"İngiltere ile ilişkilerde yeni dönem başlıyor"

Yeni dönem İngiltere’ye ihracatta lojistikten, belgelendirmeye ve gümrüklemeye kadar birçok yeni süreçleri beraberinde getiriyor.

4.01.2021 13:23:000
Paylaş Tweet Paylaş
"İngiltere ile ilişkilerde yeni dönem başlıyor"

24 Aralıktaki “Serbest Ticaret Anlaşmasının imzalanacağının açıklanması” başta otomotiv ve tekstil sektörü olmak üzere Türkiye’de birçok sektöre derin bir nefes aldırdı. Dış ticaret fazlası verdiği tek gelişmiş ülke olarak İngiltere, Türkiye açısından son derece önemli bir pazardır. Uzun yıllar AB regülasyonları nedeniyle büyümekte zorlanan bu ticari ilişkide, bu anlaşma ile en azından Brexit nedeniyle durumun daha kötüye gitmesi önlenmiş, mevcut durumun devamını sağlanmıştır. Ancak İngiltere ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye’nin İngiltere pazarında daha fazla pay alması için bu anlaşmadan çok daha fazlasına ihtiyaç vardır.

Uzun yıllardır yaklaşık 100 farklı ülkede diş ticaret alanında çalışan PRX International UK Genel Müdürü Şahin Özcan, şunları söylüyor: “İngiltere’nin Brexit’ten ayrılması uzun süredir en ufak detayına kadar planlanan bir süreçtir. İngiliz iş insanları genel profil olarak resmi, dünya pazarlarına hâkim, sistematik ve kuralları birebir uygulayan bir iş etigine sahiptirler. Türk iş insanları İngiliz firmalarının taleplerini ve işin gerekliliklerini doğru analiz ederek ve sistematik çalışma ile ilerlerlerse Türk firmaları içinde bu süreç yeni fırsatlar olarak karşılarına çıkacaktır.”

Bu dönemde İngiltere ile ticaret yapan veya yapmayı planlayan iş adamlarımızın öncelikli dikkat etmesi gereken konu “teslimat süresi” olmalıdır. İngiltere’nin dış ticarette ana giriş-çıkış kapıları Dover, Manş tüneli ve ülkenin konteyner ticaretinin yarısına yakınının yapıldığı Felixstowe limanıdır. Bilhassa Felixstowe limanı “dünyanın ilk tüm gemi ebatlarına hizmet verebilen, demiryolları ile tam bütünleşmiş konteyner elleçleme” limanıdır. Ancak bu kadar gelişmiş altyapı ve sisteme rağmen, 1 Ocak 2021’de başlayacak olan “yeni normale” geçişin oldukça sıkıntılı olacağı öngörmek mümkün. Hali hazırda uygulanan gümrük sistemi, zaten ticaretin %50’den fazlasının AB ülkeleri ile olması sebebiyle (Türkiye’de aynı avantajları kullanıyordu) son derece basit ve hızlı idi. Ancak AB ülkelerinin ürünlerine de gümrük prosedürleri yapılmaya başlanacak olması; İngiliz gümrük sistemine binen yükü bir anda iki katına çıkaracak ve bu durumda sistemde ciddi aksamalara ve gecikmelere neden olacaktır.  Bu sıkışıklık ve gecikmelerden tüm ülkelerin malları gibi Türk mallarının da etkileneceği aşikardır. Bunun yanı sıra HMRC son yaptığı webinarlarda gümrüklerde fiziki denetimlerin daha sıkılaştırılacağı, risk analizinin daha geniş perspektifte yapılacağı sıklıkla ifade ediyor. Bu denetimlerin de artmasından dolayı zaten yavaş ilerleyecek olan sistem daha da yavaşlayacaktır.

Bir diğer konu nakliye maliyetleridir. Kara nakliyesinde, İngiltere içindeki gümrük öncesi ve sonrası bekleme süreleri de oldukça artacağı için kara nakliyesi fiyatları ciddi oranda arttırmıştır.. Bir diğer yandan da bu sıkışıklık içinde kalacak olan binlerce araç için bekleme yerleri de oldukça kısıtlıdır. Mesela Covid nedeniyle kapıların kapanması sonucu adada kalan TIR’lar yer bulunamaması nedeniyle Manston’daki bir havalimanına yönlendirildi. AB plakalı araçların ise daha karlı ve hızlı rotalara yönelmesi beklenebilir ki bu durumda hem araç sıkıntısına hem de fiyatların daha da artmasına neden olacaktır. Buna paralel olarak deniz nakliye fiyatları da ciddi oranlarda artmıştır. Lojistik sektörü yetkilileri kısa ve hatta orta vadede bu artışın geri gelmesini de beklememektedir.

Ayrıca belgelendirme de son derece önemli bir hal almıştır. Yeni düzenleme ile “yükleme” üçüncü taraf (lojistik firması veya gümrük temsilcisi) aracılığı ile yapılıyor olsa da gümrük deklarasyonlarını yapmak, nakliye şirketi ve sürücüye doğru belgeleri temin etmek, yükleyicinin sorumluluğundadır. Bazı ürünlerde talep edilen belgeler değişirken, bazı ürünlerde ek belgeleme söz konusu olmuştur. Ürünlerin İngiltere’ye girişinden sonra ciddi sıkıntılar yaşanmaması için bu konuya azami dikkat gösterilmelidir.

Buna ek olarak gümrükleme de son derece kritiktir. İngiltere’de alışıla gelmiş satın alma genelde DDP şeklindedir. Bunun en temel sebeplerinden birisi de hiç kuşkusuz yıllardır AB firmalarının bu şekilde hizmet verebiliyor olmalarıdır. Dolayısıyla birçok İngiliz firma ithalat prosedürleri ile uğraşmak istememekte ve bu süreci de ihracatçıdan beklemektedir. Basite indirilmiş gümrük sisteminin ciddi oranda değişmiş olması ve bu konuda da sorumluluğun ihracatçıda olması, İngiliz firmalarına DDP hizmet veren firmaların gümrük işlemlerini daha önceden alışıla gelen gibi lojistik firmaları vasıtası ile değil de profesyonel “gümrük brokeri” olan firmalarla çalışmalarını zorunlu kılmıştır. 

Bir diğer önemli husus hukuki süreçtir. Brexit’in bir sonucu olarak artık İngiltere’de anlaşmazlık ve çözümünde AB mevzuatının yerine yerel veya uluslararası mevzuat kullanılacaktır.  Aslında tüm uluslararası ticari faaliyette bu konu çok önemlidir ancak Türk firmaları artık İngiliz firmaları ile ticari ilişkilerinde de muhakkak şartları açık ve net kontrat yapmalıdırlar. Olası bir uyuşmazlık durumunda ICC (International Chamber of Commerce) öncesi çözümler için İngiltere içinde çözüm sunabilecek partner bulmalıdırlar. İngiltere’de hukuki süreçler oldukça maliyetlidirler ve epeyce uzun sürebilirler."


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz