Boğazda yüzmeye nasıl hazırlanmalı?

Boğaziçi’ni yüzerek geçmek pekçok iş insanının hayalini süslüyor; ancak hiç de kolay iş değil.

2 ŞUBAT, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
Boğazda yüzmeye nasıl hazırlanmalı?
VE YARIŞ BAŞLADI…
Yarış 20 Temmuz 2014 günüydü. Yüzücülerin birçoğunun, özellikle yabancıların uzun bir süreden beri yüzme sporuyla uğraştığı her hallerinden belli oluyordu. Moralimi bozmamaya çalıştım ve hedefime odaklandım. Yarış için hazırlanan iskeleye geldiğimde yarışın başlaması için saniyeler kalmıştı. Başla işaretiyle birlikte önümdeki birçok yarışçı suya atladı. Sıra bana geldiğinde deniz gözlüğümü tutarak kendimi Boğaz’ın serin sularına bıraktım. Yarış esnasında sakin yüzmeye, hızımı artırmamaya çalıştım. Çünkü enerjimi çok dikkatli kullanmalıydım. Yarışın sonuna doğru enerjinin bitmesi en kötü durum. Çünkü denizdesiniz ve yüzmek zorundasınız. İlk köprünün altından geçerken oluşan karanlık ve soğuk beni etkilemedi. Tek düşündüğüm doğru rotada olup olmadığım ve akıntıyı hissedebilmekti. Akıntıyı hissettiğimde biraz rahatladım çünkü bu itici güç yarışın en kritik değişkeniydi. Kerteriz noktalarını ve rotamı devamlı kontrol ederek orta bir hızla ilerledim. 
EN ZOR ANLAR 
Bir an kafamı kaldırıp etrafımdaki yüzücülere bakmak istedim. Etrafıma baktığımda hiç kimseyi göremedim. Boğazın tam ortasında yalnız bir şekilde kalmıştım. O an kendime meditasyon uygulamaya başladım; sakin olmaya, doğru rotada yüzdüğüme, herhangi bir problem olmadığına dair kendimi ikna etmeye çalıştım. Bu zor anları atlattıktan sonra tekrar yüzmeye başladım. 200-300 metre yüzdükten sonra birilerini gördüm ve çok rahatladım. Ama çok ciddi bir sınav vermiştim ve korkumu yenerek tekrar yarışa dönmüştüm. Yarışın son düzlüğü Galatasaray Adası’ndan sonra başlıyordu. Bu yüzden bir an önce buraya yaklaşmak istiyordum. En sonunda bitiş noktasındaki balonu zor da olsa gördüm. Yarışı bitireceğime inancım arttı. Enerjim de tükenmemişti, çok da yorgun değildim. Son enerjimi kullandım ve tüm gücümle yüzmeye başladım. Enerjim bittiğinde ben de varış iskelesine dokunmuştum. 
“ÖZGÜR HİSSEDİYORUM” 
Karada yürürken hala bitirdiğime inanamıyordum. Eşim, çocuklarım ve arkadaşlarımla buluştuğumda birbirimize sarılarak bu zaferi kutladık. 2 yıl süren bu ilginç yolculuk mutlu bir sonla bitmişti. 62 dakika 50 saniye, oldukça iyi bir dereceydi. Doğru rota tutmam, son düzlük deparım ve enerjimi doğru kullanmam bana bu başarıyı getirmişti. O günden sonra başka yüzme yarışlarına da katılmaya başladım. Ancak havuz yarışlarına katılmıyorum. Açık su yarışlarına katılmak beni çok daha fazla heyecanlandırıyor. Hiçbir sınır koymadan enerjim tükenene kadar yüzmeyi ve özgürlüğün tadını çıkarmayı seviyorum.

DOĞRU ROTA, HIZDAN DAHA ÖNEMLİ
GÜZERGAH TURU 

Yarıştan iki gün önce Kuruçeşme’de kayıtlarımızı yaptırdık ve yarışla ilgili ön bilgiler aldık. Bu arada bize yarış güzergahını gösterecek bir tekne hazırlanmıştı. Hem güzel bir boğaz turu yapacak, hem de kullanılması gereken rota hakkında bilgi alacaktık. 
YELKEN TECRÜBESİ 
6 bin 500 km’lik parkurda birçok yerde kerteriz noktaları belirlemek gerekiyordu. Daha önceleri yelken eğitimi almış ve 5 yıla yakın bir süre Güney Ege’de yelken yapmıştım. Yelkenciliğim bana Boğaz’da rota belirleme ve kerteriz alma konusunda çok yardımcı oldu. 
ROTA BELİRLENDİ 
Aynı noktaya karadan bakış ve denizden bakış çok farklıdır. Yüzerken denizden bakarsınız ve bu bakışa göre rotanız belirlenir. Bu konuda çok konsantre oldum ve kendime göre çok iyi bir rota belirledim. Kerteriz noktalarını birkaç kez gözden geçirdim. 
HEDEF YARIŞI TAMAMLAMAK 
Öncelikli hedefim yarışı tamamlamaktı; bu nedenle doğru rotada yüzmek hızlı yüzmekten daha önemliydi. Ana stratejim buydu. Ama yine de denizdeki dalga ve rüzgar durumu, akıntı şiddeti ve yorgunluk gibi birçok değişken yarışı etkileyecekti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.