"Paranın 2006 Takvimi"

2006 yılının ilk ayı geride kaldı. Yine para piyasaları açısından hareketli geçti. Borsa yükseldi, faiz düştü. Dolar ise gerilemeye, Euro karşısında değer kaybetmeye devam etti. Peki ya kalan 11 ay...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Paranın 2006 Takvimi

2006 yılının ilk ayı geride kaldı. Yine para piyasaları açısından hareketli geçti. Borsa yükseldi, faiz düştü. Dolar ise gerilemeye, Euro karşısında değer kaybetmeye devam etti. Peki ya kalan 11 ay? Piyasalar gerçekten önemli bir döneme giriyor. Beklentiler büyük. Borsada çıkışın yönü, faizlerin gideceği düzey ve doların geleceği… Alanlarının uzmanları yatırımcıların merak ettiği bu soruları yanıtlarken, aynı zamanda 2006 yılının ay ay beklenti takvimini de çıkardılar…

“HİSSE BAZINDA HAREKETLER ÖN PLANA ÇIKACAK”
Osman N. Özcan/ Dundas Ünlü Menkul Değerler Fon Yönetim Müdürü

hedİLK ÇEYREK: ABD’de faiz artırımlarının sonuna yaklaşıldığı görüşü, gelişmekte olan piyasalardaki bu yükselişin devam edeceği sinyalini veriyor. Diğer taraftan FED’in faizleri 25 baz puan daha arttırması bekleniyor. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin gecelik faizlerden düşük kalması gelişmekte olan ülke piyasalarına bir miktar düzeltme getirebilir. 2005 yılının bu gelişmekte olan ülke piyasaları açısından çok olumlu geçmesi de kısa vadede piyasaya bir miktar satış gelmesi ihtimalini yükseltiyor.

Çekilme olabilir: Kısa vadede hisse senetleri piyasası için bu seviyelerden bir düzeltmenin gelebileceği ve daha sonra stabilize olacağı görüşündeyiz. Benim tahminim yüzde 15 (37,500) civarında bir geri çekilmenin olabileceği yönünde.

Hikayesi olan şirketler: Yatırımcıların endeksin gelmiş olduğu seviyeler dikkate alındığında borsa geneline yatırım yapmak yerine hisse spesifik tercihlere göre yatırım yapmaları daha anlamlı olacaktır. Ülkenin makro dengeleri dikkate alındığında büyüme potansiyeli taşıyan sektörler ve bunlar içerisindeki ucuz ve hikayesi olan şirketler tercih edilmeli. Özelleştirme ve satın almalara bağlı olarak önümüzdeki dönemde güçlü sermaye yapılı şirketlerin ilgi odağı olmayı sürdürmesini bekliyoruz.

İKİNCİ ÇEYREK: Türkiye’nin global sermaye hareketlerinden yüksek pay almayı sürdüreceği görüşündeyiz. Yatırımların yüksek seyri, artan doğrudan yabancı sermaye yatırımları, özelleştirme ve kamu borçlanma gereğinin azalması, ekonomimiz için önemli tehditlerden biri olan cari açığı sürdürülebilir kılıyor.

Ayrıca, IMF ile üzerinde anlaşılan 3 yıllık programın da başarılı bir şekilde sürdürülmesi halinde uluslararası derecelendirme kuruluşlarından not artırımları da gündeme gelecek. Bu da yılın ikinci çeyreğinin pozitif geçmesini sağlayacaktır.

Vergi etkisine dikkat: Bütçe dengesi ile rahatlayan hükümetin Kurumlar Vergisi&ni 10 puan düşürme kararı borsada işlem gören şirketlerin değerlemelerini yüzde 15 civarında artırdı. Yüksek yatırım indirimi kullanan sanayi şirketlerinin değerlemeleri sınırlı oranda artarken, vergi istisnası düşük olan banka ve sanayi şirketleri üzerindeki etki daha fazla oldu. Dolayısıyla, hisse seçiminin ön plana çıktığı bu dönemde yatırımcıların bir uzmandan yardım almaları gerekiyor.

Temettü döneminin incelikleri: Burada yılın ikinci çeyreğinde temettü beklentilerinin de gündeme geleceğini hatırlatmakta fayda var. Özellikle inşaat ve bu sektöre girdi sağlayan sektör şirketlerindeki beklentiler yüksek. Yine otomotiv sektörünün iyi temettü vermesi bekleniyor. Medyanın reklam gelirlerinde ciddi artışlar gözlendi. Bu trend 2006 yılında da devam edecek. Bankacılık hisseleri ise çok primlendiği için, biraz temkinli olmakta fayda var.

ÜÇÜNCÜ ÇEYREK: 2006 yılının ikinci yarısından itibaren global likiditenin kademeli olarak azalmasını bekleyebiliriz. Bunun yanı sıra, 2006 yılının gelişmekte olan ülkeler açısından seçimlerin yoğun olduğu bir yıl olması nedeniyle, bu piyasalarda volatilite yükselebilir.

Türkiye’de de 2006 yılının ikinci yarısından itibaren seçim konuşmalarının artması piyasalarda dalgalanmalara sebep olacak. Eğer bir erken seçim olursa, bunun üçüncü çeyrekte olmasını bekleyebiliriz.

DÖRDÜNCÜ ÇEYREK: Yılın son aylarında borsa genelde bir yükseliş yaşar. Ancak, bu yıl üçüncü çeyrekte bir seçim gerçekleşir ve istenmeyen bir tablo ortaya çıkarsa, yılın son çeyreğinde bu yükseliş hareketi gözlenmeyebilir.

FAİZ

“YTL, 2006’DA DA KAZANDIRACAK”
Cem Kurdoğlu/Denizbank Fon Yönetimi Grup Müdürü

hedYılbaşı itibariyle genel durumu ortaya koyarsak; FED’in faiz artırımlarında sona yaklaşmış olduğu görüşü genel kabul görmekte. Geçen yıllarda dünya ekonomilerindeki enflasyonsuz büyüme trendinin 2006 yılında da devam etmesi bekleniyor. Bu da finansal piyasalara ciddi destek veriyor. Gelişen piyasaların rezervleri ve ticaret dengeleri (birkaç istisna dışında) gayet güçlü. Bu da gelişmekte olan ülkelerin faiz maliyetlerini aşağıya çekiyor. Düşen maliyetler bu ekonomilerin kaynaklarını daha çok vatandaşları lehine kullanabilme olanağı sundu. Türkiye’nin de bu olumlu trendlerden yararlandığını ve 2006 yılında da yararlanmaya devam edeceğini söyleyebiliriz. Hükümetin uyguladığı sıkı makroekonomik politikalar çerçevesinde Standard & Poor’s Türkiye’nin görünümünü de pozitife çevirdi. Bu da 2006 içerisinde veya 2007 başlarında Türkiye’nin notunun yükselebileceğinin göstergesi olarak algılanabilir. Bu çerçevede 2006’nın çeyrekleri bazında neler beklenebileceğini kısaca özetleyebiliriz.

OCAK-MART: T.C. Merkez Bankası’nın (MB) enflasyon hedeflemesi nedeniyle, ilk çeyrekte para politikasını sıkı tutmak isteyeceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, ilk çeyrek sonu gecelik borçlanma faizleri yüzde 13.25’e indirilebilir. Buna paralel olarak gösterge bono faizlerinin yüzde 13.25-13.50 seviyelerinde seyretmesini bekliyoruz.

NİSAN-HAZİRAN: MB’nin faiz indirimlerine biraz daha hız vererek toplam 3 tane indirim yapmasını ve gecelik borçlanma faizini yüzde 12.5 düzeyine indirmesini bekliyoruz. Gösterge bonolarda da yarım puanlık bir düşüşle yüzde 12.75-13.00 bileşik düzeylerinde işlem görmesini bekliyoruz.

TEMMUZ-EYLÜL: MB’nin bu çeyrekte toplam yarım puan (yüzde 0.50) indirim yaparak gecelik faizi yüzde 12 seviyesine indirmesini bekliyoruz. Bono faizleri de yüzde 12.5 seviyelerine gevşeyebilir.

EKİM-ARALIK: MB’nin gecelik faizlerde yılı yüzde 11.50 düzeyinde bitireceğini düşünüyoruz. Bono faizleri de buna paralel olarak yüzde 11.50-11.75 düzeylerine kadar gevşeyebilir. Bu beklentilerimiz eğer gerçekleşirse, şu anda en cazip yatırımın yüzde 13.40 seviyelerinde seyreden uzun vadeli gösterge niteliğindeki iskontolu 5 Eylül 2007 vadeli bononun olduğunu düşünüyoruz.

DÖVİZ

“DÖVİZ YERİNE YTL ALIN”
Arzu Amasyalı / Anadolubank Hazine Grup Başkanı

Döviz kurlarının seyri için beklentilerin 2005 yılından çok büyük farklılık göstermesi beklenmiyor. Döviz kurlarının gelmiş olduğu 1.3300 civarındaki seviye göz önüne alındığında hızlı düşüş yada yükselişlerden ziyade yatay bir seyir beklenmeli. Bu beklentiye paralel olarak da uzun vadeli yatırım yapmayı düşünenler için YTL enstrümanlar öneriliyor.
Portföyünde muhakkak döviz bulundurmak isteyenler ise yine uzun vadeli düşünmeli ve piyasaları iyi takip ederek ölçülü risk almalı.

OCAK-MART: YTL, 2005’in son çeyreğinde hızlanan satışlarının yaratmış olduğu etkinin devamı ile 2006‘ya dolar karşısında gücünü koruyarak girdi. 2006’in ilk ayında da bu durum devam etti. 2006’nın ilk çeyreğinde yurtiçi piyasalara yön verecek en önemli göstergeler Kuş Gribi vakalarının ekonomi üzerindeki etkileri ve niyet mektubunda yer alan sosyal güvenlik idari reformuna ilişkin yasanın Meclis’ten geçiş süreci ile ilgili gelişmeler olacak. Önümüzdeki dönem IMF ile başlaması beklenen üçüncü gözden geçirmenin takvimi de bu bağlamda önem kazanıyor. Yurtdışı piyasalarda ise 31 Ocak tarihinde açıklanan Amerikan Merkez Bankası (FED) faiz kararı ve Avrupa Merkez Bankası’nın bu karar sonrası izleyeceği faiz politikası, oldukça önemli göstergeler olacak. Ayrıca, uzun yıllardır Alan Greenspan’ın başkanlığında olan FED’e yeni dönemde Ben Bernanke’nin başkanlık edecek olması da dış piyasaları yakından ilgilendiren önemli bir değişiklik.

Yurtiçinde ise sosyal güvenlik reformu, vergi politikası ve enflasyon hedeflemesi, 2006’da ekonomik gündemi belirleyecek en önemli konular arasında olacak. Ayrıca Avrupa Birliği yolunda atılacak her adım ve yapılacak her açıklama, piyasalarda doğrudan etki yaratacak.

NİSAN-HAZİRAN: Yılın ikinci çeyreğinde ise Türkiye not artırımlarının beklentisi içerisinde olacak. Türkiye 7 yıldan sonra 2005 Aralık ayında uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s’den not artırımı almıştı. Moody’s Türkiye’nin ulusal ve uluslararası döviz notunu B1 den BA3’e yükseltmişti. Fitch ve S&P’nin de birinci çeyrek sonu veya ikinci çeyrekte not artırımına gitmesi bekleniyor.

Yatırımcılara bu kur seviyesinde en önemli önerimiz, kısa vadeli dövizin aşağı/yukarı hareketinden faydalanma amaçlı giriş çıkış yapma riskini almamaları yönünde olacak.

Enerji fiyatlarındaki artış ve bu artışın ilk yarı yılda devam edebilecek olması hem dış piyasalarda hem de yurtiçi piyasada fiyat istikrarını bozabilecek ve enflasyonla mücadelede sıkıntı yaratacak bir risk unsuru olarak değerlendirilmeli.

Dış piyasalarda, euro/dolar paritesi 2005 yılının son aylarında 1.1640 seviyelerini gördükten sonra hızla 1.2200 düzeyinde toparlandı. Avrupa Merkez Bankası’nın da 2006 yılı içerisinde yeni faiz artırımlarına gidebileceği beklentisi de Euro’nun dolar karşısında gücünü korumasına sebep oluyor. Orta vadede Euro’nun dolar karşısında gücünü koruyarak 1.2500 seviyelerini test etmesi beklense de yeni yükselişlerin Euro satışları için bir fırsat olabileceği de gözlerden kaçmamalı.

TEMMUZ-EYLÜL: 2006 yılına çok güçlü bir giriş yaptığımızı ve tüm piyasalar için daralan kâr marjlarını da göz önüne aldığımız da 2006 yılının ikinci yarısının ilk yarısına göre daha zor ve daha dalgalı geçmesi beklenebilir.

EKİM-ARALIK: Yılın son aylarında son üç yıldır büyük bir başarı ile savaşılan enflasyon sonrası 2006 hedefi olan yüzde 5’in gerçekleşme potansiyeli, Avrupa Birliği yolunda atılan adımlar ve alınan kararlar, 2007 yılındaki seçim haberleri, bu yılın öncü göstergeleri olacak.

ALTIN

“ALTIN, ALTERNATİF YATIRIM ARACI OLMAYA ADAY”
Çetin Binatlı/Goldaş Yönetim Kurulu Üyesi

1. ÇEYREK: Ocak ayı içinde ons başına altın fiyatları son 25 yılın en yüksek düzeyi olan 565 dolarıi gördü. İran’ın nükleer programından vazgeçmeyeceğini açıklaması ve buna karşılık başta Almanya, Fransa, İngiltere ve ABD olmak üzere batılı ülkelerin konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne götürme kararı, piyasalardaki gerginliği artırdı. Yine altın fiyatlarını etkileyen petrol fiyatları, yükseliş eğilimini sürdürüyor. ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimi politikası nedeniyle faiz getirisinin gerilemesi ve altın fiyatlarındaki yükseliş eğilimi, altına olan ilgiyi daha da artırıyor. Günlük bazda ons başına 10 doları bulan dalgalanmalar yaşanabiliyor.

Önümüzdeki dönemde fiyatların seyrini etkileyecek birçok gelişmenin olabileceğini tahmin ediyoruz. Bunların başında 2 Şubat 2006 tarihindeki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısından İran ile ilgili çıkacak karar geliyor. Yine Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artırımına ilişkin açıklamaları ve petrol fiyatları altın fiyatı üzerinde etkili olacak. İran’ın geçen ay içinde petrolü dolar cinsinden değil de, artık Euro cinsinden satabileceğini açıklaması, uluslararası piyasalarda var olan gerginliği daha da artırıyor.

2. ÇEYREK: Bu dönemde de özellikle İran ve Suriye konusunda yaşanacak gelişmeler piyasalar üzerinde etkili olmaya devam edecek. Teknik olarak yatırım fonları kâr satışı yapabilir. Ancak, 530 dolardaki güçlü destek noktasının aşağı kırılması ihtimalinin zayıf olduğunu düşünüyorum. Ortadoğu’daki gerginlik, petrol fiyatları, Merkez Bankaları’nın faiz politikaları, ciddi kâr satışı ihtimalini zayıflatan unsunlar olarak karşımıza çıkıyor. Ons fiyatının 560 dolar seviyelerini kırması durumunda ise 600 dolar seviyeleri test edilebilir.

3. ÇEYREK: Bizim tahminimiz altın fiyatının bu yıl içinde maksimum 620 dolar seviyesini görebileceği yönünde. Bunun için beklentilerden çok gerçekleşmeler olmalı. İran’da bir savaş bu düzeyleri görmemize neden olabilir. Bazı analistler, üst seviyenin 700 dolara kadar çıkabileceğini söylüyor. Ancak, bu hedefin çok iddialı, radikal senaryolar olduğunu düşünüyorum. Yine bizim 2006 yılı ortalama altın fiyatı beklentimiz 580 dolar seviyeleri. Hızlı yükselişlerde uluslararası fonlar kâr satışı yapabilir.

4. ÇEYREK: Hükümet her ne kadar erken genel seçimlerin olmayacağını, seçimlerin zamanında yapılacağını söylese de yılın son aylarında seçimler gündeme taşınabilir. Seçim belirsizliğine karşı, yerli yatırımcı istikrarsız ortamların güvenli limanı olarak kabul edilen altına bir miktar yatırım yapabilir. Faiz getirisinin azalması da yatırımcıların altına olan ilgisini artırmaya devam edecektir.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz