"25 Start Up"

Yeni ekonomi rüzgarı önce ABD’de esmeye başladı... Teknoloji ve bilgisayar alanında çok sayıda genç girişimci, bu dönemde iş hayatına atıldı. En büyük sermayeler ise yaratıcılık ve yenilikçi fikirl...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
25 Start Up

Yeni ekonomi rüzgarı önce ABD’de esmeye başladı... Teknoloji ve bilgisayar alanında çok sayıda genç girişimci, bu dönemde iş hayatına atıldı. En büyük sermayeler ise yaratıcılık ve yenilikçi fikirleriydi. Bunlardan bazıları hızla yükseldi, dünyaya damgasını vurdu. Türkiye’ye geç gelen bu akım Türkiye’de de yıldızlarını yaratıyor. Yeni ekonomiye yatırım yapan, düşünce satan, hatta risk sermayelerinin ilgisini çeken Türk start-up’lar, önemli projelere imza atıyorlar. Biz bunlardan öne çıkan 25’ini bir araya getirdik...

“Start-up (başlangıç firmaları)”, “yeni ekonomi”nin en önemli kavramlarından birisi. Çok küçük sermayeyle birkaç girişimci tarafından kurulan teknoloji ve internet firmalarını anlatmak için kullanılıyor. Bazıları internette portal ve e-ticaret gibi servisler sunarken, bazıları da altyapıya yönelik yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Yeni ekonominin doğuş yeri olan ABD’de yıldızları parlayan, aralarından çok parlak girişimciler de çıkan bu genç kuşağa, son dönemde Türkiye’den de yenileri ekleniyor.

Son 1-2 yılda “start-up” olarak nitelendirilebilecek birçok teknoloji ve internet şirketi ortaya çıktı. Elbette bunların yapısı ve büyüklüğü ABD boyutunda değil. Ayrıca, risk sermayesi bulma konusunda da onlar kadar şanslı değiller. Bu tabloya rağmen, Türkiye’deki genç yeni ekonomi girişimcileri arasında çok önemli projeler ve dikkat çeken fikirler bulunuyor.

Türkiye’de bu tipte çok sayıda start up faaliyet gösteriyor. Ancak, belli bir örgütleri ya da toplanma yerleri olmadığından, kesin sayı ya da tam listeye ulaşabilmek mümkün değil. Çok dağınık bir yapıları var ve önemli bölümü sessiz, ancak derinden gidiyor. Bu nedenle de Türkiye’de yeni ekonomiye öncülük eden girişimcilerle ilgili çalışmak yapmak gerçekten çok zor.

Buna rağmen biz Türkiye’nin en dikkat çeken “Yeni ekonomi start up”larını ortaya koyan bir araştırma hazırladık. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız araştırma için sektörü yakından tanıyan uzmanlar, yöneticiler ve danışmanlardan yararlandık. Sonuçta bu tip girişimcileri değerlendirmek için 4 ana kriteri göz önüne almak gerektiği çıktı. Bu kriterler ise şunlardı:

*Şirketin küçük bir sermayeyle ve büyük gruplardan bağımsız olarak kurulmuş olması,

*Teknoloji ve servis alanına yenilik getirmesi,

*İş modelinin özgün, ancak sağlıklı olması,

*Risk sermayesi çekebilmek gücü.

Onlarla birlikte, bu kriterler doğrultusunda oluşturduğumuz listeyi,  yine girişimcilerin performansları doğrultusunda yeniden organize ettik. Sonuçta ortaya “En dikkati çeken 25 girişimci” 25 şirketlik bir liste ortaya çıktı.

Görüş aldığımız kuruluşlar özellikle 8 şirket üzerinde durdu. Bunları farklı kılan ise son dönemde kurulmuş olmaları ve kapsamlı projeler olmalarıydı.  Biz de yazımız hazırlarken bu şirketleri temel aldık.

İflastan doğan şirket

VeriPark’ın kuruluşu, bir başarısızlık öyküsüne dayanıyor. Şirketin kurucularından Özkan Erener, üniversiteyi bitirdikten sonra ABD’ye gitti ve Intelligence At Large isimli yazılım firmasında çalışmaya başladı. Beş yıl boyunca MovieStar isimli bir yazılımın geliştirilmesinde çalıştı. Ancak, beşinci yılında şirket iflasını açıkladı. Bu haberle birlikte Erener de Türkiye’ye dönmeye karar verir. Amacı, büyük bir boşluk olduğunu düşündüğü Türkiye yazılım pazarına girmektir.

Aynı yıl üniversiteden arkadaşı Özgür Yoğurtçu ile birlikte 3 bin dolar sermaye ile VeriPark’ı kurdu. Şirketin merkezi ise Boğaziçi Üniversitesi’ndeki KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi’ndeydi. Erener, “KOSGEB bize teknoloji ve maliyetler konusunda büyük avantajlar sağladı. Zaten oradan birçok başarılı girişimci çıktı” diyor.

İlk etapta e-iş konusunda yazılım çözümleri üretimine yöneldiler. Bu dönemde şirketin yoğunlaşacağı alanlar konusunda ciddi şekilde düşünürler. Sonunda kurumsal pazarı hedefleyen teknoloji ağırlıklı çalışan bir şirket kurarlar. İlerleyen dönemlerde şirketin faaliyet alanı daha da netlik kazanır.

VeriPark, bugün e-iş ve mobil uygulamalar konusunda hizmet sunuyor. Bunların arasında internet bankacılığı çözümleri, sanal alışveriş dükkanları ve web tabanlı televizyon yayınları gibi çok farklı uygulamalar bulunuyor. Şirketin cirosu 1.7 milyon dolara, çalışan sayısı ise 27’ye ulaşıyor.

Erener, birçok girişimcinin aksine Türkiye’nin ABD’ye göre daha avantajlı olduğuna inanıyor ve şöyle devam ediyor: “ABD’de çok büyük bir rekabet var. Türkiye’de ise pazar boş ve birçok ticari fırsat var. Yazılması gereken birçok program bulunuyor. Ancak, yeteri kadar finansman, girişimci ve yetenekli kişi olmadığı için bunlar değerlendirilemiyor”.

Erener, kendilerinin karşılaştıkları sorunlar ışığında, geleceğin girişimcilerine öneride bulunurken, “Takımda mutlaka işletme veya ekonomi kökenli biri olmalı. Bu bizim ilk işimizdi ve kar-zarar tablosu arasındaki ilişkiyi anlamamız iki yıl aldı” diyor.

Ilab’la gelen hızlı büyüme

Digilane, yaklaşık iki yıl önce Onur Cem Gökmen, Gökhan Çetinkaya, Candan Akyol, Bülent Taymaz ve Mert Kahraman isimli beş genç girişimci tarafından kuruldu. Şirketin başlangıç sermayesi, Kahraman’ın deyimiyle neredeyse sıfırdı. Kurucular, hedeflerini Web tabanlı uygulamalar konusunda birkaç şirketten birisi olmak şeklide belirlediklerini anlatıyorlar. Bu amaçla, e-danışmanlık, proje yönetimi, dış kaynak kullanımı, sistem tasarımı ve teknik destek gibi çok geniş bir yelpazede hizmet sunmaya karar verdiler.

Digilane, işe ufak çaplı B2C ve B2B projelerini gerçekleştirerek başladı. Kurulduktan bir yıl sonra Ilab Holding tarafından keşfedildiler. Zaten dönüm noktası da bu tarihte başladı. Yaklaşık 1 yıldır da bu holdingin çatısı altında faaliyet gösteriyorlar.

Ilab Holding’in çatısı altında olmak, şirketin daha büyük çaplı projeler yürütmesine olanak sağladı. Bu büyük projelerden biri de “Sigortam.net” idi. Şimdi ise Garanti Bankası ile çok önemli bir proje daha yürütülüyor. Mert Kahraman, bu projenin, Türkiye’de e-ticaret piyasasında köklü değişiklikler getireceğine inandıklarını söylüyor.

Digilane’in halen çalışmakta olduğu bir başka ilginç proje ise “www.e-bebek.com”. Şirket sitenin teknik altyapısını sağlıyor. Sitede isteyenler bebek ve hamilelik ürünleriyle ilgili çeşitli mağazalardan alışveriş yapabilecekler. 

Bu hareketlilik, henüz 2 yaşında olan şirketi bir ölçüde büyüttü. Şu anda 21 kişi çalışıyor. Şimdiye kadar yapılan ciro miktarı da 250 bin dolar düzeyinde. Ancak, üzerinde çalışılan projelerin hayata geçmesiyle birlikte, cironun katlanacağına dikkat çekiyorlar.

Anadolu’nun yıldız “start-up”ı

Bursanet, “start-up”lardaki girişimci ruhu görmek açısından güzel bir örnek. Diğer “start-up”lardan farklı şekilde Bursa’da faaliyet gösteren şirketin 3 yıllık bir geçmişi var. Bursanet, Murat Yanıklar ve Sait Tosun  tarafından, 1998 yılında, sadece internet sektöründe hizmet vermek amacıyla kuruldu. Yanıklar, nakit akışı sağlayabilecek bazı büyük internet projeleri gerçekleştirerek iyi bir başlangıç yaptıklarını anlatıyor. Bursanet, bir yıl sonra Netone ile anlaşma yaparak şirketin Bursa erişim noktasının işletmeciliğini üstleniyor.

Ancak, şirket gerçek atılımını Turkticaret.net adlı site ile gerçekleştirdi. Site, “Kobi”lere iş platformu olarak hizmet veriyor. Siteye ücretsiz üye olabilen şirketler alışveriş yapabiliyor, müzadeyeye katılabiliyor ve alan adı kaydı gibi hizmetlerden yararlanabiliyor. Üstelik bu hizmetlerin büyük bir kısmı ücretsiz olarak veriliyor.

Yanıklar, Turkticaret.net sitesinih üye sayısının 15 bine ulaştığına dikkat çekiyor. Sitede önümüzdeki dönemde firmaların derecelendirilmesi,  iş dünyasına yönelik içerik ve patent gibi konulara yönelik hizmetler de sunulmaya başlanacak.

Şirket, ayrıca, www.expoturk.com, www.reg2c.com ve www.turkhaber.com isimli üç projeyi daha yürütüyor. Expoturk, e-ihracat şirketi olarak faaliyet gösteriyor. Sitede yurtiçindeki ihracatçı firmalar ile yurtdışındaki firmalar buluşturuluyor.

Reg2c’de ise İngilizce olarak tüm dünyaya alan adı tescil hizmeti sunuluyor. Turkhaber.com sitesinde yerel haber network’ü olarak hizmet veriyor. 

Yanıklar, büyük bir finans güçleri olmadığı için, yeni bir site açarken tek amaçlarının Turkticaret.net’i finanse etmek olduğunu anlatıyor. Tüm “start-up”lar gibi Bursanet’in de kuruluş sermayesi oldukça küçük. 10 bin dolar sermaye ile kurulan şirket bugün 1 milyon dolar ciroya ulaştı.

Mağazalara dijital çözüm

Obase’in birçok “start-up”a göre daha eski bir tarihi var. Şirket 6 yıl önce, mağazalara dijital çözümler sunmak amacıyla, dört girişimci tarafından kuruldu. Şirketin kurucuları Haluk Alpay, Bülent Dal, Banu Dal ve Kaan Hansoy’un sektörde önemli sayılabilecek bir iş tecrübeleri vardı. Şirketin kurulduğu dönemde mağazacılık sektörünün önemli bir büyüme gösterdiğini ve sektörde bilişim çözümlerine ihtiyaç duyulduğunu gözlemliyorlar. Şirketi de bu ihtiyacı karşılamak ve mağazaların işlerini dijital ortama taşımak amacıyla kuruyorlar. Şirket bugün mağazacılıkta otomasyon, veri ambarı, e-CRM, B2B ve B2C uygulamaları konusunda hizmet veriyor.

Hansoy, bu yaklaşımla 6 yıl içerisinde önemli projeler gerçekleştirdiklerini anlatıyor. Obase’in gerçekleştirdiği projeler arasında Migros, Gima, Tansaş ve Mark&Spencer, öne çıkıyor. Ayrıca,  yurtdışında RamStore ve Gimrom’a çeşitli çözümler de sundular. Bugün hala Migros ve Çarşı veri ambarı projesi ile Migros B2B projeleri üzerinde çalışmaya devam ediyor.

Dört kişiyle yola çıkan Obase, bugün 70 çalışanı olan ve yılda 3 milyon dolardan fazla ciro gerçekleştiren bir şirket konumunda. Üstelik şirketin Ankara ve İzmir’de de ofisleri faaliyet gösteriyor.

Şirketlerin bilgi deposu

ASP Bilişim Teknolojileri, 25 şirket arasında en genci konumunda... Şirket, bu yılın başında kuruldu. Şirketin kurucusu Oğuz Taşkent, faaliyetlerine henüz yeni başladıkları için ciro konusunda yorum yapmıyor. Ancak, yakından izleyenler, performansının dikkat çekici düzeyde olduğunu belirtiyorlar.

Şirketi farklı kılan bir özelliği ise yola çıkarken bilişimin devlerinin desteğini almış olması... Buna göre, Hewlett Packard, Global-One, Cisco, Oracle ve Datem gibi bilişim devlerinin bir araya gelmesiyle oluşan Ekosistem-Partnerlik’le stratejik işbirliği içinde.

ASP şirketi, adından da anlaşılabileceği gibi kurumsal müşterilerine “ASP (Uygulama Servis Sağlayıcılığı) hizmeti veriyor. Buna göre, ASP’den hizmet alan şirketler, teknolojiyi kullanmak için bir ürün satın almaya ihtiyaç duymuyorlar. Bunun yerine, teknoloji ya da ürünü, ASP’den kiralama yoluna gidiyorlar. Böylece şirketler sürekli olarak son teknolojiyi kullanabiliyor.

Bunun yanı sıra, şirketin yeni projeleri de var. Oğuz Taşkent, “Önümüzdeki dönemde çağrı merkezi ve müşteri ilişkileri yönetim gibi farklı konularda da  müşterilerimizin iş yapış modellerini internet ortamına taşımak istiyoruz” diyor.

Sektör yetkilileri, ASP’nin kriz ortamında dev şirketlerden destek aldığını bu nedenle de yeni kurulacak şirketler için iyi bir örnek olduğunu anlatıyor. Taşkent, konuyla ilgili olarak şunları anlatıyor: “Start-up’lar girişim sermayesi almayı en başta düşünüp planlamalılar. Bunun için eko-sistem kanal ve partnerlik modelleri oluşturmalılar. Bunu ana stratejilerinin içine almalılar. Yine sadece uzun vadeli planlara değil gerçekçi kısa vadeli iş planlarına da önem vermeliler”.

Tecrübeli “start-up”

ENova, birçok internet şirketinin battığı ve “yeni ekonomi”ye şüpheyle yaklaşıldığı bir dönem olan, 2000 yılının ağustos ayında kuruldu. Şirketin kurucuları Cezmi Aydın, Hakan Aygün ve Beni Melamet, bunda uzun sayılabilecek bir iş deneyimine sahip olmalarının ve sektörde ciddi bir boşluk görmelerinin etkili olduğunu anlatıyor.

Ortaklardan Cezmi Aydın ve Beni Melanet, uzun süre çalıştıkları Arçelik’in AR-GE bölümünden arkadaşlar. Hakan Aygün ise son olarak Finansbank’ta Alternatif Dağıtım Kanalları Grup Başkanlığı görevini yürütüyordu. Enova’ya, bu işlerinden ayrılarak start verdiler.

eNova, şirketlere iş yapılarını ve çalışmalarını internet, WAP, mobil platform ve dijital televizyon gibi ortamlara aktarmada yardımcı oluyor. Bu süreçte tüm altyapının kurulması konusunda hizmet veriyor. Şirketin kısa sürede aldığı mesafeyi görmek için gerçekleştirdiği projelere bakmak yeterli. İnternet bankacılığı uygulaması iBank, pazar araştırma platformu SmartSurvey, eğitim bilgi portalı egitim.com ve Aria için geliştirilen internet sitesi, eNova’nın bugün kadar geliştirdiği projelerden sadece birkaçı.

Cezmi Aydın, önümüzdeki dönemde eğitim sektörüne ve mobil uygulamalar konusuna yoğunlaşmayı planladıklarını söylüyor. Bu projeler arasında şirket içi eğitimlere ve bireysel kullanıcının eğitimine yönelik uygulamalar bulunuyor. ENova, bu konudakini ürünlerini yıl sonuna kadar pazara sunmayı planlıyor.

Aydın, “Ben belirli bir konuya odaklanmanın başarı getireceğine inanıyorum” diyor. Yeni kurulacak “start-up”lara da bu yaklaşımı izlemelerini tavsiye ediyor.

Örnek mobil girişimci

Anka-net, diğer “start-up”lardan önemli bir noktada ayrılıyor. Şirket tamamen mobil uygulamalar konusunda çalışıyor. Anka-net, faklı disiplinlerde eğitim almış beş genç girişimci tarafından, geçtiğimiz yılın ekim ayında Ankara’da kuruldu. Şirketin kurucusu ve genel müdürü olan Yılmaz Güleryüz, Crea-World’ün sunduğu olanaklardan faydalanmak amacıyla, geçtiğimiz aylarda İstanbul’a taşındıklarını anlatıyor.

Şirket, Türkiye ve dünya pazarlarına yönelik mobil internet ve mobil eğlence uygulamaları üretiyor. Netkota Mobil Eğlence Servisleri, GrupMesaj ve EMS, bugüne kadar hayata geçirdikleri üç önemli proje. Güleryüz, EMS isimli yeni mesajlama sistemini dünyada implemente eden dünyadaki ilk firma olduklarını söylüyor ve devam ediyor:

“EMS, Ericsson ve diğer dev firmalar tarafından önerilen yeni bir mesajlama sistemidir. GrupMesaj ise kurumlara yönelik ürettikleri bir mesaj projesi. Bu servis ile kurum ve topluluklar kendilerine ait gruplar yaratabiliyor. Diledikleri an binlerce üyesine mesaj yollayabiliyor”.

Güleryüz, kendilerine iki çok somut hedef  koyduklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Türkiye ve dünyanın en kapsamlı mobil eğlence portalını yaratmayı hedefliyoruz. Özellikle mesaj servisleri konusunda dünyanın önde gelen firmalarından biri olmak istiyoruz”.

Anka-net kurucularının yeni kurulmakta olan “start-up”lara tavsiyeleri kendi iş felsefeleri: “Yaratıcılık ve vizyon en önemli noktalar. Hedeflerini iyi belirlesinler ve hayal kurmayı bilsinler”...

Telekomla gelen başarı

Telekomünikasyon denilince akla hemen milyarlarca ciro gerçekleştiren dev şirketler gelir. Oysa tüm dünyada bu sektörde çalışan yüzlerce küçük firma vardır. Teta da bunlardan birisi. Şirket, telekomünikasyonun ülkemizde yükselmeye başladığı 1997 yılında, Ömer Enis Kazaz tarafından kuruldu. Kazaz, bu girişimin arkasında, ABD’deki sekiz yıllık telekom kariyerinin yattığını söylüyor.  

Teta, kurulduğu dönemde önce finans sektörüne yönelik ürünlerin altyapısını gerçekleştirme işine yöneldi. Örneğin, bankalar için mobil bankacılık uygulamalarına olanak veren, SMS altyapısıyla çalışan proje bunlardan biri... Bu uygulama bugün 10 banka tarafından kullanılıyor.

Yine Türkiye’de ilk defa “Finance Marketplace” isimli bir mobil portal hazırlandı. MOCCO isimli çağrı merkezi de yine kendi alanında Türkiye’nin ilk uygulaması olarak kabul ediliyor. Sistem kuruluşların telefon, internet ve mobil uygulamaları bir arada gerçekleştirmelerine olanak tanıyor.

Kazaz, geçtiğimiz aylarda finans dışına çıktıklarını ve farklı sektörlere yönelik ürünler de geliştirdiklerini anlatıyor. Bu sektörlerden birisi de medya. Şirketin son dönemde yaşadığı bir diğer olumlu gelişme de yurt dışından proje almaları. Kazaz, “Bunlar ABD merkezli projeler. Yıl sonuna kadar ABD ve Avrupa’da ofislerimiz açılmış olacak” diyor.

Teta için 2001 yılı oldukça önemli. Kazaz bu önemi şu şekilde anlatıyor: “Şu ana kadar know-how ve firma gelişimini tamamladık. Bundan sonra ürünlerimizi  yatırımcılar aracılığıyla firmamızdan ayırarak farklı kurumlar haline getireceğiz”.

Şirketin tüm bu yeni girişimlerinin arkasında güçlü nakit yapısı bulunuyor. Kazaz’ın deyimiyle, minimum sermayeyle kurduğu şirket bugün 3 milyon dolar civarından bir ciroya ulaştı.

 


 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz