Daha Az Şirket

Sadece Türkiye değil, bütün dünyada iş dünyası yeni bir dönemden geçiyor. İş yapma şekilleri değişiyor, birleşme ve satın alma rüzgarı esiyor. Ancak, Türkiye cephesinde, tablo giderek farklılaşıyor...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Daha Az Şirket

Sadece Türkiye değil, bütün dünyada iş dünyası yeni bir dönemden geçiyor. İş yapma şekilleri değişiyor, birleşme ve satın alma rüzgarı esiyor. Ancak, Türkiye cephesinde, tablo giderek farklılaşıyor. Özellikle bazı sektörlerde belirginleşen bu eğilim sonucunda, şirket sayısı azalıyor, büyük şirketlerin etkinliği artıyor. Bankacılıktan factoringe, gıdadan perakendeye, trendin etkisinin giderek artacağı tahmin ediliyor.

ABD bankacılık sektörü için 1998 yılı, yeniden yapılanmaların yaşandığı bir dönemi anlatıyordu. Büyük finans kuruluşlarının birleşmeleri sektördeki şirket sayısının azalmasına neden oldu. Nation Bank Corporation ile Bank Amerika, Travelers Group ile Citicorporation, Norwest Corporation ile Wells Fargo'nun birleşmesi, milyarlarca dolarlık  yeni dev finans grupları oluşturdu.

Birleşmelerin yoğunlaştığı bir başka alanda hiç kuşkusuz telekomünikasyondu. Ülkeler arası birleşmeler, uluslararası alanda faaliyet gösterendev telekomünikasyon şirketleri oluşturdu. MCI World ile Sprint Corporation, Deutsch Telekom ile Telekom İtalia, Vadafone ile Air Tauch birleşmeleri, 1999 yılına damgasını vuran, telekomünikasyon platformunun yeniden şekillenmesini sağlayan önemli gelişmelerdi.

Bankacılık ve telekomünikasyon alanından yaşanan birleşmeler sürecine diğer sektörler de kayıtsız kalamadı, diğer sektörlerde de birleşme süreci başladı. Yoğun rekabet ortamında ayakta kalmak isteyen büyük şirketler, sektörlerindeki diğer büyük şirketlerle birleşerek hem karlarını arttırdılar hem de daha geniş pazarlara açılma olanağına kavuştular. Dünyada yaşanan bu sürecin belki de en önemli sonucu, birleşmelerle birlikte sektörlerde rekabet eden büyük şirket sayısının azalmasında kendini gösterdi.

Dünyadaki bu trend Türkiye için henüz çok yeni. Bankacılık, leasing, factoring ve sigorta gibi finans alanlarında son dönemde etkisi hissedilmeye başlandı. Ancak, perakendecilikte bir süredir bu yönde gelişmeler gözleniyor. Bazı alanlarda ise bu yönde hareketliliğin yaşanacağı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Büyük şirket sayısı azalıyor

1980 yılından bugüne hemen hemen bütün sektörlerde küçük şirketlerin sayısında artış, piyasaya hakim olan büyük şirketlerin sayısında da giderek bir azalma görülüyor. Şirketler arası evlilikler, satın almalar, devirler ve stratejik ortaklıklar hızla artıyor. Yeditepe Üniversitesi İşletme Bölümü öğretim üyelerinden Prof.Dr. Atilla Dicle, bu birleşmeler sonucu şirketlerin giderek büyüdüğünü ve büyük şirket sayısının giderek azaldığına dikkat çekiyor. Atilla Dicle'ye göre, birleşmenin yaşandığı sektörlerde ise yoğunlaşma artıyor, kartelleşme öne çıkıyor.

Şirketleri birleşmeye veya ortaklığa iten birçok etken ve gelişme var. Uzmanlar, bu sürece yol açan en önemli nedenin küreselleşme olduğunda hemfikirler. Dünya neredeyse tek pazar haline geldi. Dolayısıyla bütün ülkeler, herkes için girilebilir serbest pazarlar oldu. Pazar herkese açık olunca yoğun bir rekabet yaşanmaya başladı. Pazardan daha fazla pay almak isteyen şirketler güçlerini birleştirerek daha çok satmanın ve daha karlı olmanın yollarını aradılar.

Teknoloji hızlandırıyor

Globalleşmenin sonucu teknolojinin hızla dünya geneline yayılması bu teknolojiye adapte olma zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Maliyetleri oldukça yüksek yeni teknolojilere sahip olmak isteyen şirketler, bu teknolojiye sahip şirketlerle birleşerek veya ortaklık kurarak yeni teknolojiye sahip oldular.

Atilla Dicle'ye göre, enformasyon, iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki hızlı gelişme ticaret ve yatırımın ülke sınırların ötesine taşmasına neden oldu. Bu gelişmeyi serbest ticaret anlaşmaları ve gümrük indirimleri de destekleyince şirketler uluslararası pazarlara hızla girmeye başladılar. Ancak uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için şirketlerin daha da büyümeleri gerekti. Atilla Dicle'ye göre bu büyüme ölçek ekonomisine geçişin de nedeni oldu. Uluslar arası pazarlarda rekabet edebilmek için daha büyük ölçekli üretim yapmak gerekiyor. Bu da şirketlerin büyümesine yol açıyor. Şirketler birleşme, satın alma ve ortaklıklarla büyürken sektörlerdeki büyük şirket sayısının da azalmasına neden oluyorlar.

Atilla Dicle, ``Büyük şirketler, kendilerine rekabet üstünlüğü kazandıran özelliklerini başka endüstrilerde değerlendirmek ve dünyanın çeşitli ülke ya da yörelerinde bulunan ihtiyaç duydukları kaynakları denetimleri altında bulundurmak amacıyla da büyümek, birleşmek ve konsolidasyona gitmek gereğini duymaktadırlar'' diyor.

Türkiye'de son tablo

Dünyada büyük şirket sayısının azaldığı sektörlerin başında finans, telekomünikasyon, enformasyon, iletişim, otomobil, gıda, ilaç ve tütün geliyor. Bu sektörlerde faaliyet gösteren büyük şirketler, birleşmeler aracılığıyla pazardaki paylarını artırıyorlar. Dünyadaki bu gelişmelerin Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle finans alanında benzer bir trend var. Ancak, henüz yolun başında olunduğundan, tam anlamıyla bir değerlendirme yapmak mümkün değil.

Türkiye'de birleşmeler genellikle aynı gruba ait, fakat ayrı örgütlenmiş şirketlerin tek çatı altında toplanmasıyla gerçekleşiyor. Ayrıca, yabancı şirketlerle yapılan birleşmeler de çok popüler. Özellikle Gümrük Birliği anlaşmasından sonra yabancı şirketlerin Türkiye'ye hızla girmesi birleşmeleri hızlandırdı.

Uzmanlara göre, önümüzdeki dönemde birçok sektörde şirket birleşmeleri, ortaklıklar, satın almalar yaşanacak. Bu durum sektörleri taşıyan büyük şirket sayısının azalmasıyla sonuçlanacak. Ancak, Türkiye'de bu sürecin önünde birtakım engeller bulunuyor.

Athur Andersen Türkiye Başkanı Şaban Erdikler, Türkiye'de her türlü yeniden yapılanma projesinin önünde çok ciddi engeller olduğuna dikkat çekiyor. Şaban Erdikler, ``Kara Avrupa hukuk sistemi izleyen ticaret kanunumuz bu tür işlemler için elverişli bir ortam yaratmamaktadır. Kurumlar ve gelir vergisi kanunları birçok vergi yüklerinin ve vergi risklerinin doğmasına yol açarak yeniden yapılanmayı engellemektedir'' diyor.

Devlet eliyle “küçülme”

Türkiye’de, bankacılık sektörü köklü bir değişimden geçiyor. Sistemin sağlıksız yapısı birtakım düzenlemelerin yapılmasını gerekli kıldı. Son dönemde sisteme uyum sağlayamayan bankalar Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na (TMSF) devredildi. Bu gelişme sektörde şirket sayısının devlet eliyle azaltılması sonucunu doğurdu.

İlk olarak 1998 yılında Türkbank fona alınmıştı. Ardından yaşanan gelişmeler 12 bankanın daha fon bünyesine katılmasıyla sonuçlandı. Fona devredilen bankalardan Egebank, Yurtbank, Yaşarbank, Bank Kapital ve Ulusal Bank Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu(BBDK) tarafından Sümerbank çatısı altında bir araya getirildi. Yine BBDK, İnterbank ve Esbank'ı da Etibank bünyesinde birleştirdi. Bu birleşmeler sonucu 7 banka sektör dışına çıkmış oldu. Fona alınan bankalardan Türkbank ve Park Yatırım'ın bankacılık işlemi yapma izinleri kaldırıldı. Fon bünyesinde bulunan İktisat Bankası, Bank Ekspres ve Demirbank'ın ise satışı için teklif bekleniyor.

Sektörde yaşanan bu gelişme banka sayısını 81'den 72'ye inmesine neden oldu. Uzmanlara göre fonda kalan bankalar yıl sonuna kadar satılamazsa tasfiyeler devam edebilir ve banka sayısı daha da azalabilir.

Doğuş Holding'e ait Garanti Bankası, İtalyan Intesa BCI ile görüşmelerini sürdürüyor. Bu birleşme gerçekleşirse özel bankacılık sektöründe rekabet iyice kızışacak. Uzmanlara göre bu birleşme benzer birleşmelerin önünü açacak. Ayrıca Doğuş Holding bünyesindeki Osmanlı Bankası ve Körfez Bankası'nı da birleştirmeyi düşünüyor. Bu gelişme de sektörde faaliyet gösteren şirket sayısının azalmasına neden olacak.

Leasing’de şirket sayısı düştü

Bankacılıktan sonra devlet eliyle konsolide olan sektörlerden biri de leasing sektörü. Bazı bankaların fona devredilmesiyle birlikte, onlara leasing şirketleri de faaliyetlerini durdurdular. Bunların dışında krizlerden etkilenen küçük leasing şirketlerinin de kapandığı piyasada konuşuluyor. Doğuş Holding'in, Garanti Leasing ve Aktif Finans Leasing'i önümüzdeki dönemde tek çatı altında birleştirilebileceği piyasada konuşulanlar arasında.

Türkiye'de tahminlere göre, 100 tane leasing şirketi bulunuyor. Fon bankalarının leasing şirketlerinin kapanmasının ardından sayının 90’a kadar gerilediği tahmin ediliyor. Koç Lease Genel Müdürü Hamit Aydoğan, Türkiye'de bu kadar çok leasing şirketine ihtiyaç duyulmadığını belirtiyor ve ekliyor:

``Dünyada da böyle olmuş. Önce sayısal bir patlama yaşanmış. Ancak, daha sonra şirket sayısı normale inmiş. Türkiye'de de böyle olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla leasing şirketinin sayısının azalması ve azalmaya devam etmesi bence çok normal bir süreç.''

Sektörde toplam işlem hacminin yüzde 60'ının büyük bankalara ait 10 şirket tarafından gerçekleştiğini söyleyen Hamit Aydoğan, 2001 yılında bu rakamın yüzde 70-75'e kadar çıkacağına dikkat çekiyor. Dolayısıyla rekabete dayanamayan küçük cirolu şirketlerin pazardan çekilmesi bekleniyor. 

Factoring’de 60 şirket kalacak

Türkiye'de 113 tane factoring şirketi bulunuyor. Büyük bankalara ait factoring şirketleri sektörden aslan payını alıyorlar. Piyasada rekabet 35-40 şirket arasında gerçekleşiyor. Bankacılık sektöründe yaşanan gelişmelere paralel olarak factoring’de de şirket sayısı azalma eğiliminde. Fona alınan bankaların ortak oldukları factoring şirketleri kapandı. Bunlar içinde ve Yurtbank’ın Bank Ekspres'in factoring şirketi bulunmuyordu.

Yine Yaşarbank'a ait olan Yaşar Factoring Sümerbank'a devredildi. Bu şirketin satılması bekleniyor. İşlem hacmi küçülen Atlas Factoring ve Güvence Factoring kapandı. Bütün bu gelişmeler sonucunda Türkiye'deki factoring şirketi sayısı 101 düştü.

Factoring Derneği Genel Sekreteri Erdinç Özselçuklu şirket sayısının giderek azalacağını ve sektörün konsolide olacağını söylüyor. Erdinç Özselçuklu, ``Hazine Müsteşarlığı’ndan edindiğim intibaya göre, factoring şirketi kurmak için gerekli asgari sermaye yükseltilecek. Eskiden yeni asgari sermaye belirlendiğinde bu eskileri kapsamıyordu. Ancak, bu değişecek. Sermaye 2-2.5 trilyona yükselecek ve eskileri de kapsayacak. Bunları karşılayamayanlar elenecekler” diyor.

Erdinç Özselçuklu, bu gelişmelerden sonra factoring sektöründe faaliyet gösteren şirket sayının 60'a kadar gerileceğine inanıyor.

Sigortada sayı yükseliyor ama...

Sigorta sektöründe 2000 yılı sonu itibariyle toplam 63 tane şirket faaliyet gösteriyor. 2001 yılında Güven Hayat Sigorta ve Ankara Hayat Sigorta'nın kurulmasıyla sayı 65'e yükseldi. Sigorta şirketi sayısının artmasına rağmen sektör önümüzdeki dönemde yeni gelişmelere gebe görünüyor.

1990'lı yılların sonuna doğru hareketliliğin başladığı sektörde çok sayıda birleşme, kapanma ve devir operasyonu gerçekleşti. Nordstern Sigorta ile Axa Oyak Sigorta birleşti. Ayrıca Axa Oyak Sigorta, İnan Sigorta’yı da bünyesine katttı.

Alman sermayeli Magdeburger Sigorta'nın hisselerini Koç Holding aldı. Türk Petrol iştiraki olan Universal Hayat Sigorta, Hazine’ye geçerken portföyü Başak Hayat Sigorta'ya devredildi. Türk Nippon, Ege Sigorta, Kapital Sigorta ve Batı Sigorta ise Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na devredildi.

Garanti Sigorta Grubu Genel Müdürü Erhan Tunçay, bütün bu gelişmeler nedeniyle, sektörde şirket sayısının hızla azalacağını düşünüyor. Tunçay’a göre, değişen ekonomik koşullar, bankacılık sektöründe olduğu gibi, sigorta sektöründe de yapısal birtakım düzenlemelere neden olacak.

Sektörde halihazırda faaliyet gösteren bazı şirketlerin finansal yapılarının son derece sağlıksız olduğunu söyleyen Erhan Tunçay, “Önümüzdeki yıllarda satın almalar veya ortaklıklarla yaşanacak yeni sürecin sigorta sektörünü daha sağlıklı bir yapıya kavuşturacağına inanıyorum'' diyor.

Perakendede holding faktörü

Perakende, birleşme ve el değiştirmelerin en yoğun yaşandığı sektörlerden biri. Bu durum sektörde faaliyet gösteren büyük şirket sayısının azalması sonucunu doğuruyor. Sektörün mağazacılık ve özellikle de market kısmı, hareketliliğin odak noktasını oluşturuyor. RMS Danışmanlık Genel Müdürü Murat Şahin, gıda mağazacılığının kar oranlarının çok düşük ve operasyonel maliyetlerinin yüksek olmasının buna neden olduğunu düşünüyor. Murat Şahin ``1999-2000 yıllarında uygulanan anti enflasyonist politikalar mağazacıların finansal kazançlarını azalttı. Rekabet daha iyi servis verme boyutuna taşındı. Bu da küçük ölçekli şirketleri zorladı, sektör dışına çıkmalarına neden oldu” diyor.

Murat Şahin'e göre, bu tablonun ortaya çıkmasında, Migros, Carrefour ve Real gibi ulusal ve uluslararası rakiplerle yarışabilmek için agresif bir tutumla pazara giren Fiba Holding ve Doğuş Holding'in de payı büyük. Bu iki holding gerçekleştirdikleri satın almalarla sektördeki şirket sayısı ciddi anlamda geriledi.

Tansaş'ı alarak perakende sektörüne giren Doğuş Holding, satın almalar yoluyla agresif büyüdü. Satın alarak büyüme yolunu seçen diğer önemli bir grup ise Fiba Holding'di. Fiba Holding'in perakendedeki ön önemli ayağını Gima marketleri oluşturuyor. Gima'yı güçlendirmek için satın almaları giden holding bu amaçla, Baymar Eyüp, Grand, Greens, Spar ve Vip marketlerini satın aldı. Holding Begendik Grubu'ndan da Endi marketlerini aldı.

Sektör uzmanları önümüzdeki dönemde ayakta kalacak market sayısının 4-5 civarında olacağını düşünüyorlar.

``KONSOLİDASYON GLOBALLEŞMENİN SONUCUDUR''

Şaban Erdikler

Arthur Andersen Türkiye Başkanı Şaban Erdikler, konsolidasyonun ve dolayıyla büyük şirket sayısının azalmasının birçok nedeni olduğuna dikkat çekiyor. Şaban Erdikler bu nedenleri şöyle değerlendiriyor:

REKABET ARTTI: Globalleşme teknolojik gelişmelerle iyice hızlanmıştır. Bugün artık, kimsenin kendini güvende hissedeceği bir pazar veya sektör yoktur. Pazarlar herkese açılmış, faaliyet alanları herkes için girilebilir alanlar haline gelmiştir. Bu durumun tabii sonucu artan rekabettir.

KONSOLİDASYON ÇÖZÜMÜ: Artan rekabet bir taraftan şirketlere daha verimli ve karlı olmak zorunluluğunu yüklerken, diğer taraftan işbirliği arayışlarını da hızlandırmıştır. Herkes 1+1=2'nin arayışına girmiştir. Bunun da tabii sonucu konsolidasyonlardır. Belki konsolidasyonu bu gelişmelerin tek ve değişen sonucu olarak görmemek lazım. Şirketlerin artan rekabet ortamında yeniden yapılanmalarında birleşmeler çözümlerden bir tanesidir.

HANGİ SEKTÖRLER ETKİLENİYOR? Aslında yapılan, daha verimli ve daha karlı hale gelmek için çözümler bulmaktır. Bu çerçevede bazı faaliyet alanlarının asıl faaliyet konusu olarak görülmesi, demode olması, gelişme potansiyelinin zayıf olarak değerlendirilmesi gibi sebeplerle elden çıkarılması bazı destek faaliyetlerinin outsource edilmesi, bazı faaliyet alanlarının dahil edilmesi, yeni faaliyet alanlarına girilmesi, bölünmeler ve tabii birleşmeler en sık rastlanan uygulamalardır. Globalleşme, deregulasyon, uluslar üstü örgütlenmeler, teknolojik gelişmeler bu konuda başlıca zorlayıcılardır. Dolayısıyla bu gelişmelerden en çok etkilenen sektörler yeniden yapılanma ihtiyacını en çok duyan sektörler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bankacılık veya daha geniş bir tanımla finans, otomotiv, iletişim sektörleri bu konularda en fazla uğraşan sektörler olarak karşımıza çıkmaktadır.''

``İŞLETME SAYISI AZALACAK''

Ayşe Gül Yılgör

Sektörlerdeki şirket sayısının azalmasında şirket birleşmeleri önemli rol oynuyor. Mersin Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Yard.Doç.Dr. Ayşe Gül Yılgör, dünyadaki şirket birleşmelerini beş ayrı dalgada değerlendiriyor. 1992 yılından bugüne kadar olan beşinci dalga birleşmelerin sektörlerde sayısal bakımdan azalmaya yol açtığını söylüyor. Ayşe Gül Yılgör değerlendirmesine şöyle devam ediyor:

“1992 yılında bugüne çok sayıda büyük işlem gerçekleştirilmiş ve birleşme değerleri çok yükselmiştir. Kısa dönemde çabuk finansal kazançlar elde etmek yerine, yeni piyasalara girmek, sinerji yaratmak gibi amaçlar taşıyan stratejik birleşmeler önem kazanmaktadır. 1980'li yılların birleşmelerinin finansmanında borç kullanılırken, son dönemde öz kaynak kullanımı artmaktadır. Birleşmenin ağırlıklı olarak bilişim, bankacılık ve telekomünikasyon endüstrilerinde görülüyor. Bankacılık sektöründeki birleşmeleri deregülasyon süreci, telekomünikasyon ve bilişim sektöründeki birleşmeleri teknolojik değişmeler yaygınlaştırmıştır.

Bu sektörlerdeki şirket birleşmeleri yoğunlaşan uluslararası rekabet koşullarında avantaj sağlamak, uluslararası yeni pazarlara girmek, ölçek büyütmenin avantajlarından yararlanma, sinerji yaratma ve hisse senetlerinin değerini yükseltmek amacıyla yapılmaktadır.

Büyük hacimli ve çok sayıdaki birleşme işleminin gerçekleşmesi oligopolistik bir piyasa yapısına doğru bir gidişi göstermektedir. İşletmeler rakipleri ile birleştiği veya rakiplerini ele geçirdiğinden rekabet eden işletme sayısında bir azalma olması beklenmektedir.''

“EKONOMİK ÖRGÜTLENMELER ETKİLİYOR”

Atilla Dicle&Ülkü Dicle

Yeditepe Üniversitesi İşletme bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Dicle ve Prof. Dr. Ülke Dicle, pazarlarda rekabet eden büyük şirket sayısının azaldığına dikkat çekiyorlar. Bu sürece ülkeler arası ekonomik örgütlenmelerin de neden olduğunu söylüyorlar. Atilla ve Ülkü Dicle bu durumu şöyle değerlendiriyor:

TEMEL ETKENE DİKKAT: Ülkeler arası antlaşmalarla bütün dünyada gerçekleştirilmesinde güçlük çekilen serbest ticaret, serbest yatırım, gümrük birliği ve ortak pazarlar da bölgesel olarak gerçekleştirilen ekonomik entegrasyon ya da bloklarla sağlanmaya çalışılmaktadır. 15 ülkeden oluşan Avrupa Birliği'nin ortaya çıkarmış olduğu dev pazarda rekabet üstünlüğü kurabilmek için şirketlerin harcadığı çabalar yüzlerce şirketin birleşmesine, satın almalara ve stratejik ortaklıklara yol açmıştır.

AB’NİN GENİŞLEMESİ FAKTÖRÜ: Ayrıca, Avrupa pazarına girebilmek için de birçok şirket Avrupa şirketleri ile birleşmek, bazılarını satın almak ya da bazı ortaklıklar kurmak ihtiyacını duymuşlardır. Avrupa birliğine tam üye olmaya aday 13 yeni ülkenin katılması halinde, bu pazar daha da büyüyecek ve şirketlerin büyüme isteklerini daha da körükleyecektir.

ULUSLARARASI ÖRGÜTLER: Avrupa'da European Flexographic Technical Association(EFTA), Central European Free Trade Agreement(CEFTA) ve European Economic Area da benzer etkiler yaratmaktadır. Aynı şekilde Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi(NAFTA) şimdi Orta ve Güney Amerikan ülkelerini ve diğer bölgesel birlikleri de içerecek biçimde 2005 yılına kadar 34 ülkeden oluşacak bir Free Trade Area for Americas(FTAA) yaratmak çabası içine girmiştir. Bu gelişmenin de sektörlerde konsolidasyonu körüklemesi kaçınılmazdır.

Pasifik ülkelerinin 21'inin üyesi olduğu APEC ve 10 üyeli ASEAN'ın da yol açtığı serbest pazarlar düşünülecek olursa Dünya Ticaret Örgütü'nün dünyada gerçekleştiremediği serbest ticareti bölgesel ekonomik entegrasyonların sağlayabileceği söylenebilir. Giderek büyüyen serbest pazarlarda ticaret ve yatırım, maliyeti düşürme ve karı artırma amacıyla hareket eden büyük şirketlerin birleşerek daha da büyümelerine ve sayı olarak azalmalarına yol açabilir.''


 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz