2006’da Yüzde 15’den Fazla Büyüme Zor

Hasan Tonbul, Türkiye’nin en büyük tur operatörlerinden Diana Turizm’in sahibi. 30 yılda küçük bir girişimi turizm devine dönüştürdü, yılda 1 milyon turist sayısına, 320 milyon dolar ciroya ulaştı....

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
2006’da Yüzde 15’den Fazla Büyüme Zor

Hasan Tonbul, Türkiye’nin en büyük tur operatörlerinden Diana Turizm’in sahibi. 30 yılda küçük bir girişimi turizm devine dönüştürdü, yılda 1 milyon turist sayısına, 320 milyon dolar ciroya ulaştı. Turizmdeki büyümeyle yollarına devam edeceklerini, bunun işaretlerini de aldıklarını söylüyor. 2006 yılına yönelik tahmininde ise yüzde 10-15 arasında turist sayısı artışı bekliyor. Tonbul, “Zaten Belçika, Hollanda gibi küçük ülkelerde tüm pazarın büyük bir bölümünü Türkiye olarak ele geçirmişsiniz, daha fazla nereye kadar büyüyeceksiniz?” diye konuşuyor.

Türkiye’nin önde gelen turizm acentelerinden Diana Turizm, 1976 yılında bu sektördeki yolculuğuna Samos Adası ile Kuşadası arasında seferler düzenleyerek çıktı. İlk yıllarında bu seferleri kiraladıkları balıkçı tekneleriyle gerçekleştiren 4 arkadaş, daha sonra krediyle ilk teknelerini aldı. Bugün ise kendisine ait 6 oteli, büyük bir otobüs filosu, 3 feribotu, 2 bin çalışanı, 12 şubesi ve Antalya’daki merkez ofisiyle Türkiye’nin en yaygın gruplarından biri haline geldi.

Diana Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Tonbul, bu yıl sadece tur operatörlüğü bölümünden 250 milyon dolar ciro hedeflediklerini ve 1 milyon yolcuyu da aşacaklarını belirtiyor. Bu 1 milyon yolcunun tamamının Türkiye’de tatile getirdikleri ve 1-2 haftalık kalışlarındaki tüm tatil organizasyonlarını gerçekleştirdikleri paket turistler olduğunu da ekliyor. Tüm grubun toplam cirosunun da 320 milyon dolara ulaşacağını söylüyor.

Diana Turizm’in Türkiye’ye getirdiği turistlerin tamamına yakını Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinden geliyor. En fazla turist getirdikleri ülkeler arasında Almanya, Belçika, Hollanda, İngiltere, Fransa, İsviçre ve Avusturya yer alıyor. Hasan Tonbul, “Bu saydığım ülkelerin müşterileri Türkiye’ye gelen turistler içinde harcama gücü olarak orta-üst seviyeye dahildir.

En fazla geliri de Avrupalı turistler bırakıyor” diyor. Bugün 5 yıldızlı otellerdeki en iyi dolulukların Almanlar, Belçikalılar ve İngilizlerle yakalandığına, bunun da onların alım gücünü gösterdiğine dikkat çekiyor.

Diana Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Tonbul, Capital’e, Diana Turizm’in geçmişini, bugününü ve gelecek hedeflerini, Türk turizminde geliştirilmesi gereken alanları, turistin değişen niteliğini ve Türk turizminin dünyadaki yerini anlattı:

Kısaca kendi öykünüzden ve Diana Turizm’in öyküsünden bahsedebilir misiniz? Diana Turizm ne zaman ve nasıl kuruldu?

Ben 1973 yılında Gazi Üniversitesi’nden İngilizce öğretmeni olarak mezun oldum. Ancak, hiç öğretmenlik yapmadım ve doğduğum yer olan Kuşadası’na geri döndüm. Aslında turizme 1973’te profesyonel olarak başladım ama tüm lise ve üniversite hayatım boyunca yazları Kuşadası’nda turistik tesislerde, tatil köylerinde resepsiyonda, dükkânlarda tezgâhtar olarak çalıştım.

Okulun ardından da 1973-76 yılları arasında o zamanlar Türkiye’nin en büyük turizm acentelerinden olan Akdeniz Turizm’in gemi bölümünde çalıştım, üst düzey yöneticilik yaptım. 1976 yazının sonunda bazı arkadaşlarımla birlikte istifa ettik ve Kuşadası’nda Diana Turizm’i kurduk. Bizim başladığımız yıllarda charter ile gelen ikamet turizmi çok yaygın olmadığı için, Yunanistan’ın Samos adası ile Kuşadası arasında feribot seferleri başlatarak ilk temelimizi attık.

O yıllarda özellikle İtalyanlar ve Almanlar, Yunanistan üzerinden Türkiye’ye motosikletleriyle ve karavanlarıyla geliyordu. İlk 2-3 yılımız kiraladığımız balıkçı tekneleriyle geçti. 1979’da ilk teknemizi krediyle aldık. O tekneyle birlikte işlerimiz açılmaya başladı. Ardından biraz daha cesaretlendik ve Patnos’a da seferler düzenlemeye ve dini grupları bu adaya taşımaya başladık. Yunanistan’la olan ilişkiler sürecinde Avrupalı tur operatörlerini bilfiil tanıma fırsatı bulduk.

Kaç ortakla yapıyordunuz bu işinizi?

O yıllarda feribot işinde iki ortaktık ve o feribot şirketinde ortaklığım aynen devam ediyor. Ortağım rahmetli oldu ama çocuklarıyla da aynı uyum ve huzur içinde şirketimizi devam ettiriyoruz. O iş bizim için ticari olduğu kadar manevi önem de taşır. Diğer işlerde de ortaklarım var. Otellerde ise kardeşimle birlikte çalışıyoruz.

Tur operatörleriyle tanışmanızın ardından nasıl ilerlediniz? Bunun işinize katkısı ne oldu?

Bu tur operatörlerinin hosteslerini birer günlük Efes-Kuşadası gezilerine ikna ettik. Samos’tan günlük yolcu taşımaya başladık. İşi biraz daha geliştirip o turistleri gecelemeli getirmeye geçtik. Muazzam bir potansiyel yakaladık ve bu Yunanlı meslektaşlarımızı rahatsız etmeye başladı. Yunan Sivil Havacılık Dairesi, Yunanistan’a charter ile gelen turistlerin Yunanistan dışına 24 saatten fazla çıkamayacağı yönünde bir karar aldı. 24 saatten fazla kalanların aynı charter ile geri dönüşünü engelledi. Dolayısıyla iki günlük turlarımız iptal oldu.

O dönemde Belçika’da çalıştığımız bir şirket vardı. O şirketin patronunu İzmir’e doğrudan charter koymaya ikna ettim. 15 günde bir bu charter’lar koyuldu ve İzmir’e ilk charter’ları başlatmış olduk.

Ardından 4 yıl içinde 4 tur operatörünün İzmir’e charter koymasını sağladık. O zamanlar ne Dalaman ne de Bodrum havaalanları vardı. Antalya da hiç öne çıkmamıştı. THY’nin haftada bir sefer yaptığı bir destinasyondu.

Kuşadası da bize yetmemeye başlayınca İzmir’e 2 haftalığına gelen müşterilere bir hafta Kuşadası, bir hafta Antalya yapmalarını önerdik. İlk yıllarda bir minibüs, sonra da bir otobüs olmak üzere Antalya’ya İzmir’den yolcu gönderdik. Bu turlar çok iyi satmaya başladı ve otobüs sayıları da giderek arttı. Elbette o dönemde Antalya’daki tesis sayısı da sınırlıydı.

Diana Turizm bugün nereye geldi? Bugünkü rakamlar nedir?

İşimizi geliştirdikten sonra yıllar içinde Bodrum, Çeşme, Dalaman, Antalya bürolarımızı açtık. 1976 yılından bu yana turizm ızgarasının ortasında olan bir şirket olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bu yola 4 genç arkadaş olarak başladık. Bugün kendimize ait 6 oteli, büyük bir otobüs filosu, 3 feribotu, 2 bin çalışanı, 12 şubesi ve Antalya’daki merkez ofisimizle Türkiye’nin en yaygın gruplarından biriyiz.

Türkiye’nin yüzde 100 Türk sermayeli son kalan incoming acentesiyiz. TÜRSAB’a kayıtlı 4 binin üzerinde acente var. Ama Türkiye’ye en fazla döviz ve yolcuyu getiren acenteler bunun ilk 50’sidir. İlk 50’nin içindeki incoming’lere baktığımız zaman, uluslararası bazda tur operatörlerinin incoming’i olarak tek kalan gruptur.  Son 15 yıldır da Türkiye’ye en fazla döviz getiren acenteler sıralamasında ilk üçün içindeyiz.

Şirketinizin cirosu nedir? Yılda kaç turist getiriyorsunuz? Ciro ve turist sayısı hedefleriniz neler?

Bu yıl sadece tur operatörlüğü bölümümüzden 250 milyon dolar ciro hedefliyoruz. Oteller, taşımacılık ve feribotçulukla da birlikte bu hedefimiz 320 milyon dolar olur.

1 milyon yolcuyu da aşacağımızdan eminim. 1 milyon yolcunun tamamı paket turisttir. Türkiye’de tatile getirdiğimiz ve 1-2 haftalık kalışlarındaki tüm tatil organizasyonlarının da dahil olduğu paket turizmden bahsediyorum. Bu, küçük ama önemli bir detaydır.

En çok hangi ülkeden ve Türkiye’de hangi bölgelere turist getiriyorsunuz?

Getirdiğimiz müşterilerimizin tamamına yakını Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerindendir. En çok Almanya, Belçika, Hollanda, İngiltere, Fransa, İsviçre ve Avusturya’dan yolcu getiriyoruz. Bu saydığım ülkelerin müşterileri Türkiye’ye gelen turistler içinde harcama gücü olarak orta-üst seviyeye dahildir. Rus pazarıyla yok denecek kadar az bir çalışmamız var. Asıl işimizin olduğu pazarların tamamında da uzun zamandır birlikte çalıştığımız tur operatörleri var. Hotelplan grubuyla yaklaşık 20 yıldır, Neckelmann grubuyla yaklaşık 15 yıldır çalışıyoruz. Ortaklarımızın hepsi çok uzun yıllardır çalıştığımız, karşılıklı olarak mükemmel işbirliğine sahip olduğumuz şirketler.

Bugün Türkiye’ye toplam kaç turist geliyor? 2006’da bu rakam ne olur? Ne kadarlık gelir beklenebilir?

Benim burada yapacağım tahmin çok gerçekçi olmaz. Çünkü, ben Rus, İsrail, İskandinav pazarlarıyla ilgili çok fazla bilgi sahibi değilim. Ama tüm pazarlardan Türkiye’ye olan talebin artacağına eminim. Ama bu oran ne olur bilemiyorum. Çünkü, Türkiye’nin tesisleri, buradaki fiyat-kalite ilişkisi çok iyi, personeli güler yüzlü, yabancı dil biliyor. Plaj turizminde Türkiye gelişerek büyüyor. Türkiye sadece kültür turizminde pazar payını yitiriyor.

Şu anda Türkiye’ye en çok hangi tur şirketi turist getiriyor? İlk 10 şirket hangisidir? Siz kaçıncı sıradasınız?

Rakamları hep Türkiye bazında konuşuyoruz ama bir detay daha vermek istiyorum. Türkiye’de bugün 5 ana kapı var; İstanbul, İzmir, Bodrum, Dalaman ve Antalya. Bunu vurgulamak gerek. Daha önce verdiğim figürler tüm Türkiye’yi kapsıyor. Ama havaalanı bazında bakarsak biz Diana Grubu olarak o havaalanına ya da o kapıya en fazla yolcu getiren grubuz.

Örneğin, İzmir Havaalanı’na gelen yolcunun yüzde 18’ini biz getiriyoruz. Bizden sonra gelen yüzde 12’yle geliyor. Bu yıl İzmir’e 100 binin üzerinde yolcu getireceğiz. Buraya getireceğimiz yolcunun tamamı Belçikalı, İngiliz, Alman, Hollandalı ve Fransız’dır. İzmir havaalanına gelen yolcunun önemli bir bölümü Yugoslavlar, Bulgarlar, Makedonlar gibi harcama gücü biraz daha aşağıda olan gruplardır. Ama bizim hedef kitlemiz hem yolcu sayısı hem de alım ve ödeme gücü olarak büyüktür. Yöre ekonomisine oldukça önemli bir katkı sağlıyor.

Diğer havaalanlarında durum nasıl?

Bodrum’da da durum aynı. Bodrum Havaalanı’nın yüzde 21’ini tek başımıza getiriyoruz. Açık arayla birinciyiz. İzmir’de Fransa ve Belçika pazarlarında çok güçlüyüz. Bodrum pazarında Belçika ve İngiltere’de en büyük pazar payına sahip grubuz.

Dalaman Havaalanı’nda grup olarak açık arayla ilk sıradayız. Sadece Belçika pazarının yüzde 67’si bizim kontrolümüzde. Antalya Havaalanı’nın yüzde 11’i bizim getirdiğimiz yolculardan oluşuyor.

Rakiplerimiz maalesef hep aynı kalmıyor. TUI Grubu hariç diğerleri hep değişken oldu. Bazı yıllar ilk 3’e girdiler, bazı yıllar ilk 3’ün dışında kaldılar. Bazen de tamamen alt sıralara düştüler. Tabii bunun içinde diğer meslektaşlarımızın kendi hatalarından kaynaklanan performans düşüklükleri ya da küreselleşmenin beraberinde getirdiği şanssızlıklar oldu. Elbette turizm tavla oynamaya benzemiyor.

Uzun vadeli bir satranç oyununa benzetiyorum ve uzun vadede doğru hamleyi yapmak zorundayız. Unutmayalım ki gruplar, tur operatörleri ve turisti buraya getiren mekanizmalar bir tarafa, asıl önemli olan müşteridir. Biz 11.5 ay boyunca en değerli 15 günü için çalışan insanları burada ağırlıyoruz. Bu 15 günü söz verdiğimiz şekilde onlara sunmak zorundayız. Bu formülü doğru uyguladığınız sürece ilk 3 içinde sürekli olarak kalmamanızın hiçbir nedeni yok.

Kaç ile ve kaç turist götürüyorsunuz?

İzmir Havaalanı’na, Kuşadası ağırlıklı olmak üzere 100 binin üzerinde, Bodrum Havaalanı’na, ağırlığı Bodrum yarımadasına ve bir kısmı da Didim’e olmak üzere 180 bin civarında, Dalaman’a, ağırlığı Marmaris, Fethiye, Sarıgerme ve Dalyan civarına olmak üzere 200 binin üzerinde turist götürüyoruz. Kalanı da Antalya’ya gidiyor. En popüler olanı Antalya.

Tabii konuşuyor olduğumuz turizm ikamet turizmi. Kruvaziyer turizmini, alternatif turizmleri, kış ya da spor turizmini tartışmıyoruz.

İkamet turizminin en önemli kriteri tesislerdir. Antalya’nın bu kadar öne çıkmasının en büyük nedeni de buradaki modern ve çevreye saygılı yeni, geniş, güzel, aile birimleri oldukça fazla tesislerin olmasıdır. Dolayısıyla bugün Kuşadası, Bodrum, Marmaris gibi yörelerimizin daha önce başladıkları halde Antalya’nın gerisinde kalmasının nedeni oradaki yapılaşmanın yanlışlığı, yapılan tesislerin yetersizliği, yerel yönetim ve halkın tercihini turizmden yana değil yazlıklardan yana kullanmalarıdır.

Türkiye’ye en çok parayı hangi ülkelerden gelen turistler bırakıyor?

Tabii ki Avrupalılar. Avrupalıların genelini söylüyorum. Tabii Rusların içinden çok çılgın harcamalar yapanlar da var ama bunlar uç örnekler. Ama genelleme yaptığımız zaman orta ve üst seviyedeki alım gücü Avrupa ülkelerinden, başta İsviçre, Almanya, İngiltere gibi turistlerde var. Bugün 5 yıldızlı otellerdeki en iyi doluluklar Almanlar, Belçikalılar ve İngilizlerle yakalanıyor. Bu da onların alım gücünü gösteriyor.

2006 yılı çalışmalarınıza başlamış olduğunuzu tahmin ediyorum. Gelecek yıl kaç turist getirmeyi planlıyorsunuz? Türk turizminin büyümesi ne oranda olur?

Bizim sektörümüz çok hassas bir zeminde oluğu için, önceden bir tahminde bulunmak güç. Her şeyin normal gitmesi halinde Türkiye turizmi büyümeye devam edecektir. Bu büyümenin de yüzde 10-15’ler civarında olacağını tahmin ediyorum. Daha fazla büyümesi de mümkün değil. Zaten Belçika, Hollanda gibi küçük ülkelerde tüm pazarın büyük bir bölümünü Türkiye olarak ele geçirmişsiniz, daha fazla nereye kadar büyüyeceksiniz?

Türkiye’ye turist getiren gruplar arasında pazar payında değişiklikler olabilir. Orada Diana’nın sayısı yükselir, B firmasınınki küçülebilir. Ama ben Türkiye’ye giren anlamında yanıt veriyorum. Türkiye kapasiteleri ölçüsünde yüzde 10-15 büyüyebilir. Bu da ağırlıklı Antalya’ya olacaktır.

Büyümenin ağırlıklı olarak Antalya’da beklenmesinin nedeni nedir?

Çünkü, batıda bu kapasite büyüklüğüne yanıt verecek yeni tesisler devreye girmiyor. Sadece Bodrum’da yeni yapılanma ve yatırımlar var. Ama Kuşadası, Marmaris ve Dalaman şu anda mevcut kapasitelerini büyütemiyor. Yeni tesis yok, mevcut tesislerin de acil yenilenmesi gerekir. Ama o da yapılmıyor gördüğüm kadarıyla. Türkiye genelinde artış olur ama bu yörelerimiz aynı trendi yakalayabilir mi bilmiyorum.

Hatta bazı yörelerimize uyarıda bulunmak istiyorum. Oradaki turizmden geçinenler, yerel idareciler, tur operatörlerinin broşürlerinden bazı yöreleri ard arda çıkardığını gözlemeliler. Bunun çok ciddi bir tehlike olduğunu görmeliler ve bunun durdurulması için tedbir almalılar.

İzmir Havaalanı’ndan oldukça önemli sayıda uluslararası tur operatörü ayrıldı ve ayrılmaya da devam ediyor. Bu bir tehlikedir çünkü görüntü bandından çıktınız mı bir daha o banda girmeniz kolay olmaz.

İzmir yöresinden Çeşme’ye, Kuşadası’na, Didim’e, Özdere’ye daha önce broşürlerinde yer veren tur operatörü sayısını 3 yıl öncesiyle karşılaştırırsanız kaç tanesinin gittiğini görebilirsiniz. İzmir Havaalanı’nda Öger hariç hepsi gelecek yılı iptal etti.

Çeşme, Kuşadası ve Bodrum gibi pazarlardan pay alan insanların buna bir tepki vermesi, tur operatörlerine bu pazarları neden bıraktıklarını sorması lazım.

Türk turizminde yeni potansiyeller nasıl yaratılabilir? Türk turizminin dünyadaki yeri nedir?

Bu potansiyel Türkiye’nin dışarıdaki imajını değiştirerek yaratılabilir. Türkiye sadece kum ve güneş ülkesi değil, sadece ailelerin bütçelerine uygun all inclusive otellerin bulunduğu bir ülke değil. Mısır’ın yaptığı gibi doğru imaj şirketleriyle çalışarak Türkiye’nin çok güçlü, çok önemli bir kültür hazinesinin de bulunduğunun anlatılması gerekiyor.

Türk turizmi dünyada oldukça iyi bir yere sahip. Artık arz-talep dengesi dünyada müşteriden yana döndü. Pazara Mısır, Bulgaristan, Hırvatistan, Libya gibi çok sayıda yeni destinasyonlar giriyor. Ama Avrupa’da seyahat eden insan sayısı, hatta nüfus çoğalmıyor. Dolayısıyla da imparator artık müşteriler. Bu nedenle de bizim başka yerlerden pazar payı çalmamız gerekiyor ve bunu da başarıyla yapıyoruz. İspanya’nın turizmde bu yılki düşüşü yüzde 10 civarındaydı. Türkiye ise İngiltere pazarından yüzde 4.4 büyüdü. Kaybeden ülkeler sıralamasında İspanya, Yunanistan gibi ülkeler var. Türkiye, Mısır, Küba gibi ülkeler ise büyüyor.

Dolayısıyla Türkiye şu anda özellikle rakip ülkelerin kıskanmasına neden olacak kadar pazar payı kazanıyor. Ama bunu plaj turizminde kazanıyor. Bu nedenle tanıtımı arttırarak kültür turizminin de canlandırılması gerekiyor.

Turizmde en hızlı gelişecek alanlar hangileri?

Bence güzel, modern, satılabilir yatak anlamında Türkiye çok iyi bir noktaya geldi. Tematik ya da temasız tesisler yatırımı açısından Türkiye tartışmasız çok başarılı. Yeni tesisleri yaptığı gibi yeni tesislerde hizmet veren elemanları da bu kadar hızlı eğitip yetiştirebildiği için de başarılı.

Ama Türkiye’nin bundan sonra dikkat etmesi gereken şey yeni binlerce yatak kapasitesi eklemek değil altyapısını kuvvetlendirmek olmalı. Batı bölgelere biraz daha el atılması gerekiyor. Batı bölgeleri yatak kalitesi olarak güney bölgelerin çok gerisinde kaldı. Kooperatiflerin ve yazlıkların turizme kazandırılması için özendirici, teşvik edici projeler geliştirilmesi şart.

TERÖR, TURİZMİ HALA ETKİLİYOR

Terör olaylarının turizme etkisi ne yönde oldu? Eskisi gibi bir iptal söz konusu değil gibi görünüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Beni terör olayları çok korkutuyor. Eskisi kadar etkili olmaması bir teselli olmamalı. İnsanlar belki teröre prim vermek istemiyorlar ama hiçbir zaman yaşamınızı böyle bir tedirginlik içinde sürdüremezsiniz. Hangi sektöre bakarsanız bakın en az 5 yıllık yatırım planları yapılır. Türkiye’de biz 5 yıllık plan yapamıyoruz. Terör Türkiye’de sadece turizm için değil genel anlamda ciddi bir derttir. Yetkililerin buna bir çözüm bulmasını vatandaş olarak, turizmci olarak, bu ülkeye bu kadar büyük yatırımlar yapan, yabancı turist ve döviz getiren bir kurumun başındaki isim olarak istiyorum. Çok önemli bizim için.

Terör hala turizmi etkiliyor. Etkilememesi mümkün değil çünkü bir ticari dalganın, tatlı bir ekonomik kavganın içindeyiz ve rakiplerimiz bunu çok iyi kullanıyor. Etkisi küçük olan bir bombanın ekonomik platformda ne kadar büyük bir yankı yarattığını biliyorum. Yeni rezervasyonlar gelmiyor ve bu da iptal demektir aslında. Her gün ortalama aldığımız yeni rezervasyonları alamıyoruz ve bu da Yunanistan’a yöneliyor. O da bir kayıptır. Müşteri eskiden olduğu gibi çok erken rezervasyon yapmıyor. Bir bölüm müşteri son anda rezervasyon yapıyor ve onları toplayamıyoruz.

TÜRKİYE HEDEF KİTLESİNİ DOĞRU SEÇİYOR

Türkiye turizmde özellikle son yıllardaki başarısını neye borçlu?

Artık ticarette kapalı kutu değilsiniz. İspanya’nın da, Türkiye’nin de fiyatları belli. Ayrıca müşteri, düşünemeyeceğiniz kadar profesyonel ve akıllı. Ben turizmci olarak bin tesisle ilgileniyorum. Binini de takip edip detaylarını bilmek zorundayım. Ama müşteri kendisi için bir tek tesis arıyor. O kadar detayına giriyor ki o tesisten ne istediğini, ne sunulduğunu, ne için para ödediğini ve ne aldığını benden çok daha iyi biliyor. Dolayısıyla bu kadar profesyonel bir müşteri kitlesi başka hiçbir sektörde yoktur. Bu nedenle müşteriye çok ucuz ya da çok pahalı bir şeyler sunuldu demek yanlış. Müşteri bilerek ve karşılaştırarak geliyor.

Türkiye’deki tesislerin başarı nedenlerinden biri de Türkiye’nin hedef kitlesini doğru olarak seçmesidir. Türkiye’de aileye yönelik tesisler çok gelişti. Bir ailenin bir sonraki yıl nereye gideceğinin kararını çocuklar veriyor. Türkiye’de öyle tesisler var ki buralarda 10-15 dönüme kurulmuş çocuk oyun alanları, çocuklarla ilgili çok yaratıcı tasarımlar var. 20-30 animatörle çocuk animasyonu yapan tesisler bulunuyor. Dolayısıyla ben Türk turizminin çok iyi bir yerde olduğunu düşünüyorum. Bunlar fiziki gerçekler.

Konsept olarak da Türk turizmi rakip ülkelerin kat kat önünde. Çünkü bizdeki başarılı, genç ve iyi yabancı dil konuşan personel dünyanın başka hiçbir ülkesinde bu kadar güçlü değil. Görevim gereği 30 yıldır Yunanistan, İspanya ve İtalya’ya çok sık gidip geliyorum. Bugün İspanya’da bilseler de yabancı dil konuşmazlar, çok kibirlidirler. Yunanistan’da bildim bileli servis vereni de dükkancısı da şımarıktır. Dolayısıyla Türkiye’deki güler yüz hiçbir yerde yok.

KÜLTÜR TURİZMİNDE EROZYON VAR

Özellikle Antalya bölgesinde çok fazla yeni otel yapıldı. Bu durum turizmi nasıl etkiliyor? Aynı oranda turist artışı yaşanıyor mu? Risk oluşturabilir mi?

Türkiye sadece çok klasik anlamda deniz, plaj ve oteller olarak görülüyor. Her şeyin yoğunluğu tehlikelidir. Bakıyorsunuz aynı plaj üzerinde dış görünüşü biraz farklı ama konsepti tamamen aynı, 25 bin yataklı 20 otel var. Bu tehlikelidir ve bir süre sonra kendi yoğunluğunun getirdiği sıkıntıları yaşamaya başlar.

Kültür turizminde ciddi bir erozyon var. Tur operatörleri Anadolu turları ve kültür turları sayfalarını azaltıyor ve hatta programlarından çıkarıyorlar. Türkiye bunun karşılığında hiçbir şey yapmıyor. Bugün Mısır’a giden müşterinin çoğunluğu kültür turizmi için gidiyor. Hatırlarsanız 7-8 yıl önce fanatik dinciler Luxor’da kılıçlarla İsviçrelilerin kafalarını kesti. Bir yıl sonra müşterisinin kafası kesilen tur operatörleri aynı yöreye charter koydu. Çünkü, Mısır Hükümeti, profesyonel ajanslar tuttu ve o karanlık, yobaz, katliamcı Mısır unutuldu. Onun yerine firavunların, hanedanların Mısır’ı geri geldi. Dolayısıyla devletin Türkiye kültürünü yansıtacak bir kampanya başlatması lazım. Bu ancak devletin öncülüğünde olabilir. Doğru ve profesyonel ekiplerin bulunması, bunun için ciddi bütçeler ayrılması ve doğru hedefler seçilmesi şart.

Bugün Türkiye’de Yunanistan’dakinden daha fazla Grek tapınağı, Bizans eseri, İtalya’dan çok Roma eseri var. Türkiye’deki ayaktaki tapınaklar ve güzellikler başka yerde yok.

Eğer turizmden bir şey bekliyorsak gelen paraları dönüp turizme yatırmamız gerekir. Destinasyonlara para yatırılmalı, yöresel belediyeler güçlendirilmelidir. Yörelerden toplanan vergilerin bir bölümü o yörelere geri döndürülmelidir.

MÜŞTERİ TALEBİNİN AKSİNİ SUNAMAZSINIZ

Her şey dahil sisteminin Türk turizminde kaliteyi etkilediği ve esnaf açısından dezavantajlar yarattığı söyleniyor? Siz katılıyor musunuz?

Hiçbir sektör müşteri talebinin aksine bir şey sunamaz. Yurtdışındaki müşteri ekonomik olarak eskisi kadar rahat değil. Avrupa’da ciddi boyutlarda krizler ve işsizlik var. Avrupa’da insanlar işini kaybediyor. Bu nedenle herkes harcamasına daha fazla dikkat ediyor ve önce tatilinden kesiyor, sürpriz ödemelerle karşılaşmak istemiyor.

Türkiye’nin geçirdiği tüm sıkıntılara, terör sorununa, doğal afetlere rağmen hemen toparlanmasının en büyük nedeni elindeki mükemmel tesisleri ve her şey dahil sistemini dünyada en iyi şekilde uygulamasıdır. Ben 30 yılın üzerindeki kariyerimde geçen yılki kadar fazla sayıda İspanyol ve Yunan yatırımcıyı Türkiye’de ağırlamadım. Gelmeyi onlar talep etti çünkü bizim İspanya ve Yunanistan’dan bu kadar fazla yolcu cezbetmemizin nedenini görmek istediler. Gördüler ki bunun nedeni Türkiye’nin ucuz olması değil, tesislerin çok daha mükemmel olmasıydı. Fiyat-kalite ilişkisi de en iyi düzeydeydi.

Müşteri eskiden olduğu gibi yarım pansiyon, yatak-kahvaltı ya da sadece yatak olan tercihini her şey dahile döndürmüş durumda. Dolayısıyla müşterinin tatil yapma kültür ve modelinin değiştiği bir sektörde siz de uyanık, atik, dinamik olarak kendinizi buna adapte etmek zorundasınız. Sevelim ya da sevmeyelim, ekonomik göstergeler bu şekilde devam ettiği sürece, her şey dahil sistemi de devam edecektir. Esnaf bu durumdan şikayetçi. Ama Türkiye’deki tüketim azalmamıştır, artmıştır. İçilen bira sayısı, yenilen et miktarı, satılan t-shirt sayısı artmıştır. Ama bunlar kasaba pazarlarından otellerin içine ya da şehir merkezlerine kaymıştır, ticaretin şekli değişmiştir. Buna elbette daha adil çözümler bulunmalıdır ama benim konum bu değil.

N. ASLI TEKİNAY
atekinay@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz