“TES ile 5 yılda 20 yıllık yol aşılır”

Bireysel emeklilik sistemi 2025’te fon büyüklüğü ve katılımcı sayısında istikrarlı bir artış sergiliyor. Fonlar yıl başındaki 1,2 trilyon TL seviyesinden 1,8 trilyon TL’ye yükselirken toplam katılımcı sayısı 17,7 milyona çıktı. Sektörde yıl sonu beklentisi 2 trilyon TL fon büyüklüğü. Gündemse 2026’da devreye girmesi beklenen TES.

4.01.2026 15:05:320
Paylaş Tweet Paylaş
“TES ile 5 yılda 20 yıllık yol aşılır”

Bireysel emeklilik sistemi 2025’i güçlü bir ivmeyle kapatacak gibi görünüyor. HDI Fibaemeklilik Genel Müdürü Erol Öztürkoğlu, “Yılın başında gönüllü BES fonları 1,2 trilyon TL civarındaydı. Bugün 1,8 trilyon TL seviyelerine geldi. Gönüllü BES katılımcı sayısı da 10 milyonun üzerine çıktı” sözleriyle sektörün büyüme çizgisinin devam ettiğini vurguluyor.

Nil Dumansızoğlu / [email protected]
Fotoğraflar: Hüseyin Öngen
Capital Dergisi / Aralık 2025

Yıl sonunda fon büyüklüğünün 2 trilyon TL sınırını zorlaması beklenirken sektörde altın fonlarının yükselişi dikkat çekiyor. Katılımcı davranışlarında hala “fon değişikliği yapmama” eğilimi bulunsa da toplu para girişlerinde yılın son çeyreğinde belirgin bir artış görülüyor.

Önümüzdeki dönem açısından tüm gözler Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne (TES) çevrilmiş durumda. “Türkiye’nin demografik yapısı TES’i kaçınılmaz kılıyor. Ne zaman devreye gireceği ayrı konu ama çıkmak zorunda” diyen Öztürkoğlu, 2026 takvimine işaret ediyor. TES’in devreye girmesi durumunda sektörün bugüne kadarki büyüme hızını birkaç kat aşabileceğini belirten Öztürkoğlu, ekliyor: “27 milyon çalışanın otomatik olarak sisteme dahil olacağı yeni dönem, hem ölçek hem kârlılık açısından bir dönüm noktası olacak.”

Erol Öztürkoğlu ile bireysel emeklilik sektörünün bugününü ve geleceğini konuştuk:

2025 yılı bireysel emeklilik sektörü için nasıl gidiyor? Genel görünüm nedir?

Bireysel emeklilik, gönüllü ve otomatik katılım olmak üzere ikiye ayrılıyor. 2025 yılında her iki alanda da gerek fon gerek katılımcı sayısı büyümesini sürdürdü. Yılın başında toplamda 1,2 trilyon civarında olan fon büyüklüğü, ekim sonu verilerine göre 1,8 trilyon seviyelerine geldi. Yıl başında 9,5 milyon civarında olan gönüllü katılımcı sayısıysa kasım ayında 10 milyonun üzerine çıktı. Otomatik katılımda ise 7,5 milyon seviyesindeki katılımcı sayısı bugün 7,7-7,8 milyon civarına ulaştı. Dolayısıyla toplam BES’te yılın başında 16 milyon civarında olan katılımcı sayısı şu anda 17,7 milyonlara gelmiş durumda. Güncel verilere göre otomatik katılım sistemindeki fon büyüklüğüne baktığımızda da 87 milyar TL’den 120 milyar TL’ye geldiğini görüyoruz.

Getirilerde nasıl bir tablo var?

Getiriler güçlü. Sektördeki 18 milyon katılımcının ortalama getirisi yüzde 50 civarında. Yıllık enflasyonun yüzde 28-29 seviyesinde olduğunu düşünürsek reel olarak enflasyonun yüzde 50 üzerinde bir getiri sağlamış oldu.

Türkiye’nin tasarruf açığı ve BES’in buradaki rolü nedir?

Bireysel emeklilik büyüklüğü, GSYH’nin yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor. Oysa gelişmiş ülkelerde emeklilik sistemlerinin GSYH’nin çok üzerinde olduğu örnekler var. Türkiye’nin ilk aşamada yüzde 10 seviyelerini hedeflemesi gerekiyor. Bugün kişi başı ortalama fon büyüklüğü 100 bin TL civarında. Tasarruf alışkanlığı açısından iyi olsa da emekliliğin finansmanı açısından bu sermaye hala yetersiz. Türkiye’nin tasarruf açığını kapatacak mekanizmalara ihtiyaç var; bunlar da orta vadeli planlarda yer alıyor.

Yıl sonu için katılımcı ve fon büyüklüğü hedefiniz nedir?

Yıl sonunda 18 milyon civarında katılımcıya ulaşılmasını bekliyoruz. Türkiye’de ayda ortalama 80-100 bin katılımcı artışı oluyor. Fon büyümesini belirleyen ana unsur getiriler. Sistemde bir yandan giriş bir yandan çıkış var ama aylık ortalama 10-15 milyar TL katkı payı geliyor. Altın fonlarının da etkisiyle yıl sonunda 2 trilyon TL seviyesine yaklaşmış oluruz.

Fon dağılımında hangi enstrümanlara ilgi artıyor?

Son 2 yıldır kıymetli maden fonlarına ilgi ciddi biçimde arttı. Altın fonları çok iyi getiri sağladı ve toplam içindeki payını artırdı. Altın yükseldikçe katılımcılar fon dağılımı değişikliklerinde altına yöneldi. Fon değişikliği yılda 12 kez yapılabiliyor, ancak katılımcıların yalnızca yüzde 14’ü en az bir kez değişiklik yapıyor. Bu da sistemin getiri potansiyelinin yeterince kullanılmadığını gösteriyor.

Bu yıl son çeyrekte TES’in devreye girmesi bekleniyordu ama olmadı. Şimdi 2026 Nisan’da kesinleştiği söyleniyor. Güncel durum nedir?

TES’in temel nedeni, Türkiye’nin hızla yaşlanan bir nüfusa sahip olması. Doğurganlık düşüyor, nüfus piramidi dikdörtgene dönüyor. Sosyal güvenlik sisteminde bugün 1,6 çalışan, 1 emekliyi finanse ediyor. Bunda ideal oran 4’tür. Bu yapı sürdürülebilir değil. Çalışandan daha fazla kesinti yapılamaz, işverenin yükü çok yüksek, devlet daha fazla finanse edemez. Dolayısıyla ikinci basamak olan TES kaçınılmaz hale geliyor. TES mutlaka çıkmak zorunda. Ne zaman çıkacağı ayrı konu ama bu demografik yapı bizi oraya doğru itiyor.

TES neden erteleniyor?

Üç temel neden var. Birincisi, çalışanın gelir seviyesi düşük. Ek kesinti yaşam standardını bozuyor. İkincisi işveren üzerindeki yük yüksek, ek katkıyı karşılamakta zorlanıyor. Üçüncüsü de devlet bütçesi. Daha yüksek emekli maaşı ödemek sürdürülebilir değil. Herkes kendi açısından haklı. Bu nedenle sistem tüm tarafların en az mutsuz olacağı dönemi bekliyor.

TES 2026’da devreye girerse ne olur, girmezse ne olur?

TES olmazsa sektör bugünkü hızında büyür; yılda 500 bin-1 milyon arasında yeni katılımcı eklenir. Fon büyüklüğü 2,1-2,2 trilyon seviyelerine gelir. TES olursa hikaye tamamen değişir. 27 milyon çalışan otomatik olarak sisteme dahil olur. Geçiş parça parça da olabilir ama bugün sektörün teknolojik altyapısı bu büyüklüğü karşılamaya hazır. İlk 5 yıl içerisinde bugünkü 20 yılda gelinen nokta aşılabilir.

Otomatik katılım sistemi (OKS) TES’le birlikte devam edecek mi?

Hayır, OKS zamanla TES’e dönüşecek. TES çıktıktan sonra OKS konuşulmayacak bile.

Gönüllü BES’te TES sonrası çıkış olur mu?

Hayır. Çünkü devlet katkısı çok değerli. Pandemide bile BES’ten çıkışlar artmadı, tahsilat oranı arttı. Dolayısıyla gönüllü BES’in yok olmasını beklemiyorum.

Toplu para girişleri devam ediyor mu?

Evet, trend devam ediyor ve her yıl bu oranlar artıyor. Özellikle ekim sonrası dönemde ciddi bir artış oluyor. Çünkü devlet katkısı, asgari ücretin yıllık tutarı kadar bir limite bağlı ve bu da yaklaşık 320 bin TL civarında bir büyüklük. Bunun yüzde 30’u da yaklaşık 92 bin lira ediyor. Yılın son çeyreğinde insanlar toplu para ödüyor. Yıl başındaki düzenli katkı payının yaklaşık iki katı tutarındaki ek katkılar bu dönemde geliyor. Toplam katkı payı içinde bu ek ödemelerin oranı yaklaşık yüzde 35-38 civarında. Ayrıca önemli bir düzenleme var. Eskiden devlet katkısı yalnızca cari yılda geçerliydi. Şimdi fazla ödeme yaparsanız, bu katkı bir sonraki yıla devrediyor. Örneğin kişi 1 milyon ödeyecek. Yılın hakkını alınca artan kısım sonraki yıl ocak ayında katkı olarak yansıyor. Bu da sistemde daha yüksek sermaye birikmesini sağlıyor.

Sektörün kârlılık durumu nasıl?

Bireysel emeklilik tarafı çok maliyetli bir alan. Hem altyapı maliyetleri hem sözleşme bakım maliyetleri yüksek. Bu nedenle BES tarafında kârlılık sıkıntısı var. Eylül sonu rakamlarına göre sektörün toplam kârı yaklaşık 800 milyon TL civarında. Fon büyüklüğü yeterli seviyeye gelmemiş şirketler operasyonel olarak aslında halen zarar ediyor. Sektörün yarısı kâr ediyor, yarısı zarar ediyor. Toplam dip kâr 810 milyon TL. Geçen yıl 830 milyondu. Reel anlamda bakarsak kâr yüzde 3-5 küçülmüş gibi görünüyor. Hayat dışı tarafında da durum benzer. Teknik olarak zarar var ama mali gelirlerle kapatılıyor. Bu model sürdürülebilir değil. Çünkü mali gelirler düştüğü anda şirketler gerçek teknik zararla baş başa kalıyor. Ölçek büyüklüğü çok kritik. Emeklilik sektöründe hala istenen kârlılık seviyelerine ulaşılmış değil. TES bu açıdan bir “can suyu” etkisi yaratabilir.

Genç nüfusun sisteme bakışı nasıl?

Gençler bireysel emekliliği biliyor, çünkü 18 milyon katılımcı 6 milyon haneye dokunuyor. Ancak emeklilik onlara uzak görünüyor. 18 yaş altı katılımı ise çok hızlı artıyor. Neredeyse her 4 katılımcıdan biri 18 yaş altı. 60 milyarın üzerinde fon 18 yaş altındaki çocuklara ait.

18 yaş altı trendi nasıl gidiyor?

Çok güçlü. 0-7 yaş grubu yüzde 40 oranında. Bu da ailelerin doğumdan itibaren tasarrufa başladığını gösteriyor. 16 yıl boyunca düzenli katkı yapan bir aile çocuğuna çok büyük bir başlangıç sermayesi oluşturuyor.

Hayat sigortalarında durum nedir?

Hayat tarafı 2024’ü de iyi kapatmıştı. 2025’te yaklaşık yüzde 80 büyüme var ve 125 milyar TL prim büyüklüğüne ulaştık. Yıl sonunda 165-180 milyar TL civarında bir kapanış bekliyoruz. Hala kredilerle bağlantılı hayat ürünlerinin payı çok yüksek. Türkiye’de sigorta kültürü mal üzerinden geliştiği için (kasko, konut sigortası vb.) kredi hayat sigortaları gelişime katkı sağlıyor. Kredi tarafındaki sınırlamalar veya bankacılık düzenlemeleri hayat primlerini doğrudan etkiliyor. Buna karşılık son yıllarda kredi dışı ürünlerde ciddi artış var. Prim iadeli ürünler, tasarruf temelli ürünler, risk ürünleri artık toplam primin yüzde 25- 30’unu oluşturuyor. Biz şirket olarak “tehlikeli hastalıklar” ürününü çıkardık. Şimdi de ömür boyu hayat sigortası (onlife) çıkarıyoruz ve muhtemelen piyasadaki ilk şirket olacağız. Yatırım fonlu ürünlerde de çalışıyoruz. Gayrimenkul fonları, girişim sermayesi fonları gibi alanlarda ürün çeşitliliği artırılacak.

Orta vadede hayat sigortalarında hangi alanın en çok büyüyeceğini öngörüyorsunuz?

Bence Türkiye’de bir noktadan sonra “yaşlı bakım sigortası” en büyük branş haline gelebilir. Hem kamu hem özel sektör bu konuda çalışıyor. Yaşlılık maliyeti, refakat, bakım, sağlık giderleri arttıkça bu ürünlere ihtiyaç çok büyüyecek.

2026 yılı için genel beklentiniz nedir? Ekonomi yönetiminin hamleleri sektörü nasıl etkiler?

2025 başarılı bir kapanış olacak. 2026 için büyümenin en çok bankacılık tarafındaki düzenlemelere bağlı olacağını düşünüyoruz. Kredi limitleri, kredi süreleri, kredi büyüme kısıtları ne kadar gevşetilirse hayat-emeklilik sektörü için o kadar pozitif olur. Daralma beklemiyoruz, fakat iyileştirici adımların ne zaman geleceği önemli. Ama genel olarak 2026-2027 için “iyimser” bir tablo var.

Peki 2026 ve sonrası için en kritik konu sizce nedir? Sektörü ne belirleyecek?

Şu üçlü belirleyecek: Bankacılık düzenlemeleri, TES’in devreye girmesi ve dijitalleşme. Ben 2026-2027’de sektörün büyüyeceğine inanıyorum ama büyümenin bileşenleri çok farklı olacak.

“HİBRİT ÜRÜNLERİN BÜYÜYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

NE ÖNE ÇIKACAK?

Ürünler konusunda benim iki beklentim var. Birincisi, ömür boyu hayat sigortası. Türkiye’de henüz olmayan bir ürün. Çok ilgi göreceğini düşünüyorum. Uzun ömür riski arttıkça bu tarz ürünler önemli hale geliyor.

FON ÇEŞİTLİLİĞİ

İkincisi yatırım fonlu ürünler. İnsanlar artık birikimlerini tamamen altına ya da dövize bağlamak istemiyor. Fon çeşitliliği, özellikle gayrimenkul fonu ve girişim sermayesi fonu içeren hibrit ürünlerin büyüyeceğini düşünüyorum.


“KÂRLILIKTA YÜZDE 50-60 ARTIŞ BEKLİYORUZ”

YIL SONU HEDEFİ

Hayat tarafında bu yılı 4,4 milyar TL prim üretimiyle kapatmayı hedefliyoruz. Hem BES hem hayat tarafında sektörde 9’uncu sıradayız. Kârlılıkta bu yılı yüzde 50-60 artışla kapatmayı bekliyoruz. Gelecek yıl da yeniden yüzde 50 artış hedefliyoruz.

2026 PLANI

Emeklilik tarafında 32 milyar TL fon büyüklüğümüz var. Yıl sonunda 33–35 milyar TL’ye gelir. Gönüllü sistemde yaklaşık 133-135 bin katılımcımız olacak. OKS ile birlikte toplamda 550 bin katılımcıya sahibiz. 2026’da gönüllü tarafta 150 binin üzerine çıkmayı planlıyoruz.

ODAK KONULAR

Ana odağımız, prim iadeli, uzun süreli risk ürünleri, ömür boyu hayat sigortası, yatırım fonlu ürünler, gayrimenkul ve girişim sermayesi fonlarıyla entegre ürünler, dijital satış kanalları, yapay zeka destekli satış ve müşteri iletişimi, banka ve acente kanallarında yeni ürünler.


“2026’DA YAPAY ZEKAYI DAHA FAZLA ENTEGRE EDECEĞİZ”

SANAL AJANLAR DEVREDE

Çağrı merkezinde sanal ajanlarımız devrede. Katkı payı artışı, katkı payı değişikliği, fon dağılımı değişikliği gibi konularda müşterilerle konuşuyorlar. Performans karşılaştırmaları yapıyorlar, neden fon değiştirmesi gerektiğini anlatıyorlar. Müşteri temsilcilerimiz gibi kibar, açıklayıcı konuşabiliyorlar. 2026’da yapay zekayı operasyonel süreçlere daha fazla entegre edeceğiz. Rapor analizi, tazminat değerlendirmesi, günlük operasyon yükünü azaltacak işlerde yapay zeka destekli süreçler devreye alınacak.

MOBİL UYGULAMA YENİLENDİ

App’imizi yeniledik ve sektörün en iyi uygulamalarından biri oldu. Fon getirileri, portföy dağılımı, sözleşme özetleri çok net. İki şirketin App’inin birbirine bağlandığı “süper app” yapısına doğru gidiyoruz. Müşteri sayısı yüksek olmasına rağmen App sahipliği yüzde 20 seviyesinde. Bu çağın genel problemi: “App var ama kimse kullanmıyor.” Bizim hedefimiz App’i müşterinin hayatına gerçekten dahil etmek.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz