“Önce işim ve ailem, sonra Fenerbahçe gelir”

Abdullah Kiğılı, “İşiniz yok ama en büyük aşkınız Fener ise anlamı yok” diyor.

17.07.2015 20:48:260
Paylaş Tweet Paylaş
“Önce işim ve ailem, sonra Fenerbahçe gelir”
Bu Abdullah Kiğılı bir gün ölürse neşeden ölecek. Bir gün öldürürse de neşeden öldürecek.” Bu cümleyi üç yıl önce Berlin’de düzenlenen Liderler Perakende Zirvesi’nde, Abdullah Kiğılı yine bir orta oyuncu gibi herkesi gülmekten kırıp geçirirken, sektörün duayenlerinden biri kahkahalar eşliğinde söylüyordu. Kiğılı, konuşmayı ve anlatmayı çok sevdiğini inkar etmiyor. Hatta dansta da iyi olduğunu, övünerek söylüyor: “Sadece konuşup, güldürmem. Hiç oturmadan dans da ederim. Bizim sektörün bir araya geldiği eğlencelerde hanımların hepsi benimle mutlaka dans eder.” Konuşup gülmeyi; eğlenip eğlendirmeyi sevdiği kadar “babacan” tavrıyla da perakende dünyasının ağır ağabeyi olan Kiğılı, bazı sorunların çözülmesinde arabuluculuk da ediyor. Kimse onu geri çeviremiyor. Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği’ndeki (AMPD) Etik ve Tahkim Kurulu’nun başında da kimsenin sözünü çiğnemeyeceği Kiğılı var. Bu da onun sektördeki ihtilafları kısa sürede çözmesine yardımcı oluyor. O da bu iş bitirici özelliğinin farkında, “Sorunları çözerim. Adil olurum. İş tatlıya bağlanır” diyor. 1959’da Sultanhamam’da babasına ait kumaş mağazasında ticaret hayatına atılan Abdullah Kiğılı, bugün 170 mağazalık bir zincire dönüşen Kiğılı markasını 1965 yılında yarattı. Kendi ismini taşıyan Abdullah Kiğılı mağazalarıyla birkaç yıl önce daha üst segmenti de hedefleyen Kiğılı, 2009 ortasında Fenerbahçe Kulübü’nün Fenerium’lardan sorumlu asbaşkanı oldu. Böylece 65 mağazalık Fenerium zincirinin sorumluluğu da ona geçti. Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’ndaki Fenerium’da onunla Fenerbahçe aşkını konuşmak üzere buluştuk. Biz Abdullah Kiğılı’nın fotoğraflarını çekerken o her zamanki arkadaş canlısı tavrıyla içerideki onlarca taraftarla bir anda sohbete koyuluyor. “İnsan ayırmam, herkesle muhabbet ederim. En büyük zevkim mağazalarımı gezmektir. Orada insanlarla konuşmak, laflamak hem keyifli hem de öğretici” sözleriyle gizli bir hobisini ifşa ediyor.

EŞİ DE DİSİPLİNİNDEN MEMNUN
Sohbet esnasında ona öne çıkan kişilik özelliklerini soruyoruz. İş yaşamında da özel yaşamında da hızlı düşünüp çabuk karar verdiğini, son derece disiplinli olduğunu söylüyor. Adeta bir makine gibi disiplinli çalıştığını anlatıyor. Başkalarının 10 gün düşünüp tartıp aldığı kararlara o sadece 10 dakika ayırırmış. Disiplin konusunda çok iddialı, “Mutfakta yemek yedikten sonra da arkamda dağınıklık bırakmam, sabah evden giyinip çıkarken de. Eskiyi gardıroba asar, yeniyi giyerim. Kuru temizlemeye gidecek elbiseleri ayırırım. Arkamda bir çorap izi bile kalmaz. Hanım da çok memnun benden tabii ki. Hiçbir zaman önüme önceki günlerden kalan iş gelmez. Bırakmam çünkü. Her işi günümde yaparım.” Her sabah aynı disiplinle bir saat yüzüyor, sabah 8:00 olduğunda ise işinin başına geçiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz