"Genç Başkan’ın Hedefi Büyük"

Dünya otomotiv pazarının yeniden şekillendiğini düşünüyor. Otomotivde uzun vadede talebin mutlaka artacağına inanıyor. Bu ortamda da hem Türkiye’nin hem de Koç Grubu’nun elindeki imkanları iyi değe...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Genç Başkan’ın Hedefi Büyük

Dünya otomotiv pazarının yeniden şekillendiğini düşünüyor. Otomotivde uzun vadede talebin mutlaka artacağına inanıyor. Bu ortamda da hem Türkiye’nin hem de Koç Grubu’nun elindeki imkanları iyi değerlendireceğini düşünüyor. Haziran ayında Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı olan Cenk Çimen, dünya otomotiv pazarında büyümenin Asya’dan ve gelişmekte olan ülkelerden geleceğini öngörüyor. Otomotiv grubunun gündeminde yeni işler ve projeler olduğunu ve bunların üzerinde çalıştıklarını anlatan Çimen, “Bundan sonraki hedefimiz de işlerimizi daha da büyütmek ve Türkiye dışına da çıkarmak olmalı” diye konuşuyor.

 

hedCenk Çimen, bundan 18 yıl önce “yetiştirme elemanı” olarak Koç Holding’e katıldı ve otomotiv alanında çalışmaya başladı. Zaten otomotiv, onun hayalini süsleyen bir alandı. Ford Otosan’da filo satış müdürüyken Otokoç’un genel müdürlüğüne talip oldu. Dönemin Ford Otosan Genel Müdürü Ali İhsan İlkbahar’ı ikna etmek için çok uğraştı ve başarılı oldu. O tarihten itibaren de kariyer basamaklarını hızla tırmandı. Geçtiğimiz haziran ayında ise Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı olarak atandı. Bugün yönetimindeki şirketler, otomotivde Türkiye’deki ihracatın ve üretimin yarısını, iç piyasa satışlarının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştiriyor.

Cenk Çimen, dünya otomotiv endüstrisinin yeniden şekillendiğini düşünüyor. Bu ortamda da hem Türkiye’nin hem de Koç Grubu’nun elindeki imkanları iyi değerlendireceğine inanıyor. Gündemlerinde yeni işler ve projeler olduğunu ve bunların üzerinde çalıştıklarını anlatan Çimen, “Bundan sonraki hedefimiz de işlerimizi daha da büyütmek ve Türkiye dışına da çıkarmak olmalı” diye konuşuyor.

Uzun vadede ise otomotive olan talebin kesinlikle artacağına işaret ediyor. Dünyadaki talebin, 3-5 yıllık dönemde 70 milyon adedin üzerine çıkacağını, hatta 80 milyona yaklaşacağını öngörüyor. Çimen, “Talep Amerika, Avrupa ve Asya kıtaları arasında üçe bölünecek, büyüme ise Asya kıtasından (Çin, Hindistan, Malezya) ve her üç kıtada bulunan gelişmekte olan pazarlardan gelecek” diyor. Türkiye’de ise gelir seviyesi arttıkça talebin büyüyeceğine dikkat çekiyor, özellikle Anadolu illerinde otomotiv talebinin artacağına inanıyor.

Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Cenk Çimen, ilk söyleşisini Capital’e verdi. Çimen’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

*İş hayatına nasıl başladınız? Üniversite yıllarında para kazanmak için çalıştınız mı?
Galatasaray Lisesi, ardından da İTÜ Endüstri Mühendisliği’ni bitirdim. Üniversiteden sonra ve iş hayatındayken Indiana State University, Stanford, UCLA gibi okullarda, farklı konularda yönetim programlarına katıldım.

Hem lise hem üniversite döneminde hep çalıştım. Bütün lise hayatım boyunca spor yaptım. Galatasaray Lisesi ve kulübünün basketbol takımlarında, küçük takımdan başladım, genç takıma kadar oynadım. Küçükler, yıldızlar ve gençlerde birçok defa hem kulüp hem lise takımıyla Türkiye 1’incisi olduk. Yenilmez muhteşem bir takımımız vardı. 1985 yılında ise Liseler Arası Dünya Basketbol Şampiyonası’nda ABD’ye yenilerek dünya ikincisi olduk. O dönemde, Türkiye’nin bu boyutta kazandığı en büyük başarılardan birisiydi.

Hiç unutmam, bizi, Atatürk Havalimanı’nda binlerce kişi karşılamıştı. Tüm gazeteler bizi yılın sporcusu seçmiş, o dönemki Cumhurbaşkanımız Sayın Kenan Evren bizleri kabul etmiş ve ödüllendirmişti.

Sporun dışında, yaz tatillerinde Club Med’lerde GO’luk (gentil organisateur) yapardım. Bavul taşıdım, su sporlarında, resepsiyonda çalıştım. Üniversitede boyunca özel ders verdim. Bir ara talebe sayım onun üzerine çıkmıştı; Fransızca, matematik ve fen dersleri verirdim. 

*Koç Holding’e ne zaman ve nasıl katıldınız?
Üniversiteden mezun olduktan sonra Koç Holding’e iş başvurusunda bulundum. O dönemde, yetkinlikleri kuvvetli, iyi üniversitelerden mezun olanlar, şirketlerde “yetiştirme elemanı” olarak istihdam ediliyordu. Bu programla ileride Koç Holding’in yönetim kademelerinde görev alabilecek kişiler, değişik sektörlerde çalıştırılarak ilerisi için çok yönlü yetiştiriliyordu.

Koç Holding İnsan Kaynakları Bölümü, beni 3 şirkete yönlendirdi. Bunlardan ilki, Otosan’ın o dönem pazarlama şirketi olan Nasoto’ydu. Diğer şirketlere gitmeme gerek kalmadan Nasoto’yla anlaştım. Otomotiv sektörü çalışmak istediğim bir alandı. Satış ve pazarlama konusu da mühendis olmama rağmen beni cezbetmişti.

*Nasoto’da göreviniz neydi? Nelerle ilgilendiniz?
1991’de başlayan Koç Holding çalışma hayatımda, ilk işim Taunus otomobillerinin satışıydı. Artık Taunus’un son dönemine gelinmişti ve satışı da oldukça zordu. Yanlış hatırlamıyorsam günlük 25-30 araç temposuna kadar düşülmüştü. Otosan fabrikasından günlük olarak imal edilen araçların listesi faksla gelirdi; satıcı arkadaşlar, iyi satan renkleri almak için büyük mücadele verir, telefonda bayilere satıp günü kapatırlardı.

Benim görevim ise satış ekibi arasında, araçların dağıtımını yapıp irsaliyelerini kesmek, bayilerle çek vadelerini konuşmaktı. Satış-stok durumunu gösteren tek sayfalık bir raporu cetvelle çizip fotokopiyle çoğaltıp dağıtırdım. Basit gözüken bir işti. En keyifli tarafı ise bayilerle olan çalışmalar ve görüşmelerdi.

İstanbul bayileri, haftada birkaç gün, Anadolu bayileri ise ayda muhakkak bir defa şirkete gelip hem iş konuşup hem sohbet ederdi. O dönemde bu konuşmalardan, toplantılardan çok şey öğrendim. Ticareti, pazarlık etmeyi, bayi yönetimini, hepsinden önemlisi, iş hayatının dürüstlük, güven, samimiyet, beraber kazanma ve ilişkiler üzerine kurulu olduğunu öğrendim. Öyle bayilerimiz vardı ki bir sözleri yeterliydi.

*Koç Holding’e başladığınız günlerde gelecek için neyi hedefliyordunuz?
O dönemlerde bölge müdürü olmak çok önemliydi. Ben de öncelikle bunu hedefliyordum. Bir yıl sonra İç Anadolu bölge müdürü hemen ardından da Koç şirketlerinden sorumlu koordinatör oldum.  3 veya 4 yıl sonra ise yardımcısı olarak yanında başladığım kişinin müdürü olmuştum. Satışta, pazarlamada çeşitli görevlerde çalıştım; ithalat, filo satış müdürlükleri yaptım. 

Escort otomobilleri projesinin satış ve pazarlama altyapısında, bayi teşkilatının kurulmasında görev aldım. Ardından Koç Grubu ve Ford hisselerini eşitleme kararı alınca Otosan Pazarlama ve Otosan şirketleri birleşti ve ismi bugünkü hali olan “Ford Otosan” olarak değişti. Bu yapılanma, satış ve pazarlama şirketlerinin birleştirilmesinin ilk örneklerinden biriydi. Birleşme doğal olarak fabrika çatısı altında gerçekleşti. O dönemde pazarlama şirketinden gelenler olarak epey zorluk çektiğimizi hatırlıyorum. Fakat yapılan iş ve zamanlama çok doğruydu.

Ali İhsan İlkbahar Bey, bu işe genel müdür olarak liderlik ediyordu. Ben kendisi kadar işine aşık ve bağlı, sonuç odaklı birisini pek görmedim. Sabah 07:00 toplantıları meşhurdu. Pazarlama şirketinden gelenleri alıştırmak için birkaç ay sabah 07:00, akşam 20:00 toplantılarını çok sık yapmıştık. Temposuna kimse dayanamazdı. Ekibi de kendisinin yetiştirdiği çok iyi yöneticilerden oluşurdu. Hepsini yakından tanıma fırsatı ve sonrasında beraber çalışma imkanı buldum. 

*Kariyer merdiveninde yükselirken, bugün baktığınızda en önemli dönüm noktası ne oldu?
Benim için iki önemli dönüm noktası var. Birincisi, Ford Otosan’da filo satış müdürü olarak çalışırken Ankara Otokoç’un genel müdürlüğüne talip olmamdı. Ali İhsan Bey, o dönem hem başkan hem de Ford Otosan’ın genel müdürüydü. Kendisi daha tecrübeli birisini göndermekten yanaydı. Kendi açısından son derece de haklıydı.

31 yaşında, 7 yıllık tecrübesi olan bir çalışanı genel müdürlüğe atamak oldukça riskliydi. Göndermek istediği kişi, ailevi nedenlerden dolayı işi kabul etmeyince, Ali İhsan Bey’i ikna etmeye çok uğraştım ve sonunda da beni genel müdür yaptı. 

Ankara’da çok yoğun, ama bir o kadar da keyifli çalışmalarımız oldu. Oğlum Kaan yeni doğmuştu, 2,5 yaşına kadar onu, ancak bazı hafta sonları ve eşimin Ankara’ya geldiği dönemlerde görebildim.  Bedel ödemeden, sıkıntı çekmeden hiçbir şey olmuyor.

Ankara’da ekibimizle çok başarılı olduk. Yaklaşık 3 yıl kadar Ankara Otokoç’un genel müdürlüğünü yaptıktan sonra Koç Holding, 2001 yılında 7 Ford bayi şirketini Otokoç, 9 Fiat bayi şirketini ise Birmot çatısı altında birleştirme kararı aldı. Ben 2001 yılında birleşen bu şirketlerden Otokoç’un genel müdürü oldum. Şirketi yeniden kurmuştuk, sermayemiz bir önceki şirketlerden devir edilen stoklardı ve kuruluşun hemen ardından 2001 krizine yakalanmıştık. Şirketi düzlüğe çıkarmak için çok acı kararlar almak durumunda kaldık.

2003’ten itibaren ise sürekli ve kârlı olarak büyüdük. 2005’te Tofaş bayi şirketlerinin genel müdürlüğünü de bana bağladılar. Ardından Avis ve Budget araç kiralama işlerini de dahil ederek tüm bu işleri Otokoç çatısı altında topladık. İkinci önemli dönüm noktası ise otomotiv grubu başkanı olarak atanmam olmuştur. 

*Otomotiv grubu başkanlığı görevini bekliyor muydunuz? Size teklif kimden ve nasıl geldi?
Koç Holding’de oldukça gelişmiş bir insan kaynakları sistemi uygulanır. Her yönetim kademesinde bir üst yönetim kademesine potansiyel olabilecek adaylar belirlenir ve bu adayların geliştirilmesi gereken yönlerine yatırım yapılır. Genel müdürler için de bu geçerlidir. CEO’muz Dr. Bülent Bulgurlu, benimle görüşüp daha fazla sorumluluk alabileceğimi düşündüklerini söylemişti.  Dolayısıyla ileride görev alanımın genişleyebileceğini biliyordum.

*Başkan olarak atanmanızın üzerinden 3 ay geçti. 2009’un ilk yarısı, sizce sektörünüz açısından nasıl geçti? ÖTV indirimi şirketlere nasıl yansıdı?
Türk otomotiv sektörü, sadece iç pazara bağımlı çalışmıyor, ihracat ağırlıklı bir yapıya sahip. Geçen yıl üretimin yüzde 79’u ihraç edildi. Bu yıl, ilk 6 aylık rakamlara göre 400 bin adet üretimin ise yüzde 70’i ihraç edildi. İç pazarda, ocak ve şubat aylarında toplam 20 binler seviyesinde gerçekleşen aylık pazar, hükümetimizin mart ayında açıkladığı, tam zamanında yapılan ve sektöre son derece olumlu etkisi olan ÖTV teşvikiyle aylık 55-60 bin adetli seviyelere yükseldi. Teşvikin etkisiyle otomobil ve hafif ticari vasıtalara olan talepte önemli artış oldu, stoklar azaldı, şirketlerin üzerindeki finansman yükü hafifledi. Fakat teşvik programının sadece otomobil ve hafif ticari vasıtaya yönelik yapılması, orta ticari vasıta ve ağır ticari vasıtada olmaması, bu iki segmentin sırasıyla yüzde 39 ve yüzde 53 oranında daralmasıyla neticelendi. Dolayısıyla bu düzenlemeden en çok faydalananlar, otomobil ve hafif ticari vasıta satışları yüksek olan şirketler oldu.

*Koç Topluluğu otomotiv şirketleri yılı nasıl geçiriyor?
Tofaş, bu ortamdan en fazla faydayı sağlayan otomotiv üreticisi oldu. Çok hızlı hareket etti, risk aldı, karşılığını da gördü. Altı ayın sonunda 41 bin 500 adet satış ve yüzde 14,8 pazar payıyla uzun bir aradan sonra otomotiv sektörünün liderliğini geri aldı.

Ford Otosan ise 37 bin 100 adet satış ve yüzde 13,2 pazar payı ile 2’nci sırada yer aldı. Orta ve hafif ticari vasıtada teşvik programının olmaması, Ford Otosan’ın satışlarını göreceli olarak negatif etkiledi. İç pazarda ilk 6 ayın sonunda her iki şirket de son derece iyi performans göstererek iç piyasada toplam yüzde 28’lik pazar payı elde etti ve ilk defa 1’inci ve 2’nci sırayı aldılar.

Avrupa Birliği’nin 19 ülkesinde, geçen yıl 2,8 milyon adet olarak gerçekleşen ticari vasıta pazarının, bu yıl yaklaşık 1 milyona yakın adet kayıpla yaklaşık 1,8-1,9 milyon adet olarak gerçekleşeceği öngörülüyor. Ford Otosan’da sadece ticari vasıta, Tofaş’ta ise ağırlıklı olarak ticari vasıta üretimlerimizi Avrupa pazarına ihraç ettiğimiz için bu işlerimiz de etkilendi. İlk 6 aylık dönemde, Ford Otosan 47 bin, Tofaş ise 78 bin adetlik ihracat rakamlarına ulaştı.

Özetle AB ülkelerindeki talep daralması nedeniyle ihracat adetlerimiz olumsuz etkilendi. Ancak her iki şirketimiz de iç pazarda çok başarılı performans göstererek ilk defa ilk iki sırayı aldı. Önemli yönetim becerileri göstererek dev dünya otomotiv şirketlerinin iflasını istediği, bazılarının ise büyük ziyanlar açıkladığı bir ortamda, ilk 6 aylık neticelere göre başarılı sonuçlar aldılar, bu dönemde bile kâr ettiler. Otokoç’un performansı ise ilk 6 ayda bütçesinin oldukça üzerinde gerçekleşti.

*Dünya otomotiv pazarı bundan sonra nasıl bir seyir izler? Sizin işleriniz bu seyirden nasıl etkilenir?
Bildiğiniz gibi ÖTV teşviki eylül sonunda bitiyor. Eylül ayının da hareketli geçeceğini düşünüyorum. Eğer teşvik uzatılmazsa yılın son çeyreği sektör açısından sıkıntılı olacaktır. Böyle bir durumda tahminim, ekim-kasım döneminde pazarın yarıdan fazla daralacağıdır. İhracatta ise talepler ve siparişlerde artış var. İhracat işimizin yılın 2’nci yarısında daha kuvvetli olacağını düşünüyorum. 2010 ile ilgili öngörüde bulunmak zor. Amerika pazarı muhtemelen büyüyecektir. 2009’da 11 milyon adede kadar düşeceği tahmin edilen ABD satışlarının, önümüzdeki yıl yüzde 10’un üzerinde artış göstererek 12,5 milyon adede çıkacağı bekleniyor. AB ülkelerinde bu yıl 15 milyon adet üzerine çıkacak olan pazarın, önümüzdeki yıl ABD’nin aksine bir miktar düşeceğini söyleyebiliriz. Bunun ana nedeni, çoğunda uygulanan teşvik programlarının talebi öne çekmiş olmasıdır. Türkiye ile ilgili yorum yapmak çok daha güç, bir yandan teşvik nedeniyle talebin öne çekilmesi, diğer taraftan da otomotiv sektörü açısından son derece önemli olan faiz oranlarının düşmesi söz konusu.

*Talep ne zaman dengeye ulaşır ve artar?
Tüketici kredileri hızlanıp bankalar kredi vermekte iştahlı davranırsa Türkiye’de talep daha dengeli oluşabilir. Uzun vadede ise otomotive olan talebin kesinlikle artacağını söyleyebilirim. Bu yıl, kriz nedeniyle 15 milyon adet kaybetmiş olabiliriz. Fakat dünya otomotiv talebinin, 3-5 yıllık dönemde tekrar 70 milyon adedin üzerine çıkacağını, hatta 80 milyon seviyelerine yaklaşacağını düşünüyorum. Talep Amerika, Avrupa ve Asya kıtaları arasında üçe bölünecek, büyüme ise Asya kıtasından (Çin, Hindistan, Malezya) ve bu üç kıtada bulunan gelişmekte olan pazarlardan gelecek. Bu anlattığımı Türkiye ile ilişkilendirirsek… Türkiye’de de gelir seviyesi arttıkça talebin büyüyeceğini söyleyebiliriz. Özellikle Anadolu illerinde otomotiv talebinin artacağı fikrindeyim.

*Otomotiv, Koç’un ana sektörlerinden biri. Derin bir kriz yaşanıyor. Koç’un otomotive yatırımı sürer mi?
Koç Topluluğu, 81 yıldan beri otomotiv sektörünün içinde. Topluluğumuzda otomotivle ilgili bilgi birikimi ve tecrübe yüksek. Bu konuda dünyanın her yerinde çalışabilecek, kalifiye, yetişmiş yöneticilerimiz, iş gücümüz mevcut. Böylesine birikimimiz olan bir sektörde, grup olarak yatırım yapmaya devam edeceğiz.

Şirketlerimizin gündeminde yeni işler ve projeler oluyor, bunların üstünde yoğun şekilde çalışıyoruz. Dünya otomotiv endüstrisi yeniden şekilleniyor, bu ortamda hem Türkiye’nin hem de Koç Grubu’nun elindeki imkanları iyi değerlendireceğini düşünüyorum.

*Sizin yeni dönemde ajandanızın ilk sırasında neler olacak? Hangi konulara öncelik vereceksiniz?
1928 yılında Ankara’da otomobil satışıyla başlayan Koç Topluluğu otomotiv işinin, bugün geldiği noktayı rakamlarla anlattım. 81 yıllık tarihi boyunca sürekli gelişen ve büyüyen otomotiv işlerimiz, bugün Türkiye’deki ihracatın ve üretimin yarısını, iç piyasa satışlarının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştiriyor. Bundan sonraki hedefimiz de bu işlerimizi daha da büyütmek ve Türkiye dışına da çıkarmak olmalı.

“Dünya Otomotiv Pazarı Yeniden Şekilleniyor”

Daralma Bekleniyor
Dünyada yaşanan ekonomik krizin en fazla etkilediği sektörlerden biri otomotiv oldu. Dev Amerikan otomotiv şirketlerinin, Avrupa’da faaliyet gösteren otomotivcilerin durumu malum... Dolayısıyla böyle bir değişimden Türkiye pazarının etkilenmemesi imkansız. Dünya otomobil ve hafif ticari vasıta üretimi yaklaşık 70 milyon adetken bu yıl 15 milyon adede yakın (yüzde 22) üretimde düşüş olacağı tahmin ediliyor. Kapasite kullanımının ise yüzde 80’lerden yüzde 55’lere gerileyeceği öngörülüyor.

50 Fabrika Atıl Kaldı
Verimli çalışan bir otomobil fabrikasının, yaklaşık 300 bin adet üretim yaptığı düşünülürse, krizin otomotiv sektöründe 50 kadar fabrikayı atıl durumda bıraktığı söylenebilir. Ana sanayide azalan bu adetlerin, otomotivin değer zincirinde bulunan yan sanayi ve bayilere olan etkilerini, ayrıca otomotiv sektörüyle iç içe çalışan finans, sigorta, demir çelik, petro-kimya, lastik, cam, elektrik-elektronik gibi sektörlerde yarattığı etkiyi de dikkate almak gerekir.

Bir Dönem Kapandı
Dünya otomotiv sektörü, şu an yeniden şekilleniyor. Görüşüm, işlerin ve iş yapış tarzlarının bundan sonra hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağı yönünde. Artık bir mamulden kazanıp diğerini destekleme, bir fabrikadan kâr edip bunun kârıyla diğer fabrikanın ziyanını kapatma dönemi bitti. Her iş biriminin yalın, kârlı ve sürekli maliyetlerini azaltan, yenilikler geliştirerek daha rekabetçi ve rakiplerinden farklı bir ortamda olma zorunluluğu var. Bu kriz bize, zafiyetleri olan dev şirketlerin bile ne duruma gelebildiğini çok net gösterdi.

 “Koç, İş Adamı Yetiştiren Bir Okuldur”

*Başarıya giden yolda sizi etkileyen, katkıda bulunan, mentorluk yapan biri ya da birileri var mıydı?
Galatasaray Lisesi, iyi bir eğitim kurumu olmasının yanı sıra “hayat adamı” yetiştiren bir okuldu.  Koç Grubu da “iş adamı” yetiştiren bir okuldur. Bugün, Türkiye’deki önemli şirketlerin üst yönetiminde çalışan kişilerin çoğuna bakarsanız, kariyerinin bir yerinde Koç Grubu’nda görev almış olduklarını görürsünüz. Kişilerden ziyade Koç Holding’in yapısı, prensipleri, iş yapış tarzı size bu eğitimi ve mentorluğu verir. Ayrıca birçok kişinin de bende emeği oldu. Kimsenin ismini atlamamak için tek tek saymaktan kaçınıyorum.

*Rahmi Koç ile yakın çalıştığınızı biliyoruz. Rahmi Bey’den neler öğrendiniz, hangi özelliklerinden etkilendiniz?
Rahmi Bey’le benden çok daha yakın çalışanlar var. Patronu övmek doğru olmaz ama kısaca şunu söyleyeyim: Her yaptığını mükemmel yapmaya çalışan, sürekli öğrenme ve yenilenme arzusunda olan, büyüklüğünün yanında bir o kadar da mütevazı olmayı bilebilen “güzel bir insandır.”

3 Otomotiv Şirketinin 2008 Performansı

Tofaş Satışta Tavan Yaptı
Tofaş, 1968’de Koç Holding ve Fiat ’ın eşit hissedarlığıyla kuruldu. 7 bin çalışanıyla Fiat’ın 3 stratejik üretim merkezinden birisi konumunda. Bursa fabrikamızda 400 bin adetlik üretim kapasitemiz var. Burada, Doblo, Mini Cargo, Linea, Albea ve Palio imalatları yapılıyor. Tofaş, hem otomobil hem ticari vasıta üreten Türkiye’deki tek imalatçıdır. Tofaş, geçen yıl daralan iç ve dış pazara rağmen 278 bin adetlik satışla tarihinde en yüksek satış seviyesine ulaştı. Ayrıca 210 bin adetlik ihracatla tarihinin en yüksek ihracat adedine ulaştı ve World Class Manufacturing’te gümüş seviyeye çıkarak bu seviyeye ulaşan ilk Fiat tesisi oldu. 2008’de Tofaş’ın konsolide cirosu 4,8 milyar TL, net kârı 176 milyon TL olarak gerçekleşti.

Ford 2008’i Nasıl Geçirdi?
Ford Otosan’ın resmi kuruluşu 1959’a rastlar. Fakat Ford’la olan ilişkilerin başlaması, kurucumuz Vehbi Koç Bey’in, Ford’un Ankara distribütörlüğünü aldığı 1928’e dayanıyor. Ford Otosan, bugün 8 bin çalışanıyla iki ana üretim tesisinde faaliyetlerini sürdürüyor. Gölcük fabrikasında Ford Transit ve Transit Connect araçları, İnönü fabrikasında ağır ticari vasıta ve motor imalatı yapılıyor. Gölcük fabrikasının kurulu kapasitesi 320 bin adet, İnönü fabrikasının ise 10 bin adet. Ford Otosan, geçen yılı 7 milyar TL ciro, 436 milyon TL net kâr ve 2,5 milyar Euro ihracat geliriyle kapattı. 7 yıl boyunca iç pazar liderliğini elinde tutan Ford Otosan, geçen yıl 269 bin adet üretim gerçekleştirdi, 219 bin adet araç ihraç etti. İç pazara da 75 bin araç satarak 294 bin adetlik satış rakamına ulaştı.

Otokoç’un Cirosu 1,4 Milyar TL Oldu
1928’de kurulan ve otomotiv perakendeciliği (Otokoç ve Birmot markalarıyla) kısa süreli araç kiralama ve operasyonel kiralama (Avis ve Budget markalarıyla) faaliyetleri yapan Otokoç ise Türkiye genelinde 31 tesiste perakendecilik, 70’in üzerinde ofiste ise araç kiralama işini yürütüyor. Ford ve Fiat markalarının iç pazar satışlarının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştiren Otokoç, Azerbaycan’da da Avis markasıyla rekabet ediyor. Otokoç, geçen yılı 1,4 milyar TL ciroyla kapadı.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz