“İşsiz Bankacı Sayısı 30 Bine Ulaşacak”

Özlem Ermert / TEB İnsan Kaynakları Müdürü Özlem Ermert, Türkiye Ekonomi Bankası’nın insan kaynakları müdürü... Kriz nedeniyle sektörün sıkıntılı bir dönemden geçtiğini söylüyor. Son aylarda 10 b...

1 AĞUSTOS, 20010
Paylaş Tweet Paylaş

Özlem Ermert / TEB İnsan Kaynakları Müdürü

Özlem Ermert, Türkiye Ekonomi Bankası’nın insan kaynakları müdürü... Kriz nedeniyle sektörün sıkıntılı bir dönemden geçtiğini söylüyor. Son aylarda 10 bin bankacının işini kaybettiğine dikkat çekiyor. Ona göre yeni düzenlemeler ve birleşmeler sonrasında, işsiz sayısı daha da artacak. İşsizler ise ancak kendilerine diğer sektörlerde olanak bulabilecekler.

Çok değil 9 ay önce en çok tercih edilen meslekler arasında yer alıyordu. 1980’li yıllardan sonra hızla büyüyen, çalışanlarına sağladığı cazip koşullar ve diğer sektörlere göre oldukça yüksek ücretler nedeniyle iş tercihlerinin hep ilk sırasındaydı. Ancak kasım ayındaki ilk krizle başlayan yeniden yapılanma süreci nedeniyle tüm cazibesini yitirdi.

Art arda yaşanan iki krizde en çok kan kaybeden sektörler arasında yer alan bankacılıktan bahsediyoruz. Bankaların art arda fona devredilmesiyle başlayan yeniden yapılanma süreci, bankalar arasında yaşanan birleşme ve bazı bankaların tasfiye edilmesiyle devam ediyor. Tüm bankalar yeni döneme ayak uydurmak için çok ciddi çaba sarf etmeye başladı.

Artık gelir yönetimi değil, gider yönetimi yapmak zorunda kalan bankalar, çok ciddi tasarruf önlemleri almaya başladı. Bunların başında da maalesef işten çıkarmalar geldi. Yılbaşından bu yana sektörde işsiz kalan bankacı sayısının 10 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamın, birleşmeler ve yabancı bankalarla evliliklerin ardından 30 binlere çıkacağı konuşuluyor. Açıkçası bankacılık zor bir dönemden geçiyor.

Bu zor dönemi yaşayanlardan biri de Türk Ekonomi Bankası (TEB) İnsan Kaynakları Direktörü Özlem Ermert. Yılbaşından bu yana insan kaynakları açısından çok kötü bir süreç yaşadıklarını belirten Ermert, sektördeki tüm insan kaynakları (İK) yöneticilerinin ortak çabasının personel kaybını aza indirmek olduğunu söylüyor.

Sektördeki herkesin artık durumu kavradığını ve her şeye hazırlıklı olduğunu belirten Özlem Ermert, “Bankacılıkta artık deniz bitti” diyor. Ermert, bankacılık sektöründe yaşananları ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini Capital’e anlattı.

Kriz sırasında bankacılık sektöründe insan kaynaklarında negatif bir hareketlenme oldu... Bu süreci anlatır mısınız?

İnsan kaynakları açısından çok kötü bir süreç yaşadık ve bu hala devam ediyor. Maalesef gelir yönetimi yerine, gider yönetimi yapmak zorunda kaldık. Bu nedenle de personel azaltımı, ücret azaltımı ve yan menfaatlerin dondurulması gibi, insan kaynakları adına hepimizi negatif yönde etkileyen gelişmeler yaşandı. Daha önceki yıllarda böylesine büyük ve zor bir deneyim yaşamamıştık.

Piyasadaki tüm İK yöneticilerinin ortak çabası, personel kaybını mümkün olan en az düzeyde tutabilmek. Çünkü, çok yönlü bir işsizlik var. Hemen her sektörde işten çıkarmalar yaşanıyor. Çalışanları zor durumda bırakmamak için farklı politikalar geliştirilmesi gerekiyor, buna çabalıyoruz. Ancak, zor bir yıl geçiriyoruz ve bu dönem henüz bitmedi.

Peki bu süreçte kaç bankacı işsiz kaldı? Önümüzdeki dönemde nasıl bir trend bekliyorsunuz?

Çok net bir rakam söylemek olası değil. Çünkü, hali hazırda işten çıkarmalar devam ediyor. Ama şu ana kadar finans sektöründe 10 bin kişiyi aşan bir işten çıkarmanın yaşandığı yönünde genel kabul görmüş bir kanı var. Fona devir olan banka çalışanları ile ilgili yeni kararlar gündeme gelecek. Finans sektöründe bu konudaki tahmini işsiz sayısının 30 bine ulaşacağı yönünde.

Bu yıl için mi bu rakam telaffuz ediliyor?

Hayır... Finans sektöründeki yeniden yapılanmanın tamamlanmasıyla birlikte söz konusu rakamlara ulaşılması bekleniyor. 

Daha çok hangi bölümler de işten çıkarmalar yaşandı?

Ağırlıklı olarak söylenebilecek belli bir bölüm yok. Kararlardan, bireysel performans düşüklükleri ve emeklilere öncelik verilmesi nedeniyle, hangi bölümde çalışırsa çalışsın bu koşula uyanlar etkilendi.

Bir kısım bankalar fonksiyonel süreçleri gözden geçirdiler. Bazı bankalar belli bölümleri kapatma kararı alarak yapılarını değiştirdiler. Örneğin, hem kurumsal hem bireysel bankacılık yapan bir banka, bireysel bankacılıktan çıkma kararı aldı. Dolayısıyla fonksiyon anlamında sadece bireysel pazarlamacılar değil, bireysel bankacılıkla ilgili tüm birimler bundan etkilendi.

Bankadan bankaya farklılık göstermekle birlikte, çoğunlukla yaşanan, bazı bölümlerin kapatılmasından ya da benzer işi yapan bölümlerin  birleşmesinden öte, banka genelinde yüzdesel daralma hedefleri verildiği için, her bölümden belli oranda insan çıkartıldı.

Peki şu anda yeni iş bulabilme ya da başka sektörlere geçme şansları var mı?

Bankalarda iş bulmak zor ama diğer sektörlerde bankacılara iş olanakları var diye düşünüyorum. Çünkü, bankacılık, kalifiye eleman anlamında en önde gelen birkaç sektörden biri. Çok yönlü ve kendilerini yetiştirmiş insanlar. İyi eğitim almış durumdalar.

Uzun yıllardır bankaya girişte üniversite bitirmiş ve master tercih ediliyordu. Bir de yeni mezunlara bankalarda yönetici yetiştirme programı adı altında ( MT ) uzun süreli bankacılık dışında konuları da içeren eğitimler verildi. O nedenle, bankacılıktan çıkan sektörün değişik alanlarında ya da farklı sektörlerde çok rahat çalışabileceklerine inanıyorum.

Art arda yaşanan işten çıkarmalar, çalışanları nasıl etkiledi?

Sektörün genelinde bir tatsızlık, keyifsizlik hakim. İşsizliğin artması, işsiz kalma endişesi insanların kabul görmüş pek çok değeri sorgulamalarına neden oluyor. Güvensizlik var, gelecek korkusu var, içe kapanma var.

Bunun değişebilmesi için de özellikle iletişim politikalarının yeniden gözden geçirilmesi, motivasyonu artıracak uygulamaların artırılması gerekiyor. Maddi olanaklar şu anda eskisine oranla çok kısıtlı, bu nedenle kişisel gelişime yönelik eğitimlerimizi mümkün olduğunca sürdürme gayreti içindeyiz.

Yurtdışı eğitimleri devam ediyor mu?

Tamamen bitmedi, çünkü yeni teknolojiyi izlemek, yeni trendleri  takip etmek için belli ekipleri dünyanın farklı noktalarına göndermek zorundayız. Gelişmelerin arkasında kalmamak lazım. Ama sayı geçen senelere göre düştü elbette. Önceki yıllarda farklı gruplardan geniş katılımlar sağlarken ,şimdi konu ile ilgili bir veya iki kişiyi yönlendirip onların edindiği bilgi ve deneyimleri paylaşmaya çalıyoruz. Bu konuda bütçemizi oldukça ciddi anlamda revize ettik.

Sanıyorum MT eğitimleri de şu sıralarda rafa kalkmış durumda...

Evet... Aslında MT eğitimleri bir süre için rafa kalktı. Bitmedi, mutlaka bundan sonraki süreçte olacak. Çünkü, güçlü bir şekilde ayakta kalmak için geleceğin yöneticilerini bugünden yetiştirmek durumundayız, insana yatırım yapılması kaçınılmaz...

İşten çıkarmaların doruk noktaya ulaştığı bir dönem yaşıyoruz. Peki bankalara yeni eleman alınıyor mu?

Yaşamak için günün gereksinimlerine göre yeni alımların yapılmaması kaçınılmaz. Ancak, çok planlı ve kontrollü gidiyoruz. Sektör de büyüme planlayan bankalar da var. Eleman alımları, bankaların çizdikleri rotaya göre değişiyor. Ama yoğun olarak pazarlama, call center, bilgi sistemleri bölümlerinde iş olanakları var. Rakamsal olarak örnek verirsek, çok yoğun şube açılan dönemlerde işe alınan kişi sayısı ayda 100’ü bulurken, şimdilerde bu rakam maksimum 10 kişi seviyesinde.

Yabancı bankaların sektöre girmesi yeni iş olanakları yaratır mı?

Kaliteyi olumlu yönde artıracağını düşünüyorum. Çünkü, yabancı bankaların piyasaya girmesiyle rekabet artacak, farklılaşacak. Onlarla rekabette başarılı olabilmek için, sektörde en iyi, en nitelikli insanlarla çalışma konusunda talep artacak. 

Eleman alırken kriz öncesine göre, yeni kriterler kullanıyor musunuz

Değişen kriterler var ama insan kaynakları için vazgeçilmez kriterler vardır. Kişinin kendine güveni, kişilik özellikleri, özgeçmişindeki olmazsa olmazlar... Finans sektörüne çok uzun zamandır yalnızca üniversite mezunları alınıyor, hatta master ve doktora tercih ediliyor. Onun ötesinde sektörde eskiden ücret rekabeti dolayısıyla her bankadan eleman alınamıyordu.

Şimdi koşullar değişmeye başladı. Özellikle fona devredilen iyi bankalardaki personel şimdi kendi talepleriyle başvuruda bulunuyor. Dolayısıyla eğitimiyle, çizgisiyle, müşterilerdeki karşılaşma oranımıza göre, kültür olarak bize daha yakın bankalardan eleman alma şansımız arttı. Bunda sektör çalışanlarının yaşananlardan sonra  banka seçimlerinde titizlikle hareket etmenin de etkisi büyük oldu. Böylelikle nitelikli almak istediğimiz elamanı daha kolay alma olanağını yakaladık.

“BABA MESLEĞİNE DÖNÜŞ BAŞLADI”

İşsiz kalan bankacılar, ki bu rakamın 10 binleri aştığını söylüyorsunuz, şu anda neler yapıyor?

Bugünlerde, özelikle üst kademe yöneticilerden işsiz kalanların ağırlıklı olarak danışmanlık-eğitim tarzı işlere yöneldiklerini görüyoruz. Özel üniversiteler kalifiye bankacılara kapılarını açtılar. Konusunda uzman  pek çok bankacı üniversitelerde ders vermeye başladı. Uzun yıllar çalışan pek çok kişi bağımsız çalışma arzusu  ile  kendi şirketlerini kurmak istiyorlar. Ancak, bu dönemde bunun da zorlukları var. Daha alt kademelere inildiğinde, baba mesleğini devam ettirme yönünde girişimler var, yani aile işlerine dönüş söz konusu...

İş hayatına yeni başlayanlarda ise, örneğin askerliğini yapmamış olanlar, askerliği öne çekmeye çalışıyorlar. Kişisel gelişime yönelik, ağırlıklı yurtdışı masterı tercih edenlerin sayısı artıyor. Sadece iş değil, özel hayatlar da çok etkilendi. Yurt dışında  göç, yurt içinde memleketine veya Akdeniz Ege kıyılarına kaçma planları yapanların sayısı  hayli yüksek. Çok rahat gözlemlenebiliyor, evliliklerde de boşanmalarda da artış var, hamile sayısı ise geçen yıllara oranla çok yükseldi.

“AYAKTA KALMAYI BİLMEK ÖNEMLİ”

Önümüzdeki dönemde insan kaynaklarıyla ilgili beklentileriniz neler?

Genel olarak tablo karanlık görünüyor. Yine de umudumuzu yitirmememiz gerektiğini düşünüyorum. İnsanların bireysellikten çıkıp, hem firma hem de ülke için, elbirliğiyle çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Lüksü, daha önceki alışkanlıklarımızı terk etmemiz gerektiğine inanıyorum. Eskiyi aramak yerine, hızlı bir şekilde değişime adapte olmak zorundayız. Bu dönemi en iyi şartlarda geçirmek için, biraz da Uzakdoğu felsefelerinden esinlenerek, azla yetinmek, bardağın dolu tarafını görmek, çok önemli.

Bankacılar kalifiye eleman olduğu için mutlaka iş bulacaklardır. Bankacılıkta olmasa bile diğer sektörlerde kendileri için fırsat yaratabilirler. Yaşamın amaçlarını gözden geçirmek için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Sektördeki herkesin artık durumu kavradığını ve her şeye hazırlıklı olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla önce ayakta kalmayı bilmek gerekiyor.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.