Girişimcilik: Türkiye ne yapmalı?

Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin ‘Girişimcilik: Türkiye Ne Yapmalı’ panelinde geleceğe yön verecek yatırımlar konuşuldu.

29.03.2017 10:44:390
Paylaş Tweet Paylaş
Girişimcilik: Türkiye ne yapmalı?
Capital ve Ekonomist dergileri tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin ikinci gününde, ‘Girişimcilik: Türkiye Ne Yapmalı’ panelinde Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kavukcu, Vinayahouse CEO’su Kate Unsworth, World SME Forum Danışmanı Janamitra Devan, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Emre Zorlu, Türk Telekom CEO’su Paul Doany ve SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Baran Korkmaz bir araya geldi. Türkiye’nin geleceğine yön verecek yatırımların konuşulduğu oturumun moderatörlüğünü ise Denizbank CEO’su Hakan Ateş üstlendi.

“2018’de Amerika’da 500 mağaza açmayı hedefliyoruz”

Panelde konuşan Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kavukcu, Simit Sarayı olarak 21 ülkede faaliyet gösterdiklerini söyledi. Yurtdışındaki mağazalarında ürün fiyatlarının yüksekliğinden dolayı kendisine şikayetler geldiğini belirten Kavukcu, para birimini esas aldıklarını ve yurtdışındaki maliyetlerin yüksekliğine göre ürünlerin fiyatının belirlendiğini kaydetti. Dünyada bir bigmax endeksi olduğunu bahseden Kavukcu, kendilerinin de simit fiyatı endeksi oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti. Bigmax endeksinin yurtdışında 5 dolarken Türkiye’de 2.5 dolar olduğunu belirten Kavukcu, simit fiyatlarının yurtdışında daha yüksek fiyatta olmasının normal olduğunu dile getirdi. Sadece simit satmadıklarını 60 çeşit ürün sattıklarını vurgulayan Kavukcu, “Dünyada bakery zinciri olarak tanınıyoruz. İngiltere’de 5 tane mağazamız var. Yılda 1 milyon 200 bin pound kira ödüyoruz. Bu topraklardan çıkıp ülkemizi tanıtıyoruz” diye konuştu.

Cirolarının yüzde 52’sini yurtdışından elde ettikleri bilgisini paylaşan Kavukcu, yurtdışında sıra dışı bir şekilde büyümeye gittiklerini ve Amerika’da 2018 yılında 500 mağaza açmayı hedeflediklerini kaydetti.

“Cep telefonları insan vücudunu kullanarak şarj olacak”

Vinayahouse CEO’su Kate Unsworth ise teknoloji konusunda uzmanlaşmak için Hindistana gidip kodlama eğitimi aldığını söyledi. Ancak teknolojinin insan ilişkilerini negatif etkilediğini düşündüğünü belirten Unsworth, “Facebookta insanların online profiline odaklanıyorduk. Genç kızlar için bunun negatif bir etkisi oluyordu. Dolayısıyla teknolojiyi geliştirirken dikkatli olmamız gerektiğini düşündüm ve ürünlerimin insanlar üzerinde olumlu etki bırakması gerektiğini fark ettim” diye konuştu.

Teknolojinin uzun vadede insan DNA’sını değiştiren bir süreç olduğunu ifade eden Unsworth, “Bu sürecin toplumsal davranışları etkilediğini fark ettim. Ben biraz daha az teknolojiyi destekleyen bireyim” dedi.

Ürünlerin şarj edilmesinde insan vücudundan faydalanılabileceğini kaydeden Unsworth, “Ürünleri şarj ederken insan vücudunun hareket halindeki kinetik enerjisinden faydalanabiliriz. Wifi üzerinden bile ürünler şarj edilebilir” ifadelerini kullandı. Şirketinde ürettiği ürünlerin ilkinin bildirimleri toparlayan bir yazılım olduğunu kaydeden Unsworth, “Program bildirimleri filtreleyerek kişinin önem verdiklerini gösteriyordu. Mesela patrondan ve annenizden gelenleri filtreleyebiliyorsunuz. Bu da teknolojinin insanların vaktini boşa harcamasını engelleyecek bir program” diyerek sözlerine son verdi.

World SME Forum Danışmanı Janamitra Devan ise inovasyonun girişimciliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Başarılı birçok ülkeyi gözlemleme fırsatı olduğunu ifade eden Devan, Hon Kong, İrlanda, Singapur, Londra ve Newyork’u gördüğünü, iş inovasyona gelince bu bölgelerin birçok ortak noktası olduğunu kaydetti. İnovasyonun bir yönetişim gerektirdiğini belirten Devan, “İnovasyon işlerin kendi haline bırakılması şeklinde oluşacak bir durum değildir. Belirli bir disiplinle yapılması gerekir. Ayrıca yeni fikirlere açık deneyler yaparsanız bunun sonucunu alırsınız. Ekiplere farklı mesleklerden kişiler koyulduğunda çok farklı sonuçlar görüyorduk. Çünkü herkes kendi alanına göre bakış açısı oluşturuyordu” dedi. Girişimcilik ve inovasyonun geliştirilmesinin genç yaşta olacağını vurgulayan Devan, “Türkiye gibi ülkeler eğitimde inovasyonu ele almalıdır. Çocuklara 7-8 yaşından itibaren inovasyonu aşılamalıdır” diye konuştu.

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Emre Zorlu ise 13 yaşından beri ticaretle uğraştığını belirterek bu süreden beri tekstil, elektronik, banka, enerji ve gayrimenkul gibi alanlarda çalıştığını söyledi. Bir sektöre girerken işi farklı şekilde nasıl yapabileceğini düşündüklerini belirten Zorlu, “İnovasyonun temelinde mevcudu yok etme ve yeni bir şeyler yapma var. Şirketimizin temelinde de bu görüş var. Bundan dolayı eksiklikleri nasıl kapatabileceğimizi ve dışarıda ki inovasyonu nasıl kendi işimize entegre edebiliriz diye çalışıyoruz” dedi.

Başarının temelinde ise hikâyenin sağlamlığının yattığını ifade eden Zorlu, “Dışarıdaki genç arkadaşlarla bu hikâyeyi sağlamlaştırmaya çalışıyorum. Genç arkadaşlarla yaptığım görüşmeler beni besliyor. Bu durum bana sürekli fikir tetikliyor. Bilgiye daha hızlı ulaşıyorum. Ufak adımlarla ilerlemeye çalışıyorum. Büyük şirketlerde büyük adımlar atmak zor bir şey. Şirketleri adım adım alıştırmak lazım bu işlere” ifadelerini kullandı.

Dünyanın en büyük 100 şirketinin geçmişte 50 yılda değişirken, günümüzde 18 yılda değiştiğini vurgulayan Zorlu, “Önümüzdeki yıllarda ise değişim süresi 10 yıla düşecek. Şirketlerin bir an önce ekosistemini oluşturması, bu değişime ayak uydurması lazım” dedi.

“Batık şirketlerden milyon dolarlar kazanıyorum”

SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Baran Korkmaz, kredisini geri ödeyemeyen şirketleri satın alarak onları mali açıdan güçlendirdiklerini ve sonrasında satarak kar elde ettiklerini söyledi. Türkiye’nin en eski bant fabrikası Betasan’ı aldığını belirten Korkmaz, “400 bin dolara aldım. 44 milyon dolar borcu vardı. Bu borcu 6,5 milyon dolara düşürdüm. 2 milyon dolar yatırım yaparak şirketi yapılandırdım. Şimdi 54 milyon Euro’ya satıyorum” dedi.

Biofarma’yı 1.5 sene önce aldığını ifade eden Korkmaz, “178 milyon dolar banka borcu vardı. Bankalara gittim bana ‘bu kadar paran var mı?’ dediler. Benim ödeyecek param var, ama 178 milyon dolarım yok dedim. Gayrimenkullerimi bankaya vermeyi ve iki yıl sonra geri almayı teklif ettim. Tamam dediler. Gelecek hafta şirketi 220 milyon dolara satıyorum. İki gayrimenkulün parasını iade edip üstünü kar olarak alacağım” diye konuştu. Küçükken çok hayal kurduğunu kaydeden Korkmaz, gençlerin hayal kurmaktan korkmamalarını ve kesinlikle hayallerinin peşini bırakmamaları gerektiğini nasihat etti.

Teknoloji insana odaklanmalı yoksa ürünler başarılı olmaz

Türk Telekom CEO’su Paul Doany ise problemin parçası olan insanların problemi çözemeyeceğini söyledi. Şirketlerin çok fazla teknolojiye odaklanıp pazarlamayı kaçırırsa ciddi sıkıntılarla karşılaşacağını belirten, Doany, “Şirketlerin önemli bir kısmı hızlı değişen dünyaya adapte olmaya çalışıyorlar ve başarısız olma riskleri var. Bu riskleri ben genç yaşlarda öğrendim. Mühendistim bir proje ile ilgileniyordum. Bu projeyi çözecek yeteneğim vardı. Yaşlı mühendislerin soruyu çözecek cevapları yoktu, ama benim vardı. Bende yaşlandığımda onların düştüğü duruma düşmeyeceğim dedim” ifadelerini kullandı.

Makinelerin öğrenmesi ve teknolojinin gelişmesinin iş hayatını güvenli hale getireceğini, ama daha önemlisinin insana odaklanma olduğunu kaydeden Doany, “Teknoloji alanındaki kişiler kibirli olurlar ve insan unsurunu unutarak yanlış ürünler üretebilirler” diye konuştu.

Türkiye’nin kendisi için ilginç bir ülke olduğunu ifade eden Doany, Türkiye’de çok fazla yatırım yaptığını ve bu durumun kendisini heyecanlandırdığını söyledi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz