"Bir Kare İçin 43 Ülke Dolaştı"

TAYSAD Başkanı ve Farplas CEO’su Ömer Burhanoğlu, 30 yıldır fotoğraf çekiyor. Makinesi olmadan hiçbir yere gitmiyor. Bugüne kadar 40’ın üzerinde ülkeyi ziyaret eden ve profesyonel çekimler gerçekle...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Bir Kare İçin 43 Ülke Dolaştı

TAYSAD Başkanı ve Farplas CEO’su Ömer Burhanoğlu, 30 yıldır fotoğraf çekiyor. Makinesi olmadan hiçbir yere gitmiyor. Bugüne kadar 40’ın üzerinde ülkeyi ziyaret eden ve profesyonel çekimler gerçekleştiren Burhanoğlu, son 10 yılda gerçekleştirdiği çalışmaları “Ayrı Aynı” adlı bir kitapta topladı. Önümüzdeki günlerde yeni kitaplar çıkarmayı planlayan Burhanoğlu, her anını çekim yaparak değerlendirmeye devam ediyor. “Ben fotoğraf çekerken hiçbir şey düşünmem, acıkmam, susamam… O anda beynimi boşaltıyorum ve işe döndüğümde motivasyonum yüksek oluyor” diyor.

 

Fotoğraf doğduğundan itibaren hayatının içindeydi. Önce fotoğraf tutkunu babası için poz verdi… Ardından ondan öğrendikleriyle fotoğrafçılığa başladı. Banka müdürü olan babası Ali Rıza Bey’in sevdası ona da bulaştı. Üniversite eğitimi sonrasında gittiği İsviçre’nin olanakları ve muhteşem manzarası hobisinde ciddi bir yol almasını sağladı. Türkiye’ye döndüğünde ise fotoğraftan hiç vazgeçmedi. 30 yıl boyunca gördüğü her şeyde farklılığı yakalamak arzusuyla objektiften baktı. Ve yine fotoğrafçılık sayesinde dünyada farklı olduğu düşünülen pek çok şeyin aslında aynı olduğunu keşfetti.

Sözünü ettiğimiz kişi Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı ve Farplas CEO’su Ömer Burhanoğlu. Fotoğrafçılığı sadece boş zamanlarını değerlendirdiği bir hobi olarak görmeyen Burhanoğlu, iş hayatı da dahil olmak üzere hayatı bir fotoğraf sanatçısının gözüyle algılıyor. Her şeye herkesten daha farklı bakmaya çalışırken, olaylara tıpkı geniş bir objektiften bakar gibi kapsamlı yaklaşıyor, objektifliği de elden bırakmamaya özen gösteriyor.

Bugüne kadar çok sayıda ülkeyi valizinde makinesiyle gezen Burhanoğlu, 43 ülkeden karenin yer aldığı çekimlerini kapsayan “Ayrı Aynı” adlı bir fotoğraf kitabı da yayınladı.

Fotoğraf çekerken acıkmadığını ve susamadığını belirten Burhanoğlu, adeta beynini boşalttığını söylüyor. İşe daha yüksek motivasyonla döndüğünü ifade ediyor. Fotoğrafın yaşamına diğer katkılarını da şöyle ifade ediyor: “Görsel hafızanın katkısı oluyor. Bizim gibi imalat sektöründe olan şirketlerde, gördüğünüz bir uygulamayı kafanızda canlandırabilmek onu kağıda dökebilmek çok önemli. Kapıdan içeri girdiğinizde gördüğünüz fotoğrafta sizin neyin rahatsız ettiğini fark ettiğiniz gibi fabrika içinde de rahatsız eden unsurları görebiliyorsunuz.”

TAYSAD Başkanı ve Farplas CEO’su Ömer Burhanoğlu, fotoğrafın hayatına nasıl girdiğini ve hayatında nasıl bir yer edindiğini Capital’e anlattı.

“Doğduğum Evde Karanlık Oda Vardı”
Hobilerim arasında fotoğrafçılığın çok özel bir yeri var. Web sayfam ve kitabım var.

Ben doğduğumda evde karanlık oda vardı. Yani fotoğrafçılık bana babamdan kalma bir hobi. Babam ilk fotoğraf kulübü kurucularından. Önce poz vererek, sonra babamızı seyrederek, ondan bir şeyler öğrenerek çekmeye başladık. O zamanlar, rulo filmler vardı. Kullanılmış film kutularını toplar, içini kesip film yapardım. Çocukken ağırlıklı siyah-beyaz çekiyordum. Siyah-beyaz çekmenin kendine özel bir durumu var. Işığı çok iyi hesap etmeniz ve tonlamaları çok iyi ayarlamanız lazım. Ortaokul yıllarımda okul arkadaşlarımın fotoğraflarını çekmeye başladım. Lisede fotoğraf için sokağa çıktım. Babamın eski makinelerini kullanırdım. Üniversiteyi kazandığım için babam bana bir Canon AE-1 hediye etti. Bu makineyle birlikte profesyonelleştim. Daha bilinçli çekimler gerçekleştirdim. Yurtdışına fotoğraf çekmek için gitmeye bu yıllarda başlamıştım.

Daha sonra İsviçre’de staj yapmaya gittim. Staj yaparken fotoğraf laboratuarında çalışma fırsatı edindim. Özellikle bu hobiyi geliştirme adına çok şanslı olduğum zamanlardı. Sonsuz film ve kart imkanı vardı. Ülke manzara fotoğrafları çekme açısından çok elverişliydi. Orada kendimi geliştirme imkanı buldum.

hed“Önemli Olan Farklı Bakabilmek”
Bence fotoğraf çekme konusunda bir kişide var olması gereken en önemli özellik göz.

İyi fotoğrafçı, neyin fotoğraf olabileceğine karar verebilir. Ben hep şunu derim: Arkadaşlarla birlikte seyahate gideriz. Dönerken ben onlara çektiğim fotoğraflardan bir slayt gösterisi yaparım. Eğer insanlar ‘Burası neresi’ diye soruyorlarsa ben iyi bir iş çıkarmışım demektir. Çünkü onların göremediğini görmüşümdür.

Aslında sanat da budur. Senin farklı bir şeyleri görmen lazım ki etkili olsun. O açıdan diğerlerinden farklı olabilmek ve neyin fotoğraf olabileceğini neyin diğer insanların hoşuna gidebileceğini hissedebilmek en önemli özellik. Ayrıca, fotoğrafta bir mesaj da verebilirsiniz. Bir kompozisyonda anlam varsa ve orada bir yaşam anlatabiliyorsa o çok değerli bir fotoğraf olur.

Ayrıca iş hayatında da olaylara farklı bakabilmek kişiyi farklı hale getiriyor. Rakiplerden ayırıyor. Fotoğraf çekerken kullanılan kareleme mantığını ben iş hayatında da kullanıyorum. Eğer beğendirmeye yönelik bir iş yapıyorsanız artı biz özellik de katıyor.. Sektörde kalıcılığı sağlayan, diğer insanların saygısını kazandırtan en önemli özellik objektif olmak. Sadece fotoğraf makinesinin merceğinden fotoğraf çekerken değil iş yaparken de objektif olmaya önem veririm.

Aslında Herşey Aynı
30 yıldır fotoğraf çekiyorum ama son 10 yılda çektiklerimi paylaşmam konusunda arkadaşlarım ve çalıştığım stüdyom baskı yaptı. Ben de kendimle yüzleşme zamanının geldiğini düşündüm, kitap çıkarmaya karar verdim. Evin salonuna fotoğrafları yaydım ve seçim yapmaya başladım. Hangi fotoğraf hangi fotoğraf ile yan yana gelir diye bakınmaya başladım. Benzer fotoğrafları yan yana getirmeye çalışırken bir de baktım ki bu fotoğraflar aslında aynı. Yani ayrı zamanlarda ayrı mekanlarda çekilmiş ama aslında aynı ifadeler var. Bunu fark eder etmez kafamda bir şimşek çaktı. Kendi konseptimi yaratmış oldum. Kitabımın adı ‘Ayrı Aynı’ oldu. Yani herkes bir farklılık peşinde ama aslında aynıyız. Sevgili Sunay Akın kitabın sunuşunu yaptı. Orada çok güzel bir hikaye anlattı: Bilim adamları uzay roketiyle yukarıya çıkarken herkes kendi yaşadığı yeri gösteriyor. Biraz daha havalanıyor herkes bu sefer kendi yaşadığı şehri ardından ülkeyi, kıtayı gösteriyor. En son dünya uzakta kalıyor ve herkes birlikte ‘A bizim dünya’ diyor. Yani bunu görebilmek için illa uzaya çıkmaya gerek yok. Yeryüzünde de bu gözükebilir. Hatta insanlar ve hayvanlar arasında da benzerlikler var. Örneğin gökyüzündeki uçurtmalarla, deniz altındaki canlıların benzerliğini koydum, İstanbul ve Venedik çok ayrı şehirler ama öyle bir siluet yakaladım ki, aslında bakıldığında aynı. Bir fotoğrafımda Trabzon Maçka’daki kız çocukları ile Fas’taki kızları yan yana koydum, çünkü çok benziyorlar. Örneğin balıkçılar, bir balıkçı Sarıyer’de biri Norveç’te ama şapkalarına kadar aynı giyinmişler.

“Fotoğraf Çekerken Beynimi Boşaltıyorum”

Acıkmadan, Susamadan Çekerim
Ben fotoğraf çekerken hiçbir şey düşünmem, acıkmam, susamam… Dolayısıyla o an beynimi boşaltıyorum ve işe döndüğümde motivasyonum yüksek oluyor.

Görsel Hafızayı Geliştiriyor
Görsel hafızaya da katkısı oluyor. Bizim gibi imalat sektöründe olan şirketlerde, gördüğünüz bir uygulamayı kafanızda canlandırabilmek onu kağıda dökebilmek çok önemli.

İşime de Katkısı Var
Kimi zaman kapıdan içeri girdiğinizde gördüğünüz fotoğrafta sizin neyin rahatsız ettiğini gördüğünüz gibi fabrika içinde de rahatsız eden unsurları görebiliyorsunuz.

Kitabın Geliri Hastaneye Bağış
Yaptıklarımın başkaları tarafından beğenilmesi de çok önemli. Ben bu kitabı satmadım ama isteyen arkadaşlara hediye ettim. Onlar da yaptırdığım hastaneyi diledikleri miktarda bağışta bulundu. Yani en azından kitabın maliyetinden fazla bağış geldi.

Yeni Bir Kitap Çalışması Var
Bundan sonrası için planım yeni bir kitap çalışması yapmak. Büyük ihtimalle gölgelerle ilgili bir kitap olacak. Daha sonra da yaşamın her kesitinin olduğu bir konsepti kitaba taşımayı düşünüyorum. Bir de içimde kalan sinema filmi çekme tutkusu var. 

43 Ülkede Fotoğraf Çekti

Makinem Hep Yanımda
Ben çantamda devamlı fotoğraf makinesini taşırım. Makinemi yanımdan ayırmam. Yurtdışına seyahate gittiğimde makinem mutlaka yanımda olur. Gördüğüm her iyi şeyi çekmeye çalışırım.

Dijitale Alışamadım
Dijital olduktan sonra her şey daha da kolaylaştı. Eskiden ayak ve flaş taşımak gerekirdi. Yaşım itibari ile mi yoksa uzun yıllar onunla çektiğim için mi bilmiyorum ama hala dijitalde derinliği çekemiyorum. Ya da bana öyle geliyor. Belki de dijitale haksızlık ediyorum…

En Çok Etkileyen Yerler
Fotoğraf çekebilmek için de çok seyahat ediyorum. Örneğin hazırladığım kitapta 42-43 ülkede çekilmiş fotoğraflar var. Beni en çok etkileyen yerler, Grönland, Güney Afrika, Küba, Hindistan ve Mısır oldu. Bu ülkelerden gerçekten çok iş çıkardım.

Su Altında da Çekiyorum
Bugün yine fotoğraf için her anı değerlendirmeye çalışıyorum. Yazın herkes denize girer, güneşlenir ben öyle şeylerden sıkılırım. Dalarım ve yaptığım işleri fotoğrafla birleştirmek isterim. Son 7-8 yıldır su altı fotoğrafları çekiyorum.

Hobiler İçin Zaman Yönetimi Stratejisi

Zaman Fakirlerine Taktik
Zamanım yok diyen insanlara bir taktik olarak şunu söyleyebilirim: az da olsa ‘Şunu yapıyorum’ deyin ve bunu da muhakkak kayıtlı hale getirin. O zaman size bir itici güç olarak geri döner. Kendi kendinize bir strateji haritası belirlemiş olursunuz.

Zincirleme Program Yöntemi
Ben yaptığım işleri zincir haline sokarım. Bir iş bittiği zaman öbürü başlayacaktır. Benim için bir sonraki randevunun saati çok önemli. Randevunun kaçta olacağından çok kaçta biteceği önemli.

Tempo Enerjimi Artırıyor
İşleri zincirleme yaptıkça o enerji geliyor. Bazen Çerkezköy’deki fabrikaya gidiyorum, sonra Gebze’ya geliyorum. Dönerken spor yapıp, akşam da şehir içinde bir yemek organizasyonuna gittiğim oluyor.

Herşey İçin Zaman Var
Her şeyi yapabilecek zaman olduğuna inanıyorum. Ben hafta sonları hafta içinden daha erken kalkıyorum. Çünkü hafta sonu ailemle vakit geçirmek istediğim için sabah erken spor yapıp onlar uyanmadan geri dönüyorum. İş yerinde ise delegasyon çok önemli.

Lüzumsuz Şeyleri Eleyin
İşe odaklanmak çok önemli. Bizde imalatta Japonların uyguladığı bir sistem var. Onlar lüzumsuz şeyleri elimine eder. Lüzumsuz hiçbir adım atılmaması lazım. Bunu günlük yaşama adapte edebilirsiniz. İşteyken sadece iş, spor yaparken sadece spor yaparsanız çok daha verimli olursunuz ve zamanınız olur.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr

Fotoğraf: Hüseyin Öngen


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz