CEO'nun girişim stratejisi

Türk Telekom CEO’su Paul Doany ile girişimciliği, şirketin girişimcilik vizyonunu ve bu kapsamdaki gündemi ve hedeflerini konuştuk...

25 TEMMUZ, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
CEO'nun girişim stratejisi

Nilüfer Gö-zütok Ünal

[email protected]

Endüstri 4.0 olarak tanımlanan dijital çağda, artık ülke ekonomilerinin ve kalkınma stratejilerinin dinamikleri değişiyor. İçinde bulunduğumuz bu dönem, yeni iş alanları ve yenilikçi iş yapış şekilleriyle, tüm dünyada örneklerini gördüğümüz yeni şirketlerin, girişimlerin doğmasına imkan veriyor.” Bu sözler Türk Telekom CEO’su Paul Doany’ye ait. Dijital dönüşümün tüm sektörleri etkisi altına aldığı bu dönemde, günlük hayatın zorluklarını gözlemlemenin ve bunlara inovasyonla yeni çözümler sunmanın şirketlerin öncelikler listesinde en başlarda yer alması gerektiğini savunan Doany, Türk Telekom olarak inovasyonu işlerinin merkezine koyduklarını söylüyor. “Girişimcilik ruhunu çok önemsiyoruz” diyor. Türk Telekom, bu kapsamda hem kendi içinde kurum içi girişimciliği destekliyor hem yeni alanlarda kendisini büyütebilecek girişimleri bünyesine katıyor. Son 10 yılda Argela, İnnova ve Sebit şirketlerini satın alan şirket; girişim hızlandırma programı PİLOT’la da teknoloji girişimlerini destekliyor. Paul Doany, önümüzdeki dönemde de girişimcilik vizyonları doğrultusunda ve yatırım yapmaya devam edeceklerini açıklıyor. “Bu yatırımlarımız, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yanı sıra sağlık ve güvenlik sektörlerine yoğunlaşmış olmakla beraber diğer tüm sektörlerde çalışmalarımız sürüyor” diye konuşuyor. Türk Telekom CEO’su Paul Doany ile girişimciliği, şirketin girişimcilik vizyonunu ve bu kapsamdaki gündemi ve hedeflerini konuştuk. 

* Türkiye’deki girişimcilik ruhunu ve performansını nasıl buluyorsunuz?

 Türkiye fikir ve yenilik üretmek için çok önemli bir güce ve potansiyele sahip. Türkiye’nin etkin kararlar alabilen, hızlı düşünebilen, teknolojiyi ve yenilikleri yakından takip eden nüfusu, hükümetimizin girişimcilik ekosisteminin gelişmesi adına attığı adımlar ve sağladığı vergi teşvikleri de bu potansiyele eklendiğinde; Türkiye’nin, cazip bir girişimcilik merkezi olma yolunda hızla ilerlediğini söyleyebiliriz. 

* Sizce start up ekosistemini, girişimcilik ruhunu geliştirmek için neler yapılması gerekiyor? 

 Hızla değişen dünyada girişimler, iş sahalarının içinde önemli bir yer tutuyor. Ekonomiye katkısı nedeniyle hükümetlerin de desteklediği girişimler, yeni çağın parlayan yıldızları konumunda. Bu yeni dünyada hayatın her alanında hızlı düşünebilen, etkili karar alabilen girişimciler rekabete diğerlerinden bir adım önde başlıyor. Dijital dönüşümün önemli bir boyuta ulaştığı ve tüm sektörleri etkisi altına aldığı bu dönemde, günlük hayatın zorluklarını gözlemlemek ve bunlara inovasyonla yeni çözümler sunmak, şirketlerin öncelikler listesinde en başlarda yer almalı. 

* Kurumların melek yatırımcılar ve girişimcilerle yapacakları iş birliklerinin ekonomilere katkısı nasıl oluyor? Türkiye’nin bundan yeterince yararlandığını düşünüyor musunuz? 

 Kurumların ‘Kurumsal Girişim Sermayesi’ mantığı çerçevesinde girişimcilerle yapacakları iş birliklerinin hem kendilerine hem girişimlere pozitif değerler sunduğuna inanıyorum. Yapılan iş birlikleri kurumlara, müşterilerinin her geçen gün daha da farklılaşan ihtiyaçlarına en yenilikçi ürün ve hizmetlerle cevap verebilme gücü sunarken, girişimlere de iş fikirlerini kurumsal bir gücü arkalarına alarak hayata geçirebilme imkanı sağlıyor. Kurumsal yatırımcıların, girişim sermayesi fonlarına kıyasla daha hızlı ve daha esnek olduğunu düşündüğümüzde ülke ekonomisine katkı sağlamada da etkin olduklarını söyleyebilirim. Melek yatırım ağları ve kurumsal yatırımcılar; girişimlerin yenilikçi fikirlerini hayata geçirilebilmeleri için ihtiyaç duydukları sermaye ve bilgi birikimine, sermaye sahiplerinin de yatırım yapmak için cazip iş fikirlerine ulaşmaları açısından ülke ekonomisinde çok önemli bir yere sahip. Türkiye’nin de sahip olduğu genç ve dinamik nüfusuyla taşıdığı potansiyel ve sahip olduğu kaynaklar göz önünde bulundurulduğunda bu ekosistemden her geçen gün daha da faydalanmaya başladığını söyleyebiliriz. 

* Siz girişimcilik ve kurum içi girişimcilik konusunda neler yapıyorsunuz? 

 Türk Telekom olarak çalışanlarımızın fikirlerini önemsiyor, bunları iş süreçlerimize entegre ediyoruz. Çalışanlarının çoğunluğu Y kuşağı olan bir şirket olarak, onların; eğitimle iç içe, kişisel gelişimi destekleyen, şirket içerisinde söz sahibi olabilecekleri, inisiyatif kullanarak sorumluluk alabildikleri bir yapı içerisinde çalışmalarını önemsiyoruz. Onlar da çalışırken risk almak, fikir ve görüşleriyle şirkete değer katmak ve fark yaratmak istiyor. Bu nedenle farklı uygulamalar ve projeler hayata geçiriyoruz. Bunlardan biri de kurum içi girişimcilik programımız; Mucit. Mucit kapsamında belirlenen temalar doğrultusunda çalışanlarımızdan aldığımız yenilikçi fikirleri, objektif kriterlerle değerlendiriyor, seçilen projeleri ödüllendiriyoruz. 

*Türk Telekom olarak yeni alanlarda büyümek için bazı teknoloji şirketlerini de satın alıyorsunuz… Bu kapsamda bugüne dek kaç şirketi bünyenize kattınız? 

 Kurum içi Ar-Ge faaliyetlerimizin yanında yeni alanlarla büyümek amacıyla 2007’de Argela, İnnova ve Sebit şirketlerini bünyemize kattık. Yaklaşık 10 yıldır yenilikçiliğinden yararlandığımız bu şirketler, ilk günden beri grubumuza ve hatta Türkiye’ye son derece kritik değerler yarattı. 

* Bu değerden bahseder misiniz?

 Örneğin, Argela, 5G teknolojilerini geliştirme ve bu teknolojileri iletişim altyapılarına uygulamak için dünya çapında bir araştırma, geliştirme ve inovasyon merkezi olma hedefiyle durmaksızın çalışıyor. Türk Telekom şirketlerine çözümler sunarken, geliştirdiği ürünleri yurt dışındaki operatörlere de pazarlayarak, Türkiye’nin teknolojiyi üreten ve hatta ihraç eden bir ülke olmasına da katkıda bulunuyor. Argela ile MİLAT ve ULAK gibi stratejik kamu projelerinde de kritik roller üstleniyoruz. Bunun yanında Argela tarafından geliştirilen ProgRAN projesi ile dünya genelinde kullanılacak 5G uyumlu baz istasyonlarını tasarlıyor; 5G’nin üzerinde yükselecek standartları ABD’deki ofisimizde kodluyoruz. Argela’nın ABD ofisi sayesinde, ayrıca, ON Labs gibi açık-kaynak projeleri geliştiriyor ve Ar-Ge ürünlerini AT&T ve Verizon laboratuvarlarına veriyoruz. Şubat ayında Ankara ODTÜ Teknokent’te Türkiye’nin ilk “5G Mükemmeliyet Merkezi”ni açarak bir ilke daha imza attık ve böylece milli iletişim teknolojilerinin kalbi olacak projelerin geliştirilmesine öncü oluyoruz. Geliştirilen milli projeler için gerçek ve canlı sistemler üzerinde test ve demo imkanı sunan Türkiye’deki tek platform olan 5G Mükemmeliyet Merkezi, milli 5G teknolojilerini geliştirmenin yanı sıra, siber güvenliğin ve iletişim altyapılarının millileştirilmesi için de hizmet verecek. Türkiye dışında Argela, 23 ülkedeki telekom operatörleri ve düzenleyici denetleyici kurumlara çözüm geliştiriyor ve ürünlerini Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan Orta Doğu’ya; Afrika’dan Güney Amerika’ya ulaştırıyor.

* İnnova ve Sebit’le neler yapıyorsunuz?

 Bilişim çözümleri alanında faaliyet gösteren İnnova da bugüne kadar ürettiği çözümleri, Türkiye sınırlarının ötesine taşıyarak ihracat yaptığı ülke sayısını 4 kıtada 37 ülkeye çıkardı. İnnova tarafından geliştirilen tahsilat, ödeme ve sadakat çözümleri platformu “PayFlex İnnova” yurt içinde ve yurt dışında Saudi Telekom, Saleco, QNB ve Bankmed gibi pek çok telekomünikasyon ve finans kuruluşu tarafından tercih ediliyor. “Kiosk İnnova” ise yazılım, donanım üretimi ve içerik yönetimi dışında servis süreçlerini de uçtan uca sunuyor. Türkiye’nin en büyük eğitim teknolojileri şirketi olan Sebit, 1998’den bu yana kullanımda olan Akademedia ve Vitamin markalarıyla eğitimde dönüşüme yön veriyor. Sebit’in Vitamin içerikleri hükümet tarafından başlatılan eğitimde Fatih Projesi kapsamında 2008’den bu yana MEB’e bağlı okullarda ücretsiz olarak sunuluyor. Günümüzde Sebit ürünleri ABD, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri ve Latin Amerika gibi geniş bir coğrafyaya ulaşıyor. Dünyanın en iyi eğitim teknolojileri şirketlerinden biri olarak gösterilen Sebit ayrıca, Türkiye’nin ilk ve tek kişiselleştirilmiş üniversiteye hazırlık platformu Raunt’u da geliştirerek eğitim alanındaki bilgi ve deneyimini önemli bir noktaya taşıyor. Görüldüğü üzere, Türk Telekom olarak bünyemize kattığımız teknoloji şirketleriyle birlikte; Türkiye’nin dijital dönüşümünü gerçekleştirme ve Türkiye’yi dünyanın teknoloji devleri arasına yerleştirme vizyonuyla çalışıyoruz. 

* Bundan sonra ne tür şirketleri ve girişimleri desteklemek istiyorsunuz? Ne tür girişimler ilginizi çekiyor? 

 Müşteri bağlılığının en kritik olduğu sektörlerden biri olması nedeniyle telekomünikasyon sektörünün, müşterilerin sürekli değişen ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verebilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle girişimcilerin kelebek etkisi yaratacak küçük ama değerli fikirleriyle, yani küçük şirketleri geliştirerek, büyüyeceğine inanıyoruz. Bu bağlamda özellikle teknoloji alanındaki yenilikçi iş fikirlerini, sağladığımız finansal destek ve tecrübemizle destekliyor, hizmet portföyümüze entegre edebileceğimiz girişimlerle iş birliği yapmaya her zaman sıcak bakıyoruz. PİLOT kapsamında bugüne kadar genel olarak nesnelerin interneti, büyük veri analitiği, sanal gerçeklik (VR), mobil uygulamalar, iş çözümleri, eğitim teknolojileri, akıllı şehir uygulamaları alanlarında çalışan girişimleri destekledik. 

* PİLOT’u 2013 yılında hayata geçirdiğinizde ilk hedefiniz neydi? O günden bugüne PİLOT’un yarattığı etkiden bahseder misiniz?

 Türk Telekom olarak, girişimcilik ekosisteminde gelişen yenilikçi iş fikirlerinden kendimize uygun olanlarla iş birliği yaparak küçük fikirleri müşterilerimizin hayatlarına dokunan ürünlere dönüştürmek önemli önceliklerimizden birini oluşturuyor. Bu kapsamda, girişimcilik ekosistemini geliştirmek amacıyla Türk Telekom PİLOT’u hayata geçirdik. Bu programla teknoloji girişimlerini desteklemeyi, girişimcilik ekosistemini güçlendirmeyi ve girişimlerle iş birliği yaparak müşterilerimize yenilikçi ürün ve hizmetler sunmayı amaçlıyoruz. 

* Bundan sonra PİLOT’la ilgili hedefleriniz neler? PİLOT’un ekosistemde nasıl bir rolü olmasını istiyorsunuz? 

 Bugüne kadar PİLOT’un dört dönemi boyunca girişimlere toplamda 1,2 milyon TL nakit desteği sağladık. Programımıza seçilen ekipler İstanbul’da ofis alanı, Türk Telekom’un güçlü teknoloji altyapısı ve mobil iletişim paketi imkanlarından faydalanabiliyor. Ayrıca program süresince ve sonrasında girişimlere çeşitli mecralarda Türk Telekom tarafından tanıtım desteği sağlanıyor. PİLOT’a katılmaya hak kazanan her ekibe 75 bin TL nakit desteği ve Türk Telekom ile iş birliği fırsatı sunuluyor. Destek sağladığımız girişimler, ekonomimiz içerisinde dinamik birer oyuncu olarak yer aldılar. PİLOT mezunu girişim sayısı ise 35’i buldu. Mezun girişimlerin 21’i kendi şirketini kurdu. Bu girişimler, sadece 2016 yılında yaklaşık 6 milyon TL ciro ve 141 kişilik istihdam sağladı. Programımızla ekosisteme desteğimiz uzun bir süredir devam ediyor ve girişimcilik ekosisteminin ekonomiye katkısı için desteklerimiz devam edecek. Bu kapsamda 5’inci dönem başvurularımızı 27 Şubat’ta almaya başladık. Söz konusu destekleri sağladığımız girişimler de bize yaratıcılık, esneklik ve risk alabilme konularında ilham kaynağı olmaya devam edecek. PİLOT ile global ölçekte başarı hikayeleri çıkaracağımıza inanıyoruz. Bize ilham veren; siber güvenlikten yapay zekaya birçok alandaki girişime ve yeni dijital dünyada kilit rol üstleneceğine inandığımız fikirlere destek olmaya önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. 

* Yeni girişimler ve satın alma konusunda nasıl bir strateji ile ilerleyeceksiniz?

 Girişimcilik vizyonumuz doğrultusunda satın alma ve yatırım yapma anlamında iki farklı yapıyla ilgilendiğimizi söyleyebiliriz. Birincisi, Türk Ar-Ge şirketlerine destek vererek bu şirketlerde çalışan Türk mühendislerin yaptığı inovatif, hatta ülkemiz için ilk olacak ürünleri tüm toplumumuzun kullanımına açmak ve yaygınlaştırmak. Bu konunun sadece yatırımcılık açısından değil ülke geleceği açısından da son derece önemli olduğunu ve Türkiye’nin bu alanda ciddi bir potansiyel barındırdığını düşünüyoruz. Diğer ilgilendiğimiz yapı ise iyi bir iş fikrine sahip, profesyonel bir kurum olarak işini geliştiren, çeşitli sebeplerle belirli aşamayı atlayamayan girişimcilerden oluşuyor. Burada, girişimcinin gerçekten o işin ehli ve tercihen eğitimini almış olmasına ve mümkünse bizim yatırımımızdan sonra da işinin yönetiminde kalacak olmasına dikkat ediyoruz. Bu iki yapı içindeki şirketlere yapılacak yatırımlarla, Türk Telekom’un teknoloji desteğinden ve geniş kitlelere ulaşabilme gücünden faydalanma imkanı sunuyoruz. Bu yatırımlarımız, bilgi ve iletişim teknolojileri ile sağlık ve güvenlik sektörlerine yoğunlaşmış olmakla beraber diğer tüm sektörlerde çalışmalarımız sürüyor. 

"CESARET ÖĞRENİLMELİ


“GİRİŞİMCİLİĞE DAVET EDİYORUZ” 
Türk Telekom olarak Türkiye’deki girişimlerin enerjisine inanıyor ve güveniyoruz. Türkiye’nin geleceğinde onların önemli bir yeri olacağını düşünüyoruz. Ülke ekonomisine katkı sağlayacak fikirleri olanları ‘girişimciliğe’ davet ediyoruz. Yenilikçi fikirleri, projeleri hayata geçirmek ve Türkiye’ye kazandırmak için Türk Telekom olarak inovasyonu tüm işlerimizin merkezine koyuyoruz ve girişimcilik ruhunu çok önemsiyoruz.
KNOW-HOW ALIŞVERİŞİ Geçen yılın sonunda Türk Telekom’a döndüğümde, PİLOT’tan çok etkilendim. PİLOT’a katılmaya hak kazanan girişimlerle yaptığım ilk görüşmede, onlara şirket yönetiminden mümkün olduğu kadar çok şey öğrenmeleri gerektiğini; buna karşılık yönetimimize de bu girişimlerin “cesaret”inden öğrenmeleri gereken şeyler olduğunu söyledim.

"MELEK YATIRIMCILIĞIN FAYDASINI NASIL GÖRDÜM?"


“SÜRECE ADANMAK GEREK”
Melek ve girişim sermayesi yatırımı bazı riskler taşıdığı gibi yatırımcının ciddi anlamda zamanını da bu sürece adamasını gerektiriyor. Bu yüzden kendim de melek yatırımcılığa CEO’luk görevimi bıraktıktan sonra başladım. Bu konuyla ilgilenen CEO’ların ya da yöneticilerin zaman yönetimi ve elde ettikleri kazançları/kârları çeşitlendirme yönünden kendilerini geliştirdiklerine inanıyorum.
“GİRİŞİMCİ İŞİN BAŞINDA OLMALI” Ayrıca yatırımcıların açık fikirli olmaları, daha az bildikleri alanlara yatırım yaparak yeni bakış açıları kazanmaları da yöneticiler için bir başka kazanım. Benim şahsen girişimcilik ekosisteminden edindiğim en önemli kazanımlarımdan ve şimdi girişimlere verdiğim tavsiyelerden biri, girişimcinin işinin başında olması gerekliliği. Zamanla girişimciler, girişim fikirlerini olgunlaştırıp bir yatırımcıya devredebiliyorlar. Ama benim tavsiyem, devir olsa bile girişimi en başından kuran kişinin yönetici olarak da bizzat işin başında olması. Bu şekilde daha hızlı bir şekilde başarıya ulaşıldığına şahit oldum.

“ABD’DE 28 PATENT BAŞVURUSU YAPTIK”


5G TEKNOLOJİLERİNDEKİ HEDEF 
Türkiye’nin teknolojiyi sadece alan ve kullanan değil, üreten ve hatta ihraç eden bir ülke konumuna gelmesi için Türk Telekom olarak birçok çalışmaya imza atıyoruz. Bunun en son örneği olarak, 5G Mükemmeliyet Merkezi’nde gerçekleştirilecek milli 5G teknolojileri çalışmalarıyla ortaya çıkacak yeni teknolojilerin ülkemizdeki kullanımının ötesine geçerek yurt dışında da kullanım alanı bulması hedefleniyor. ABD Silikon Vadisi’ndeki Open Networking Lab. ile de yakın ve aktif bir iş birliği içinde çalışacak olan merkezin kuruluş amaçları arasında, Türkiye’nin LTE ile birlikte iletişim teknolojilerinde kat ettiği yolu, 5G vizyonu doğrultusunda daha da ileri götürmek çok önemli bir yere sahip.
STANDARTLARI KODLUYORUZ” Ülke güvenliğinin ana unsurlarından biri olan siber güvenliği milli teknolojilerle sağlamak da 5G Mükemmeliyet Merkezi’nin en önemli görev ve amaçlarından biri. Önümüzde dönemde burada yapılacak Ar-Ge çalışmaları ile 5G teknolojisiyle hayatımıza girecek olan yenilikçi ürün ve servislerin geliştirilmesini hedefliyoruz. Buna ek olarak Argela tarafından geliştirilen ProgRAN projesi ile dünya genelinde kullanılacak 5G uyumlu baz istasyonlarını tasarlıyor; 5G’nin üzerinde yükselecek standartları kodluyoruz. Argela ile ProgRAN teknolojisi için ABD Patent ve Marka Ofisi’ne şimdiye kadar 28 patent başvurusu yaptık. ProgRAN yeni patentler üretmeye devam ederken, bize de teknolojiyi üretip ihraç etme konusunda büyük imkan sağlayacak.


TÜRK TELEKOM'UN GİRİŞİM AJANDASI

1- Telekomun sektörünün küçük şirketleri geliştirerek, büyüyeceğine inanıyoruz.2-  Kurum içi girişimcilik programımız Mucit ile yenilikçi fikirleri ödüllendiriyoruz.3- Argela, 5G’de dünya çapında bir inovasyon merkezi olma hedefiyle ilerliyor.4-  Argela ABD ofisi sayesinde Ar-Ge ürünlerini AT&T ve Verizon’a veriyoruz.
5- ODTÜ Teknokent’te Türkiye’nin ilk “5G Mükemmeliyet Merkezi”ni açtık.
6- 5G merkezi, siber güvenliğin millileştirilmesi için de hizmet verecek.
7- Girişim hızlandırma programımız PİLOT’la 1,2 milyon TL destek sağladık.
8- PİLOT mezunu girişim sayısı 35’i buldu. Bunların 21’i kendi şirketini kurdu.
9- Portföyümüze entegre edebileceğimiz girişimlerle iş birliğine sıcak bakıyoruz.
10- Siber güvenlikten yapay zekaya birçok alandaki girişime destek olacağız.
11- Satın alma ve yatırım yapma anlamında iki farklı yapıyla ilgileniyoruz.


















İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.