"Bir CEO doğuyor"

Türkiye'nin önde gelen CEO'larını yetiştiren anne-babalar anlatıyor

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Bir CEO doğuyor
Microsoft’un başarı kazanmaya başladığı yıllarda, oğlumun adı dünyaca bilinen işadamları arasına girdiği dönemlerde, herkes bana aynı soruyu soruyordu: ‘Böyle bir çocuğu nasıl yetiştirdiniz? Bunun sırrı ne?’ Ben de ‘Bu gerçekten bir sır olmalı, çünkü ben bile bilmiyorum’ diye düşünürdüm...” Bu sözler, 40 milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin işadamı Bill Gates’in babasına ait. Oğlu ile aynı adı taşıyan baba Bill Gates Sr., hayatı boyunca sürekli rast geldiği bu soruyu çıkardığı “Showing Up For Life” isimli kitabında yanıtlıyor.  
Şu an oğlunun adını taşıyan 30 milyar dolarlık Bill & Melinda Gates Vakfı’nın eş başkanı olan Gates Sr., oğlunu yetiştirirken çektikleri zorlukları bu kitabında dile getiriyor. Bill Gates çocukken dik kafalı ve kendi bildiğini okuyan bir çocuk olduğu için ailede ciddi tartışmalara yol açmış. Gates’in küçük yaşlarda başlayan bilgisayar tutkusu ve girişimcilik maceraları yüzünden pek çok aile kavgası da yaşanmış. 12 yaşında annesi ile yaptığı bir kavga sonrası Gates Sr., soğukkanlılığını kaybedip Bill Gates’in suratına bir bardak su fırlatmış. Bu olay, Bill Gates için bir dönüm noktası olarak geçiyor. Kavgadan sonra soluğu terapistte alan aile, Bill Gates’in üzerine gitmemeye, daha özgür bırakmaya karar vermiş. 13 yaşından sonra Bill Gates, çok rahat bir ortam içinde bilgisayar girişimleri için teşvik edilerek büyümüş. Gates Sr., “Harvard’ı bırakmaya karar verdiğinde endişelendik, özellikle annesi çok tedirgin oldu. Sonuçta biz de her aile gibi çocuklarımızın iyi bir üniversiteden mezun olmasını istiyorduk” diyor. Gates Sr., yaşanan pek çok olayın ardından bugün oğlunun sıfırdan kendi elleriyle yakaladığı başarıdan ve onunla Vakıf yönetiminde birlikte çalışmaktan çok mutlu. Türkiye’de de çocuklarının başarı merdivenlerini tırmandığını gören ve gururlanan pek çok aile var. Türk iş dünyasının önemli isimlerinin anne ve babalarına da “Bu kadar başarılı bir çocuğu nasıl yetiştirdiniz” diye soranlar çok elbette. İşte Türkiye’nin başarılı yöneticilerinin anne ve babalarından bu sırrı paylaşmalarını istedik. Çocukluklarından yöneticiliklerine giden yolda, geçtikleri dönüm noktalarını, karakter özelliklerini ailelerinden dinledik:
YATILI OKUL HAYATI ÖĞRETTİ
Gülsüm Azeri, 1998’den beri Şişecam’ın cam ev eşyası grup başkanı ve Paşabahçe’nin bugünlere gelmesinde önemli katkısı bulunan bir isim. 1923 doğumlu annesi Nezihe Cerrahoğlu, kızına müzik ve voleybola ilgisi olmasına rağmen eğitimine yoğunlaşmasını öğütlemiş. Cerrahoğlu, kızının bugünkü başarısının temellerini şöyle anlatıyor:
“Gülsüm, çocukluğunda herkesle iyi anlaşan, çok yönlü bir çocuktu. Biz Hendekliyiz. Gülsüm bir gün şalvarı giyer, komşulara gider, tütün dizer, ertesi gün İstanbul’a piyano hocasına götürürüz, piyano çalardı. Kuran da okur, voleybol da oynar, yazları da babasının eczanesinde kasada çalışırdı.
Hendek’te ilkokul sonrası iyi bir eğitim alması için yatılı okulları seçmek zorunda kaldık. St. Georg Avusturya Lisesi’ne 4’üncülükle girdi. Okul hayatı boyunca çok çalışsın diye hep ‘İmtihandan kaç aldın? Sınıfta senin üstünde alan var mı?’ diye sorardım.
Sonra Robert Koleji’ne birincilikle girdi. 11 yaşında yatılı okula başlaması Gülsüm’e çok artı sağladı. Evden uzakta olunca birçok koşula daha kolay katlanır oldu. İki ağabeyden sonra evin ilk kız çocuğu olarak şımartılarak büyüdü. Ama yatılı okula da uyum sağladı. Kendi ayakları üzerinde durmasını erken öğrendi. Eğitimi boyunca kızım ile uzun süre ayrı kaldık, ama Gülsüm’ün karakterinin şekillenmesinde çok önemli bir dönem oldu.
Okurken hep voleybol oynadı; yıllarca okul takımının kaptanı idi, sonra Eczacıbaşı’nda oynadı. Aslında voleybolda profesyonel sporcu olabilirdi. Ama ben çok engelledim. Okuluna mani olur diye korktum. Müziğe de hevesliydi. Piyano çalıyordu. Ama müzikle hobi olarak ilgilensin istedik. Ben mutlaka karşılığını alabildiği bir mesleği olsun istedim. İş hayatı başladıktan sonra ben hiç karışmadım. Seçimlerini hep kendisi yaptı. İş hayatında çok çalıştı. Bence hala da yıpratıcı derecede çok çalışıyor.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz