"Niş Ürünlerle Büyüyen Grup"

Erol Tezman / Tezman Holding Yönetim Kurulu Başkanı   Tezman Holding, Türkiye’nin öne çıkmayan, büyük gruplarından biri... Tekstilden makineye, denizcilikten kimyaya değişik sektörlerde faa...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Niş Ürünlerle Büyüyen Grup

Erol Tezman / Tezman Holding Yönetim Kurulu Başkanı

 

Tezman Holding, Türkiye’nin öne çıkmayan, büyük gruplarından biri... Tekstilden makineye, denizcilikten kimyaya değişik sektörlerde faaliyeti var. Yarım asırdan fazla bir geçmişe sahip. Selim Tezman tarafından kuruldu, şimdi oğulları Erol, Vedat ve Uğur Tezman işlerin başında. Yönetim kurulu başkanı Erol Tezman, az tanınmalarını, “ara sanayi malı” üretmelerine bağlıyor. İstikrarlı büyümelerini ise “niş pazarlara” odaklanmaya bağlıyor. Erol Tezman, “Çünkü, ben niş market seviyorum. Bundan sonra da böyle büyüyeceğiz”diyor.

 

Türkiye’de öyle gruplar var ki, hep geri planda kalmayı tercih ediyorlar. Pazarın önemli bir bölümüne sahip olsalar da, iş yaptığı kişiler dışında, bilinirlikleri bir hayli az. Buna rağmen dış piyasalarda çok fazla tanınıyorlar.

 

İşte Tezman Holding de bunlardan biri. Temelleri 1948 yılında Selim Tezman tarafından atılan holdingin yönetimi şu anda ikinci kuşakta. Selim Tezman Yönetim Kurulu’nda Onursal Başkan olarak görevini sürdürüyor. Ancak, grubun aldığı yatırım kararlarında hala söz sahibi.

 

Şu anda Tezman Holding’in Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğunda ise Erol Tezman oturuyor. Erol Tezman üç erkek kardeşin en büyüğü. Diğer iki kardeşten Vedat Tezman Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Uğur Tezman ise Tekstilden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi.

 

Tekstilden makineye, denizcilikten kimyaya kadar çok değişik sektörlerde faaliyet gösteriyorlar. Grup, “niş” ürünler konusunda uzman. Ağırlıklı olarak, ara sanayi mamulleri üretiyorlar. Üretimlerinin önemli bir bölümünü ihraç ediyorlar. Dünyanın dev şirketleriyle ortaklıklar ve işbirlikleri yapıyorlar.

 

Önümüzdeki dönemde otomotiv ve finans sektörlerine de girmeyi planladıklarını belirten Tezman Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Tezman, Tezman Holding’i ve hedeflerini Capital’e anlattı:

 

Tezman Holding’in temelleri ne zaman, kim tarafından atıldı?

 

Holdingin kurucusu Selim Tezman, yani babam. Holdingin temelleri, 1948 yılında kardeşiyle birlikte kurduğu Venüs Lastik Ayakkabı Fabrikası’yla atılmış oldu. Bunu diğer şirketler izledi.

 

1950 yılında su taşımacılığı yapmak üzere Tez Nakliyat şirketini kurdu. Yine 1950’li yıllarda yol müteahhitliği yaptı. Vatan Caddesi ve Londra Asfaltı çalışmalarında yer aldı. 1960 yılında İstanbul’da Sel Sanayi Tutkal Fabrikası kuruldu. Bu fabrika su kaynakları nedeniyle 16 yıl önce Balıkesir Gönen’e taşındı. 1963 yılında Yıldız Vida Cıvata Sanayi, şu anda tel çekme tesisi olarak çalışıyor, vida üretmiyor.

 

1975 yılında ben de gruba katıldım ve aynı yıl tekstil şirketimiz Vateks’in kuruluşunda aktif rol aldım. 1978 yılında Yıldız Vida’ya makine üretmek için Tezmak Makine kuruldu. Şu anda bu fabrikanın başında da makine mühendisi olan kardeşim Vedat Tezman bulunuyor. 1984 yılında kurduğumuz Fermateks ise Türkiye’de ilk kez cırt bant denilen maddeyi üretmek üzere kuruldu. 1996 yılında ise Tezmarin kuruldu. Vedat Tezman yelken yarışçısı olduğu için, bu işe hobi olarak başlamıştı. Ancak, şu anda grubumuza ciddi paralar kazandıran bir işe dönüştü.

 

2001 yılında Tezgün Enerji şirketiyle enerji sektörüne bir giriş yaptık. Son olarak da 2-3 ay önce dağıtım işine girerek, bir dağıtım şirketi kurduk. Tabii bunlar yaşayan şirketlerimiz arada bir sürü başka işlerimiz oldu.

 

Bu işler hakkında bilgi verir misiniz?

 

Örneğin bir inşaat şirketimiz vardı. İstanbul’da birkaç inşaat yaptık. Yaklaşık 7-8 yıl bu işi yaptıktan sonra da bırakmaya karar verdik. Bunun yanı sıra bir de duvar kağıdı işimiz vardı.

 

İnşaat sektöründen neden çekildiniz?

 

Aslında inşaat bizim uzmanlık alanımıza girmiyordu. Her işi uzmanlarının yapması gerektiğini düşündük ve çekildik. Sanıyorum doğru bir karar da olmuş. Çünkü, inşaat sektöründe ciddi bir sıkıntı var. Ancak, ben önümüzdeki yıllarda bu sıkıntının azalmasını bekliyorum. Çünkü, mortgage sistemi başlayacak. Bu da inşaat sektörünün canlanmasına neden olacaktır. İnşaat sektörünün canlanmasıyla birlikte, kalkınma hızında da ciddi artış olacağını düşünüyorum.

 

Enerji sektörüne neden girdiniz? Bu sektörle ilgili planlarınız neler?

 

Enerji işinde dünyada Türkiye’de ilk olacak bazı şeyleri gerçekleştireceğiz. Bunun için de ABD’li bir şirketle ortaklık yapmayı planlıyoruz. Şu anda görüşmeler sürüyor. Muhtemelen önümüzdeki günlerde olumlu sonuçlarla bu görüşmeleri noktalayacağız.

 

Peki dağıtım şirketi şu anda ne yapıyor? Buradaki hedefleriniz neler?

 

Yeni olarak dağıtım işine girdik. Dağıtım şirketini kurduk 2-3 ay önce. Mümessilliğini aldığımız Ronson çakmaklarını sıcak satış olan noktalara direkt dağıtımını yapıyor. Arabalar aldık ve sıcak satış ekibi kurduk. Bunu da yavaş yavaş büyütmeye çalışıyoruz. Bu arada şirketimize, “Bizim malımızı da satar mısınız?” diye çok ciddi şekilde talep gelmeye başladı.

 

Çok değişik sektörlerde faaliyet gösteriyorsunuz. Ürün gamınız hakkında bilgi verir misiniz?

 

Aslına bakarsanız biz bitmiş ürün yapmıyoruz. Ara sanayi mamulleri üreten bir grubuz. Çünkü, ben niş market seviyorum. Ben cirodan çok kâra inanan bir kişiyim. Bu nedenle de niş marketleri çok sıkı takip ediyorum. Temizlik bezleri yapıyoruz. Burada hemen her markaya mal üretiyoruz. Cam bezi, bulaşık bezleri, süngerler. Bu alan, bana göre bu bir niş market.

 

Geo tekstil yapıyoruz. Herkesin bildiği bir olay değil. Bu da bir niş market. Otoyolların altına ya da tünel kaplamalarında kullanan bir ürün. Bir tip izolasyon malzemesi. Örneğin GAP’ta ana izale kanalları vardır. Orada toprağın üzerine beton döküldüğünde killi toprak betonu çatlatıyor. Toprakla beton arasına bir katman koymak gerekiyor. Onu da biz üretiyoruz.

 

Eskiden bu ürün Türkiye’de üretilmiyordu. İlk biz ürettik ve İstanbul’da 1. Metro İnşaatı’yla başladık.

 

Tezmak Makine ve Vateks’in faaliyet alanı hakkında bilgi verir misiniz?

 

Tezmak Makine’de vida ve cıvata üretiliyor. Ne kadar beyaz eşya üreticisi, elektronik eşya üreticisi varsa, bunlar bizim müşterimizdir. Vateks de ise ıslak mendil üreticilerine hammadde üretiyoruz. Islak mendil işi çıkmakta olan bir asansör gibi. Çünkü, insanlar hijyene artık daha çok önem veriyor. Aynı zamanda güzellikten, temizliğe kadar çok fazla sektöre hizmet veriyor. Bu nedenle çok büyüyen bir pazar.

 

Çocuk bezi, kadın bağı üreticilerinin hammaddesi de PGI-Vateks’de yapılıyor. Tıp alanında da ameliyat önlükleri ve maskelerinin hammaddelerini yapıyoruz. Bütün telekomünikasyon kablolarında, fiber optik kablolarda izolasyon bandını üretiyoruz. Bunlar ara sanayi mamulleri ve çok enteresan niş marketlerdir. Bunların Türkiye’de şu anda başka üreticisi yok.

 

Hiç bitmiş ürününüz yok mu?

 

Bitmiş ürün olarak sadece Rest markalı temizlik bezlerini yapıyoruz. Ayrıca, diğer markalar için de üretim yapıyoruz. Biz bunu üretmek için uzun süre bekledik. Çünkü, sarı temizlik bezini Türk halkı tanımıyordu. Unilever’in Ballerina reklamıyla ciddi şekilde tanınmaya başladı. Bu tanıtım olduğu anda biz de üretime başladık.

 

Ürün gamınızı genişletmeyi planlıyor musunuz?

 

Aslında özellikle Tezmak’ta ürün gamımızı biraz daha genişletmeyi planlıyoruz. İlk etapta otomotiv sanayiine girmek istiyoruz. Zaten ortağımız Almanya’da Porsche, Mercedes ve Volkswagen’e mal veriyor. Onların elinde olan bu teknolojiden biz de yararlanmak istiyoruz.

 

Bu arada beyaz eşyada henüz Türkiye’de üretilemeyen ve patent hakkı bizde olan bazı ürünler var. Bunların üretimine de başlamayı planlıyoruz. Ayrıca cep telefonu üreticileri için de vida üretmek istiyoruz. Bu nedenle de ek bir makine yatırımı yapmayı planlıyoruz.

 

Üretim felsefeniz hakkında bilgi verir misiniz?

 

Biz kaliteye çok önem veriyoruz. Kalite bizim için çok önemli. Böyle yaparak uzun vadede mutlaka kazanacağımızı biliyoruz. Kısa vadede belki rekabetçi olamıyorsunuz. Çünkü, yüksek kalite nedeniyle, maliyetleriniz de bir hayli yüksek oluyor.

 

Fakat kaliteli üretime inanır ve rekabete dayanabilirseniz, uzun vadede müşteri tercihini kesinlikle sizden yana kullanıyor. Çünkü kaliteli mal sayesinde üretimde ciddi bir iyileşme sağlanıyor. Kaliteden taviz vermiyoruz. PGI-Vateks ve Ejot-Tezmak kendi alanlarında ilk ISO 9001 belgesine sahip şirketler. Ancak bununla da yetinmiyoruz, QS 9000 kalite belgesi alma yolundaki çalışmalarımız sürüyor.

 

Vateks ve Tezmak Makine’de yabancı ortaklarınız var. Neden yabancı ortaklığa gitme ihtiyacı duydunuz?

 

 Biz 2001 krizinin geleceğini hissettik.1998 yılında, dönemin Maliye Bakanı Zekeriya Temizel o kanunları çıkarmaya başladığı anda, biz tedbirlerimizi almaya başlamıştık. Tabii bu kadar derin bir kriz olmasını beklemiyorduk, ancak önlemlerimizi de aldık. Bu kapsamda da yabancılarla ortaklığa gittik.

 

Vateks’te ABD’li PGI’yla anlaşma yaptık. PGI, New York Borsası’na kote bir şirket ve 1 milyar dolara yakın ciroları var. Ortaklık prosedürü 9 ay sürdü. PGI borsaya açık ve bilançoları konsolide ettikleri için, Vateks’in çoğunluk hisselerini onlara verdik. Böylece global non-woven (dokunmamış kumaş) endüstrisinde rekabet etme şansımız arttı.

 

Tezmak’ta da Avrupa’nın en büyük vida üreticisi olan Alman Ejot’la ortaklık yaptık. Bu sayede dünyanın önde gelen pek çok şirketiyle çalışmaya başladık. 

 

Yabancı ortaklıkların krizde size nasıl bir etkisi oldu?

 

Yabancı ortaklıklar mali yönden bize önemli bir destek sağladı. Krizde onların da desteğiyle çok nakittik. Çok zor bir dönemdi. Biz de ciddi oranda paralar kaybettik. Ancak yine de krizi en az yarayla atlattığımızı düşünüyorum. Bunda da yabancı ortakların payı bir hayli fazla.

 

Diğer şirketlerinizde yabancı ortaklığa gitmeyi planlıyor musunuz? Bu yönde görüşmeleriniz var mı?

 

Tekstilde ABD’lilerle, makinede Almanlarla ortaklık yaptık. Şu anda ikinci fabrikayı kurduğumuz Sel Sanayi Tutkal Fabrikası’nda yüzde 100 saf protein, yani teknik jelatin üretiyoruz. Bu madde strelize edildiğinde gıda jelatini, yani jöle oluyor. Sel Sanayi şu anda Avrupa üçüncüsü durumunda. Dolayısıyla bu kızımızla ilgilenen çok var. Üretiminin yüzde 95'ini ihraç ediyor. Yarısını ABD pazarına, yarısını Avrupa pazarına satıyoruz. Sürekli yatırım yaparak bu işi büyütüyoruz. Kapasiteyi büyütmek için yeni bir yatırım yapma kararı aldık.

 

Bir ay önce dünyanın en büyük jelatin üreticisiyle bir kontrat imzaladık. Onların ürettiği malların Türkiye’de dağıtımını yapacağız. Tahmin ediyorum önümüzdeki dönemde, onlarla beraber bu alanda yatırım yapacağız. Şu anda ticari bir anlaşmamız var. Onlar dünyanın en büyük şirketi olduğu için bu konuda ciddi bir kuvvet oluşacak. Bu konuda ticari bir anlaşma yaptık. Bu ileride belki üretime de dönüşecek. Söz konusu jelatin Türkiye’deki hayvan derilerinden yapılacağı için, Arap ülkelerine de ihracat yapmaya başlayacağız. Çünkü onlar şu anda Avrupa’da üretilen jelatini almıyor.

 

Sel Sanayi’nin ürettiği teknik jelatin hakkında bilgi verir misiniz?

 

Tabakhanelerden çıkan deri atıklarını topluyoruz. Türkiye’de üç toplama istasyonumuz var. Derinin içindeki proteini çekiyoruz ve mercimek büyüklüğünde bir ürün haline dönüştürüyoruz. Bu tutkalın hammaddesi olarak kullanılıyor. Matbaalara, tutkal üreten fabrikalara ana hammadde olarak veriyoruz.

 

Ayrıca, kibrit ucundaki fosforu bir tek bu madde yapıştırıyor. Dolayısıyla, kibrit sektörüne de ciddi oranda mal veriyoruz. Dünyanın en büyük kibrit üreticisi olan Swedish Match de bizim müşterilerimiz arasında yer alıyor. Çok enternasyonal bir iş.

 

2001 yılı tüm sektörler açısından kötü bir yıldı. Siz holding olarak krizden nasıl etkilendiniz?

 

Genel olarak krizden kötü etkilendik. Çünkü, müşteri alacaklarımız Türk Lirası’ydı. Elimizdeki çekler ve varlıklar Türk Lirası’ydı. Onlar doğal olarak devalüe oldu. Fakat bizi en çok etkileyen, maliyet yapamaz duruma gelmemiz oldu. Bunun en büyük nedeni de dövizdeki hareketlilikti.

 

Maliyet yapamadığımız için de bile bile zararına mallar sattık. Çünkü müşterilerimizin çoğu bizim gibi kuruluşlardı. Hammadde gelmezse duracaklardı. Biz de hiçbir maliyeti hesaplayamadan zararına mal üretip müşterilerimize verdik. Devalüasyona bir de maliyetlerimizi hesaplayamamak eklenince, oldukça olumsuz etkilendik ve para kaybettik. 2001 bilançolarımız, 1 ya da 2 şirket dışında hep zarardır. Bu yıl bu zararı çıkarmaya çalışacağız.

 

İlk üç aya ilişkin veriler ekonomide canlanmanın başladığını gösteriyor. Siz değişik sektörlerde faaliyet gösteren bir grubun başındasınız, bu canlanmayı hissediyor musunuz?

 

Biz birden fazla sektörde çalıştığımız için piyasayı da takip edebildiğimizi düşünüyorum. Şu anda canlanma başladı gibi. Fakat her şey izafi. Çünkü, 2001’e göre canlanma başladı, kıstas olarak 2000 yılını alıyorsak, canlanma henüz başlamadı. Ancak, başlaması yönünde umutluyum. Yalnız büyümeyi çok sağlam ve yavaş yapmalıyız. Yapılacak yatırımları çok ölçülü bir biçimde çok iyi hesap ederek yapmalıyız. Çünkü Türkiye’de sermaye birikimi Batı’daki kadar kuvvetli değil. Bu nedenle sermayemizi çok ekonomik bir şekilde kullanmalıyız. Çok hesap yaparak kullanmalıyız. Artık 1 kuruş bile sanayici için kutsal bir para oldu.

 

2002 yılı hedefleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

 

2002 yılında geçen yılki küçülmeyi kapatmayı planlıyoruz. Yani bütün çalışmalarımızı buna göre yaptık. 2000 yılını tekrar yakalamak istiyoruz. Kâr olarak değil belki ama ciro olarak o rakamları yakalamayı hedefledik. Sanıyorum çok iyi tahmin yaptık, şu anda planlarımız doğrultusunda ilerliyoruz.

 

Örneğin, ocak ve şubatta düşüş tahmin ettik doğru çıktı. Mart ayında çıkış başlar demiştik, başladı. Yaptığımız planlar tutuyor ve tutacak. Yalnız TL’nin çok değerlenmemesi lazım. O tekrar bir sıkıntı yaratabilir. Dövizin kesinlikle enflasyona paralel artması lazım. Yıllarca bütün toplantılarda devlet yöneticilerine hep ilettik, “Devalüasyonla enflasyon arasındaki farkı açmayın”. Fakat hep açıldı ve sonuçta da kriz oldu.

 

Devalüasyon ve enflasyonun dengeli gitmesi lazım. Kimse sanayicilik yapmıyordu, üretimden kazanmıyordu. İnşallah şimdi öyle olmaz. Tekrar işçi almaya başladık. Vardiyaları artırdık, İşçi alımına başladık. İlk tercihimizi daha önce birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızdan yana kullandık.

 

2002 yılındaki yatırım planlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

 

Ayakkabı sektörüne hammadde üretmeyi planladığımızı söylemiştim. Bu konuyla ilgili yaklaşık 1-1.5 milyon dolarlık bir yatırım planımız var. Ayrıca kapasite artışı için toplam 3 milyon dolarlık bir yatırım planlıyoruz. Tutkalda da kapasiteyi artırmak için 750-1 milyon dolar arası yatırım gerektiriyor. Cıvata da Alman ortağımızla birlikte kaliteyi artırmak için yatırıma başladık. Daha kaliteli ve katma değeri yüksek mal üretmek istiyoruz. Bu arada cep telefonu üreticileri için vida üretimi yapmak istiyoruz. Bununla ilgili bir makine yatırımı yapacağız. Ancak bu dönemde yatırım yapmak için çok emin olmak gerekiyor. Biz bu yatırımların bir kısmına başladık, bir kısmı için ise beklemekteyiz.

 

Niş marketleri sevdiğinizi söylediniz. Gündeminizde yeni niş marketler var mı?

 

vet, yeni niş alanlar var. Şu anda ayakkabı sektörüne hitap eden bir mal üretmek için hazırlık yapıyoruz. Onun üzerine yatırım yapmak ve yeni makineler almak üzere görüşmeler yaptık. Bu yine ara sanayi mamulü olacak. Bitmiş mal değil ama, ayakkabı sektörüne hammadde üretmeyi planlıyoruz. Çünkü Türkiye’de ayakkabı sanayii çok hızlı büyüdü. Kalite konusunda da önemli yol alında. Biz bu üreteceğimiz malla kaliteyi yükseltebiliriz.

 

Önümüzdeki yıllarda hangi sektörlere ağırlık vermeyi planlıyorsunuz?

 

Enerji ve servis sektörüyle büyümeyi hedefliyoruz. Bu servisin içine dağıtım da giriyor. Şu anda biz çok uzun vadeli plan yapamıyoruz. Bulunduğumuz şartlar nedeniyle. Tek isteğimiz mevcudu elimizde tutmak ve yavaş yavaş büyümek.

 

Ancak, 3 yıllık bir plan yaptık. O plan da çok izafi zaten. 3 yıllık planda da enerjiye ağırlık vereceğiz. Geçen yıl Fransız Beneteau Grubu’yla beraber turizm işine girmeyi düşündük. Fakat Türkiye'deki politik sorunlar turizmi de etkileyebilir düşüncesiyle turizme girmek istemedik ve bu işten vazgeçtik. Çünkü bu riski almak istemedik.

 

Yeni sektörlere girmeyi planlıyor musunuz?

 

Aslında otomotiv sektörüyle ilgili bazı planlarımız var. Bu arada finans sektörüne girmeyi de planlıyoruz. Bu ya bir hedge fon ya da broker şirketi aracılığıyla olacak diye düşünüyoruz. Ancak böyle bir yapılanma için bu işi bilen, bu işle yakından ilgilenen kişilerin olması gerekiyor.

 

Bu nedenle de şu anda ABD’de CBNY Investment’ta çalışan büyük oğlum Selim Tezman’ın Türkiye’ye dönmesini bekleyeceğiz. Sanıyorum, yaz aylarında Türkiye’de olacak. Daha sonra bu konuyla ilgili planlarımızı yapacağız.

 

“AİLE ŞİRKETİ GÖRÜNÜMÜNDEN ÇIKACAĞIZ”

 

Bir aile şirketisiniz. Ancak kurumsallaşma yolunda adımlar atmaya başladınız...

 

Biz çok konservatif bir grubuz. Holdingin yönetim kurulu başkanı olarak adeta bir doktor gibiyim. Her saatim dolu. Çok iş olduğu için son karar mekanizması olarak bize sadece problem geliyor. Ancak, sizin de söylediğiniz gibi, artık kurumsallaşma yolunda önemli adımlar atıyoruz. Bu beni de önemli ölçüde rahatlatacak ve aile şirketi görünümünden çıkacağız.

 

Bu konuda şu ana kadar neler yapıldı?

 

Her şirketin başında profesyonel bir genel müdür var. Bu kişiler, hem yetkili hem de etkili. Bütün hesaplarımız denetime tabi tutuluyor. Bunlar aile şirketleri için çok yeni şeyler. Patronun bu süreci kabullenmesi de bir hayli zor.

 

Selim Tezman, 1950’lerde bu grubun temelini atmış, ben ikinci nesilim, üçüncü nesil geliyor. Yaklaşık 4-5 yıldır kurumsallaşma yolunda adımlar atıyoruz. Bu süreçle birlikte yeni iş alanlarımız enerji ve sıcak dağıtım alanında da daha hızlı büyümeyi hedefliyoruz.

 

“2001’DE YÜZDE 30 KÜÇÜLDÜK”

 

Kriz nedeniyle grupta ne kadarlık bir küçülme yaşandı?

 

Ciddi ölçüde küçüldük. Bir kere, ben işverenken, 2001 yılında iş alan oldum. Çünkü verdiğimiz işi geri aldık. Çok üzülerek çok sayıda çalışanın işine son vermek zorunda kaldık. Üretim ciddi oranda düşmüştü. İhracat devam ediyordu, fakat iç piyasaya yönelik ürün yapan şirketler çok olumsuz etkilendi. Özellikle vida-cıvata çok kötü etkilendi. Çünkü bütün müşterileri beyaz eşya üreticileri. Onların satışları durduğu için, bu bizim şirketlerimizi de etkiledi. 2001 yılı oldukça kötü bir yıldı. Fakat çok tecrübe edindiğimiz de bir gerçek.

 

2001 yılında insan sayısı olarak aşağı yukarı yüzde 30 küçüldük. 2001 ciromuzda da yine yüzde 30’luk bir gerileme yaşandı.

 

“RUSYA, TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ PAZAR”

 

Şu anda hangi pazarlara ihracat yapıyorsunuz?

 

Tüm Avrupa ülkelerine, İsrail, Kuzey Afrika, Amerika, Orta Amerika’da Meksika, Şili ve Rusya bizim için önemli pazarlar. Şu anda Uzakdoğu hariç neredeyse dünyanın her yerine ihracat yapıyoruz. Çünkü, ben Batı’yı seviyorum. Doğu’da bir tek Rusya pazarına ihracat yapıyoruz. Rusya, Türkiye için önemli bir pazar ve çok büyük bir fırsat.

 

Eğer Türkler kalitelerini ve ticari anlayışlarını değiştirmezlerse bu pazarı kaybedebilirler. Rusya’yı da mutlak suretle bir ABD, Fransız, İngiliz gibi görmeliyiz. Kaliteden hiç ödün vermemeliyiz. En iyi kaliteyi onlara da vermeliyiz. Ruslar aptal değil, bir kere alır, iki kere alır, sonra Türk malı deyince almaz. Biz Rusya’yla 10 yıldır çalışıyoruz.

 

Orada gayet iyi bir pazarımız var. Fakat Türk malları hakkında duyduklarımız bizi üzüyor. Tabii ki çok başarılı Türk şirketleri var. Laleli piyasası Rusya’ya çok iyi girmişti. Ancak kötü kaliteden dolayı önemli bir pazar kaybetmek üzereyiz. Rusya için hemen devreye girmeliyiz. Rusya ve ABD iki önemli pazar. ABD’yi de İsrail’le işbirliği yaparak kullanabiliriz diye düşünüyorum

 

“11 EYLÜL’DEN SONRA TEKNE SATIŞLARI PATLADI”

 

Tekne satışları krizden etkilendi mi?

 

Tekne satışların aslında oldukça ilginç bir gelişme yaşandı. Özellikle 11 Eylül sonrası teknede rekor bir satış yaptık. Bunun tam olarak nedenini bilmiyoruz ve biraz psikolojik nedenlere bağlıyoruz. 11 Eylül’den sonra yaptığımız satışlarla Beneteau bizi Avrupa’nın performansı en iyi şirketi seçti. 11 Eylül’den bu zamana kadar neredeyse satılacak tekne kalmadı. Tezmarin şirketi hakikaten çok uzman bir şirket oldu. Çok iyi servis veriyor. Mamul zaten çok iyi. Servis de iyi olunca tercih edilirliğimizin arttığını düşünüyorum.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz