"Bugün Rakip, Yarın Ortak mı?"

Bilişimde yakınsama (convergence) trendi yükseliyor. Birbirine yaklaşan ürün ve hizmetler, şirketler arası işbirliklerini zorunlu kılıyor. Daralan marjlar da bu süreci destekliyor. Şirketler, bir y...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Bugün Rakip, Yarın Ortak mı?

Bilişimde yakınsama (convergence) trendi yükseliyor. Birbirine yaklaşan ürün ve hizmetler, şirketler arası işbirliklerini zorunlu kılıyor. Daralan marjlar da bu süreci destekliyor. Şirketler, bir yandan birbirleriyle kıyasıya rekabet ederken, diğer yandan işbirlikleri yapıp, ortaklaşa rekabet ediyor. Bu da beraberinde bir ihalede ya da üründe rakip olan şirketlerin, başka bir işte ortaklığa gitmesini de getiriyor. Uzmanlara göre, yeni dönemde, “rakip iş ortaklığı” trendi daha da öne çıkacak.

An Evolutionary Theory of Economic Change” (Ekonomik Değişimin Evrimsel Teorisi) adlı kitap yaklaşık 20 yıl önce yazıldı. Bu kitap, bilişim sektörünün geleceğine yönelik mesajları daha o tarihlerde kulağımıza fısıldamıştı. Kitabın yazarları, şirketlerin ve ülkelerin ekonomik kalkınmalarında buluş, yenilikçilik, girişimcilik ile finansın etkili olacağını yıllar önceden saptamışlardı.

Bugün e-posta adresi olmayan neredeyse kalmadı. Her türlü küçük işletmeye bilgisayar ve internet bağlantısı girdi. Üstelik her şirkete web sitesi kurma zorunluluğu getirildi. Daha birkaç yıl önce fakirlikleri dışında başka bir özelliğiyle hatırlamadığımız Hindistan, Pakistan ve Çin gibi ülkeler yazılım sektöründe gerçekleştirdikleri atılımlarla dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri oldular. Uzun yıllar etnik çatışmalar ile uğraşan İrlanda da 80’li yılların sonunda bilgi ve iletişim teknolojileri ile kalkınma yöntemini seçti. Özellikle de yazılım üretimine ağırlık verildi. Bu sayede son 15 yılda ülkenin kaderi tamamen değişti. Kişi başına gelir 1988 yılında 7 bin 200 dolarken, 2004 yılına gelindiğinde 37 bin dolara ulaştı.

Türkiye de özellikle 2001 krizinin ardından bilişimde yükselişe geçti. Bilgisayar sayısı ve internet kullanımı konusunda büyük aşama kaydedildi. 2005 sonunda internet kullanıcısı sayısı yaklaşık 13 milyona ulaştı. 2006’da bu sayı 17 milyonu buldu. 10 yıl önce, PC satışları 300 bin iken, 2007 için 2,5 milyon adet öngörülüyor. Bilgisayar kullanıcı sayısı da 7 milyona ulaşmış durumda.

Rakamlar Ne Gösteriyor?
Uluslararası araştırma şirketi IDC’nin verilerine göre, 2006 sonu itibariyle Türkiye’de bilgi teknolojileri (BT) pazarının büyüklüğü 4 milyar 132 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, BT başlığı altında donanım, yazılım ve BT hizmetlerinin toplam büyüklüğünü gösteriyor. Ancak, yakınsama (convergence) trendi, altyapısında artık bilgi teknolojilerinin kullanıldığı telekom tarafını da işin içerisine kattı. Telekom hizmetleri, mobil servisler gibi alanları da dikkate alınca, bilişim pazarının büyüklüğü de yaklaşık 20 milyar doları buluyor.

IDC’nin verileri, sadece donanım, yazılım ve BT servisleri tarafında pazarın 2004-2005 yılları arasında yüzde 36, 2005-2006 döneminde ise yüzde 22,72 oranında büyüdüğünü gösteriyor.

Veriler, 2006’da bir önceki yıla göre donanımın yüzde 25,89, yazılımın yüzde 13,70, hizmetlerin ise 14,72 oranında büyüme kaydettiğine işaret ediyor.

Geçtiğimiz yıl donanım gelirlerinin önemli bir bölümü masaüstü ve taşınabilir bilgisayar satışlarından ve OEM ürünlerinden elde edildi. Toplam PC kullanıcı sayısı da 7 milyona yaklaştı. Yazılım tarafında ise sektörel yazılımlar, ERP, güvenlik yazılımları, mobil uygulamalar, veritabanı ve iş zekası yazılımları öne çıktı.

Hizmette Öne Çıkanlar
IDC’ye göre, Türkiye’de bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğü 2007 yılı sonunda 4 milyar 719 milyon dolara ulaşacak. Toplam ciro içinde aslan payını ise yine donanımın alacağı öngörülüyor. Buna göre, donanım pazarı 2007 sonunda 3 milyar 545 milyon dolara, yazılım pazarı 494 milyon dolara, hizmetler ise 679 milyon dolara ulaşacak. Hizmetler tarafında önceki yıllarda, destek hizmetleri, pazarın yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyordu. Önümüzdeki dönemde bu oranın azalması bekleniyor. Sistem bütünleştirme, internet hizmetleri ve dış kaynak kullanımı alanlarında beklenen büyümenin ise itici gücü ADSL internet erişiminin yaygınlaşması olacak.

2006’da dış kaynak kullanımı pazarını büyüten hizmetler çağrı merkezi, sistem ve ağ yönetimi ve çeşitli doküman basımıydı. Bu kategorilerde büyümenin 2007 yılında da devam etmesi bekleniyor. BT hizmetleri, pazarda rekabetin de en yoğun olduğu alanların başında geliyor.

İnternet hizmetleri gelirlerinde liderliği Türk Telekom yapıyor. Donanım destek hizmetleri tarafında Siemens, Ericsson ve Meteksan öne çıkıyor. Mobil tarafta ilk 3 ise, Turkcell, Vodafone ve KVK olarak sıralanıyor.

2009 Hedefi 30 Milyar Dolar
Koç Sistem Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Öztok, son yıllarda BT hizmetleri pazarının görünümünün değiştiğine dikkat çekiyor. Öztok, şöyle konuşuyor:  

“Özellikle dış kaynak modelinde verilen hizmetler, hızlı ve sağlıklı büyümeye imkan verecek. Şirketler artan rekabet, maliyet baskısı ve verimlilik ihtiyaçları sebebiyle dış kaynak modelini daha çok kullanmaya başladı.”

IDC’nin tahminleri, 2009 yılına gelindiğinde BT hizmetleri pazarının 870 milyon dolara ulaşacağına işaret ediyor. Donanım ve yazılım da dikkate alındığında ise bu rakam 6 milyar 328 milyon dolara ulaşacak.

Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği Başkanı Tuğrul Tekbulut, şu değerlendirmede bulunuyor: “Türkiye’de telekom hizmetleri de dahil bilişim pazarının 2009’a kadar yüzde 50 oranında büyümesi öngörülüyor. Bu da şimdi 20 milyar dolara ulaşan büyük resmin, 30 milyar doları bulması anlamına geliyor.”

Telekom Nasıl Büyüyecek?
Telekom donanımı gelirlerinde son 2 yıldır pazarı mobil telefon ve telekom altyapı donanımı satışları büyütüyor. Mobilite, geleceğin trendi olarak görülüyor. Türkiye’de cep telefonu penetrasyonunun 2007 sonunda yüzde 77’ye ulaşacağı düşünülüyor.
Türk Telekom’un özelleştirilmesi, Vodafone’un Telsim’i alarak pazara girmesiyle telekomdaki rekabet ise giderek artıyor. Şimdiye kadar “fiyat” rekabetiyle anılan sektörde 2007 ile birlikte “hizmet” faktörü de öne çıkmaya başladı.

Yeni dönemde ise rekabeti “üçüncü kuşak” teknoloji ile GSM’deki “numara taşınabilirliği” belirleyecek. 

Yeni Yaklaşım Ne Getiriyor?
Bilişim sektöründe ortaya çıkan büyüme ve yeni gelişmeler beraberinde farklı yaklaşımları da getiriyor. Global pazarda da öne çıkan yakınsama trendi, ürün ve hizmetleri birbirine yaklaştırdı. Pazarda lider markalar varlıklarını sürdürebilmek için, hem birbirlerinin rakibi hem de birlikte hareket ettiği iş ortağı olmaya başladı.

BT sektöründe son dönemde dikkat çeken bu yapıya “rakip iş ortaklıkları” adı veriliyor. Şirketlerin her alanda uzmanlaşması artık mümkün değil. Bu nedenle, müşteri talebi doğrultusunda, rakip firmalar kendi çözümleri ile rakip iş ortağının çözümlerini birleştiriyor.

IBM, Meteksan Sistem, Siemens, Probil, Logosoft, Koç Sistem, Bimsa, HP, İndeks, Ericsson ve Nortel Netaş gibi bilişim şirketleri farklı pazarlarda rekabet gücüne sahipler. Bu şirketler yazılımdan telekom ve hizmetlere kadar neredeyse tüm alt kategorilerinde bazen iş ortağı bazense en çetin rakipler olarak yollarına devam ediyor.

Hem Rakip Hem Ortaklar
Stratejik büyüme alanlarını hizmetler kategorisi olarak seçen IBM, sektörde en çok işbirliği yapan şirketlerden biri. IBM Türk Ülke Teknoloji Lideri Suat Kızıltaş, bu yaklaşımın hem müşteri ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılması, hem de farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle inovasyon becerisi getirdiğini söylüyor.

Bilişim pazarındaki ortaklaşa rekabetin en güzel örneği sistem entegrasyonu tarafında görüldü. Meteksan Sistem Genel Müdür Yardımcısı Taner Bengi, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Pazardaki ihtiyaçlar, entegre ve uçtan uca çözüm stratejileri geliştirme ihtiyacı yaratıyor. Bu ihtiyaçlara odaklanıldığında risk yönetimi ve büyüklük önem kazanıyor. Böyle yetenek setlerine sahip güçlü ekipleri barındırmak ve sürekliliğini sağlamak için de daha geniş bölgesel pazarları hedeflemek gerekiyor. Rekabeti araç olarak görebildiğinizde, bunu nasıl daha iyi kullanabilirim sorusunu soruyorsunuz. Bu durumda hem rekabet edebileceğinizi, hem de işbirliği yapabileceğinizi keşfediyor ve iş gereklilikleri doğrultusunda rakiplerinizle farklı farklı alanlarda işbirliği yaparak, pazarı büyütüp, kâr erozyonlarını engelleyebiliyorsunuz. Kısacası ortaklaşa rekabet, işimizin kaçınılmaz bir parçası.”

Mert Başar / Hp Türkiye Kurumsal Pazarlama Md.

“İş Ortaklıkları Kaçınılmaz Hale Geldi”

Rekabet Ve İşbirliği
 Rekabet veya işbirliği, müşterilere yönelik projelerin içeriğinden kaynaklanıyor. Özellikle büyük ve geniş kapsamlı projelerde tek bir firmanın tüm teknoloji ihtiyacını karşılaması ve her konuda uzmanlık sağlaması mümkün olmadığından iş ortaklıkları kaçınılmaz. Bu sebeple, firmalar doğru çözümü oluşturabilmek amacıyla gerektiğinde rekabet ettiği firmalarla da işbirliklerine gidilebiliyor. Ayrıca, uluslararası rekabet ve işbirlikleri de yerel pazarlardaki dengeleri etkiliyor.

Gelecek Projeksiyonu
 Bilgi teknolojileri sektöründe tüketici pazarı gerçekten çok hızlı büyüyor. Farklı satın alma gücüne sahip müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayacak yeni ürünler, pazarı daha da hızlı büyütecek. Üniversite öğrencileri, çalışmaya yeni başlamış genç profesyoneller, ilk bilgisayarına sahip olmak isteyen dinamik ve genç nüfus, büyük ve cazip potansiyel bir hedef kitlesini oluşturuyor. Bu kitleye doğru ürün özellikleri, uygun satın alma ve toplam sahip olma maliyetleri ve etkili ödeme olanaklarıyla rahatlıkla ulaşılabilir.

Yüce Erim / Software Ag Türkiye Genel Müdürü

“Rekabetin Derinliği Yok”

Neden İşbirliği Yapılıyor?
Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında değerlendirildiğinde farklı bir tabloya sahip. Tüm dünyanın aksine Türkiye’de, özellikle bilişim teknolojileri pazarında çok net ve keskin rekabet çizgilerinden bahsetmek zor. Bunun en büyük nedeni ise sektör firmalarının yeterince rekabet edebilecekleri bir derinliğe sahip olmamalarından kaynaklanıyor. Özellikle kamu sektörünün proje ihtiyaçları, bir firmanın tek başına cevaplayabileceği talepler yaratmıyor. Bu da firmaları çoğu kez rakipleriyle işbirliği yapmak durumunda bırakabiliyor.

Sistem Entegrasyonu Örneği
Bunun en güzel örneğini sistem entegrasyonu pazarında gördük. Entegratör firmaların kendi uzmanlıklarını geliştirmemiş olmaları ve her projeye taşeronluk yapmaya çalışmaları, rekabet ortamını körüklüyor. Her oyuncunun kâr payını ciddi bir şekilde tehdit ediyor. Bu nedenle, kârsız ve başarısız projelerin önü açılıyor. Düşük kâr marjlı, geliri ezilmiş ve azalmış projelere yabancı firmaların ilgisi doğal olarak azalabiliyor. Rekabet ortamı da, daha gözü kara ve risklere fırsat olarak yaklaşan küçük ve yerel oyunculara kalıyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz