"Kişisel Yatırım"

Private banker gözüyle piyasalar    Akbank Özel Bankacılık Yatırım Grubu Departman Müdür Yardımcısı Serkan Çevik, Private banking (özel bankacılık) ve piyasalara ilişkin sorularımızı ceva...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kişisel Yatırım
Private banker gözüyle piyasalar  
 
Akbank Özel Bankacılık Yatırım Grubu Departman Müdür Yardımcısı Serkan Çevik, Private banking (özel bankacılık) ve piyasalara ilişkin sorularımızı cevapladı:  
 
Private Banking nedir ve Türkiye'de toplam kaç private banking müşterisi var?  
Genelde insanlar bir ömür boyu servet sahibi olabilmek için çalışır ve tasarruf ederler. Fakat asıl önemli olan bu yarattıkları servetlerini nasıl koruyacakları ve hatta büyütecekleridir. Servet yönetimi bu anlayıştan yola çıkarak keşfedilmiş bir bankacılık türüdür. ‘Private Banking’ olarak adlandırılan bu dalla ilgili şimdiye kadar yapılmış çok detaylı araştırmalar olmamasına rağmen, farklı yerlerden toplanan rakamların kesişimi 150 bin kişi ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Ben gerçek anlamda private banking müşterisi olabilecek aile sayısının 30 bin olduğunu tahmin ediyorum.  
 
Private banking müşterileri ağırlıklı olarak hangi enstrümanları tercih ediyor? Size göre bu neden kaynaklanıyor?  
 
Private banking müşterilerinin yatırım taleplerinde, yerli/yabancı hazine bonosu ve devlet tahvili, hisse senedi, şirket bonoları ve yatırım fonları ilk sıralarda yer alıyor. Ayrıca, döviz ve parite işlemleri gibi klasik yatırım enstrümanlarının yanında altın, petrol, commodities dediğimiz (kahve, şeker, pamuk vs.) ve getirisi belirli şartlara bağlanmış olan structural deal dediğimiz sonsuz bir ürün yelpazesine sahibiz. Ürünün bu kadar fazla olmasının nedenine gelince, her bir müşterinin ayrı ve özel olduğu düşünülecek olursa müşterilerin  
enstrümanlardan beklediği getiri ve risk anlayışından kaynaklanıyor diyebiliriz. Dolayıyla müşteri nasıl bir ürün istiyorsa onu bulup önermek, kişiye özel hizmetin kendisi olmuş oluyor.  
 
Private banking müşterileri için şu sıralarda borsaya yatırım yapmak size göre cazip mi?  
Borsa konusundaki kısa, orta ve uzun vadeli hedefleriniz neler?
 
 
Bunu private banking müşterisi ile kısıtlamak doğru olmaz. Ama şunu söyleyebiliriz. Özel bankacılık müşterisi kısa vadeli al-sat’lara prim vermeyen, uzun soluklu ve sağlıklı dalgalara doğru zamanlamayla eşlik eden yatırımcıdır. Enflasyon ve faizin üzerinde kâr payı dağıtabilecek kaliteli şirketleri bulup çıkartabiliyorsanız, iş alım satım zamanını doğru tespit etmeye kalıyor.  Bunu becerebilenler daha fazla kazanma şansına sahip oluyor. Ben borsamız konusunda henüz yarı yolda olduğumuzu düşünenlerdenim.  
 
Hazine bonoları hâlâ yatırım açısından cazip mi?  
 
Normal şartlar altında hükümetin çalışmalarına ve enflasyon hedeflemesine inanıyorsak, faizlerin trendine de inanmak zorundayız. Fakat faiz riskinin yanında açık pozisyonlar tekrar başladı. Bu da kur riskini beraberinde getiriyor. Beni rahatsız etmeye başladı.Yapısal reformlardan dolayı 7. Gözden geçirmenin çok rahat olmaycağını düşünüyorum çünkü ödevlerimizde eksikler var. Riskleri azaltmayı öneriyorum.  
 
Dövize yatırım yapmak ne kadar doğru? Yükseliş yaşanmasını bekliyor musunuz?  
 
Piyasa Kıbrıs, AB ve IMF’nin hep olumlu yanlarını satın aldı. Tersi durumlara da hazırlıklı olmak gerektiği kanaatindeyim. İyimserliğin dozunun yine kaçtığını düşünüyorum. Temkinli olmakta yarar var.  
 
Eurobondlar, 2003 yılındaki gibi kazandırmaya devam edecek mi?  
 
Burada iki tür müşteriye hitap etmek söz konusu. Eurobond’u faizi için elinde tutan müşteriye diyecek bir şey yok. Müşteri belki onu 100’ün altındayken almıştır ve hâlâ kupon faizi getirisinden muhteşem bir şekilde kazanıyordur. Trade için almış olanların bu seviyelerde dikkatli olması gerekiyor. Çünkü ben raitingimizin değerleri şimdilik hakketmediğine inanıyorum.    
 
BORSA  
 
İlk destek 18.100’de  
 
-Borsaya şubat ayında damgasını Kıbrıs görüşmeleri vurdu. New York görüşmelerinde iki liderin anlaşmaya varmasıyla borsa 20 bin sınırına kadar yükseldi. Daha sonra gelen kâr satışlarıyla düşüşler yaşandı. 23 Şubat’ta İMKB-100 endeksi 18.284 puandan kapandı.  
 
-Kıbrıs’ta devam eden görüşmeler borsanın yönünde etkili olacak. Ayrıca 7. gözden geçirmenin 26 Şubat’ta başlayacak ikinci bölümü ve sonuçları da piyasa tarafından yakından izlenecek.  
 
-Endeksin önündeki en güçlü destek 18.100 puanda. Bu seviyede satış baskısının artması halinde 17.800, ardından da 17.500 destekleri denenebilir. Bu seviyelerde tepki alımları başlayabilir. Satışların devamı halinde ise, yeniden 16.500 seviyelerinin görülme ihtimali artacak.  
 
-İlk direnç ise 18.500 seviyesinde. Buranın üzerinde ise 18.700 - 18.800 bandı direnç olarak karşımıza çıkıyor. Artan işlem hacmiyle bu bandın kırılması halinde 19.000 ilk hedef olacak. Ardından ise 19.250-19.500 bandına hareket başlayacaktır.  
 
Ayın önerisi:  
 
Şeker Yatırım Araştırma Müdürü Edmon Nergizyan, Kıbrıs’la ilgili gündemde mart ayında olumlu gelişmeler yaşanmasını bekliyor. Bu dönemde hisse senedi pozisyonlarının taşınmasının avantajlı olacağını düşünüyor. Tercihlerin ise İMKB-50 kağıtları arasından yapılmasını öneriyor. Portföylerin bir kısmının da bonoya ayrılması gerektiğini sözlerine ekliyor.  
 
FAİZ  
 
Kıbrıs görüşmeleri izlenecek  
 
-Bono cephesinde ise faiz düşüşü şubat ayında da devam etti. ABD’den gelen Kıbrıs’la ilgili olumlu haberlerle faizler yüzde 23’lere kadar geriledi. Gösterge niteliğindeki 27 Nisan 2005 vadeli bononun faizi 23 Şubat itibariyle yüzde 23,41’den işlem görüyordu.  
 
-Mart ayında bono piyasasına Kıbrıs görüşmeleri ve 26 Şubat’ta başlayacak IMF’nin 7. gözden geçirme çalışmaları izlenecek.  
 
-Şu anda piyasadaki genel beklenti faizlerin yatay bir trend içinde hareket etmesi yönünde. Olumlu gelişmeler olması halinde faizlerin yüzde 23’lerin altına gitme olasılığı mevcut. Şu an için yüzde 22,5 seviyeleri taban olarak görülüyor.  
 
-Olumsuz bir gelişme olması halinde ise, faizlerin yeniden yüzde 25’lere kadar yükselme olasılığı olduğu unutulmamalı. Faizlerin yüzde 25’lere yükselmesi halinde, bu seviyeleri alım fırsatı olarak kullanmanızda yarar var.  
 
Ayın önerisi:  
 
Denizbank Bono Pozisyon Grup Müdürü Cem Kurdoğlu, seçime kadar yeni bir faiz indirimi beklemediğini söylüyor. Ancak, Kurdoğlu’na göre haziran ayına kadar 4 puanlık bir indirim yapılacak. Bu nedenle yatırımcılara pozisyonlarını korumalarını öneriyor. Uzun vadeli düşünenlere 27 Nisan, 23 Mart kağıtlarını, risk almak istemeyenlere de eylül vadeli kağıtları  tavsiye ediyor.  
 
DÖVİZ  
 
Teknik göstergeler ‘alım’a döndü  
 
-Döviz cephesinde ise, Merkez Bankası kontrolü devam ediyor. ABD’deki Kıbrıs görüşmelerinin olumlu sonuçlanmasıyla birlikte ay içinde bir ara 1 milyon 300 bin liranın altına düşen dolar 23 Şubat’ta 1 milyon 330 bin liradan işlem görüyordu.  
 
-1 milyon 300 bin lira desteğinden gelen alımlarla orta vadeli alçalan trend direncine doğru hareketlenen dolarda, kısa vadeli teknik göstergeler alım konumunda bulunuyor.  
 
-Güç göstergesi momentum kısa vadede referans çizgisi altındaki zayıf seyrine devam ediyor. Buna karşılık, orta vadede bakıldığında ise, diplerin yükseldiği ve paritedeki gerilemeyi artık teyit etmediği görülüyor. Ayrıca orta vadede MACD alım konumunu koruyor.  
 
-Alçalan trendin bulunduğu 1 milyon 335 bin önemli direnç olarak karşımıza çıkıyor. Yukarı kırılması halinde 1 milyon 355 bin direncinin kısa vadede denenmesi mümkün olacak gibi görünüyor.  
 
-1 milyon 315 bin-1 milyon 300 bin ise kısa vadeli destek seviyeleri. Alçalan trendin yukarı kırılıp kırılmayacağı yakından takip edilmeli. Kısa vadede ise destek-direnç seviyeleri dikkate alınarak alım-satım fırsatlarını değerlendirmekte yarar var.  
 
Ayın önerisi:  
 
TSKB Kıdemli Yatırım Danışmanı Meral Murathan, Kıbrıs konusunun piyasalar açısından önemine dikkat çekiyor ve referanduma kadar dövizdeki dalgalanmanın süreceğini söylüyor. Büyük bir sürpriz olmamak kaydıyla kurda 1 milyon 360 bin seviyesinin yukarı aşılmasını beklemeyen Turgay, net sinyaller alınıncaya kadar döviz cephesinde yeni pozisyon açılmaması gerektiğini düşünüyor.    
 
EUROBOND  
 
Yatay seyir izlenecek  
 
Kıbrıs müzakerelerine ilişkin belirsizlik ve Brezilya’da iktidar partisinin seçim kampanyasındaki rüşvet iddiaları, gelişmekte olan ülke bonolarıyla birlikte Türk Eurobondlarında da satışa neden oldu. Ocak ayı sonlarında 104,5’den işlem gören 2034 vadeli Eurobond’un fiyatı 23 Şubat itibariyle 102-102,5’lere geriledi.  
 
Mart ayında da Eurobondlar Kıbrıs müzakereleri ve IMF görüşmelerinin sonuçlarına göre yön belirleyecek. Ancak geçtiğimiz aylarda fiyatların çok hızlı yükseldiğini unutmamakta yarar var.  
Zaten 2030 vadeli Eurobond’un teknik analizi de bir süre yatay bir seyir izleneceğine işaret ediyor. Momentum’daki güç kaybının da gösterdiği gibi, 143 ara direncinde artan kısa vadeli satış baskısı, 139 ara desteğine doğru hareketi başlattı. 136.5 seviyesi hem kanal hem de uzun vadeli yükselen trend desteği olması açısından önem taşıyor. Bu seviye üzerinde kaldığı sürece tekrar kanal üst bandına doğru hareketlenmesi mümkün olabilecek.  
 
139 kısa vadeli, 136.5 ise uzun vadeli destek seviyesi olarak karşımıza çıkıyor. 142 ve 143 ise ara direnç seviyeleri. Bant içindeki destek-direnç seviyelerini dikkate alarak kısa vadeli alım-satım fırsatlarını değerlendirmekte yarar var. Uzun vadeli yatırım için bu seviyeler oldukça yüksek.  
 
Karsan’ın satışları yüzde 16 artacak  
 
Otomotiv sektöründeki olumlu gelişmelerin 2004 yılında da sürmesi bekleniyor. Bu gelişmeden Karsan’ın da önemli pay alması olasılığı ise bir hayli yüksek. 130 milyon dolarlık hedef piyasa değerine göre, yüzde 40 iskontolu işlem gören şirketin 2004 yılında ciddi bir toparlanma göstermesi bekleniyor.  
 
Karsan’ın 2004 yılında satışlarını yüzde 16 oranında artırması bekleniyor. Bunda da hem iç pazardaki canlanma hem de yeni versiyonların getireceği pazar payı artışı etkili olacak. Ayrıca Ukrayna’ya ihracatın başlaması ve Cezayir’e yapılan satışların hız kazanması da şirketin ihracat rakamlarına olumlu yansıyacak.  
 
Tüm bunlar sonucunda da şirketin cirosunu yüzde 63 artışla, 167 milyon dolara yükseltmesi bekleniyor. 2003 yılında yeni modellerin piyasa sürülmesiyle artan kapasite kullanım oranının 2004 yılında da kârlılığa olumlu yansıması bekleniyor. Yapılan analizler, şirketin FVAÖK’sının (faiz, vergi, amortisman öncesi kâr) yüzde 57 artarak 26 milyon dolara ulaşacağını gösteriyor.  
 
Sabancı’da özelleştirme rüzgarı  
 
2004 yılında gerçekleştirilmesi planlanan özelleştirme ihaleleri için en güçlü adaylardan biri Sabancı Holding. İkinci çeyrekte özelleştirilmesi planlanan Türk Telekom ve Milli Piyango’yla yakından ilgilenen holdingin,  ihale modelinde değişiklik yapılması halinde yüzde 25 ortağı olduğu Philsa vasıtasıyla Tekel’in sigara bölümüne de teklif vermesi bekleniyor. Şu anda liberalizasyon sürecinde olan ve önümüzdeki dönemde özelleştirmelerin gündeme geleceği enerji sektöründeki dağıtım ve üretim projeleri de Sabancı Holding'in ilgi alanında bulunuyor. Özelleştirmelerde başarılı olması halinde, finans dışı iştirak portföyünde ciddi büyüme olacak. Bu da holdingin son yıllarda dezavantaj haline gelmeye başlayan Akbank’a olan yüksek bağımlılığı da azalmış olacak.  
 
Ancak şu sıralarda asıl ilgi çeken, Sabancı Holding’in geçmiş yıllarda olduğu gibi özelleştirme ihaleleri öncesinde prim yapacağı beklentisi. Şu sıralarda hisse senedi net aktif değerine göre, yüzde 8 primli işlem görüyor. Hedef net aktif değerine göre ise yüzde 9 iskontolu. Bu da hissenin cazibesini artırıyor.  
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz