Yükselen fırsatlar

Türk şirketleri açısından cazip olabilecek dünyadaki satılık 47 şirket fırsatını araştırdık.

1.02.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yükselen fırsatlar


FİYATLAR DÜŞTÜ MÜ?
2007 yaz aylarında riskli krediler piyasasında yaşanmaya başlayan sorunlar, akabinde önce Bear Sterns sonra Lehman Brothers iflasları ile tüm dünyayı saran kriz, varlık fiyatlarında gerilemelere yol açtı. Fiyat değerlemeleri konusunda 2009 yılında bir miktar iyileşme sağlanırken 2010 ve 2011 daha istikrarlı geçti. Uzmanlar, 2012 yılında da buna paralel bir eğilim izlendiğini söylüyor. Hakan Aygen, krizi ilk elden yaşayan ülkelerde, özellikle finans sektörü şirketlerinin çok değer kaybı yaşadığını belirtiyor. Albright Stonbridge Group Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Akbaş da bugünlerde finans, otomotiv, hızlı tüketim gibi sektörlerde satıcı olmasına rağmen alıcıların az olması ya da düşük değerleme yaklaşımları nedeniyle kriz öncesine oranla tüm şirket değerlerinin yarı yarıya azaldığını söylüyor. Ancak bu düşüşün devam etmeyeceğini de sözlerine ekliyor. Akbaş’a göre 2013’te global piyasalara güvenin geri dönmesiyle piyasalarda en kötü geride kaldı. Kerim Kotan da konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Satıcılar ve alıcıların şirket değerlerine yaklaşımlarına değinerek durumu şöyle özetliyor: “Bugün elinde ciddi satın alma cephanesi olan alıcılar, satıcılar tarafından istenilen fiyatları yüksek bulup, sorguluyor. Dolayısıyla aslında ‘şirket fiyatları düştü mü’ sorusunun cevabı iki ayaklı: Fiyatlar alıcıların gözlüğünden düştü ancak satıcıların gözlüğünden pek de düşmüş görünmüyor.”

ALICILAR DEĞİŞTİ
alma hareketlerinde başta Çin olmak üzere, gelişmekte olan piyasalardaki şirketler öne çıkıyor. 2007 yılında yani krizin hemen öncesi M&A piyasalarının en tepede olduğu noktada, BRIC ülkeleri global M&A pazarının yüzde 7’sini oluştururken, AB ülkeleri yüzde 21’ini oluşturuyordu. Bu oranlar 2012 yılında BRIC ülkelerinde yüzde 15’e çıkarken AB’de yüzde 11’e düştü. M&A pazarında 2007 yılında AB’den 5 ülke ilk global 10 sıralamasına girerken BRIC’ten sadece Rusya bu sıralamada yer almıştı. 2012 yılında tablo değişti. Çin, Brezilya ve Rusya ilk 10’a girdi. 2007’den beri Çin’in M&A pazarının büyüklüğü 2’ye katlanırken ABD’ninki yarıya düştü. Peki alıcı profilini bu derece değiştiren ne oldu? Hakan Akbaş, Çinliler’in alıcı olmasını, Çin’de yıllardır süren sermaye birikiminin doğal bir sonucu olarak görüyor. Çin hükümetinin özellikle yurtdışından marka ve şirket almada büyük katkısı olduğunu belirtiyor, “Tabii bu durumda ağırlıklı olarak gelişmiş ekonomilerde yaşanan ekonomik kriz ve durgunluk da önemli bir etken” diyor. Hakan Aygen de konuya benzer noktadan yaklaşıyor. “Çin, dünyada en fazla rezerv biriktiren, Amerika gibi ülkelerin tahvillerine sahip olan en büyük ülke. Bu ülke artık ABD gibi gelişmiş ülkelerin değerli varlıklarını, şirketlerini de satın almaya başladı. Sadece Çin değil hızlı büyüyen doğu ve doğulu şirketler artık şirket birleşmelerinde önemli oyuncu oldu. 2013 yılının Çin yatırımlarının devam edeceği bir yıl olacağı bekleniyor” diye konuşuyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz