Türkiye’nin enerji ithalatında 15 milyar dolarlık biyoçözüm potansiyeli

Novonesis’in uzun vadeli senaryosuna göre biyoyakıt, biyometan ve sürdürülebilir havacılık yakıtı gibi biyoçözümlerin yaygınlaşması, Türkiye’nin enerji ithalatında 10-15 milyar dolara kadar brüt azalma sağlayabilir.

27.10.2026 12:07:010
Paylaş Tweet Paylaş
Türkiye’nin enerji ithalatında 15 milyar dolarlık biyoçözüm potansiyeli

Enzimler, mikroorganizmalar ve fermantasyon teknolojileri, gıdadan tarıma, enerjiden sanayiye uzanan geniş bir alanda yeni ekonomik fırsatlar yaratıyor. Üretim kayıplarının azaltılması, tarımsal verimliliğin artırılması ve organik atıkların enerjiye dönüştürülmesi, biyoçözümlerin öne çıkan kullanım alanları arasında bulunuyor.

Özlem Aydın Ayvacı / [email protected]

Türkiye açısından bu teknolojiler, sürdürülebilirlik hedeflerinin yanında yerli kaynakların değerlendirilmesi, enerji ithalatına bağımlılığın azaltılması ve sanayide rekabetçiliğin artırılması açısından da önem taşıyor. Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol, Türkiye’nin sanayi ve tarım altyapısının bu dönüşüm için güçlü bir zemin sunduğunu belirtiyor.

2035’e kadar yüzde 170 büyüme potansiyeli

Amsterdam Data Collective tarafından bağımsız olarak hazırlanan “Biyoçözümlerin Değeri: 2035’e Kadar Büyüme ve Refah – Türkiye Raporu”na göre sektör, Türkiye’de yaklaşık 4 milyar Euro’luk üretim değeri yaratıyor. Doğrudan ve dolaylı olarak 28 bin 100 kişilik istihdamı destekleyen sektörde, her bir doğrudan istihdamın ekonomi genelinde yaklaşık 1,6 ek dolaylı istihdamı desteklediği hesaplanıyor.

Raporda, uygun politika, yatırım ve iş birliği ortamının oluşturulması halinde sektörün ekonomik ayak izinin 2035’e kadar 10,8 milyar Euro’nun üzerine çıkabileceği, desteklenen istihdamın ise 75 bini aşabileceği öngörülüyor. Bu, mevcut üretim değerine kıyasla yaklaşık yüzde 170 büyüme potansiyeline işaret ediyor.

Tunçkol, biyoçözümlerin ekonomik önemini şöyle değerlendiriyor:

“Biyoçözümler artık yalnızca sürdürülebilirlik gündeminin bir parçası değil; rekabetçilik, sanayi dönüşümü ve ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha fazla stratejik bir büyüme itici gücüne dönüşüyor. Güçlü sanayi tabanı, üretim kabiliyeti, tarımsal potansiyeli ve stratejik bölgesel konumuyla Türkiye, bu dönüşümden fayda sağlamak için çok güçlü bir konumda bulunuyor.”

45 milyon tonluk biyokütle kaynağı

Novonesis’in paylaştığı verilere göre Türkiye, yaklaşık 45 milyon tonluk dönüştürülebilir biyokütle potansiyeline sahip. Tarımsal üretimden kalan sap ve posa, organik atıklar ve diğer yan akışlar; uygun teknoloji ve sürdürülebilirlik koşulları altında biyogaz, biyometan, gelişmiş biyoyakıtlar, sürdürülebilir havacılık yakıtı ve biyokimyasalların üretiminde değerlendirilebiliyor.

Bu yaklaşımda önceliğin tarımsal kalıntılara, organik atıklara ve gıda dışı yan akışlara verilmesi öngörülüyor. Tarımsal ürünlerin enerji amacıyla kullanımının ise gıda arzı, verimlilik ve sürdürülebilirlik kriterleriyle birlikte planlanması gerekiyor.

Biyoenerji, özellikle doğrudan elektrifikasyonun zor olduğu alanlarda enerji kaynaklarını çeşitlendirebilecek tamamlayıcı bir seçenek olarak değerlendiriliyor.

Enerji ithalatında 10-15 milyar dolarlık senaryo

Novonesis’in uzun vadeli tam potansiyel senaryosu, biyoyakıt, biyometan, sürdürülebilir havacılık yakıtı ve diğer biyobazlı enerji çözümlerinin geniş ölçekte yaygınlaşması halinde Türkiye’nin enerji ithalatında 10-15 milyar dolara kadar brüt azalma potansiyeli bulunduğuna işaret ediyor.

Aynı senaryoda, tarım ve sanayi değer zincirlerinde 100 binden fazla potansiyel istihdamı destekleyebilecek bir ekonomik faaliyet alanı ve yılda yaklaşık 2,5-3 milyon ton karbondioksit emisyon azaltımı öngörülüyor.

Şirket, bu rakamların mevcut ya da garanti edilmiş sonuçları ifade etmediğini vurguluyor. Hesaplamalar, ilgili çözümlerin yüksek ölçekte devreye alındığı uzun vadeli bir senaryoya dayanıyor. Enerji ithalatına ilişkin tutar da net tasarrufu değil, brüt azalma potansiyelini gösteriyor.

SAF’ta bölgesel üretim merkezi fırsatı

Sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF), Türkiye açısından öne çıkan büyüme alanlarından biri. Novonesis’in değerlendirmesine göre Türkiye’nin havacılık sektörü, tarımsal üretim kapasitesi, rafineri ve lojistik altyapısı, ülkenin SAF üretiminde ve çevre pazarlara tedarikte bölgesel bir merkez olmasını destekleyebilir.

Novonesis bu alanda doğrudan yakıt üreticisi olarak faaliyet göstermiyor. Şirket, farklı hammaddelerin daha etkin işlenmesi ve dönüşüm verimliliğinin artırılması için enzim ve mikroorganizmalara dayalı teknolojiler sunuyor. Tarımsal kalıntılardan ikinci nesil biyoetanol üretilmesi ve bunun SAF değer zincirine dahil edilmesi, katkı sağlayabileceği alanlar arasında yer alıyor.

Biyorafineri yaklaşımı da aynı hammaddeden farklı ekonomik değerler yaratılmasını hedefliyor. Örneğin mısırın nişastası etanol üretiminde, proteini hayvan yeminde, yağı yenilenebilir dizelde değerlendirilebilirken hasat sonrası kalan sap ve koçanlar yakıt, ısı ve elektrik üretiminde kullanılabiliyor.

Gıdada kayıpları, tarımda girdi ihtiyacını azaltma hedefi

Biyoçözümler, gıda üretiminde hammaddenin daha etkin kullanılmasını ve ürün kayıplarının azaltılmasını da destekliyor. Fırıncılıkta kullanılan enzimler, ekmeğin nemini ve yumuşaklığını daha uzun süre korumasına yardımcı olarak bayatlamadan kaynaklanan kayıpların azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Fermente süt ürünlerinde kullanılan seçilmiş kültürler ise bozulmaya neden olan mikroorganizmaların gelişimini baskılamaya yardımcı oluyor.

Novonesis’in küresel tahminine göre FreshQ® kültürleri, değer zincirinin tamamında yılda yaklaşık 80 bin ton yoğurdun israfının önlenmesine katkı sağlıyor. Yaklaşık 480 milyon kap yoğurda karşılık geldiği hesaplanan bu miktar, Türkiye’ye özgü bir veri değil.

Tarımda ise biyolojik çözümler, toprak ve bitki sağlığının desteklenmesi, girdilerin daha verimli kullanılması ve aynı alandan daha yüksek verim alınması amacıyla uygulanabiliyor. Tunçkol’a göre bu uygulamalar, üretim kayıplarının azaltılmasının yanında maliyet yönetimi ve rekabetçilik açısından da önem taşıyor.

Büyüme için yatırım ve öngörülebilir politika gerekiyor

Raporda, potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için kamu, özel sektör ve akademi arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Uzun vadeli ve öngörülebilir bir politika çerçevesi, Ar-Ge ve pilot projelerin desteklenmesi, ilk ticari ölçekli yatırımların teşvik edilmesi temel ihtiyaçlar arasında sıralanıyor.

Bilim temelli ve şeffaf düzenleyici süreçler, sürdürülebilir hammadde kaynaklarının belirlenmesi ve izlenebilirliğin geliştirilmesi de sektörün büyümesinde belirleyici olacak unsurlar olarak gösteriliyor. Tunçkol, Novonesis’in Türkiye’de önümüzdeki dönemde tarım, gıda ve enerji alanlarında biyoçözümlerin yaygınlaşmasına ve sektörler arası iş birliklerinin geliştirilmesine odaklanacağını belirtiyor.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz