Avrupa için 2023 kötü bir yıl olacak

Prof. Hanke’nin sorularımıza verdiği yanıtlar ise şöyle...

7.02.2023 21:01:160
Paylaş Tweet Paylaş
Avrupa için 2023 kötü bir yıl olacak

Tuba İlze

[email protected]

Prof. STEVE HANKE , dünyaca ünlü bir ekonomist. “Para doktoru” da denilen Hanke, para kurulu uygulamalarıyla tanınıyor. Hanke, Bulgaristan’ı örnek göstererek Türkiye’ye de para kurulu kurmasını öneriyor. FED’in yanlış politikalarla küresel ekonomiyi zora soktuğunu anlatan ekonomist, “Stagflasyonun etkilerinin ABD ve gelişmekte olan ülkelerde son derece olumsuz olacağını söyleyebilirim” diyor. Avrupa’nın yaptırımlarla ilmeği kendi boynuna taktığını ifade eden Hanke, şöyle ekliyor: “2023, Avrupa için kesinlikle kötü bir yıl olacak. Uygulanan yaptırımlar, Rusya’ya zarar verirken Avrupa’yı yıkıcı bir sürece sokuyor.”

Prof. Steve Hanke, dünyanın en etkili ekonomistlerinden biri. Analiz ve değerlendirmeleri ilgiyle takip edilen ekonomist, “Para Doktoru” olarak da tanınıyor. Bu unvanla anılmasında daha önce Arjantin, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Bulgaristan, Estonya, Endonezya, Ekvador, Jamaika, Litvanya, Kazakistan, Karadağ, Venezuela, Yugoslavya ve Rusya gibi ülkelerde hayata geçirdiği uygulamalar etkili oldu. “Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Para Kurulları” kitabının Dr. Kurt Schuler ile birlikte ortak yazarı olan ekonomist Prof. Steve Hanke, “Özellikle Türkler için kulağa fantastik gelse de lirayı içinde bulunduğu durumdan kurtarmanın, enflasyonu ortadan kaldırmanın ve düşük faiz oranlarını hemen gerçekleştirmenin bir yolu var: Para Kurulu” diyor. Kıdemli ekonomist olarak ülkelerde gerçekleştirdiği uygulamalardan edindiği tecrübeleri paylaşan Prof. Hanke, bu çalışmaları ücretli bir danışman olarak değil, karşılıksız gerçekleştirdiğini özellikle vurguluyor ve “Özgür ve bağımsız kalmanın en iyi yolunun bu olduğunu düşünüyorum” diyor. FED’in ve TCMB’nin politikalarını yanlış bulan Prof. Hanke’ye göre en başarılı uygulamaları Çin ve İsviçre merkez bankaları hayata geçiriyor. Prof. Hanke’nin sorularımıza verdiği yanıtlar ise şöyle: 

Dünya genelinde iş yapış biçimleri, sistemler bir süredir farklılaşıyor. Özellikle pandeminden bu yana daha belirgin hale gelen ve etkileri uzun sürecek bir dalganın içinde yer aldığımız konuşuluyor. ABD ekonomisi nasıl bir dönüşüm sürecinden geçiyor?

 Amerika Birleşik Devletleri, çok daha fazla müdahaleci bir ekonomi haline geliyor. 2020 yılından bu yana serbest piyasa ülkesi olma seviyesi, dramatik bir şekilde düşüyor. Özellikle 11 Eylül terör saldırısından sonra ekonomik hayatın siyasallaşması hızlandı. Bunun temel bir yapısal sorun olduğunu düşünüyorum. Pandemiyle birlikte daha da hızlanan bu durum, serbest piyasa ekonomisinden uzaklaşma sürecine katkıda bulundu. Bugün gelinen noktada büyüme potansiyelinin ve verimliliğin düştüğü bir tabloyla karşı karşıyayız. 

 Peki bu tabloda FED’in uzun ve kısa vadeli politikalarını nasıl buluyorsunuz? 

 FED para arzını kötü yöneterek Amerikalıları ve ABD iş döngüsünü adeta bir testereyle doğradı. İlk olarak hızla artan para arzıyla ABD’de yüksek enflasyonun takip edeceği ekonomik genişlemeye yol açtı. Ardından niceliksel sıkılaştırma rejimi altında 2023 yılında ABD’yi durgunluğa sürükleyecek adımları attı. Durgunlukla karışık enflasyon, yani stagflasyon bir ekonomide yaşanabilecek en kötü durumlardan biri. Stagflasyondan çıkmak için FED’in para arzını “altın büyüme oranı” olarak ifade ettiğim, yıllık yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşmasını sağlayacak oranda artırmaya devam etmesi gerekiyor.

Yapısal sorunların yanı sıra kısa vadeli sorunlarda da FED’in para politikalarının etkili olduğunu düşünüyor musunuz?

 Evet, kısa vadeli sorunlara baktığımızda da bunların büyük ölçüde Merkez Bankası’nın para politikasıyla iç içe olduğunu görüyoruz. Merkez Bankası politikalarında para politikasının rolü baskındır. Enflasyon, parasal bir olgudur. Hiçbir ülke, para arzında aşırı bir büyüme olmadan iki veya daha fazla yıl boyunca yılda yüzde 4’ün üzerinde bir enflasyon oranı yaşamadı. Parasal büyüklüklerdeki artışla enflasyon arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışmayı henüz tamamladım. Sonuçlar, parasal genişlemeyle enflasyon arasında neredeyse birebir ilişki olduğunu gösteriyor. 

Bu analiziniz parasal hedeflemeye dayalı Miktar Teorisi’nin mi başarıyı getireceğini düşündürtüyor? Size göre şu anda başarılı uygulamalara sahip olan merkez bankaları var mı?

 Şu anda Çin Halk Bankası en iyi performans gösteren banka. Çin Halk Bankası, para arzını hedeflediği ve kontrol etmeye çalıştığı Miktar Teorisi’ni benimsiyor. Sonuç olarak Çin, yılda yüzde 1,6 ile dünyadaki en düşük enflasyona sahip. Yine Miktar Teorisi’ni benimseyen İsviçre Ulusal Bankası da iyi bir iş çıkardı. Şu anda İsviçre’deki enflasyon oranı yılda yüzde 3 ile dünyanın en düş��klerinden biri. 

 Stagflasyona geri dönersek durgunluk ile enflasyonun bir arada yaşandığı bu durumun ekonomiler üzerindeki etkileri neler olacak? 

 Stagflasyonun etkilerinin ABD ve gelişmekte olan ülkelerde son derece olumsuz olacağını söyleyebilirim. Bu durum, ABD’de faiz oranlarının yüksek kalmaya devam edeceği anlamına geliyor. Faiz oranlarının yüksek düzeylerde kalması da gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin değerini aşağı yönlü baskı altında tutuyor. Yüksek faiz oranları aynı zamanda dünyanın en büyük büyüme motorlarından biri olan ABD’nin dünyanın ekonomik büyümesine olan katkısının azalacağı anlamına geliyor. 

 Bu tabloda bireysel yatırımlara bakarsak hangi alanların ilgi çekici olduğunu düşünüyorsunuz? 

 Çok fazla pil ve lityum gerektirecek olan daha yeşil bir ekonomiye geçiş yapıyoruz. Geçen yıl ilgimi çeken bir alanı sizinle paylaşabilirim. Bir yatırımcı olarak lityumda uzun (alım) pozisyondayım. Şimdiye kadar da oldukça iyi sonuçlar gözlemledim. 

 Yatırımcılar özellikle de küçük yatırımcılar kripto paralarda yaşanan gelişmelerden oldukça olumsuz etkilenebiliyor. Kripto paraları nasıl değerlendiriyorsunuz? 

 2009 yılında Bitcoin’in doğumundan kısa bir süre sonra bunun bir para birimi değil, baz değeri sıfır olan oldukça spekülatif bir varlık olduğu sonucuna vardım. Bu değerlendirmem kripto savunucularının öfkesine neden oldu. Kriptoda yaşananlar ayyuka çıktıkça bunun tarihin en büyük dolandırıcılıklarından biri olduğu giderek daha net bir şekilde görülüyor. En yeni sergilenen şov ise FTX. “Yok” lar ekibi olarak ifade ettiğim bu ekip, ilk günden beri gaza basıyordu. Ancak diğer ‘yok’ların yanı sıra muhasebe departmanı, müşteri fonlarının takibi, şirket yönetim kurulu ve hesapların denetimi yok. 

Kripto savunucuları piyasaların geleceğinin bu yönde olduğunu ve yenilikçi olduklarını söyleseler de siz böyle düşünmüyorsunuz.

 Kriptocuların en sevdikleri cümleleri düşünün. “Blockchain teknolojisinin mümkün kıldığı yeni, özel dijital para dünya finansal sistemini merkezileştirecek. Yeni bir ekonomik çağı başlatan, ortadan kalkmayacak bir temel haline gelecek. Kripto ve protokollerinin üzerinde tasarlanan diğer ürünler, tüm dünyada kamulaştırılamayan veya şişirilemeyen finansal ürünlere erişim sağlarken bankacılık ve sermaye piyasalarındaki görevlilerin yerini alacak. Her şey şeffaf, birlikte çalışabilir ve ışık hızında olacak.” Ancak dijital para yeni bir ürün değil. Ticari bankalar, kredi veya avans vererek yeni para yaratma gücüne sahip olur. Bankaların yarattığı para, elektronik kayıt girişi şeklindedir ve genellikle fiziksel bir varlığı yoktur. Yani bu, uzun zamandır bankaların temel işi olarak hayatımızda yer alıyor. Sonuç olarak kriptonun değer önermesi, dijitalleşmeye, hıza, ağ etkilerine veya ürün çeşitliliğine dayanmaz. Organize finansal sistemler zaten tüm bu unsurları sunuyor. Açıkçası bırakın yatırım yapılacak bir araç olmalarını önemli bir yenilik de değiller. Sadece rulet çarkına meraklı olanlar için kriptolar bilet olarak görülebilir.


HANKE’YE GÖRE ABD EKONOMİSİ
 

1 ABD’de en temel yapısal sorun, ekonomik hayatın siyasallaşması. 11 Eylül saldırısından sonra bu durum hız kazandı.
2 2020 yılından bu yana serbest piyasa ekonomisinden uzaklaşan ABD, müdahaleci bir hale geliyor. Büyüme potansiyeli ve verimlilik düşüyor.
3 FED, para arzını kötü yöneterek önce yüksek enflasyonun takip edeceği ekonomik genişlemeyi oluşturdu. Ardından ABD’yi durgunluğa sürükleyecek adımları attı.
4 Stagflasyon bir ekonomide yaşanacak en kötü durumlardan biri. Bu durumun ABD ve gelişmekte olan ülkelere etkileri son derece olumsuz olacak.
5 Mevcut tablo, ABD’de faiz oranlarının yüksek kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Gelişmekte olan ülkelerin para birimleri değer kaybederken ABD’nin dünyanın ekonomik büyümesine katkısı azalacak.
6 Şu anda en iyi performans gösteren banka, Çin Halk Bankası. İsviçre Ulusal Bankası’nın da oldukça iyi performans gösterdiğini düşünüyorum. İki banka da Miktar Teorisi’ni benimsiyor.



YAPTIRIMLAR AVRUPA’YI YIKICI SÜRECE SOKUYOR

YAPTIRIMLARIN MALİYETİ
Avrupa, kendiliğinden ortaya çıkan bir kriz sürecinden geçiyor. 2023, Avrupa için kesinlikle kötü bir yıl olacak. Avrupa’nın uyguladığı yaptırımlar Rusya’ya zarar verirken Avrupa’yı yıkıcı bir sürece sokuyor. Yaptırımların Avrupa’ya maliyeti, Rusya’ya dayatılan maliyetlerden çok daha fazla.

“BOYNUNA İLMEK GEÇİRİYOR” Avrupa Birliği, Rusya karşısında maksimalist bir pozisyon alıyor gibi görünüyor. NATO’nun genişlemesini, Ukrayna’nın Kırım’ı geri almasını ve Rusya’nın Donbass’tan Ukrayna’nın Minsk II anlaşmasını uygulamasını gerektirmeyecek şekilde çekilmesini talep ediyor. Bu tarz bir maksimalist yaklaşım, Avrupa’nın boynuna bir ilmek geçirecektir. Avrupa’nın Rusya ile savaşı, para ve maliye politikası hakkında konuşabileceğimiz tüm detayları ikinci plana itiyor ve gölgede bırakıyor.

GOÜ’NÜN KADERİ Gelişmekte olan ülkeler, Avrupa’yı iş yapmak için çok elverişsiz bir hedef pazar olarak görecek. Bu noktada Avrupa ekonomileri için hem kısa hem uzun vadeli tahminlerin çok belirsiz olduğunu söyleyebilirim. Başlangıçta pandemi nedeniyle şiddetlenen tedarik zinciri sorunları, Batı’nın Rusya ile savaşından kaynaklanan küresel düzen değişimiyle daha da arttı.



BULGARİSTAN, TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUR MU?


Küreselleşme dalgasının finans ayağı özellikle ekonomisi yeterince gelişmemiş ve ekonomik kurumları istikrar kazanmamış ülkelerde önemli sorunlara sebep olabiliyor. Bu sorunları önlemenin yollarından birisinin bir para kurulu kurmak olduğu fikri gittikçe yaygınlık kazanıyor. Bu konunun dünya çapında tanınan uzmanları ise Dr. Kurt Schuler ve Prof. Steve Hanke. “Para kurulu sayesinde Bulgaristan, bugün Estonya’nın ardından AB’de ikinci en düşük borç/GSYİH oranına sahip. Bulgaristan’ın mali disiplini ve azalan borçları, onu Avrupa Birliği’nde yıldız bir oyuncu haline getirdi” diyen Prof. Hanke, para kurulu ve Bulgaristan tecrübesi hakkında şu bilgileri veriyor:

KOMŞUNUZA BAKABİLİRSİNİZ “Para kurulu, talep üzerine sabit bir döviz kuru üzerinden yabancı bir çıpa para birimine dönüştürülebilen banknotlar ve madeni paralar çıkarır. Parasal yükümlülüklerinin yüzde 100’üne eşit çıpa döviz rezervleri tutması zorunludur ve rezerv varlıklarından kazandığı faiz geliriyle yükümlülüklerini sürdürme gideri arasındaki farktan kâr elde etmektedir. Para kurulu, bir parasal kurumu yöneten kurallar seti. Türkiye, bu konuda başarı öyküsü için komşusuna bakabilir.

DEPRESYONDAN BÜYÜMEYE 1997 yılında Bulgaristan hiperenflasyonun pençesine düşmüştü. Leva çökmüş ve aylık enflasyon oranı yüzde 242 düzeyine yükselmişti. Başkan Stoyanov’un danışmanı olarak 1 Temmuz’da hayata geçen bir para kurulu tasarladım. Leva, çıpası olan Alman markının bir klonu oldu. Enflasyon hemen bastırıldı, Leva faiz oranları düştü, Bulgaristan’ın mali sistemine sıkı bir bütçe kısıtlaması getirildi ve ekonomi canlandı. 1998’e gelindiğinde bankacılık sistemi ödeme gücüne sahipti, faiz oranları üç basamaklı rakamlardan ortalama yüzde 2,4’e düşmüş, büyük bir mali açık fazlaya, derin bir depresyon ekonomik büyümeye dönüşmüş ve Bulgaristan’ın döviz rezervleri üç katına çıkmıştı. Para kurulunun kurulmasından bu yana mali açıklar sıkı bir şekilde kontrol edilmeye devam etti.”



TCMB POLİTİKALARI BAŞARILI MI?

HEPSİ YANLIŞ
TCMB’nin politikalarının tamamen yanlış olduğunu, hayata geçirdiği tüm uygulamaların ters olduğunu düşünüyorum. O kadar kötü ki çok fazla da eleştiri alıyor zaten.

ÇÖZÜM NE? Ancak Türklerin kulağına çok fantastik bir ifade olarak gelse de Türk Lirası’nı içinde bulunduğu durumdan kurtarmanın, enflasyonu ortadan kaldırmanın ve düşük faiz oranlarını hemen gerçekleştirmenin bir yolu var: Türkiye hızlı bir şekilde para kurulu oluşturmalı.



Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz