"İlk yarıda 2-3 sürpriz olacak"

Son yılların en vizyoner işadamı kim diye bir soru sorulsa hiç kuşkusuz öne çıkan isimlerden biri de Murat Ülker olur..

18 MART, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
"İlk yarıda 2-3 sürpriz olacak"
LATİNCEDE 7 YILDIZDAN OLUŞAN yıldız grubuna Pleiades adı veriliyor. Aztekler buna “Maya”, Japonlar “Subaru”, İranlılar ise “Pervin” diyor. Türkçede ise bu yıldız kümesine Ülker adı veriliyor. Yıldız Holding Başkanı Murat Ülker ve ekibi, yeni oluşumlarına isim ararken çok çeşitli isimlere bakıp Pladis adında karar verdi. Yeni şirket markasını oluştururken Ülker ismini de bir şekilde Latinceye çevirdiklerini düşünüyorlardı. Böylece Pleiades’ten Pladis doğdu. Yeni şirket, İngiltere’ye kayıtlı olacak ve Yıldız Holding’in esas işi olan bisküvi, çikolata ve şekerleme işlerini çatısı altında toplayacak. Buna göre Pladis, Ülker, Godiva, United Biscuits ve DeMet’s’in birleşmesinden 5,2 milyar dolar cirolu, 26 bin çalışana sahip bir şirket oldu. Yıldız Holding’in 8,2 milyar dolarlık gıda cirosu içinde aslan payını da Pladis alacak. Pladis, 3 önemli CEO tarafından, 3 bölgeye bölünerek yönetilecek. Murat Ülker, “Şirketlerimizi tek bir çatı altında birleştirerek esas işimiz bisküvi, çikolata ve şekerlemede lider olmak” diye hedefini paylaşıyor. Bu önemli birleşme sonrasında Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker ile uzun bir görüşme gerçekleştirdik. Amacımız, Pladis’e ve sonrasında global liderlik hedefine giden bu uzun yolculukta grubun stratejisini ortaya koymaktı. Yola küçük atölyeden çıktık, Başkan’ın ajandasına kadar geniş kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte bu söyleşinin detayları…
* Büyük bir organizasyon açıkladınız. Bugüne gelmeden önce biraz geçmişe, düzenli iş hayatına atıldığınız ilk güne dönelim istiyorum. İşe ilk başladığınızda Ülker’in büyüklüğü neydi? Siz başlarken neler hayal etmiştiniz?
 İlk başta Topkapı Takkeciler semtindeki fabrikamız vardı. Ona fabrika derlerdi, ancak içinde sadece fırınlar vardı. Ben o zaman kısa pantolonluydum. Eniştem fabrikayla yakından ilgilenir, halam da fabrikadaki bekçi evinin üstünde otururdu. O zamanlar çok kadın işçi vardı. Bir yandan radyo dinler, diğer yandan da elle paket yaparlardı. Daha sonra Topkapı’daki yeni fabrika Mithat Paşa durağının karşısına yapıldı. Sur dışında başka hiçbir yerde elektrik olmadığı için fabrikayı trafonun yanına yapmışlar. Fakat hatırlıyorum, su yoktu. Sonradan Terkos suyu bağlandı ama çoğu zaman akmazdı ve kamyonlarla fabrikaya su taşırdık. O dönemdeki bir başka önemli gelişme fırınları almamızdı. Fırınları önce dışarıdan getirdik, sonra yerlilerini yaptık. Fırınlara tava taşıyan arabalar vardı. Fabrikaya ilk gittiğim 6-7 yaşlarında onlara bindiğimi hatırlıyorum. 1960’ların ilk yarısından söz ediyorum.
* İlk yatırımları bu dönemde mi yapmaya başladınız?
 250 dolar tahsilat çıkmıştı, onunla ithalatTürkiye’de imal ettirdik. Kuzenim Abdurrahman Selçuk Berksan Bey’in o zaman büyük gayreti oldu. Çok iyi bir mühendisti. İlk patronum da oydu.
* Siz o zaman Selçuk Bey ile neler yapıyordunuz?
 Ben imalatın koordinasyonunu yapıyordum. Kaliteye bakıyordum. İlk düzenli, maaşlı işim buydu. 1983’te üniversiteden mezun oldum. İlk yıl dışarıda çalıştım, sonra fabrikaya geldim. Selçuk Bey, ilk başladığım yıl benden, “Bir şeyin 99 tane nasıl yapılmayacağını” araştırmamı isterdi ki bir tane doğrusunu bulayım, emin olayım. Önce “Olmayacaklar listesi” hazırlatırdı. Değişik bir anlayıştı. Şimdi ben öyle çalışmıyorum. Başlayıp olmayan, başarısız işlerim de var. Biz şimdi biraz daha lüks, yani daha rahat çalışıyoruz. İmkanlarımız daha başka şimdi. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.