"Kişisel Yatırım"

Mali disiplin kritik faktör konumunda Banu Kıvcı Tokalı/Dışbank Ekonomik Araştırmalar Yöneticisi-Ekonomist Uygulanmakta olan ekonomik programda önemli bir yer tutan kamu kesimi mali disiplini, ha...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kişisel Yatırım

Mali disiplin kritik faktör konumunda

Banu Kıvcı Tokalı/Dışbank Ekonomik Araştırmalar Yöneticisi-Ekonomist

Uygulanmakta olan ekonomik programda önemli bir yer tutan kamu kesimi mali disiplini, hakim olan politik belirsizlik ortamında borç finansmanı açısından da belirleyici bir rol üstleniyor. Bu çerçevede, hem piyasadan yapılacak borçlanma gereksiniminin hafifletilmesi, hem de özelleştirme ve dış borçlanma kanallarının ümit verici bir görüntü vermemesi karşısında, merkezi hükümetin bütçesinde hedeflenen faiz dışı fazlaya ulaşılması çok daha önemli bir hale geliyor.

Hükümetin belirlediği 15.9 katrilyon liralık faiz dışı fazla hedefine ulaşmada herhangi bir sorun gözlenmiyor. Alt kalemler bazında ciddi sapmalar yaşanabileceği sinyalleri de alınmaya başladı. Bütçe gelirlerinin ekonomik aktivite ile yakın bir ilişki sergileyen dolaylı gelirler cephesinde, bu yılın vergi gelirlerinin yüzde 33 gibi önemli bir kısmını oluşturması planlanan dahilden ve ithalattan alınan katma değer vergisinde (KDV), yaşanan politik endişeler neticesinde bir yavaşlama dikkat çekiyor. İlk yarı gelişimine bakıldığında, oran düzenlemelerinin de önemli katkısıyla, iç ticaretten tahsil edilen KDV’nin yıl sonu hedefinde ciddi bir farklılık beklenmiyor. Ancak, ekonomide yaşanan küçülme karşısında keskin bir düşüş gösteren ithalat hacmine paralel olarak, bu kesimden alınan vergilerde hedefin altında bir seviyeye işaret ediliyor.

Diğer taraftan, yüzde18 ile kayda değer diğer dolaylı vergi kalemi olan akaryakıt tüketim vergisi (ATV), yılbaşından beri artan trendini sürdürüyor. Yılın geri kalan kısmı için de, yasalaşan Özel Tüketim Vergisi sonrasında, KDV tahsilatında oluşacak kaybı telafi etmede temel vergi kalemi olarak karşımıza ATV çıkıyor. Bu nedenle de yıl sonu hedefi ile ilgili olarak herhangi bir probleme neden olmayacağı izlenimi veriyor.

Yaşanan krizler sonrasında oldukça zayıflayan gelir vergisi karşısında, beklenenden güçlü bir görüntü sergileyen kurumlar vergisinin bile, dolaysız vergilerin hedefin gerisine düşmesini engelleyemeyeceği anlaşılıyor. Ekonomide beklenen canlanmanın daha uzun sürede gerçekleşecek olmasının etkisiyle, programlanandan daha zayıf bir düzeye işaret eden toplam vergi gelirleri karşısında; daha yılın ilk yarısında yıl sonu hedefini neredeyse yakalayan vergi dışı gelirlerin kurtarıcı bir rol üstlendiği izleniyor. Ancak, burada, yıl içerisinde gerçekleşen rekor düzeydeki kar transferinin katkısı göz ardı edilmemeli.

Bütçe harcamaları tarafında ise, sosyal güvenlik, savunma harcamaları ve vergi iadelerinde son ayda gözlenen yavaşlama karşısında temkinli olmak gerektiğini düşünürken; özellikle seçim öncesi dönemde, mali disiplinin sağlanmasında daha büyük zorluk çekileceği gerçeği unutulmamalı. Yaşanan son bir aylık yavaşlamaya rağmen, sosyal güvenlik harcamalarında, vergi iadelerinde ve tarımsal destekleme transferlerinde, yıl sonu ödeneğinin üzerine çıkılacağı da net olarak görülüyor. Sonuç olarak, mali disiplinin devam etmesi, sadece bütçe dengeleri açısından önemli olmayıp, aynı zamanda borç dinamikleri cephesinde de kritik bir faktör haline geliyor.

Yine Ankara izlenecek

Oldukça hareketli bir temmuz ayını geride bıraktık. Ankara’da yaşanan gelişmeler, Başbakan Bülent Ecevit’in sağlık sorunlarını bile unutturdu. İktidar partileri arasındaki uyumsuzluk ve DSP’den istifalar sonucu ortaya çıkan yeni parti, hem Ankara’yı hem de piyasaları hareketlendirdi. Bu arada MHP’nin seçimin 3 Kasım’da olması konusundaki ısrarı ve hükümet ortaklarının bu yönde karar alması da piyasalardaki hareketleri hızlandırdı. Tüm bunlara Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in istifa aşamasına gelmesi eklenince, piyasalarda adeta deprem yaşandı.

Bu arada Brezilya ekonomisindeki olumsuz gelişmeler ve ABD’li şirketlerin muhasebe hatalarından dolayı zora girmesi ise piyasalardaki dalgalanmaları iyice artırdı. Ayın sonuna doğru Avrupalı şirketlerde de muhasebe hatalarına rastlanabileceğine ilişkin beklentilerin artması, piyasalardaki sarsıntıya tuz-biber ekti.

Tüm bu gelişmeler ve devam eden belirsizlikler nedeniyle, ağustos ayına ilişkin tahminde bulunmak bir hayli zor. Çünkü, piyasalar şu anda tamamen beklentiler üzerine hareket ediyor. Ağustos ayında da bunun devam etmesi bekleniyor.

Ağustos ayında da tüm piyasalar yine Ankara’yı yakından takip edecek. Çünkü, seçim tarihi henüz netleşmedi. Meclis’in toplanması ve bu konuda alacağı karar merakla bekleniyor. Tabii bunun yanında Kemal Derviş’in tavrı da piyasa oyuncuları tarafından yakın izlemeye alınmış durumda. Çünkü, Kemal Derviş’in görevinden istifa etmesi halinde, hükümetin seçim ekonomisine gitmesine kesin gözüyle bakılıyor. Ancak, Kemal Derviş’in görevinde kalması, popülist politikaların olmayacağının garantisi olarak gösteriliyor.

Bu arada Avrupa Birliği’ne (AB) uyum yasalarının seçim tarihine kadar çıkarılması olasılığı hali hazırda devam ediyor. Başbakan Yardımcısı ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın girişimlerinin olumlu sonuç vereceğine ilişkin sinyaller de piyasaları ciddi oranda rahatlatacaktır.

Bu arada IMF’nin 3. gözden geçirme incelemesi temmuz ayında tamamlandı. Bu yazı hazırlanırken, ekonomi yönetimi de niyet mektubunu IMF’ye göndermek üzere idi. IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun tatil döneminin başlayacağı 8 Ağustos’tan önce niyet mektubunu görüşmesi bekleniyor. Ancak, gözden geçirmenin onaylanması için mali kontrol kanunu tasarısının Meclis’e sunulması şart. Bu konuda piyasa biraz tedirgin. Onayın gerçekleşmesi halinde ise IMF’nin ağustos ayının ilk yarısına kadar Türkiye’ye vereceği yaklaşık 1.1 milyar dolarlık kredi dilimini serbest bırakması bekleniyor. Tabii tüm bunların yanında piyasaların bir gözü de dış piyasalarda olacak. 

Böyle dönemlerde yatırım staretijilerini belirlemek bir hayli zor. Bu nedenle her risk grubu için dikkatli ve temkinli hareket etmenin şart olduğunu belirterek, ağustos ayı strateji önerilerimizi veriyoruz:

Riskli strateji: Risk almayı seviyorsanız, borsadaki olası çıkışlardan yararlanmak için elinizdeki hisse senedi miktarını korumanızda yarar var. Bu arada bilançolara göre, hisse değişimine gidebilirsiniz. Ancak, bunun için düşüş dönemlerini beklemenizde yarar var. Portföyün kalan bölümünü ise A tipi değişken fonlar ve Hazine bonolarına ayırabilirsiniz.

Orta riskli: Fazla risk almayı sevmediğiniz için, elinizdeki hisse senedi miktarını biraz düşürmenizde yarar var. Ancak, olası düşüşleri de, bilançosu iyi şirketlerden portföy oluşturmak için kullanabilirsiniz. Portföyün diğer bölümünü ise tahvil-bono fonlarına ayırabilirsiniz.

Risksiz: Size yine B tipi likit fonlardan vazgeçmemenizi öneriyoruz. Böylece piyasadaki dalgalanmalardan kendinizi ciddi ölçüde korumuş olursunuz.

BORSA

9.600 direnci önemli

Siyasi arenada yaşanan gerginlikler ve uluslararası piyasalarda olumsuz gelişmeler, temmuz ayında da borsanın hareketli günler geçirmesine neden oldu. Ay içinde 10 bin puanın üzerine çıkan İMKB 100 Endeksi, yurtdışındaki olumsuz gelişmelerle tekrar düşüşe geçti. Bu kadar kötü bir aydan Ağustos’a yönelik beklentiler ise şöyle:

*ABD ve Avrupa borsalarındaki düşüşün devam etmesi halinde, İMKB’deki satış baskısı da artabilir. İMKB 100 Endeksi’nin önündeki ilk destek noktası 9.600 seviyesinde. Buranın altında ise önce 9.250, ardından da 8.800 desteği var.

*Ancak AB konusunda atılacak olumlu adımlar ve seçim ekonomisi uygulanmayacağına dair işaretler, piyasanın önünü açabilir. Bu durumda endeksin ilk hedefi 10.000’deki direncini aşmak olacak. Buranın üstünde ise 10.800 ve 11.000 dirençleri var.

*Bu arada siyasete ısınmaya başlayan Kemal Derviş’in görevinden istifa edip etmeyeceği de piyasa tarafından merakla bekleniyor. Derviş’in istifa etmesi halinde, seçim ekonomisine gidileceği beklentileri bir hayli fazla. Bu da piyasayı tedirgin ediyor.

*IMF’nin ağustos ayının ilk yarısında serbest bırakması beklenen 1.1 milyar dolarlık kredi dilimi de İMKB üzerindeki baskıların azalmasına neden olacaktır.

*6 aylık bilançolar ağustos ayında açıklanmaya başlayacak. Mali yapısı iyi, karlılığı yüksek ve borçlu olmayan şirketlere yatırım yapmak ağustos ayının en doğru stratejisi olacak gibi gözüküyor.

FAİZ

Faizde dip noktası yüzde 73

Faiz cephesi de oldukça hareketli günler geçirdi. Temmuz ayına yüzde 73 seviyelerinden başlayan bono faizleri, hem iç hem de dış piyasalardaki olumsuz gelişmelerin etkisiyle yüzde 77’lere kadar çıktı. Yabancı fonların yurtdışındaki tedirginlik nedeniyle gelişmekte olan ülkelerden çekilmesi, faiz cephesini de olumsuz etkiledi. Ekonomik verilerdeki olumlu gelişmeler de piyasayı rahatlatmaya yetmedi. Faiz cephesinde de bekle ve gör politikasının izleneceğini söyleyen para yöneticilerinin, ağustos ayına ilişkin tahminleri şöyle:

*Seçimlerin 3 Kasım’da olacağının kesinleşmesi ve seçim ekonomisine gidilmeyeceği yönünde sinyaller gelmesi, piyasadaki belirsizliği belli ölçüde ortadan kaldıracaktır. Böyle bir durumda faizde temkinli bir düşüş hareketi yaşanabilir. İlk hedef yüzde 73-74 seviyeleri olacak. 

*Seçim öncesinde AB’ye uyum yasalarıyla ilgili olumlu gelişmeler olacağına yönelik haberler de piyasayı olumlu etkiler. Ancak, söz konusu yasalar çıkmadan, faiz cephesinin tepkisi de oldukça sınırlı olacaktır.

*IMF’nin 1.1 milyar dolarlık kredi dilimini Ağustos ayının ilk yarısında serbest bırakması bekleniyor. Bu da faizler üzerindeki baskıyı azaltacak bir başka neden olarak gösteriliyor. 

*Ağustos ayı enflasyon beklentileri yüzde 1-1.5 arasında değişiyor. Önceki aylara göre yüksek olan bu rakam, piyasadaki tedirginliği artırabilir. Çekirdek enflasyonu takip etmekte yarar var.

*Bu arada mevduat cephesinde de hareketlenme başladı. Bankalar, TL mevduatlarda küçük çaplı da olsa faiz artırımına gidiyor. Ancak, faiz indirimlerinin oldukça temkinli olduğunu söylemekte yarar var.

*Yılın ilk aylarında iyimser rüzgarların etkisiyle DTH’lardan çıkış başlamıştı. Ancak, hem iç hem de dış piyasalardaki gelişmeler nedeniyle, faizlerde yükseliş olmamasına rağmen, DTH’lara olan ilginin yeniden artmasına neden oldu.

*Repo cephesinde ise herhangi bir kıpırdanma yok. Dalgalanmalardan korkan yatırımcılar hala repoyu güvenli bir liman olarak görüyor. Ancak, bu tip yatırımcılara, B tipi likit fonların getirisinin daha yüksek olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

DÖVİZ

Dar bantta hareket edecek

Temmuz ayına 1 milyon 600 bin lira civarında başlayan dolar kuru, Ankara’daki olumsuz gelişmelerin etkisiyle 1 milyon 700 bin liraya kadar çıktı. Yurtiçindeki gerginliğe Brezilya’daki olumsuz gelişmeler ve ABD’li şirketlerin bilançolarında çıkan sorunlar eklenince piyasa iyice hareketlendi. ABD’li şirketlerin muhasebe sisteminde yaşanan sorunlar nedeniyle euro uzun süren sessizliğini bozdu ve uzun bir aradan sonra ilk kez euro/dolar paritesi 1’in üzerine çıktı. Ayın ilk 25 gününde TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı ise yüzde 7 oldu. Piyasadaki ağustos ayı beklentileri ise şöyle:

*Ağustos ayında döviz piyasasının gözü ağırlıklı olarak dış piyasalarda olacak. Brezilya ekonomisinin zora girmesi ve ABD ekonomisinden gelen olumsuz sinyallerin artma ihtimali piyasayı rahatsız ediyor. Üstelik bu durumun Avrupa’ya yansıma olasılığı da bir hayli kuvvetli. 

*Yurtiçinde de seçimle ilgili gelişmeler yakından izlenecek. Seçimlerin 3 Kasım’da yapılacağının kesinleşmesi halinde döviz cephesindeki volatilitenin de sürmesi bekleniyor.

*Seçim öncesinde AB’ye uyum yasalarının çıkarılması yönünde atılacak adımlar, piyasanın tansiyonunu düşürebilir. Ancak, şu andaki siyasi ortamı buna pek müsait olmadığı söyleniyor.

*Bankacılara göre, olumlu gelişmeler olsa bile, kurlarda yaşanacak düşüşler oldukça sınırlı olacak. Şu an için kurların dip noktası 1 milyon 550 bin – 1 milyon 500 bin lira olarak görülüyor.

*Aslında düşüş gibi çıkışların da sınırlı olması bekleniyor. Piyasada konuşulan rakamlar ise 1 milyon 700 bin lira ile 1 milyon 800 bin lira arasında değişiyor.

*Bu arada, ABD’li şirketlerden sonra Avrupalı şirketlerin de aynı sorunlarla karşılaşma olasılığının bir hayli yüksek olduğu söyleniyor. Bu nedenle temmuz ayında ciddi bir çıkış gösteren euro/dolar paritesinin ağustos ayında 98-1 bandında hareket etmesi bekleniyor.


 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz