Next-Microbiome Kurucusu ve Chief Science Officer Ali Rıza Akın, GLP-1 tabanlı tedavilerin yalnızca obeziteyle mücadeleyi değil gıda ve içecek sektörünün büyüme modelini de değiştirdiğini söylüyor.
Semaglutid ve tirzepatid gibi etken maddelerle başlayan GLP-1 dalgası artık ilaç pazarının sınırlarını aşıyor. Cornell Üniversitesi öncülüğündeki bir araştırmaya göre, GLP-1 kullanmaya başlayan hanelerin market harcaması altı ay içinde ortalama yüzde 5,3; hızlı servis restoranları ve kahve dükkanlarındaki harcaması ise yaklaşık yüzde 8 azalıyor.
Özlem Aydın Ayvacı / [email protected]
En belirgin gerileme, kalorisi yoğun ve işlenmiş atıştırmalıklarda görülüyor. Bir yandan PepsiCo’nun prebiyotik içecek markası Poppi’yi 1,95 milyar dolara satın alması, diğer yandan Oreo’nun sahibi Mondelēz International’ın Hu, Grenade ve Clif Bar gibi “well-being” ve performans beslenmesi markalarını portföyüne katması, küresel gıda devlerinin değişen tüketiciyi yakından izlediğini gösteriyor. Eti’nin Trubar’ı satın alması da Türkiye’den önemli bir örnek olarak işaret ediliyor.
İnsan mikrobiyotası üzerine 25 yılı aşkın süredir çalışan Next-Microbiome Kurucusu ve Chief Science Officer Ali Rıza Akın’a göre bu tablo, geçici bir diyet modasından çok daha büyük bir dönüşüme işaret ediyor. Akın’la GLP-1 ilaçlarının tüketim alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini, probiyotik ve prebiyotik pazarının neden büyüdüğünü, Akkermansia bakterisinin bu denklemdeki yerini ve “tokluk ekonomisi”nin şirketlere ne anlattığını konuştuk.
GLP-1 ilaçlarını bu kadar dönüştürücü yapan ne?
Bence en önemli kırılma şu oldu. Obeziteyi yıllarca yalnızca “irade eksikliği” üzerinden okuduk. Oysa burada çok güçlü bir biyolojik sistem var. Tokluk sinyali gerektiği gibi çalışmadığında insanın sürekli kendini kontrol etmesini bekliyoruz. Bu ilaçlar o sistemin ne kadar belirleyici olduğunu görünür hale getirdi. Bu nedenle GLP-1 alanını, insülinin keşfinden sonra metabolik sağlıkta yaşanan en önemli sıçramalardan biri olarak görüyorum. Ancak bu, herkesin bu ilaçları kullanması gerektiği anlamına gelmez. Bunlar hekim değerlendirmesi ve takibi gerektiren tedavilerdir. Bugünkü gıda ekonomisinin büyük bölümü daha sık, daha fazla ve daha yüksek kalorili tüketim üzerine kurulu. Sosyalleşmenin merkezinde de çoğu zaman yemek var. GLP-1’lerle birlikte ilk kez geniş bir tüketici kitlesinde açlık, iştah ve porsiyon aynı anda küçülüyor. Bu yalnızca tabağın küçülmesi değil market sepetinin, restoran siparişinin ve markadan beklenen faydanın değişmesi demek.
Artık tüketici daha az yiyecek ama yediği küçük porsiyondan daha fazla değer bekleyecek. Protein, lif, vitamin-mineral yoğunluğu, sindirim konforu ve mikrobiyota desteği daha önemli hale gelecek. Büyük paketler ve “daha fazlası” vaadi yerine küçük ama besleyici ürünler öne çıkacak. Dolayısıyla gıda şirketlerinin meselesi satış hacmini korumak için insanlara daha çok yedirmek değil daha az tüketimin içinde daha yüksek değer yaratmak olacak.
Bu değişimin rakamlara yansıdığını düşünüyor musunuz?
Evet. Artık bunun yalnızca gözleme dayalı bir iddia olmadığını gösteren tüketim verileri var. GLP-1 kullanan hanelerde market ve hızlı servis restoranı harcamalarının gerilemesi önemli. Özellikle şekerli içecekler, atıştırmalıklar ve kalorisi yoğun ürünler baskı altında kalıyor. Ancak gıda sektörünün tamamı küçülecek demek doğru olmaz. Talep başka bir yere kayıyor: Yoğurt, protein içeren ürünler, lifli gıdalar, küçük porsiyonlu kaliteli atıştırmalıklar ve fonksiyonel içecekler için yeni bir alan açılıyor. Şirketler birim hacim yerine birim besin değerini, fonksiyonel faydayı ve bilimsel güveni fiyatlayacak.
GLP-1’ler longevity, yani uzun ve sağlıklı yaşam ekonomisinin neresinde duruyor?
Bugün herkes 100 ya da 120 yıl yaşamayı konuşuyor. Fakat asıl mesele yalnızca ömrü uzatmak değil sağlıklı geçirilen yılları artırmak. Obezite, tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kronik düşük düzeyli inflamasyon sağlıklı yaş alma süresini kısaltıyor. Kilo ve metabolik risklerin kontrol altına alınması, longevity açısından önemli bir basamak olabilir. Ancak hiçbir iğne tek başına uzun yaşam formülü değildir. Uyku bozuksa, kas kütlesi korunmuyorsa, kişi hareketsizse ve beslenme hala ultra işlenmiş ürünlere dayanıyorsa yalnızca tartıdaki rakama odaklanmak eksik kalır. Ben longevity’yi ilaç, beslenme, hareket, uyku, stres yönetimi ve mikrobiyota sağlığının birlikte ele alındığı bir sistem olarak görüyorum.
Tabletlerin de yaygınlaşması pazarı nasıl değiştirir?
Erişim arttıkça dönüşüm hızlanacak. Enjeksiyon, fiyat ve sigorta kapsamı bugüne kadar önemli bariyerlerdi. Şimdi ağızdan alınan GLP-1 seçenekleri devreye giriyor; ABD’de belirli gruplar için geri ödeme modelleri genişliyor. Önümüzdeki 10 yılda hem kullanımın hem rekabetin artmasını bekliyorum. Bir sonraki yarış yalnızca daha fazla kilo kaybı üzerine kurulmayacak. Daha iyi tolere edilen, kas kaybını sınırlamaya yardımcı olan, metabolik ve kardiyovasküler faydaları genişleten tedaviler konuşulacak. Üçlü reseptör agonisti bu yeni kuşağın en çok izlenen adaylarından biri. Faz 3 sonuçları dikkat çekici olsa da henüz onaylanmış bir tedavi değil.
GLP-1 ilaçlarıyla probiyotik ve prebiyotikleri aynı cümlede neden daha sık duymaya başladık?
Çünkü bağırsak yalnızca sindirim organı değil hormon, bağışıklık ve sinir sistemiyle sürekli iletişim halinde olan bir ekosistem. Probiyotik, yeterli miktarda alındığında sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmadır. Prebiyotik ise yararlı mikroorganizmalar tarafından seçici biçimde kullanılan ve sağlık yararı gösterilmiş bir besin bileşenidir. Biri sisteme mikroorganizma kazandırmayı, diğeri mevcut yararlı mikroorganizmaları beslemeyi hedefler. GLP-1 kullananlarda kabızlık, bulantı ve sindirim konforu gibi konular gündeme gelebildiği için mikrobiyota daha fazla konuşuluyor. Fakat “Her probiyotik herkeste aynı sonucu verir” yaklaşımı yanlış. Suş seçimi, doz, ürünün bağırsaklara ulaşabilmesi ve farklı bakterilerin birbiriyle uyumu önemli. Ben bunu bir futbol takımına benzetiyorum: Tek bir yıldız oyuncu maçı her zaman tek başına kazanamaz; doğru takım arkadaşlarına ve doğru sisteme ihtiyaç duyar.
Akkermansia muciniphila’yı bu tabloda özel kılan ne?
Akkermansia muciniphila bağırsak mukus tabakasında yaşayan ve metabolik sağlıkla ilişkisi yoğun biçimde araştırılan bir bakteri. Hayvan çalışmalarında bu bakterinin ürettiği P9 adlı proteinin GLP-1 salgısını artırabildiği gösterildi. İnsan çalışmalarında da Akkermansia düzeyi ile metabolik göstergeler arasındaki ilişkiye dair umut verici sonuçlar var. Mikrobiyota, vücudun kendi tokluk ve metabolizma sinyalleriyle etkileşebilir; Akkermansia da bu araştırma alanının önemli aktörlerinden biridir. Bilimin bugün geldiği noktada ilişki güçlü ve gelecek vadeden bir araştırma konusu, fakat her iddianın insan klinik çalışmalarıyla ayrı ayrı doğrulanması gerekiyor.
Next-Microbiome bu alanda nasıl konumlanıyor?
Ben insan mikrobiyotası, yeni nesil probiyotikler ve konak-mikrop ilişkileri üzerine 25 yılı aşkın süredir çalışıyorum. Next-Microbiome’u bu bilimsel birikimi laboratuvardan gerçek yaşam ürünlerine taşımak amacıyla kurduk. Merkezimiz Kaliforniya’da; ABD, Türkiye ve Avrupa’da çalışmalarımız ve ürünlerimiz var. Odaklandığımız alan, tek bir bakteriyi “mucize” olarak pazarlamak değil farklı suşların, prebiyotik bileşenlerin ve bitkisel içeriklerin birlikte nasıl çalıştığını araştırmak. Akkermansia önemli bir eksenimiz. Bunun yanında sindirim konforu, metabolik sağlık ve farklı yaşam dönemlerine yönelik mikrobiyota çözümleri geliştiriyoruz.
PepsiCo’nun prebiyotik gazoz markası Poppi’yi almasını nasıl okuyorsunuz?
Bu satın alma, büyük şirketlerin tüketicinin nereye gittiğini gördüğünü gösteriyor. Gazlı içecek ortadan kalkmıyor; fakat tüketici artık yalnızca lezzet ve serinlik değil, düşük şeker ve fonksiyonel bir hikâye de istiyor. PepsiCo kendi dağıtım ve pazarlama gücünü, yeni nesil bir markanın prebiyotik ve bağırsak sağlığı anlatısıyla birleştiriyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Fonksiyonel ürün iddiası bilimsel olarak desteklenmeli. “Prebiyotik” kelimesini etikete yazmak tek başına sağlık yararı kanıtı değildir. Buna rağmen satın almanın verdiği stratejik mesaj çok açık: Klasik gıda ve içecek şirketleri, sağlıklı yaşam ekonomisinin dışında kalmak istemiyor.
Oreo’nun sahibi Mondelēz’in Hu, Grenade ve Clif Bar gibi markaları satın alması da aynı dönüşümün parçası mı?
Wellness yönelimi GLP-1 dalgasından önce başlamıştı; GLP-1 şimdi bu dönüşümü hızlandıran güçlü bir katalizör oldu. Mondelēz’in sade içerik ve “well-being” yaklaşımıyla öne çıkan Hu’yu, yüksek protein segmentindeki Grenade’i ve enerji barı markası Clif Bar’ı portföyüne katması, şirketin yalnızca geleneksel bisküvi ve çikolatayla yetinmediğini gösteriyor.
Ben bunu “Kodak anı” yaşamamak olarak görüyorum. Kodak dijital fotoğrafın geldiğini gördü ama mevcut iş modeli çok güçlü olduğu için dönüşümü yeterince hızlı yönetemedi. Bugünün gıda şirketleri de “Biz zaten çok satıyoruz” diyerek prebiyotik, protein, metabolik sağlık ve porsiyon dönüşümünü görmezden gelirse aynı riski yaşayabilir. Büyük grupların satın alma yapmasının nedeni, değişimi yalnızca konuşarak yakalayamayacaklarını bilmeleri. Küçük porsiyonda yüksek protein ve lif sunan, şeker yükünü azaltan, sindirim konforunu gözeten ve iddiasını veriyle destekleyen ürünler avantajlı olacak. Fonksiyonel içecekler, fermente ürünler, doğru tanımlanmış prebiyotikler, klinik olarak çalışılmış probiyotikler ve kas kütlesini korumaya yardımcı beslenme çözümleri büyüyecek. Fakat yalnızca ürünü değiştirmek yetmez. Restoranların porsiyon ve menü mimarisi, marketlerin raf düzeni, sigorta şirketlerinin koruyucu sağlık yaklaşımı, spor ve wellness hizmetleri de değişecek. Bu ilaçtan gıdaya, perakendeden sigortaya uzanan yeni bir değer zinciri.
Bu söyleşiyi okuyan CEO ve iş insanlarına sağlıklı yaş alma konusunda ne önerirsiniz?
Üst düzey yöneticilerin ortak sorunu yalnızca yoğun tempo değil sürekli stres, uzun süre oturma, düzensiz yemek ve sindirim sorunlarının normalleşmesi. Önce bedenin verdiği sinyalleri ciddiye almak gerekiyor. Ben beş başlıkta düşünmelerini öneririm: Gün boyu sürekli atıştırmak yerine düzenli bir beslenme ritmi kurmak, yeterli protein, lif ve su almak, kas kütlesini koruyacak egzersiz yapmak, uyku ve stresi yönetmek, ağız ve bağırsak sağlığını birlikte ele almak. GLP-1 tedavisi gerekiyorsa bunu hekimle planlamak, probiyotik ya da prebiyotik seçilecekse ürünün suş, doz, güvenlik ve kanıt düzeyine bakmak gerekir. Uzun yaşamın başlangıç noktası, daha fazla takviye almak değil içerideki sistemi doğru beslemek ve sürdürülebilir bir düzen kurmaktır. Geleceğin gıda ekonomisi daha az tüketirken daha iyi beslenmeyi sağlayarak büyüyecek.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?