Geleceğin bankacılık sistemine yerli altyapı

Tmob, dünyada finans ve bankacılığın merkezi kabul edilen İngiltere merkezli dijital banka VIVE’ın sıfırdan kurulumunu gerçekleştirdi.

27.10.2020 15:27:000
Paylaş Tweet Paylaş
Geleceğin bankacılık sistemine yerli altyapı

Global bir teknoloji şirketi olarak geliştirdiği yenilikçi SaaS ve PaaS portföyü ile işletmelerin yazılım ihtiyaçlarına uçtan uca çözümler sunan Tmob, İngiltere merkezli dijital banka VIVE’ın sıfırdan kurulumunu gerçekleştirdiğini duyurdu.

2018 yılından itibaren Avrupa Birliği ve İngiltere’ye ihracat odaklı büyüme stratejisi üzerine çalıştıklarını belirten Tmob CEO’su Rudi Dökmecioğlu, “Tmob olarak özellikle dijital para ve e-para tarafında sunduğumuz çözümler dış pazarlarda hızla kabul görmeye başladı. İhracatımızın ciromuzdaki payı 2018 yılında yüzde 12 ve 2019’da da yüzde 64 oldu. Yurtdışındaki ilk başarımız, Vodafone Grubu’nun tüm dünyadaki mobil finansal servis sağlayıcısı olmamız oldu. Uzun yıllara dayanan çözüm ortaklığımızın en yeni meyvesi de, yakın zamanda Türkiye’de hizmete sunulan Vodafone Pay adlı dijital cüzdan. Ancak bugün bizi en çok heyecanlandıran ve en büyük işlerimizden biri VIVE projesi. İngiltere finansın başkenti ve dünyanın en büyük 30 bankasının 9’u İngiliz merkezli. Dünya finansına şekil veren ülkede dijital ve şubesiz açık bankacılık platformunda çalışacak olan VIVE’ı sıfırdan kurduk. Son kullanıcıların hayatlarını ciddi anlamda kolaylaşacak ve değiştirecek olan açık bankacılığın ilk örneklerinden biri olan VIVE, aralık sonunda İngiltere’de son onayını alacak ve 1 Ocak 2021’de faaliyete geçecek” dedi.

Genelde kredi notu nispeten düşük olan kişi ve kurumlara ürün ve hizmet sunmayı amaçlayan VIVE’ın Tmob’u tercih etme nedenini, sahip olduğu deneyim ve kendine ait altyapısı olması olarak açıklayan Dökmecioğlu, “Tmob olarak güncelin ötesinde, yarını gören ve yarını şekillendiren işler üretiyoruz. Yenilikçi teknolojilere yatırım yaparak bir sonraki adımda müşterilerimizin ihtiyaçlarını öngören bir vizyonla hizmet sunuyoruz. ‘Platform as a service’ terminolojisi henüz ortada yokken biz 2012 yılında şirket olarak kendi ürünlerimizi yazmaya başladık ve 2012 yılında TUBİTAK ile beraber Ar-Ge’sine başladığımız mobil finansal servisler platformumuzu hayata geçirdik. VIVE’ın bizi tercih etmesinde, 2013 yılından itibaren e-bankacılık tarafında geliştirdiğimiz referans niteliğinde projelerin etkili olduğunu biliyoruz. Dijital alanda değişim ve dönüşümleri yakından izliyoruz ve dünya ile eş zamanlı ürün ve hizmetler geliştiriyoruz” dedi.

“Yüzde 100 yerli teknoloji ihracatı gerçekleştirdik, cari açığa yüzde 100 katkıda bulunduk”

VIVE projesinin Türkiye’deki teknoloji ekosistemi için oldukça önemli bir gelişme olduğunu belirten Dökmecioğlu, “VIVE, İngiltere’de elinde sadece lisans olan bir firmaydı ve biz o lisansın üzerine uçtan uca bir bankanın tamamını kurduk. Bu kabiliyete sahip başka bir Türk yazılım şirketi yok. Proje sayesinde sadece ilk kurulum ve entegrasyon sürecinde Türkiye’ye önemli miktarda döviz girdisi sağladık. VIVE büyüdükçe ve hizmet kapsamı genişledikçe, bu gelir daha da büyüyecek” dedi.

“Geleceğin bankacılık sistemi Açık Bankacılık olacak””

Bankacılık sisteminin de teknolojiyle birlikte değişmekte olduğunu ifade eden Dökmecioğlu, “2 yıl önce Avrupa Birliği PSD (Payment Services Directive) adlı lisansı yeniledi ve adını PSD2 koydu. PSD2 lisansıyla, Avrupa Birliği üye ülkelerindeki bütün bankalara, açık bir API ile kullanıcıların hesap hareketleri de dahil olmak üzere, yapılan bütün işlemleri ve bütün verileri PSD2 lisansı sahibi firmalara açma zorunluluğu getirildi. Bunun anlamıysa, milyonlarca kullanıcısı olan bankalardaki kullanıcı bilgilerinin, önümüzdeki dönemde açık bankacılık lisansı alacak olan dikey fintech’lere verilecek olması. Bu sayede önümüzdeki yıllarda dünyada ve Türkiye’de çok küçük finans fintech’leri görmeye başlayacağız. Şu anda bildiğimiz geleneksel bankalardaki kurumsal ve bireysel gibi ayrımlar yerine, örneğin sadece 5 fonksiyona sahip ama belli son kullanıcı faydalarına odaklanmış hizmetler sunulmaya başlanacak” dedi.

Açık bankacılık, üçüncü parti kurumların, müşterilerin finansal bilgilerine erişebildiği güvenli bir bankacılık modelini temsil ediyor. Bankalar tarafından kayıt altına alınan, düzenli fatura ödemeleri, harcama bilgileri, kullanılan krediler gibi müşteri finansal bilgilerinin, müşteriler tarafından verilecek izinler doğrultusunda üçüncü parti kurumların kullanımına açılarak, müşteri yararına birçok hizmet sunulması anlamına geliyor. Bu hizmetler, müşterilerin finansal ürün ve hizmetler arasında karşılaştırma yapabilmesine, birçok bankada hesabı olan kişilerin birden fazla uygulamaya giriş yapmak yerine tek bir uygulama üzerinden tüm finansal bilgilerine erişebilmesine ve yapılan kredi başvurularının da daha hızlı sonuçlanabilmesine olanak sağlıyor.

Araştırmalara göre önümüzdeki 5 yıl içerisinde dijital bankacılıkta yıllık birleşik büyüme oranının yüzde 18,2 olacağı tahmin ediliyor. 2017’de 5 milyar 80 milyon Dolar olan hacmin 2023 yılında 13 milyar 900 milyon Dolara erişeceği düşünülüyor. Dijital bankacılık yaklaşımında maliyetler yüzde 70 düşerken hizmet hızı yüze 54 artıyor. Yine raporlara göre, 2025 yılına kadar; açık bankacılığın etkisiyle büyük bankaların yeni nesil dijital bankalar karşısında büyük bir güç kaybı yaşaması bekleniyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz