Kaspersky Türkiye Genel Müdürü Zafer Akın, Güvenlik Operasyonları Merkezlerinin (SOC) neden yönetim kurullarının öncelikli gündem maddesi haline geldiğini açıklıyor. Zafer Akın, sorularımızı şöyle yanıtladı:
Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) nedir? CEO’ların da bu konuyu önceliklendirmesi gerekir mi, yoksa konu esasen CIO’ların uzmanlık alanında mı değerlendirilmeli?
Siber tehditler artık sürekli, hızlı hareket eden ve giderek daha karmaşık hale gelen bir yapıya sahip. Bu nedenle siber güvenlik, şirketlerin güvenilirliğini korumasını ve operasyonel sürekliliğini sağlamasını destekleyen temel bir iş gerekliliğine dönüştü.
Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC), bir kurumun BT ortamındaki tehditleri sürekli olarak izleyen, tespit eden, analiz eden ve bunlara müdahale eden merkezi bir işlevdir. Pratikte bir SOC; yetkin güvenlik analistlerini gelişmiş teknolojilerle bir araya getirerek şüpheli aktivitelerin tespit edilmesini ve olayların büyümeden engellenmesini sağlar.
Fidye yazılımı saldırıları, uzun süreli sistem kesintileri veya veri kayıpları gibi ciddi güvenlik olayları; finansal kayıplardan itibar zedelenmesine kadar uzanan zincirleme etkiler yaratabilir. Bu riskler düşünüldüğünde SOC yatırımları bir maliyet kalemi olmaktan çok, kurumun dayanıklılığını güçlendiren stratejik bir unsur olarak değerlendirilmeli. Bu nedenle SOC’ler yalnızca BT ekiplerinin değil, CEO’ların da gündeminde yer almalı.
Kurumlar bir SOC kurmadan önce neleri göz önünde bulundurmalı?
Kaspersky’nin, 500’den fazla çalışanı bulunan şirketlerde görev yapan üst düzey BT güvenliği uzmanları, yöneticiler ve direktörlerle gerçekleştirdiği küresel araştırmaya göre, Türkiye’deki katılımcıların yüzde 35’i yüksek yatırım maliyetlerini en önemli zorluklar arasında gösteriyor. Kurumların önemli bir bölümü ise SOC etkinliğini ölçümlemekte zorlandığını belirtiyor (%25); çünkü bu süreç, çok sayıda KPI’ın birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor. Şirketler ayrıca karmaşık güvenlik çözümlerinin yönetimi (%22) ve farklı sistem ile teknolojilerin entegrasyonu (%19) konusunda da çeşitli güçlüklerle karşılaşıyor. Kuruluşların yaklaşık dörtte biri ise hem mevcut çalışanlar arasındaki (%24) hem de dış iş gücü piyasasındaki (%28) uzman eksikliğine dikkat çekiyor.
Bu zorlukların üstesinden gelmenin anahtarı stratejik netliktir. Şirketlerin hedefleri, süreçleri ve kilometre taşlarını en baştan tanımlaması gerekir. Bir SOC, rastgele toplanmış araçlar bütünü olarak değil, iş riskleriyle uyumlu, yapılandırılmış bir kabiliyet olarak inşa edilmelidir. Kurum içi uzmanlığı olmayan kuruluşlar için Kaspersky MDR (Yönetilen Tespit ve Yanıt) ve Olay Yanıtı gibi sağlayıcılarla ortaklık kurmak veya SOC Consulting hizmetlerinden yararlanmak, olgunluk sürecini hızlandırabilir ve kritik boşlukları kapatabilir.
Yapay zeka modern SOC’leri nasıl değiştiriyor?
Yapay zeka, günümüzde tehdit tespit kapasitesini önemli ölçüde artıran bir güç çarpanı olarak değerlendiriliyor. Muazzam miktarda veriyi analiz ederek, anomalileri belirleyerek ve şüpheli davranışları insan analistlerden çok daha hızlı işaretleyerek tehdit tespitini güçlendiriyor. Ayrıca rutin yanıtların otomasyonuna imkan tanıyarak önceden tanımlanmış eylemlerin süratle yürütülmesini sağlıyor.
Kaspersky, gelişmiş tehditlerin daha hızlı tespit edilmesine yönelik artan talebi karşılamak, aynı zamanda çözümlerimizi daha verimli ve kullanıcı dostu hale getirmek için B2B portföyünde kapsamlı bir yapay zeka tabanlı araç seti sunuyor. Bunun en iyi örneklerinden biri, Kaspersky Managed Detection and Response bünyesindeki "YZ Analisti"dir. Bu özellik, hatalı alarmları (false positives) otomatik olarak filtreleyerek SOC ekiplerinin iş yükünü azaltıyor; böylece uzmanların tehditlere daha hızlı yanıt vermesine ve tükenmişlik riskini azaltıyor.
Bir diğer çözümümüz olan Kaspersky SIEM platformu ise potansiyel hesap ele geçirme durumlarını tespit etmek için YZ destekli bir mekanizma, geliştirilmiş veri bütünlüğü ve gelişmiş özelleştirme seçenekleri sunuyor. Bu çözüm kısa süre önce, DLL ele geçirme (hijacking) belirtilerini tanımlayan yapay zeka yetkinliğiyle daha da güçlendirildi.
İdeal bir SOC’nin tanımı nedir?
Etkili bir SOC; entegrasyon, görünürlük ve kullanılabilirlik temelleri üzerine inşa edilir. Ağlar, uç noktalar ve bulut ortamları genelinde 7/24 kesintisiz izleme ve tam görünürlük sağlar. Sistemler, mevcut BT ortamıyla sorunsuz bir şekilde çalışmalı ve analistlerin veriye merkezi bir arayüz üzerinden erişip korelasyon kurmasına izin vermelidir.
Güçlü tehdit istihbaratı entegrasyonu da kritik öneme sahiptir. Örneğin Kaspersky SIEM, güvenlik olaylarını güncel tehdit verileriyle zenginleştirerek ekiplerin riskleri önceliklendirmesine ve daha etkili yanıt vermesine yardımcı olur. Bu çözüm, tamamı Kaspersky SOC ekibi tarafından geliştirilen ve üç ayda bir MITRE haritalandırması ve yanıt kılavuzlarıyla güncellenen 800'den fazla hazır tespit kuralına erişim sağlar.
Yapay zeka destekli analitik, altyapı genelindeki şüpheli etkinlikleri belirlemede, tespit doğruluğunu artırmada ve "gürültüyü" (gereksiz uyarıları) azaltmada önemli bir rol oynar. Bu da kuruluşların daha hızlı tepki vermesini ve olayların etkisini minimize etmesini sağlar.
Nihayetinde hedef sadece teknik yetkinlik değil, operasyonel verimliliktir; yani ekiplerin tehditleri hızla ve güvenle algılamasını, anlamasını ve harekete geçmesini sağlamaktır. Yetkin analistler her zaman SOC'nin merkezinde kalacaktır. Teknoloji öngörü sağlar, ancak bağlamı yorumlamak, karar vermek ve yanıt stratejilerine rehberlik etmek için insan muhakemesi şarttır.
Son olarak, esneklik ve ölçeklenebilirlikten de bahsetmek gerekir. Birçok kuruluş, tüm kabiliyetleri kurum içinde tutmanın zorluğunu görerek hibrit veya dış kaynaklıSOC modellerine yöneliyor. Operasyonları ölçeklendirme ve dış uzmanlığı sürece dahil etme yeteneği bu noktada büyük önem taşıyor.
İş dünyası liderlerine bu konuda hangi önerilerde bulunursunuz?
Burada esas değerlendirme kriteri, kurumların elde ettiği somut sonuçlardır. Bir SOC’un değeri yalnızca kullanılan teknolojilerle değil, tehditlerin ne kadar etkin şekilde tespit edilip ne kadar hızlı müdahale edilebildiğiyle değerlendiriliyor. İster kurum bünyesinde yapılandırılsın ister bir iş ortağı desteğiyle yürütülsün, SOC yaklaşımının temelinde kurumsal dayanıklılığı güçlendirmek yer alıyor. Siber güvenlik yatırımları da iş sürekliliğini desteklemek, büyümeyi sürdürülebilir kılmak ve kurumların faaliyetlerini daha güvenli şekilde devam ettirebilmesine katkı sağlamak açısından önem taşıyor.
*Bu bir reklamdır.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?