“Çabuk Pes Etmeyin, Mücadeleci Olun”

Akın Öngör, Garanti Bankası’nın eski genel müdürü. Sıfırdan zirveye çıkmış çok yönlü bir yönetici. En önemlisi de girişimci, çevreci ve idealist. 8 yıl önce profesyonel hayatı bıraksa da ‘emekli ol...

1.10.2008 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Akın Öngör, Garanti Bankası’nın eski genel müdürü. Sıfırdan zirveye çıkmış çok yönlü bir yönetici. En önemlisi de girişimci, çevreci ve idealist. 8 yıl önce profesyonel hayatı bıraksa da ‘emekli oldum’ deyip, boş vermiyor. Yelkenlisiyle dünyayı dolaşıyor. Deneyimlerini gençlere aktarıyor. Ona göre başarının yolu patronu yönetmekten geçiyor. Starlardan oluşan bir ekip kurmak, adil olmak, iyi iletişim becerisi ve pes etmemek kritik başarı faktörleri.

Akın Öngör, 9 yıl Garanti Bankası’nın genel müdürlüğünü yaptı. Bankasını dünyanın en iyileri arasına soktu. 8 yıl önce de kariyerinin zirvesindeyken profesyonel hayatı bırakıp kendini çevre ve geleceğin yöneticilerini yetiştirmeye adadı. Kendi şarap markası Selendi’yi yarattı. Yelkenlisiyle dünyayı dolaştı. En önemlisi de liderlik özellikleri ve mücadeleciliğiyle kendisinden sonra gelenlere örnek oldu.

Öngör’e göre genç yöneticilerin en büyük yanlışı çabuk pes etmeleri.  Sıfırdan zirveye çıkarken mücadele etmeyi bırakmadığını söylüyor ve ekliyor: “En başından beri yönetici ve patronlarımın kaprisleri karşısında pes etmedim. Üstlerimi yönetmeyi bildim.” Genç yöneticilere en önemli tavsiyesi ise: “Kendi işlerinin önderi olmak, üstlerini yönetmeyi bilmek ve starlardan oluşan bir ekip kurmak.”

Emeklilik günlerinde boş durmayan, kitap yazan, Doğal Hayatı Koruma Başkanlığı yapan, Manisa’da Selendi şaraplarını üreten Öngör ile iş dünyasında başarıya giden yolu konuştuk:

-Sizi kariyerinizin başında zorlayan konuları nasıl aştınız? Genç yöneticilere ne önerirsiniz?
Yöneticilikteki en zor dönemler iş hayatının başında yaşanıyor. En büyük zorluklar ise her zaman beraber çalıştığı üstlerinden geliyor. Bu insanların yanlış, kaprisli davranışlarını mümkün mertebe yönetmek gerekli.

Genç bir yöneticiyken benim de üzerimde birçok kademe vardı. Üstümdeki yöneticilerin vizyonları, yönetim anlayışları benimkiyle örtüşmüyordu. Kavga etmeden onları yönetmeyi bilerek bu dönemi aştım.

Şimdiki gençlerde ben en çok zorluklar karşısında pes etmelerini eleştiriyorum. Gençler, ilk birkaç zorlukta hemen başka alternatiflere kaçmayı tercih ediyorlar. Biraz direnmek, sabretmek gerekiyor. Kaçmak, iş değiştirmek için başka sebeplerin de olması lazım. Yükselmeyi hak ettiğiniz taktirde terfi alamıyorsanız, dayanılmaz şekilde kötü bir yönetim veya ayrımcılık varsa başka iş aramak gerekli. Yoksa, karşılaşılan zorluklarda hemen kaçmak doğru değil.

Benim burada genç yöneticilere vereceğim ilk öğüt teyakkuzda durup karşılaşılacak zorluklarla mücadele etmek. Yelkenleri hemen suya koymamaktır.

Bu süreci nasıl aşmak lazım? Üstteki yönetici veya patronu nasıl yönetmek gerekiyor?
Mücadele etmek, yöneticiyle kavga etmek demek değildir. Tersine onu yönetmektir. Onu ikna etmeye çalışarak o karar alıyormuş gibi kendi görüş ve kararlarınızı uygulatmaya çalışmaktır. Zor olan da budur. ‘Ben yaptım’ demeyeceksiniz. Başarınızı ona mal etmeyi bilecek ve yöneticinizi de yöneteceksiniz.

hed

Siz böyle bir durumu nasıl yönettiniz?
Pamukbank’ta inşaat sektörüne yönelik birim müdürü olarak işe başlamıştım. O zaman bankanın genel müdürü Hüsnü Özyeğin idi. Vural Akışık genel müdür yardımcısı, ben de birim müdürüydüm.

Pamukbank’ın Galatasaray’daki binasında yer yoktu. Bana İstiklal Caddesi üzerindeki bir pasajın içinde dükkan kiralayarak müdür ofisi yaptılar. Ofisimin karşısında gelinlikçiler, sutyen satan dükkanlar vardı. İdari işlerinden sorumlu müdürü odama telefon bile bağlamadı. Benim gibi dışarıdan gelen birisinin orada görev yapmasını istemiyordu. Üstümdeki genel müdür yardımcısı durumu bilmesine rağmen önlem almamıştı.

Çalışılacak bir durum değildi. Ancak, hemen pes etmedim. İlk başta böyle çalışmayı kabul ettim. Birkaç hafta içerisinde bankada kendimi kabul ettirdim. İdari işlerden sorumlu Lemi Bey baktı ki, kimseye zarar vermek gibi bir niyetim yok. Bana olan tavrını değiştirdi. Birkaç ay sonra onu da ikna ederek odama telefon bağlatmayı başardım. İki buçuk sene sonra da Pamukbank’ta genel müdür yardımcısı oldum. İşin sırrı pes etmemek ve sürekli mücadelede…

Başarıya ulaşmak için genç profesyoneller iş hayatında nelere dikkat etmeli?
İki tür yönetim anlayışı var. Biri baskı, diğeri ise teşvik ve saygı üzerinedir. Birincisini, yani korku ve baskıyla yönetmeyi tercih edenler her zaman kaybetmeye mahkumdur. Yanınızda çalışanlara baskı uygularsanız, o kişiler sizin dediğinizi yapar başka hiçbir şey yapmaz. Altınızda çalışan insanların akıllarına güvendiğinizi göstermeniz, onları geliştirmeniz, teşvik etmeniz gerekiyor.

Genç yöneticilere, mutlaka altlarında çalışan ekiplerini teşvik ederek, saygı göstererek ve yetki delegasyonu yaparak yönetmelerini öneririm.

Üçüncü öğüdüm ise genç yöneticilerin mutlaka adil olmayı öğrenmeleri gerekiyor. Başarılı bir yönetici olmak istiyorlarsa, kayırma yapmayacak, dengeli olacak, haksızlık yapmayacaklar. Adalet duygusunu geliştirmeleri şart.

Bir diğer önerim, mutlaka iletişim becerilerini öğrenmeleri gerektiği.

Genç yöneticiler hangi sektör ya da hangi şirket benim için doğru sorusuna nasıl cevap vermeli? Kariyerinizin başında olsaydınız hangi sektörü veya şirketi seçerdiniz?
Kurumsallaşmanın ileride olduğu kuruluşlar genç yöneticilerin çalışması için çok ideal. Kurumsallaşmanın şu anda en ileri olduğu yerler de bankalar. Ancak, ben illa bankacı olsunlar demiyorum.

1967 mezunuyum. O dönem Türkiye’de özel sektör gelişmemişti. Böyle bir ortamda yabancı sermayeli bir kuruluşun Türkiye’ye yatırımını çok önemsedim ve onun peşinde İngiltere’ye iş bulmaya gittim. Ancak, bugün Türkiye öyle değil. Dolayısıyla, artık yabancı sermayeli bir kuruluşa girmek gibi bir şart yok.

Örneğin, 1970’te General Electric’te çalışırken çok başarılı olmama rağmen ayrımcılık yapıldığını saptadığım için bir hafta içinde istifamı verdim. Yabancı sermayeli şirketler öyle güllük gülistanlık değil. Bugün iş hayatına giriyor olsam yükselen sektörlere bakarım. Bunlar arasında ilk aklıma gelenler temizlik malzemeleri, gıda, enerji ve finans gibi gelecek vaat eden sektörler.

İş hayatınızda en cesur olduğunuzu hissettiğiniz an neydi? Bir yönetici hangi konularda cesur davranabilmeli?
Birincisi, kariyerimin başında profesyonel iş hayatımı durdurmamdı. Bir arkadaşımla beraber inşaat makineleri pazarlaması yapmak için dış ticaret şirketi kurduk. Ancak, 1970’lerde Ecevit’in döviz krizine yakalandık ve çok fazla zarar etmeden işimizi tasfiye etmek zorunda kaldık.

İkinci cesur kararım ise en çok para kazandığım, en büyük güce sahip olduğum ve en ünlü olduğum noktada emeklilik kararımı almış olmamdı.

Günümüz iş dünyasında hangi kişilik özellikleri ve hangi değerlerle ilerlemek mümkün?
Yöneticilerde mutlaka liderlik özelliklerinin olması lazım. İnisiyatif almak, çekinmeden, cesur kararlar almak gerekiyor. En önemlisi de kendi işinin önderi olmak lazım.

Başkalarının talimatını beklemeden en iyisini yapmak gerekiyor. İnsan kendini aşmayı çalışırken öğreniyor. Zaten, bu tarz yöneticiler yükselmeye başlıyor. Yoksa sadece ödevini yapanlar bir yere yükselmiyor. Kendisini aşmaya çalışan, devamlı kendisini geliştiren, sınırlarını zorlayanlar kariyer basamaklarını daha hızlı tırmanıyor.

‘Üniversiteden mezun oldum, şöyle de müthiş bir adamım’ diye bir kenarda yatıyorsa felaket bir durum. Sadece meslek hayatınızın başında değil, en üste çıktığınızda da öğrenecek çok şey var. Sürekli kendinizi geliştirmek zorundasınız.

İmkansız olduğunu düşündüğünüz bir işi başardınız mı?
Garanti Bankası, The Banker dergisi tarafından “Dünyanın En İyi Bankası” seçildi. En iyi banka seçilmek, benim için ulaşılması mümkün olmayacak bir düşünceydi. Hak etmiştik ancak bunun birileri tarafından görülüyor olması çok önemliydi.

Düşünebiliyorsunuz dünyadaki on binlerce banka arasından, orta büyüklükteki bankalar arasında dünyanın en iyi bankası seçildik. Türkiye ortamında bankacılık yaptığımız için bu çok zor, hatta imkansız olabilecek bir hedefti.

Yöneticilerini Nasıl Seçmişti?

Yönetici seçmenin önemine dikkat çekiyorsunuz. Yöneticilerinizi nasıl seçtiniz?
İnsan seçimi ve yönetimi çok önemli. Kilit noktalara alınan herkesle yüz yüze görüştüm. Bir kere o insanın davranışları terbiye ve etik değerlerini anlamaya çalıştım. Gelen kişinin kendini aşmak, dağlar devirmek gibi iddiasının olup olmadığına baktım.

Ekibimi hep Türkiye’nin en iyileri arasından seçtim. Pazarlamada en iyi siz misiniz? Ben sizi arayıp buluyordum. Garanti’den ayrılalı 8 sene geçti. Hala benim bıraktığım ekip iş başında. Ekibimde, mutlaka kadın erkek dağılımının olmasına dikkat ettim. Kadınlarla erkeklerinin beyinlerinin çalışması farklı. Kadın erkek karışımının olduğu ekiplerden çıkan değerlendirmeler çok daha değerli oluyor.

En Önemlisi İç Motivasyon

Liderlik nitelikleri arasında sizce en önemlisi hangileri?
Yöneticinin içinde motivasyon olması lazım. Yılmadan motive olması gerekli. Bütün zorluk ve krizlere rağmen kendisini motive etmeyi bilen bir insansa mutlaka başarılı olacaktır. Yerinde duramayan içten gelen bir motivasyon şart. Ondan sonra yanında çalışan insanları motive edebilir. Çok iyi bir ekip kurabilir. Kendisini geliştirir, birinci sınıf insanlarla çalışmaktan yüksünmez. Üstü de yönetir, altı da yönetir. Yönetemiyorsa bunun yönetim tekniklerini öğrenir, eğitimlerden geçer. Teknolojiyi bilmiyorsa öğrenir. Dünyadaki en iyi tecrübeleri görür. Ancak her şeyin temeli içten gelen bir motivasyondur. Ayrıca, yöneticilerin doğanın korunmasına destek olmaları lazım. Bu konuda şikayetim var. Artık, yapılan kar veya bilanço tek başına bir şey ifade etmiyor. Bunun kalitesinin sürdürülebilir olması için yapılan katkılar çok önemli. Bunun da ilk şartı doğal hayata yapılan katkılardan geçiyor.

Ayçe Tarcan Aksakal
aaksakal@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz