"CEO'ların favori oyunları"

CEO’ların en sevdikleri oyunlar aslında çok da sürpriz değil. En fazla satranç ve tavla oynamaktan hoşlanıyorlar...

21 ŞUBAT, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
CEO'ların favori oyunları
Nil Dumansızoğlu
ndumansizoglu@capital.com.tr

Satranç, dünyanın en güzel oyunu... Taktik, planlama ve cesaret öğretiyor. Bir oyundan daha ne isteyebilirsiniz ki…” Bu sözler, Virgin Şirketler Grubu’nun efsanevi CEO’su Richard Branson’a ait. Tıpkı onun gibi Türkiye’deki yöneticiler de iş hayatlarında, oynadıkları oyunlardan besleniyor. Örneğin Hayat Kimya’nın yönetim kurulu üyesi ve genel koordinatörü Orhan İdil, satranç tutkusunu her fırsatta dile getiriyor. İdil, “Satranç sayesinde profesyonel çalışma hayatınızda ve özel hayatınızda da olasılıkları hesaplamaya başlıyorsunuz” diyor. Satrançtan sonra iş dünyasının bir tercihinin de tavla olduğunu görüyoruz. Tavlanın da satranç gibi fırsatları doğru değerlendirme, hızlı karar verme gibi iş hayatıyla bağlantılı pek çok özelliği var. Monopoly de ticaret hayatının hareketliliğini seven CEO’ların favorileri arasında… Yöneticilerden en sevdikleri kutu oyunlarını anlatmalarını istedik. İşte cevaplar…

“OKUMA-YAZMADAN ÖNCE SATRANÇ ÖĞRENDİM”
Hayat Kimya Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Koordinatörü Prof. Dr. Orhan İdil için satranç tüm oyunlar arasında ayrı bir öneme sahip. “Daha okuma yazma bilmeden satranç öğrendim” diyen İdil, satrancı 4-5 yaşlarındayken babasından öğrenmiş. Üniversitedeyken büyük satranç oyuncularının meşhur oyunlarının anlatıldığı kitapları okuyan İdil, “Karpov, Kasparov gibi büyük ustaların oyunlarını adeta ezberlemiştim. Ancak satrancın önemini ve bilişsel anlamda bana kazandırdıklarını iş hayatına atıldıktan sonra daha net anladım” diyor. İdil, satranca olan merakının nasıl başladığını ve iş hayatına etkisinin ne olduğunu şu şekilde ifade ediyor: “İlkokulda da rakiplerim oldu ama özellikle Alman Lisesi’nde öğretmenlerimizle veya kendi aramızda yaptığımız turnuvalardan çok zevk alırdım. Satranç, diğer tüm oyunlarda olduğu gibi yetenek ve kapasite olarak benzer seviyedeki kişilerle oynadığın zaman daha zevkli bir hal alıyor. Yurt dışında doktora yaparken kendime dişli rakipler bulma fırsatım oldu. Satranca olan tutkumla, üniversite turnuvalarında birincilik kazandım. Türkiye’ye döndükten sonra ise iş yoğunluğundan dolayı daha az vakit ayırabildim. İş hayatı zaten bir satranç tahtası ve bizler her gün doğru stratejileri kurmaya çalışarak bu oyunu oynuyoruz.”
İdil, satranç tahtasından alacak çok ders olduğunu da düşünüyor. “Satranç, insanı stratejik düşünme açısından çok geliştiren bir akıl oyunu” diye konuşuyor. Profesyonel çalışma hayatında ve özel hayatında da olasılıkları hesaplamaya satranç sayesinde başladığını söyleyen İdil, “Yapacağınız hamlelerin, alacağınız aksiyonların sonucunu ne kadar çok varyasyonda hesaplayabiliyorsanız sonuçlara o kadar hazırlıklı oluyorsunuz. Hem satrançta hem iş hayatında zafer, doğru stratejilerle doğru hamleleri hesaplayarak geliyor. Doğru stratejiyi kuran, birkaç hamle sonrasını düşünerek orta ve uzun vadeli planlarla sistematik hareket eden şirketler globalleşerek büyüyor” diye konuşuyor.

“TAVLA, KÜLTÜRÜ OLAN BİR OYUN”

CEO’lar cephesinde en popüler oyunlardan bir diğeri ise tavla… İş hayatında hızlı karar verebilme, bir sonraki oyunu tahmin ederek hamle yapabilme gibi olumlu yetkinlikler kazandırdığı düşünülen tavlanın tutkunlarından biri Helvacızade Grubu CEO’su Mevlüt Büyükhelvacıgil. Büyükhelvacıgil’in tavla merakı küçük yaşlarda babasının öğretmesiyle başlamış. Şimdi de kendi çocuklarına bu tutkuyu aşılayan iş insanı, tavlanın başlı başına bir kültür olduğunu düşünüyor. Diğer iş insanları gibi tavlanın iş hayatını da olumlu etkilerinin olduğunu ifade ediyor ve şunları söylüyor: “Babam, gençlik yıllarımızda kardeşimle benim akşamları dışarı çıkmamızdan pek hoşlanmazdı. Bizi evde tutmak için tavla öğretti. Ne zaman birimiz ‘Akşam çıkıyorum’ dese, ‘Boşver, haydi gelin tavla oynayalım’ derdi. Tavla, adeta bizim akşam eğlencemiz olmuştu. Öyle ki evde 3’ümüz kendi aramızda tavla turnuvaları düzenler olmuştuk. Tabii bu arada babam bize tavlanın apayrı bir kültürü olduğunu da öğretti. Örneğin tavla oynarken sinirlenmemeniz gerekir, yenildiğiniz zaman da gülmeyi bileceksiniz. Haliyle tavlanın benim için çok önemli bir yeri var. Oynamayı gerçekten çok seviyorum. Şimdi ben de tıpkı babamın bize öğrettiği kendi çocuklarıma öğrettim. Birlikte oynuyoruz. Tavlayla birlikte kutuyu ters çevirip dama da oynayabiliyorsunuz. Onu da çok severek oynarım. Özellikle dama, çok hızlı zeka gerektiren bir oyun. Bir köşeden bir köşeye çok hızlı karar verip geçmeniz lazım. Hatta oynarken bir sonraki adımda gelecek oyunu düşünüp kurgulamanız gerekiyor. Bunun, iş hayatında da uygulanabilecek çok önemli bir yetenek olduğunu düşünüyorum. ”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz