Turizmde Ürün Çeşitliliği Yaratılmalı

Filiz Şahenk / Doğuş Holding Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı    Filiz Şahenk, Doğuş Grubu’nun kurucusu Ayhan Şahenk’in iki çocuğundan biri. Kamuoyu önüne çok fazla çıkmıyor. Ayhan Şa...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Turizmde Ürün Çeşitliliği Yaratılmalı
Filiz Şahenk / Doğuş Holding Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı  
 
Filiz Şahenk, Doğuş Grubu’nun kurucusu Ayhan Şahenk’in iki çocuğundan biri. Kamuoyu önüne çok fazla çıkmıyor. Ayhan Şahenk’in vefatından sonra grubun markalı giyim ve turizm konularına odaklandı. Özellikle marina turizmi gibi farklı girişimleriyle dikkati çekiyor. Şahenk, Doğuş Grubu’nun turizmden 2003’te 50 milyon Euro ciro hedeflediğini söylüyor. Turizmde yatırımcı bir grup olarak büyümeye devam edeceklerini belirtiyor. Filiz Şahenk,  Türk turizmde ise fiyat değil hizmet rekabetinin ön plana çıkması gerektiğini söylüyor  
 
“Turizmde rekabet hizmette yoğunlaşmalı”  
 
Doğuş’un turizm vizyonu
 
 
Doğuş Grubu’nun kurucusu Ayhan Şahenk’in vefatının ardından, iki çocuğu Ferit ve Filiz Şahenk yönetimi devraldı. Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlenen Ferit Şahenk, finans, perakende, inşaat ve otomotiv gibi alanların sorumluluğunu üstlendi. Filiz Şahenk ise markalı ürünler ve turizm grubunun yanı sıra Ayhan Şahenk Vakfı’nın yönetimini devraldı. Filiz Şahenk, kamuoyu önüne çok sık çıkmıyor. Ancak son dönemde özellikle turizm alanında önemli yatırımlara imza atıyor. Bunun sonuncusu  D-Marin Turgutreis yatırımı oldu.  
Ferit Şahenk, kardeşi Filiz Şahenk’in bu konuda çalışmaları ve aralarındaki iş bölümü için şöyle konuşuyor:  
 
“Hepimiz ortağız, ama Filiz'in özelliklerini en iyi uyguladığı yerler, markalı giyim ve turizm. Bir Doğuş Marina yaptılar, çok samimi söyleyeyim, ben bunu yapamazdım. Bu zevk isteyen bir şey. O da bende yok. Benim ilgim daha çok finans piyasasına, bankaya”.  
 
Filiz Şahenk şu anda Doğuş Holding Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı. Doğuş Holding’de de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor. Aynı zamanda Ayhan Şahenk Vakfı’nda da yönetim kurulu başkanlığını yürütüyor. İş yaşamındaki bu etkinliğine rağmen Doğuş Holding’in görünmeyen yüzü olmasının nedeni, ön plana çıkmayı sevmemesi.  
 
Filiz Şahenk, turizm sektörünün belki de en bakir alanına yaptıkları 30 milyon dolarlık yatırımla, Doğuş Grubu’nun deniz turizmine adım atmasında en etkili rollerden birini oynadı. “Türkiye’de marina işletmeciliği pazarı önemli fırsatlara sahip” diyen Filiz Şahenk, turizm sektörüyle ilgili beklentilerini, grup yatırımlarını, geleceğe ilişkin hedeflerini Capital’e anlattı:  
 
Doğuş Holding’te turizm grubunun sorumluluğunu yürütüyorsunuz. Turizm sektöründeki yatırımlarınız hakkında bilgi verir misiniz?  
 
Doğuş Grubu, turizm sektöründe yatırımcı kimliğiyle faaliyet gösteriyor. A Grubu seyahat acentesine sahip gruba bağlı üç 5 yıldızlı otel ve üç 1. sınıf tatil köyü bulunan tesislerin toplam yatak kapasitesi şu anda 4 bin 220. Tek tek baktığımızda Iberostar Club Alantur’da yatak kapasitemiz 800. Burası 2002’nin başından itibaren İspanyol Grupo Iberostar tarafından işletilmeye başladı. 600 yatak kapasiteli Iberostar Grand Azur’da aynı tarihlerde bu grup tarafından yönetilmeye başlandı.  
 
Aldiana Tatil Köyü’nü ise Alman Aldiana Gmbh işletiyor. Bu tesisteki yatak kapasitemiz ise 640. Yine aynı grup tarafından işletilen Side’deki Paradise Side Beach’te ise yatak kapasitemiz 670. Amerikan Sheraton Overseas Management Corporation (Starwood Inc.) tarafından yönetilen, Sheraton Voyager Antalya Hotel Resort & Spa ise, 810 yatak kapasiteli. İstanbul’daki 700 yatak kapasiteli Hyatt Regency İstanbul ise Hyatt International tarafından işletiliyor.  
 
Son olarak mayıs ayında yat kabulüne başlayan D-Marin Turgutreis, denizde 550, karada ise 100 yat bağlama kapasitesiyle, toplam 255 bin metrekarelik bir alan üzerinde hizmet veriyor.  
 
2001 krizinden turizm grubu olarak nasıl etkilendiniz? 2001 ve 2002 yıllarının Doğuş Turizm Grubu açısından genel bir resmini çizer misiniz?  
 
2001 yılında yaşanan ekonomik kriz, Türkiye’deki birçok firmayı olumsuz etkiledi, hatta pazardan çıkmasına neden oldu. Ancak, bizim Doğuş Turizm Grubu olarak sektördeki en büyük avantajımız, yurt dışında, özellikle Avrupa’da seyahat pazarının önde gelen tur operatörleriyle uzun vadeli anlaşmalar yapmış olmamız oldu. Daha önce de bahsettiğim gibi, mevcut işletmelerimiz de bu firmalarca işletiliyor. Sonuçta krizin etkilerini daha az hissettik.  
Hiç şüphesiz ki, diğer tüm sektörlerde ve firmalarda olduğu gibi, Doğuş Turizm Grubu’nun yatırım projeleri de krizden olumsuz etkilendi. Ancak yine de bu süreçte mevcut tesislerin yenilenmesi için yatırımlarımıza devam ettik.  
 
2003’ün ilk 7 ayını nasıl geçirdiniz? Irak savaşı sizi nasıl etkiledi?  
 
2003 yılı itibariyle, grubun tesislerinde konaklayan misafirlere, bugünün turizm trendlerine uygun, yenilenmiş ve ürün kalitesini artırmış tesislerde hizmet veriyoruz.  
 
Yine bu dönemde, bildiğiniz gibi Türk turizminin önemli eksiklerinden birini oluşturan yat turizminde günümüzün son teknolojisiyle donatılmış Bodrum Turgutreis’deki, D-Marin Turgutreis yatırımını tamamlayarak hizmete açtık.  
 
Ancak, 2003 yılının ilk 5 ayı ne yazık ki, Irak Savaşı’nın gölgesinde geçti. Makro düzeyde ekonominin ve özellikle turizmin olumsuz etkilendiği bu dönemde tesislerimize olan talep, sektörün genelinde olduğu gibi düşük kaldı.  
 
Siyasi ortamın sakinleşmesi ve savaşın kısa sürmesiyle birlikte, talepte ciddi artışlar yaşandı. Sonuçta misafirlerimize tam kapasiteyle hizmet vermeye başladık.  
 
Turizm grubu olarak yıl sonu hedefleriniz nelerdir?  
 
Doğuş Grubu, 2003 yılında yalnızca turizm faaliyetlerinden 50 milyon Euro ciro hedefliyor. Ortalama yüzde 70 doluluk hedefiyle yola çıktığımız sezonda, en büyük kazancımız, siyasal belirsizliklerin yoğun olduğu bir dönemde yatırımlarımızın büyük kısmını tamamlamış olmamız diye düşünüyorum.  
 
Türkiye'de özellikle turizm sektöründe hangi alanlarda ve nasıl bir büyüme planlıyorsunuz?  
 
Doğuş Grubu, turizm sektöründe, yatırımcı kimliğiyle yer alıyor ve yeni yatırımlarla pazar payını artırmayı hedefliyor. Önümüzdeki ilk proje, tarihi Maçka Palas binasının bir butik otel haline dönüştürülerek özellikle İstanbul’da ihtiyaç duyulan iş seyahati ağırlıklı talebe cevap verebilmesidir. Bu amaçla Hyatt International grubuyla anlaşmaya varıldı. Otelin Park Hyatt Oteli konseptiyle projelendirilmesi planlanıyor. Projenin hayata geçirilmesiyle ilgili çalışmalar da şu sıralarda devam ediyor.  
 
D-Marin Turgutreis’e ne kadarlık bir yatırım yaptınız?  
 
D-Marin Turgutreis, Doğuş Grubu’nun marinalar zincirinin ilk halkası. 30 milyon dolarlık bir yatırımın sonucunda 30 ay gibi, kısa bir sürede inşa edildi. Mayıs ayında yat kabulüne başlayan D-Marin Turgutreis, gelir düzeyi yüksek gruba tam donanımlı hizmet veren bir deniz tesisi ve yaşam merkezi. Ege’den Akdeniz’e seyir yapan ya da Bodrum yarımadası çevresinde mavi yolculuk yapan tüm yatların izleyecekleri rota üzerinde bulunuyor. Marina karada 115, denizde 140 dönümlük alanda hizmet veriyor. 550 yat için denizde bağlama, 100 yat için karada park imkanı bulunuyor.  
 
Türk turizm sektöründeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Size göre sektör gelecek vaat ediyor mu?  
 
Türk turizmi önemli ilerlemeler kaydederek, dünya pazarındaki payını artırmak için, yoğun çabalar sarf etti. Sektörün en büyük sıkıntısının, rekabetin yalnız fiyat üzerinde yoğunlaştırılması, hizmetin kalitesine gereken önemin verilmemesi olduğunu düşünüyoruz. Uzun vadede hizmet kalitesini önde tutan yatırımcıların, pazarda daha avantajlı duruma geçeceğini tahmin ediyoruz.  
 
Öte yandan, yüzyıllarca birçok medeniyeti barındırmış topraklarda kurulu Türkiye’nin, gerek tarihsel ve gerekse doğal güzelliklerinin daha iyi tanıtılması gerektiğine inanıyoruz.  
Yalnızca “deniz, kum, güneş turizmi” üzerine yoğunlaşmamalıyız. Sezonu bir yıla yayabilecek, ürün çeşitliliği yaratacak diğer turizm kollarında da yatırımların süratle yapılması gerekiyor. Tabii bu konuda yatırımcıların teşvik edilmesi, turizmin gelişmesi açısından son derece önemli olacak diye düşünüyorum.  
 
“DİDİM MARİNA’DA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR”  
 
Bildiğimiz kadarıyla Didim Marinası konusundaki çalışmalarınız şu sıralarda devam ediyor. Bu alana olan bu özel ilginizin nedenleri nelerdir? Başka ne gibi planlarınız var?
 
 
Deniz turizmi her geçen gün tüm dünyada daha fazla rağbet görüyor. Akdeniz kıyılarında yaklaşık 1 milyon yat bulunuyor ve yılda 50 bin yatın pazara dahil olduğu biliniyor. Buna karşın Akdeniz’deki yat bağlama kapasitesi yalnızca 300 bin. Tahmin edeceğiniz gibi, bu durum yatçıların yönünü, tarih, kültür, doğa zenginlikleri ve bakir koylarıyla, yat turizmi açısından bir cazibe merkezi olan Türkiye’ye çeviriyor.  
 
Ancak, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin, Akdeniz’deki “yat bağlama kapasitesi” pastası içindeki payı yalnızca yüzde 5. Diğer bir deyişle, Türkiye’de marina işletmeciliği pazarı önemli fırsatlara sahip.  
 
Bu nedenle, biz de gelir düzeyi yüksek gruplara yönelik ürün ve hizmetlerdeki deneyimimizi bu alana kaydırmak istedik. Doğuş Grubu, 1970’li yıllardan bu yana turizm sektörünün farklı alanlarında yatırım yapıyordu. Sonuçta bu yatırımlarımıza yat turizmini de ekledik.  
 
Doğuş Grubu, 1997 yılında yap-işlet-devret modeliyle ihale edilen beş marinanın yapımını ve işletmesini 25 yıllığına üstlendi. Turgutreis’teki marinayı tamamlayarak mayıs ayında hizmete açtık. Didim’deki marinanın yapımıyla ilgili çalışmalar sürüyor. Dalaman, Bodrum ve Antalya yat limanları için açılan ihaleler ise iptal edildi.  
 
“İLK AKLA GELEN VAKIF OLMAK İSTİYORUZ”  
 
Ayhan Şahenk Vakfı'nın da yönetim kurulu başkanısınız. Vakfın verdiği hizmetler ve yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz? Buradaki hedefleriniz neler?
 
 
Vakfımızın krurucusu ve onursal başkanımız Ayhan Şahenk, ülkemizin sosyal sorunlarına aranan çözüm yollarında kamu hizmetlerine katkıda bulunmayı, “hepimizin, öncelikle de imkanları yerinde olanların görevi ve bizi yetiştiren ülkemize borcu” olarak görmüştür. Biz de aynı yaklaşımla, insanlarımızın mutluluğu ve aydınlık bir Türkiye için, maddi ve manevi katkılarımızı, başkanımızın kurduğu vakıf aracılığıyla gerçekleştirmek için gayret gösteriyoruz. Katkıda bulunmayı başardığımız sürece de bu çalışmalara devam edeceğiz. Eğitim, kültür, sanat, sağlık, çevre ve spor alanlarında sürekli olarak çalışıyoruz. Aynı zamanda bilimsel çalışmalara destek verirken, sosyal yardımlarda da bulunuyoruz. Ana faaliyetlerimizde, önceliği çocuk eğitimi ve sağlığı konularına vererek 2010 yılına kadar bu alanda saygın ve akla ilk gelen vakıf olmak istiyoruz.  
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz