sigortacıların yeni kişilere ulaşmasındaki önemini koruyacak.

 

“Güven sağlıyor”

 

Aslında bu trend Türkiye’de uzun yıllardan beri var. Çünkü, Türk insanının karakteristik yapısı, bu tip sözleşmelerde yüz yüze iletişimi öne çıkarıyor. Ancak, sektördeki ortak kanı, bu trendin gelecek yıllarda değişeceği ve gelişen teknolojiyle birlikte internette poliçe satışının artacağı yönünde. Garanti Sigorta Genel Müdürü Erhan Tunçay, “Bu işlerde güven çok önemli. Bu da yüz yüze görüşmelerde daha net anlaşılabiliyor. Ancak, bundan 7-8 yıl önce hiç kimse şubesiz bankacılığın bu kadar hızlı gelişmesini beklemiyordu. Bu nedenle sigorta da belli ürünlerde mutlaka internet ön plana çıkacaktır” diyor.

 

4 - REKABET KURALLARLA KIZIŞACAK

 

Sigortacılığın liderleri, sektörde şirket kültürüne kuralcılık kavramını getirecek. Yönetmelikler, finansal hizmet endüstrisinin temel parçası, müşteriler ile sigorta şirketi arasındaki güveninin en önemli çekirdeğidir. Bugüne kadar sigorta şirketlerinin büyük bölümü, kurallarla yaşamak yerine, minimum kurala uydu. Ancak, bu değişecek. Sigorta şirketleri, 2002 yılında kaliteli bir rekabet için sıkı mali kurallarla birbirine meydan okuyacak.

 

SDDK bekleniyor

 

Bu, aslında 3. trendin devamı niteliğinde. Dolayısıyla, Türkiye’de 2002 yılının en etkin trendlerinden biri olacak. Sigortacılığın finansal bir hizmet olduğunu hatırlatan Ray Sigorta Genel Müdürü Çetin Alanyalı, bu nedenle sektörün çok iyi denetlenmesi gerektiğini söylüyor. Alanyalı’ya göre, bu denetimin muhakkak bağımsız olması gerekiyor. Bu nedenle de sigorta şirketleri, Sigortacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (SDDK) oluşturulmasını istiyorlar. Ancak bağımsız olması için de, tüm mali gelir ve giderlerinin, sigorta sektöründen karşılanması ve sigortacılık konusunda uzman kişilerden oluşturulması öneriliyor.

 

5 - YENİLİKÇİ OLMAK ŞART

 

Sigorta şirketleri, kapalı ve sıkıcı olmayı bırakıp açık ve yenilikçi olmaya yönelecekler.

Kendilerine duyulan güvene ve markalarının değerine, açıklık, yenilikçilik ve tepkisellik gibi yeni boyutlar ekleyecekler. Endüstride yer alan pek çok lider, şu anda zaten marka yaratma çalışmalarının yararlarını tekrarlayıp duruyorlar.

 

“2002’de ağırlığı artacak”

 

Bu trend Türkiye’de son birkaç yıldır etkisini gösteriyor. Çünkü, artan rekabet sigorta şirketlerini, ürün  ve hizmet kalitesini geliştirmeye itiyor. Bu nedenle özünde aynı olan hizmet, farklı özellikleriyle müşteriye sunuluyor. İsviçre Sigorta Genel Müdürü Murat Balcı, “Artık fiyat rekabetini aşmaya başladık. Şimdi, ‘Ben bu hizmeti daha değişik nasıl verebilirim?, Hizmet kalitesini nasıl farklı kılabilirim?’ diye bakıyoruz. Çünkü, ürünü farklı kıldığınızda diğer şirketlerle mukayese edilmeyi de ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Birkaç yıldır devam eden bu trend, 2002’de etkisini daha çok hissettirecek” diyor.

 

6 - RİSK YÖNETİMİ FARKLILAŞIYOR

 

Başarılı sigorta şirketleri, risk yönetiminde ve sermayenin yeniden yatırılmasında bir takım yeni yöntemler bulmak zorunda. Sermayenin etkin yönetimi sigortacılar için hiçbir zaman bu kadar önemli olmadı. Tüm dünyada sigortacıların finansal gücü, düşük faiz oranlarının ve karmaşık piyasaların bileşkesi ile birlikte giderek zayıflıyor. Pek çok şirketin bütçeleri ciddi baskı altında. Bunun nedeni, iş yapış süreçlerinde kullanılan sermayenin çözünürlük oranında yaşanan gerileme. Sigortacılar, yenilikçi gereçler üzerinde yoğunlaşacaklar. Böylelikle de işlerinin farklı alanlarında ortaya çıkan riskler hakkında gerekli bilgiyi toplayabilecek ve sermayelerini buna göre yönlendirebilecekler.

 

Sermaye artırımı şart

 

Sigortacılara göre, dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de 2002 yılında bu trendin ağırlığı hissedilecek. Çünkü, piyasalardaki sıkışmayla birlikte, karlılıkların düştüğü bir döneme girildi. Bu nedenle de şirketlerin üzerinde tuttuğu riskleri ve reasürans risklerini iyi hesaplaması gerekiyor.  

 

Garanti Sigorta Genel Müdürü Erhan Tunçay da, güçlü sermayeli olan sigorta şirketlerinin daha az reasürans bağımlısı olacağını söylüyor. Tunçay, “Sigorta şirketleri artık riskini daha farklı yollarla yönetmeli. Buna göre de sermayeyi farklı şekilde kullanırsa ayakta kalabilir” diyor.

 

7 - M&A DÜNYASINA HOŞ GELDİNİZ

 

Birleşmeler ve satın almaların “yeni” dünyasına hoş geldiniz. Finansal hizmet piyasalarının çoğunda yaşanan kökten değişimler, geleneksel değer zincirinin zayıflayacağına işaret ediyor. Sigortacıların çoğu, değer zincirinin belirli bölümleri üzerinde odaklanacaklar. Aynı şirketler genel olarak benimsenen boyuttan üretim ve işletme ya da malvarlığı yönetimi alanlarına geçecekler.

 

Bu zorlukla karşılaşıldığında sigortacılar bir dizi kurumsal sözleşmeleri kullanma eğilimine girecekler. Geleneksel birleşme ve satın alma stratejileri her zaman için vaat edilen gelir ve maliyet faydalarını sağlayamadı. Gelecekte joint-venture kaynaklı sözleşmelerden oluşan bir portföye sahip başarılı kurumlar ve geçmiş günlerden kalan mega satın alma ve birleşme örnekleri görülecek.

 

“Yabancı ilgisi artacak”

 

Sigortacılar, 2001 yılının son aylarında sektörde yaşanan satın almaların, 2002 yılında süreceğini, ancak asıl hareketin 2002'den sonra yaşanacağını söylüyor.  İsviçre Sigorta Genel Müdürü Murat Balcı, bugüne kadar Türkiye’de satın alma ya da birleşmelerin çok fazla görülmediğine söylüyor ve devam ediyor:

 

“Önümüzdeki yıllarda, özellikle AB’ye giriş aşamasında, çarklar daha hızlı dönmeye başlayacak. Bu süreçte de birleşme ve satın alımlar zorunlu hale gelecek. Yabancı yatırımcılar bu aşamadan sonra piyasaya girebilir. Sektöre ilgilerinin, özellikle bireysel emeklilik alanında olması muhtemel.”

 

8 – SENTETİK ÜRÜNLER GELİŞTİRİLECEK

 

Sigorta riskleri için, sentetik ürünler geliştirilecek. Fonlama anlaşmaları, kredi risk türevleri, yıllık kazanç ödemeleri gibi ürünler sigorta riski için araçlar yaratarak ek dağılım oluşturmaya çalışır. Sadece risk yönetmeyi başarmaya odaklanan şirketler hayatta kalacak ve gelişecektir.

 

“Türkiye için çok uzak”

 

Aslında bu Türk sigorta sektörüne en uzak trend olarak görülüyor. Çünkü, Türkiye’de henüz sigorta mantığı çok fazla oturmadı. Dolayısıyla, pazar hala çok küçük. Bu nedenle daha çok finansal ürünlerin sigortalanması anlamında kullanılan sentetik ürünleri, Türk sigorta piyasasında uzun yıllar göremeyeceğiz. İsviçre Sigorta Genel Müdürü Murat Balcı, “Avrupa ve ABD’de büyük şirketlerin kullandığı finansal reasürans adı verilen ürünler var. Ancak, Türkiye’de bunların kullanımı çok zor. Açıkçası bu konuda 'daha çok fırın ekmek yememiz gerekiyor'” diyor.

 

9 - ENFLASYON DÜŞÜŞÜ SİGORTAYI VURACAK

 

Batı dünyasında enflasyonun düşmesi, sigorta şirketlerinde ciddi hasara neden olacak. Sürekli düşük enflasyonun yanında, faizlerin ve sigorta primlerinin gerilemesi de, şu anda dünyada kronik bir durum. Ayrıca, potansiyel deflasyon sigorta şirketleri üzerinde derin etkiye sahip olacak. Bu nedenle başarılı sigortacılar ödeme tabanlı gelir akışları geliştirmek durumundalar.

 

“Hesaplar doğru yapılmalı”

 

Bu konuda sektör yetkilileri ikiye bölünmüş durumda. Bir kısmı enflasyon düşüşünden olumsuz etkilenecekleri ve gelirlerinin azalacağını söylerken, diğer kısım bunun teknik karlarını artıracağını söylüyor. Ray Sigorta Genel Müdürü Çetin Alanyalı, “Sigortacılığın temel fikri prim toplayıp, yüzlerce insanın hasarını ödemek, kalan parayı da yatırıma sevk ederek şirketi büyütmektir. Enflasyon faiz hadlerini düşürdüğü zaman, 2000 yılında yaşadığımız olayı yaşayacağız. Mali gelirlerin artışı azalacak. İşi doğru fiyatlayarak esas faaliyet karı sağlamak olacak. Buna da bu aralar  pek imkan yok” diyor.

 

10 - SİGORTAYI KİM ÖDER?

 

Yeni bin yıllık dönemde yaşanan doğal ve insan kaynaklı felaketlerin artması, sigorta ve kısmi olarak da reasürans şirketleri üzerinde yeni baskılar oluşturdu. Risk faktörünün büyüklüğü, tahmin edilebilirliği ve genel doğasının akılcı beklentilerin ötesinde gelişmesi sigorta şirketlerinin ayakta kalabilmelerine olanak sağlayabilir mi? Poliçe kapsamları, sektör kapsamı, ücretlendirme riski ve yeni tekniklere uyum süreci gibi konularda zor kararlar alınmak zorunda.  Sigortacılar, değişime uğramak ve ayakta kalmak zorundalar. Ancak, sigorta piyasaları da oldukça değişik bir görünüme bürünecek gibi duruyorlar.

 

Reasürans şirketleri daha temkinli

 

Özellikle ABD’deki terör olayından sonra bu kavramın gündeme geldiğini belirten sigortacılar, etkilerinin Türkiye’de de görüldüğünü söylüyor. Ray Sigorta Genel Müdürü Çetin Alanyalı da, ABD’deki terör olayları nedeniyle Türkiye dışındaki hiçbir ülkeye terör teminatı verilmediğini söylüyor. Bunun en büyük nedeni de, Türk sigorta sektörünün elinde bulunan terör hasar istatistikleri. İstatistiklerin sigorta şirketleri lehine olması nedeniyle, reasürans şirketleri çeşitli sınırlamalarla da olsa Türkiye’ye terör teminatı veriyor. Sigortacılara göre, bu felaketler sürdükçe, önümüzdeki dönemde teminatlardaki sınırlamalar daha da artacak.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz